Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

gunluk

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

gunluk tarafından gönderilen her şey

  1. Zamanı çağrışan güzel Sular bıkmaz akmağınan Güzelliğin mi eksilir Bir göz ile bakmağınan... Sevgidir bedene düşer Ataşsız yemek mi pişer Gönül ziyade mi yaşar Gam yükünü çekmeğinen... Dostlar durmaz gel ederler Bir kapıya kul ederler Mutluluğu bal ederler Acı soğan, ekmeğinen... Dumanlı olur yüceler Geçer bu yoldan niceler Güne erişir geceler Bir çırayı yakmağınan... Donatır gönül burcunu Akça sevda güvercini Sevenler vurur harcını Zaman adlı tokmağınan... Göğe ersen bir başına Değmez damla gözyaşına Dönersin mezar taşına Gönül evi yıkmağınan... Düş mü, yalan mı, sahi mi Gönül bir boş sürahi mi Uğru olmaz can tohumu Bir bedene ekmeğinen... Yedi dağın bürümceği Şekle durur bir çiçeği Giyinirsin bin gerçeği Gözün yaşı dökmeğinen... Feyzi Halıcı
  2. YOL

    gunluk gönderdi Feyzi HALICI
    Aşk bahsinde bu muhabbet Yardan gelir, yare gider. Parça parça gelir sevda Gidince yekpare gider. Ateştir, çoğaltan külü, Dalında seyreyle gülü, Has aşığın tevekkülü Yar katına çare gider. Başladı bağın talanı, Seyreyle, elde kalanı. Bu gerçek yolda yalanı Huy edinen nare gider. Hak gerçeği ayan beyan Ey dost, aydınlığa uyan! Varlığı pekçe görmeyen Yokluğa avare gider. Yol gider,adımlar bitmez, Bu hasrete sabır yetmez. Şemsi -mana sır iletmez Ciğer pare pare gider. Güç ister, yanıp pişmeye, Meyve dalından düşmeye.. Aşk seline karışmaya Bir nice biçare gider Feyzi Halıcı
  3. Dünya nasıl dönerse, güneş etrafında Dönüyorum burcunda bir tanem, öyle. Neyse, salkım salkım ışık, neyse söz Örttüm cümle kapıları, tek sen söyle Feyzi Halıcı
  4. Hasretin gönlümde artık bir ateşten perdedir, Görmüyor pek gözlerim ney'ler,kudümler, nerdedir? Çok değil, aşkınla mahzun hem perişan olduğum Aşikar, gönlüm senin varolduğun her yerdedir. Feyzi Halıcı
  5. Ey aşk, mağrur yılların arkasından Gidiyorsun durul durul nereye? İşte, en güzelin alın yazısı Ey gerçeği arayan kul, nereye? Bin tekbirle doğar, gün pencereden Bir sonsuz duada bu can,bu beden. Gelir uğrak uğrak bu yol nereden Gider burcu burcu bu yol, nereye? Bilinmez özlemin ay aydın demi, Vuslat bu bembeyaz dönüşlerde mi? Kaldı arzun yemyeşil düşlerde mi? Ey, sonsuzu çağrışan dil, nereye? Boşanır bir yağmur gibi oluktan, Bu kesilen şey nicedir, soluktan. Bir sevimli, bir yüce yolculuktan Yeni döndün, söyle gönül nereye? En uzağa yakın olmak duygusu, Dökülür kalbe, kubbeler dolusu. Çağıl çağıl ey canda tutuşan su Ey teselli ey tahammül, nereye? Feyzi Halıcı
  6. Beyazitte tütüncü dükkanları Tramvayda dizi dizi kadınlar Günlük endişeler, aşklar, günahlar Tanıyorum hepinizi kadınlar Bir yaşama gücüdür, sabahleyin Ala-canlı fabrika işçileri Dillerinde sırılsıklam türküler Bir demli semaver gibi içleri Yalnızlık, bembeyaz sandalyalarda (Beyim emriniz ne, kahve mi, çay mı?) Kulluk hahvesinde bir deli rüzgar Yeni baştan yola düşmek kolay mı? Günü birliğine açar yapraklar Konar bengi bengi omzuna bir kuş Aşk bu, şeker gibi erimez suda (Haydi Topkapı'ya bir kişi, dolmuş) Tütmek bunca olur burcu burcu hey Avucumda bir güzel iğde dalıydın Giderdim bir ışık gibi ardından Şu mavi takside sen olmalıydın.. Feyzi Halıcı
  7. Yaşamak uğruna bir tanem ne varsa Her şey yüzün suyun hürmetinedir. Şu tablo, şu nehir, şu vişne dalı Her şey yüzün suyu hürmetinedir. Boş yere mi kumruların ötüştüğü, Yıldızların gece yarısı düştüğü. Şu yeşil kubbeleri süsleyen büyü Her şey yüzün suyu hürmetinedir. Şu dağ, beyaz beyaz, su mavi mavi, Aşkın şu bitmek bilmeyen alevi. Yolların sonunda ne varsa uhrevi Her şey yüzün suyu hürmetinedir. Bilinmez, ne sabırsa, işlenen taşa, Yanmak, kanarcasına dolun-ateşe; Hasret, vuslat dedikleri endişe, Her şey yüzün suyu hürmetinedir. Rüzgar gibi, dalgalar gibi, mesela; Bir içli türküyü söyler gibi hala, Şu taptaze sitem,şu tatlı bela, Her şey yüzün suyu hürmetinedir. Muhabbet bahsinde ey en büyük gerçek, Yorgun kanatlara kim yol gösterecek? Konuşan dil, büyüyen renk, açan çiçek Her şey yüzün suyu hürmetinedir. Feyzi Halıcı
  8. Şavkıması sana doğru yolların Sana doğru, denizlerin çağrısı Çiril çiril ötelerde bir güzel Günaydınım, nar çiçeğim, sevgilim... Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim Bu göğüs kim, ya bu gözler, bu saçlar Uzak bir özlemde ayak seslerin Günaydınım, nar çiçeğim, sevgilim... Kırk odanın kırkında da kırk güzel Kırk aynada çengi çengi bir güzel Çağlar ötesinde bir avuç nota Günaydınım, nar çiçeğim, sevgilim... Bu yıldızlar doğan günü çağrışır Bu gündüzler gözlerini çağrışır Ya kimlere verdin avuçlarını Günaydınım, nar çiçeğim, sevgilim... Vurdum tellerine seni sazımın Sende anahtarı, alın yazımın Yağmur yağmur serpti, yalnızlığıma Günaydınım, nar çiçeğim, sevgilim... Feyzi Halıcı
  9. Sıyrılın gündelik düşüncelerden, Şimdi size aşktan bahsedeceğim. Bir arzu var içerimde hafiften, Şimdi size aşktan bahsedeceğim... İlk önce, bir bahar günü farzedin, Ne haliniz varsa yare arzedin. İster gülün, ister itiraz edin Şimdi size aşktan bahsedeceğim... Ya bir dosttan, ya bir arkadaşımdan Belki bir şey geçti kendi başımdan, Farkettiniz elbette, telaşımdan Şimdi size aşktan bahsedeceğim... Günler var, aşkla yüklü olduğumuz, Sevda bahsinde haklı olduğumuz Yetmez mi ağlamaklı olduğumuz? Şimdi size aşktan bahsedeceğim... Yadını duyduğum şey, bütün bir yaz Düşünceler, bulutlar kadar beyaz. Gayri niyet ettim, vazgeçsem olmaz Şimdi size aşktan bahsedeceğim... Küllenmiş bir ateş gibi eskiden Bir beste bilirdim, hasretle biten. Yollara bakınız, uzayıp giden, Şimdi size aşktan bahsedeceğim... Kapanmış sükûta bütün perdeler, O çocukluk günlerim nerdeler? Aşktır, kurşun gibi bağrımı deler, Şimdi size aşktan bahsedeceğim... Feyzi Halıcı
  10. Sensizliği öğrenmek, seninle olsun; Sensizlikte nefes almak zor, Bir gün sensiz olacağımı, Varsaymamdan sonrası yok. Bir öğreti, belki bir bedel, Her neyse adını bulamadığım, Ve her neyse anlatamadığım, Kahredişten sonrası yok. Ağır bir yük, vebal omuzlarımda, Bilebile ladesmiş, neyi düşündüğüm. Yaşadım sankiler, sanmışlarcasına, Mutlak bir gerçeğin sonrası yok. Ne faydaydı gurur ne de faydaydı, Kırılan hem onur, yıkılansa hep ümit, Olmuş olması, olmamış olması, Aşk denen şeyin sonrası yok Kabullenmeyi anlatmak zor, Mantık doğrusu olmayan gönle, Neydi bilmem, o ısrarla, bu acziyet, Kalmanın, gitmekten Yani, ölmekten sonrası yok. İstanbul - 25.12.2006 03:14 Ferhat Şahin
  11. Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, Affet senden habersiz aldığım her nefesten... 1980 Necip Fazıl Kısakürek
  12. Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar? Necip Fazıl Kısakürek
  13. Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı Beyaz dantel yakalı liseli bir kız. Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren Al karanfiller gibiydi aşkımız... Gülünce içimde rengârenk güzel, Güller açılırdı iri. Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah Geceler gibiydi gözleri. Bir mermer çeşmeden akan su gibi, Geçip gidiyordu günlerimiz. Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi Bütün yaratıklardan habersiz. Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük Serçeler gibiydik ikimiz. Gözleri konuşurdu susunca, mahzun: 'Seni seviyorum' derdi. Sevdadan, gurbetten, hasretten yana Sıcak türküler söylerdi... Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz Ürkek halleri vardı. Ayrılık deyince oturup sessiz Çocuklar gibi ağlardı. Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim İçli mektuplar yazdık. Bazen yan yana yürür, beraber otururduk Ama konuşamazdık. Ben görmedim şimdi öyle diyorlar Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş... Unuttum her şeyi diyormuş Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel Sarışın çocukları süslüyormuş. Görsem çocuklarını şimdi diyorum Bakamam yüzlerine çaresiz Bana bakar çocuklar sessiz. Çocukları gözlerinden tanırım Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama Bakamam, utanırım Yavuz Bülent Bakiler
  14. Geceler kurşun gibi iner üstüme birden Hayalin çıkıp gelir uzaklardan karşıma Sonra yüreğimi bir kara sevda tutar Ama sen duymazsın duyduğumu A... Ne bir türkü söylersin gizlice ağlayarak Ne bir akşam içinde bir yara göz göz açar. Ne efkar basar seni akşamları ansızın Ne uykuların kaçar. Konuşsam bir türlü, sussam bir türlü Yıllar yılı yüreğimde büyüyen sırsın Bir sigara dumanına uzanır gibi usulca Dokunsam saçlarına, kırılırsın. Kaçtım şehir şehir çok uzaklara Boşuna gurbet acısı tattım. Oyalandım durdum seni unutmak için Kendimi boşuna aldattım. Anladım faydası yok uzak kalmanın artık Seni kader çizgisiyle alnıma yazan haktır. Unutmak ne mümkün gözlerinin rengini, Seni çılgın gibi sevmek yaşamaktır. Bir serin rüzgarsın yüzüme vuran Yüreğimi yakan bir avuç korsun. Gökler biliyor sevdamı, taş duvarlar biliyor Sen bilmiyorsun. Yavuz Bülent Bakiler
  15. Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor ?Gel? diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor. Bir gün çıkıp gideceksin Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak Cadde cadde,sokak sokak Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar. Saklamak zor olacak,çaresiz kalacağım Seni sevdiğimi anlayacaklar. Üstüme yağmurlar yağacak İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak Kahrolacağım. Bu şiiri yağmur yağarken yazdım Ezanlar okunuyordu minarelerden Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda Sokaklara çıkmayı göze almazdım. Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor "Gel" diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor. Yavuz Bülent Bakiler
  16. Bir garip kimseydin bu şehirde, Sevmezdin her akşam içenleri, Ve kimse bilmezdi o zamanlar Düğüm düğüm aklından geçenleri Bir esmer kız severdin, Şiirler gibi,minyatürler gibi ince. İçin içine sığmazdı,konuşamazdın Çıkıp yanına gelince. Efkarını dağıtmıyor her gece, Ard arda içtiğin sigara Ve başıboş akan ırmaklar gibi, Dalıp dalıp gidiyorsun yollara. Bütün sevdiklerin terkedip gitti, Yapayalnız kaldın artık. Dokunsalar ağlarsın çocuklar gibi, Büyüdü gözlerinde yalnızlık. Biliyorum,böyle değildin önceleri, Türküler söylerdin sıcak. Şimdi bir bekar evin var karanlık Bir odan var ağlayacak. Yavuz Bülent Bakiler
  17. Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Öldür bendeki beni Sonra dirilt kendinle Çarpsam kara sevdayı En azından yüzbinle Nasıl bağlandığımı Anlarsın kemendinle Kaç defa çıkıp gittim Buralardan yeminle Ama her defasında Geri döndüm seninle Hangi düğüm çözülür Nazla, sitemle, kinle Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin Bazen kız kardeşimsin Bazen öp öz annemsin Sultanımsın susunca Konuşunca kölemsin Eksilmeyen çilemsin Orada ufuk çizgim Burda yanım yöremsin Beni ruh gibi saran Sonsuzluk dairemsin Çaresizim çaremsin Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin Yavuz Bülent Bakiler
  18. bana bir umut borcun var belki biliyorsun belki bilmiyorsun ziyan etmiştin ya işte o umut sana dairdi ziyan olmaz sanıyordum aldanmıştım aldatmıştın öyle bir ziyan ettin ki inanamadım bana bir umut borcun var ödemek istersen vicdanın olmalı eğer kaybetmişsen ödeyemezsin böyle borçları ancak vicdan sahipleri öder bana bir umut borcun var vadesi gelmedi deme sakın ödeyeceksen öde artık umutlar gözlerde anlamlı anlamsız bir bakış ellerde bir titreyiş yada terleyiş yüreklerde yaşamanın anlamadır vadeli umut mu olurmuş bana bir umut borcun var kimin ne kadar yaşayacağı belli değil yarın geç olabilir bugün gel umut yarınlara dair olsa da o borcu olmayanlar içindir ödeyeceksen bir daha gülümse bu seferki yalandan olmasın bana bir umut borcun var inkar etmeye kalkma sakın binlerce yıl geçse mezarımın yeri kaybolsa kemiklerim çürüse de elim yakandadır alırım ben senin gibi vicdansız değilim verdiklerimi almasını iyi bilirim Mehmet Yücel
  19. dünyanın yedi harikası bir sevmek iki anlamak üç başarmak dört paylaşmak beş insanca yaşamak altı onurlu olmak yedi haddini bilmek ne taşlar ne tapınaklar ne surlar ne mabetler harikalar insanın yüreğinde beyninde yaşamında farkedebilse anlayabilse beyni yetebilse keşke keşke izin vermesek hayatımızı çalmalarına bizi dolandırmalarına sömürmelerine el ele verebilsek dur diyebilsek karlı çıkmasalar keşke ama nerde harikalarımla başımı aldım gidiyorum yine karnlığı delmekle uğraştım bana senin kurşunun işlemez dedi cehalet yorgunum bitkinim kimsesizim ama yedi harika yeşerttim cılız sevimsiz zemheri yüreğimde Mehmet Yücel
  20. kişi olmaktan çıkarır bir başka şey eder sonra çeker gider yeniden kişi olmak gelir akla ama ne hakla sen ne arıyorsun ne soruyorsun neyin peşindesin ne gezer aşkta kişilik hak yoktur haksızlık var insanı kendinden kovar kaçar gidersin düşlerinin ötesine kulaklar tıkanır mantığın sesine aşkta mantık bitmiş doğru düşünceler çekip gitmiş kendini aşık sanan kişiyi kendisi bile terketmiş yaralıdır ya aşkın kraliçesidir ya da kralıdır kral mı olurmuş kişiliksizsen tam teşekkülü salaksın öyle olamak hoşuna gidiyor bu bile seni mutlu ediyor görüyorsun görmezden geliyorsun bir taraftan da acı acı meliyorsun ne işi var aşkta kişinin kovulmuş ne işi var aşkta kişinin heba olmuş ne işi var aşkta kişinin aşık olmuş meleyerek aşık olunur koyun kuzu gibi buluşunca biter kuralı budur aşkın yoksa nasıl yaşanır bu meret içi dışı farklı olan bir canlıya öylesine tutulmuş öylesine tutulmuş insafsızca sömürülesiye insanlık dışı acımasızca tası tarağı toplayıp gidesice bir başına ıssız bir yerde ölesiye hayata küsmüşlük bitmiş insan figürleri oluşturan tablolar delinmeyen dağların yolunda ölesiye vurasıya vurulasıya kim demiş aşk iki kişiliktir kim demiş tek kişiliktir boş konuşmuşlar aşkta kişi yoktur kişiliksizdir kimliksizdir kimlik kaybolmadan aşık olamazsın aşkta asla kişi bulamazsın didik didik etsen evirsen çevirsen bin ömür versen Mehmet Yücel
  21. Yalnız sen benli güzel Bensiz sen yalnız güzel Yalnız sen kimse ben Ben kimsen kimsem sen Murat Çelik
  22. Bir özlemdir güzel cemalinle tanışmak Bir sıladır sevginle yanıp tutuşmak Muammalı mücadele içindeyken insan Bir zaferdir yaradanla kucaklaşmak. Hep serzeniş içinde umum ahvali beşer Kaybolup gitti gönüllerdeki ummalı düşler Düşünmez ki geleceğinde kim neyi bekler O zaman halini anlayacaktır matem-i mahşer. Bir kez oturup düşün halini ey ins-ül alem Yaradana sığın, yarana o olur ancak merhem Mal geçici, mülk geçici, şan ve şöhret geçici ise Dünya kimseye kalmamış sana da kalmayacaksa madem. Erdem Yılmaz
  23. Aşkı tarife ne hacet aşk yazısı Üşüyen bir ruh ve kanayan bir yürek Düşlerin ardında kalan yastıktaki gözyaşı Severken vazgeçmek cinayet demek Erdem Yılmaz
  24. Yazdığım hiç bi şiiri ezberlemiyorum. Her okuyusumda seni bir daha hatırlamak için her hatırladığımda daha cok seviyorum seni Yaktığım her sigarada sen varsın... Baktığım her yerdesin,sanki içimdemisin nesin... Sanki sen olmasan, ne bu kadar dertli olacak bu türküler Nede Ahmed ARİF 'in cıgarası karanfil kokacak... Her yol sanamı çıkıyo yine, yoksa benmi sana çıkan yollardayım Bilemedim ki bebek kokuslum bilemedim.... Sensiz tek yapabildiğim şey özlemek Eylemsiz fikirler,fikirsiz eylmeler de oluyo arada bir Ama kar etmiyo soyka gönlüme İnadını sev diyor sanki,sanki senin yerinede seviyorum, Hem seni hem kendimi..... Burhan Kaynar
  25. Sen ürkek bir kuş gibisin kanadına sevda yeli değmemiş Öylesine saf öylesine temiz... Uğruna ölümlere gidip gelinecek ama yanına gidilemiyecek kadar yakın. Yanından uzaklasılamıyacak kadar sevgi dolu.... Burhan Kaynar