Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

gunluk

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

gunluk tarafından gönderilen her şey

  1. Yaşamak bir defa, ölmek bir defa, Bile bile neden çekilir cefa, Sürmek varken bilmem zevk ile sefa, Neden hala hüzün gönlü yaralım… Artık yalanı bil doğruyu tanı, Yaşananı unut saymada anı, Bak geldi geçiyor aşkın zamanı, Sevmek hiç zor değil bahtı karalım… Tren gelir geçer bazen hoş gelir, Bazen hüzne gider ama boş gelir, Düşünüp atla bak sonra taş gelir, Kır zinciri aç kalbini maralım… Tut kolundan sımsıkı sar sarmala, Aşk treni göründü bak yakala, Sil maziyi fırlat at bir kenara, Gel yeni bir aşka sayfa açalım… Ali Aksoy
  2. Sevilmek zordur derler bana aşktan bir söz et, Yoksa bilmiyor muyum bana sen aşkı öğret, Tükenmeden ümidim, Yok olmadan hevesim, Bir kez de sen güzelim, Bana sen aşkı öğret. Bitkin ve çok mutsuzum, Gecemde uykusuzum, Sevip sevilmek arzum, Bana sen aşkı öğret. Beklide bu son şansım, Kalan son umutlarım, Diye kalbimi açtım, Bana sen aşkı öğret. Öğret gülsün gözlerim değişsin tüm hislerim, Bir tek seni isterim bana sen aşkı öğret. Tükenmeden ümidim, Yok olmadan hevesim, Bir kez de sen güzelim, Bana sen aşkı öğret. Bitkin ve çok mutsuzum, Gecemde uykusuzum, Sevip sevilmek arzum, Bana sen aşkı öğret. Beklide bu son şansım, Kalan son umutlarım, Diye kalbimi açtım, Bana sen aşkı öğret. Öğret gülsün gözlerim değişsin tüm hislerim, Bir tek seni isterim bana sen aşkı öğret. Ali Aksoy
  3. gunluk gönderdi Ali AKSOY
    Hayret! Ben seni nasıl yanlış tanımışım O tatlı, güzel sözlerin sahteliğine, O yalancı gülüşlerin kahpeliğine Acaba ben nasıl aldanmışım. Nasılda her şeyi bir anda silip attın Taş kalbin olsa da buna dayanamaz Çatlar…Paramparça olur. Onca yaşananlar, Onca paylaşılanlar Hepsi yalan olamaz Hepsi bir çırpıda bir kenara atılamaz. Sevmek… Sevdiğine bağlanmak Senin kitabında yazmasa da Sonuçta seninde kalbin var. Bir kalp ne kadar kararmış, Ne kadar kötülük dolu olsa da Yaşananların silinmeyen izleri kalır. Ama sen her şeye, Tüm yaşananlara inat Hem yaşananları yaşanmamış sayıyor, Hem de anıları silip atıyorsun. Yoksa sen bunları hep yapıyor, Tarif imkansız zevkler mi alıyorsun? Senin bu yaptığın Kalleşliğin daniskası. Bir insan ancak Bu kadar sırtından vurulur. Ama sen… Bununla da kalmayıp Sanki zevk alıyor gibisin. Söyle: Bir insanı sırtından vurmanın zevk neresinde? Bir tek zil takıp oynamadığın kaldı Bari onu da yap. İnan… Biri çıkıpta ihanete adres sorsa Seni göstereceğim, seni… İnan ihanete şifre koysalar bile İsmini yazacağım Ve de şifre çözülecek biliyorum. Çünkü sen olmadık yerde En gerekli olduğun zamanda Kapımı çalıyor ve Seni unutmamı, Kalbimden söküp atmamı söylüyorsun. Ve bunları söylerken de Ne bir utanç belirtisi var Nede bir damla gözyaşı döküyorsun Ve en sonunda da Utanmadan gülümsüyorsun. Hadi sen unuttun Hadi sen taş kalplisin Be vefasız… Be insafsız… Be kalleş… Benim ne senin gibi taş kalbim, Nede yalandan beslediğim hislerim var. Var sen git, Var sen unut. Ama ben… Senin unut demene inat Seni unutmayacağım. Sakın ha… Bu yara beni öldürür sanma Öldürmez… Boş sanma beni… Boş sanma ben ne aşk yarası sardım Yıkamazsın da… Ben neler çektim yıkılmadım. Git hadi… Git. Ardına bile bakma Bu aşkın cezasını sen bana kestin Ama ben yıkılmadım. Sana kesilecek cezayı İnşallah ben görmem. Sen benim cezama şahit olsan da Ben seninkine şahit olmak istemem. Çünkü ben, Hak etmediğimi buldum. Sense Hak ettiğini bulursun Amma yarın Amma öbür gün. Kaçamazsın. Çünkü… Eden bulur derler ya Sende bulacaksın. Dua ette faiziyle bulmayasın Alçak… Ali Aksoy
  4. Seni sevmekten başka, Hiçbir şey düşünmedim. Bir gün bile yarına, Şüphe ile girmedim... Sevginin esiriyim, Kopamam yeminliyim. Tanımam senden başka, Yar ben sana deliyim... Değişmem kimselere, Boğsalar servetlere, Sen yoksan hayallere, Hiç dalmak ister miyim... Bir ışık görmeliyim, Umut hissetmeliyim, Sevdim mi ben yürekten, Gönülden sevmeliyim... Bazen dediler sefil, Bazen aradan çekil, Deli divane değil, Aşkına serseriyim... Seninle gülmeliyim, Seni düşünmeliyim, Sadece bir tek sana, Kalbimi vermeliyim... Ali Aksoy
  5. Sevmek tarifsiz bir duygudur canım, Fıkır, fıkır kaynar durulmaz kanım, Ben anladım sende anla ki aşkım, Aşkımız ölene kadar sürecek… İnsan bu hayatta başka ne ister, Umut besler, sevgi düşler, gülümser, Hiç gerek yok düşünmeye kötümser, Her dert bir gün mutlulukla bitecek… Güzel konuş, iyi düşün, candan sev, Başka hisset, seçici ol, farklı sev, Hasreti çek, umudu ek, zorlu sev, Aşk o zaman farkını gösterecek… Seviyorsan eşsiz olmalı sevgin, Dengini bul sonra açılsın kalbin, Mutluluğun kapısından bir girin, Gör bak o aşk nerelere gidecek… Coşkun bir aşk deryasına dalarsın, Şaşıp kalır sevincinden ağlarsın, Anlatılmaz duygularla yaşarsın, Başka olur gönülden candan sevmek… Ali Aksoy
  6. Aşk dalında bir çiçektir, Sulamazsan solabilir. Senin olan korundukça, Yine senin kalabilir… Emeksiz hiç yemek olmaz, Eden bulur ödül bulmaz, Bu dünya kimseye kalmaz, Her an her şey olabilir… Umut eken sevgi biçer, Hüzün eken keder seçer, An gelir kendinden geçer, Saç baş bile yolabilir… Su gibi ak kalp taşıyan, Dertsiz dünyada yaşayan, Seller olupta çağlayan, Sevdalara dalabilir… Uzun ince gider yollar, Türlü türlü son bulurlar, Doğru yerde arayanlar, Gerçek aşkı bulabilirler… Altınmısın, bakırmısın, Değerini taşırmısın, Sürprizlere hazırmısın, Kapın birden çalabilir… İçin dışın aynı çalsın, Senin olan senin kalsın, Ağzı şeker dili balsın, Gönlün huzur dolabilir. Şans kapını çalabilir… Ali Aksoy
  7. Hoş geldin kadınım benim hoş geldin yorulmuşsundur; nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş leğenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam. Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam... Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
  8. gunluk gönderdi Can YÜCEL
    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de .......... .......... Can Yücel
  9. Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kâr sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. .......... .......... Can Yücel
  10. ah gurbet zalim gurbet ağlatırsın adamı gözümde yaş kalmadı bıraksana yakamı vay seni cerrahpaşa içmem suyundan içmem bir dahaki seneye yolcuda gelup geçmem yaş akar gözüm sızlar ne kalur gerisine herkesun bir dersi var durur içerisinde inanduk doktorlara öyle böyle dediler ayrılık defterini elimize verdiler doktorlarda ne bilir ciğerun acisini cerrahpaşa'ya koydum canumun yarisini yaş akar gözüm sızlar ne kalur gerisine herkesun bir derdi var durur içerisinde söz müzik anonim
  11. Deniz kıyısında bir martıyla konuşurken görüyormuş dostlarım beni sürekli, Bir kaptanım çünkü, kağıt gemilerden emekli Gülemedim ki hiç hasta yatağının başında Haberi bu yüzden yoktur annemin sol yanağımdaki gamzeden Komidinin stündeki ilaçların sayıları arttıkça Kutularından yaptığım gökdelenin uzamasına seviniyorum Ve bilmezdim Annemin yaşantısındaki renkliliğin Yalnızca raflara dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu Bilerek mi yanına almadın giderken Başının yastıkta bıraktığı çukuru Güveniyordum oysa ben sevgimize Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar Beni senin gibi bir de annem terketmişti Ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur Sıralanmış saksılar vardı limana bakan penceremizin önünde Ve çiçekler arkasında ekmek kırıntıları serpen martı yüzlü bir anne Terasta toplanan kadınlar limandaki beyaz geminin ışıkları yanınca Dedikodusunu yapmayı unuturlardı Tam o saatte sokaktan geçen yazlık sinemadaki biletçi kızın Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan uslu bir çocuk gibidir Limandaki deniz Ama sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden Hiç bir bardakta dudak payı bırakmadınız bana Bir kaşık sesini bile çok gördünüz şekersiz içerek çaylarınızı İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine Kendi başıma zor sığıyorum bugün Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne? Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim Ne de iyileştirebildim bir yaramı Ama karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna Bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna Büyüklerle ben yapamıyorum Çocuklar da almıyor beni oyunlarına Devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim Açılamıyorum sana Kardeşiyle sokaklarda hep bir örnek giydirilen Sen nasıl sevmezsin eşitliği Yürürken düşen çoraplarınıaynı hizaya getirmek için Annen değilmiydi önünde diz çöken Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp Harçlığımı atardım Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım...
  12. Sevgilim Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil Bütün iş bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte Yani yürekte, yürekte Mesela bir barikatta dövüşerek Mesela kuzey kutbunu keşfe giderken Mesela denerken damarlarında bir serumu Ölmek ayıp olur mu Olmaz Sevgilim Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil Bütün iş bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte Yani yürekte, yürekte sevgilim yürekte.. Seversin dünyayı doludizgin Ama o bunun farkında değildir Ayrılmak istemezsin ondan Ama o senden ayrılacak Yani sen elmayı seviyorsun diye Elmanın seni sevmesi şart mı, Değil... Tahir i Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil Bütün iş bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte Yani yürekte, yürekte gülüm yürekte yürekte Hoşgeldin kadınım Hoşgeldin kadınım Yorulmuşsundur Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını Ne gül suyu ne gümüş leğenim var Susamışsındır sevgilim Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim Acıkmışsındır Sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam Memleket gibi esir ve yoksuldur odam Hoşgeldin kadınım, kadınım hoşgeldin Hoşgeldin gülüm Ayağını bastın odama Kırk yıllık beton çayır çimen şimdi... Kurban olduğum güldün Güldün Güller açıldı penceremin demirlerinde Ağladın Avuçlarıma döküldü inciler Gönlüm gibi zengin Hürriyet gibi aydınlık oldu odam Hoşgeldin kadınım Hoşgeldin kadınım Hoşgeldin kadınım Hoşgeldin sevgilim Hoşgeldin...
  13. Gülüm bu gece birden bire yüreğimde sıcak bir mermi gibi hissettim yokluğunu. Bu gece yaz havası gibi etimdesin. Dişlerinle ısırdığın kızılcığa doyamadığım,karabardos sesi geliyor dere boylarından. Bu gece ayrılığımızın bin kere bininci gecesi galiba Tütün gibi tükendi zaman Oysa ben seni erken yaşayıp hiç kaybetmemek için,taze,hudutsuz,sevdim. Yüreğimin yenilmez aşk tanrıcası Galiba bu gece yazık ve özlemlerin gecesi İnsanlar kapı önlerinde ki ayakkabılarını içeriye almayı öğrendiği tarihlerde Biz Bolivya Dağlarında dolaşıyorduk Minik ellerin avuçlarımda,sonsuz ufuklarda ki insanlığa,hürrüyet kadar sevdiğimiz İnsanlara doğru Galiba bu gece ölümsüzlüğün gecesi Bu gece çık Boztepe'ye gülüm seyredeyim seni tepeden tırnağa Sağ taraftan Değirmen Dere'nin kurak kalçalı bir kız gibi denize katılışını seyret, Seni hissettim. Sol taraftan Akçaabat'ın tütün kokusunu çek ciğerlerine, Seni imrendim. Hiç bir şey yapmıyorsan gülüm güneşin Boztepe eteklerinde yayılışını seyret, seni kıskandım. Bense Bolaman virajlarında uzun saçlarının yerinde çay içmekteyim. Az kaldı düşerim o sahillere Yelkenleri rüzgariçmiş Süremene takası gibi sarhoş,açık denizlerinden. Seni özledim. Ağzımda yarım kalmış bir öpüşme gibi Sadık Gazioğlu hocamızın bize söylediği Türkiye sana geliyorum; "ben bu kadar içmezdum derdumden içeyirum ağlayın beni kızlar yandum da tüteyirum" Gerisini sorma,o günlerden belleğimde bir tek sen kaldın lekesiz (bembeyaz) ve tertemiz gerisini unuttum. Daha sonraları ise ayrı düşmeyi ve sesini duyup gece yatağımdan fırlamayı öğrendim. Sen benim korkum,yutkunuşum uyanışlarımın en güzelisin. Sen benim,insanlığın bütün zaman ve mekanlarda peşinden koşup da bilemediği bildiğimsin. Galiba,galiba bu gece yağmurda gökkuşağı misali gülerken ağlamanın zamanı...
  14. Doğurdun beni hacel arada kör karanlık bir gecede On altı yaşında beni İstanbul a saldın anacım Ama inan göbeğimi kopartığında; Bu kadar canım yanmamıştı Belki bu yüzden bu yüzden anacığım yüzüm gözüm kırık dolaşırım hala Avuçlar dolusu ağladım yalnızlığımda pek belli etmeden Ama en çok babam buzağımı kestiğinde ağlamıştım Şimdi bunlar nerden çıktı deme bana hep konuşmak istemişimdir yıllar yılı Ama olmadı Beklide kalabalık sülale olmanın bedeli Bir sofrada kahvaltıya doyamadım anacığım bırakta konuşayım Beklide ölesim gelmiş kim bilir bırakta ağlayayım Buralarda insanlar araba ve elbise markalarını ezberlerler Bense ayrılıkları Bazıları yazlıklara gitmeye özler Bense gübre kokulu anneme kavuşmayı özlerim Kendimi kızılağaçlar arasında kaybediyorum zaman zaman Başıma bastığın toprağın kokusu vuruyor anam anacığım Anacığım bilirsin üniversiteyi Almanya da ki eniştemin parasıyla bitirdim Düzensiz harcamalarımı da bilirsin aç kaldım zaman zaman Ama onursuz hiçbir zaman Hiçbir zaman da gücenmedim yedi bölgeli ülkeme Çok küfür ettim onursuzlara vazgeçmem derdim Düşüncelerimden dolayı çok uğraştılar benimle Kökü toprakta karayemiş fidanı gibi direndim dimdik onurla İki kez silahlı saldırıya uğradım ağustos ayında ise ekinler sararırken doğduğum şehirde uyandım Beş yaşındayken âşık oldum lisedeyse öğretmenime ablamın ve senin müdahalene karşı Velhasıl çok sevdim kadınları anacım aldattıklarımda oldu aldatıldığım da ama asla konuşmadım arkalarından Hele sana lacivert gözlü torun veremedim ya ben yine hayırsız oğlunum senin Kimsenin önünde eğilmedi bu asi başım Bize ilkokulda öğretti öğretmenlerimiz Celal Bahçekapılı Nuri Gazioğlu ve Orhan Yavuz İleriyi görmek için başımızı hep dik tutmayı onlardan öğrendik Bu yüzden anacığım işte bu yüzden güneşin bile üzerine yürüdüm gölgemi geçmek için İyide oldu uzakta kırılan söğüt dalını gördüm acısını da Mısır püskülünü rüzgârda salınmasını seyrettim bahtiyarlığını da Karşı yamaçtaki evde doğum sancısından ve de fakirlikten tahtayı ısıran kadının acısını duydum yüreğim derinlemesinden orta yerinden yarılarak Şimdi gelelim sana beni iyi dinle koca çınarım Kemal Dursun ve Rüştü Er iyi doktordur ilaçlarını bir defa olsun saatinde al be anacım Öyle kolay pes etmek yok yaşamakta direneceğiz ve kahretsin ki buda bizim elimizde olan bişey anacığım Duyduğuma göre abimin resmini ahırda inekle buzağının arasına asmışsın benim koca anacığım millet senin kara bıyıklı oğluna sevdanı bilemez gülecekler sana Mektubumdaki üzünçlerimden babama bahsetme beni kırsada yıkamaz bu kirli şehir hem kolay okuyasın diye büyük harflerle yazdım kolayına gelipte ablama okutma cumhuriyet kadını evet anam yine kirpiklerim tuzlandı yine galiba şimdilik bu kadar Seni ilkbaharda patlayan tohumun hışırtısı kadar masum öpüyorum ve seni kardelen çiçeğinin özlemiyle kucaklıyorum Biliyorum bu son sözlerden bir şey anlamadın ve beni sövdürmeye başlıyorsun O zaman al sana al sana anderin mastisi seni çok seveyirum hayırsız oğlun
  15. Kırçiçeklerimsin benim,bir o kadar vahşi, Bir o kadar kırılgan, Nazlı çiçeğimsin benim, Bazen bir papatyasın,saf bembeyaz,Bazen buruk bir menekşe,buğulu gözlerin, Bazen bir gelinciksin, Narin,kırılgan ürkek, Bazen bir demet kır çiçeğimsin, Hepsini içinde barındıran, Yaşama umudum,herşeyimsin benim? Canımsın,daha ötesi var mı? Biricik bebeğimsin. Nuran Ayan
  16. Ruhumda esmeye başlayan rüzgarlar, Yılların biriktirdiği,canımı acıtan Ufak deyip önemsemediğim ne varsa Götürecek gibi, Buruk duygularımı,kırılganlıklarımı, Çığ gibi büyüyen,umutlarım Uçuverecek gibi, Yeni bir sayfada,bembeyaz güvercin Kanatlarıyla umudu yazacak gibi, Herşeye rağmen ruhlara,barış gelecek gibi, İşte o an bendeki bu kalp çarpacak gibi, Güvensiz duygularım, Kırılmaktan korktuğum için sevemediğim Herkesi sevecek gibi? Bedeli ne olursa olsun bu rüzgar esecek şimdi? Herşeye rağmen,ruhlara barış gelecek gibi? Nuran Ayan
  17. Bir çift kalp söyledi şarkıları ilkin çölde Ve uzadıkça uzadı geceler Hâlâ bitmedi Bana adanmış bir örtüdür gökyüzü Düşen gölgelerse aşkın fenaya yansıması Tut ki Tutamadın şarkıların kanadından Kırıldı aşka düşerken billur kalbin Ve öylece kalakaldın Aşk içre Aşk içre Aşk içre Hazırlıksız ve biteviye Üç elif miktarı Tut ki verdim ellerine kalbini Yetim kalmaz mı çölün şarkıları Hangi gölge barındırır seni yeryüzünde Aşk denli koruyucu tutkun ve yakıcı Tut ki Hiç yazılmadı bu şiir ve okumadın Nasıl tanırsın o vahâyı ay ışığında İstanbul Bir Nokta Dergisi
  18. Çocukluk mevsimi ne çabuk geçti, Hayaller güzeldi, düşler güzeldi? Annelerin yüzü daha güleçti, Baharlar güzeldi, kışlar güzeldi? Bulutlar üstüne ne düşler kurdum, Sapanla devleri gözünden vurdum, Gece Kaf Dağı?na çıkıp oturdum, Zümrüt Anka denen kuşlar güzeldi? Bir çağı yürürdüm iki adımla, Kişnerdi dal atım bağladığımda, Kaybolan bilyeme ağladığımda, Gözümden süzülen yaşlar güzeldi. Bülent Özcan
  19. Güzel yüzünü her görüşümde kalbim titrer Mutluluk aşk sadece iki kişi ister Hayat o kadar kısa ki her ölüm erken Son anıma kadar ölüme kadar sevileceksin sen Her insana güvenme insanlar riya yüklü Bir ömre sığmaz aşkın her türlüsü Sende sana olan aşkıma karşılık var mı İnsanların tümü zarar verse sadece ben olurum gör yanında seni seven canı Cemil Yılmaz Tümen
  20. Aşkın kelime anlamı bende senle başladı İnanmayan bir kalbin vardı ve ömrümce uğraşmam gerekse de benim sevdiğim olacaksın mevlam yazımı seninle yazdı İhaneti benden bekleme yok, sana kötü düşünmem asla sevdiğimsin bana özel ve değerli Kimleri gördü yüreğim kimler gitti aşk yolundan ihanet yoluna düşen çok ne yazık değil mi Yalanı bana yakıştırma senden zaten beklemem yalan riya senin gönlünde yer etmez bilirim Tek korkum var o da ölüm ondan da korkmam ama ayrılmak olunca senden ne diyebilirim Mevlam bize güzel yazgı yazsın ikimiz iki alemde de bir olarak gezinelim İnsanlar kıskanmakta haklılar beni ve seni yalan söyler dilleri çekemezler yürekle seveni Ben gözümle görsem inanamam ihanet yada başka erkekle seni Sende benden şüphe etme senden başkasıyla olacağıma toprak olsun bedenimle yüreğim kahrolsun ruhum affetmez Allah beni Cemil Yılmaz Tümen
  21. hani gidiyorsun ya, her şey donuyor aniden üşüyor yüreğim ellerim buz ama, sana KIŞ?sın diyemem.. hani, bir ses,bir nefes bekliyorum ne ses,ne nefes gelmiyor ya senden dökülüyor yüreğimin yaprakları ama, sana SONBAHAR?sın da diyemem.. hani, geliyorsun ya habersiz,aniden açıyor ruhumun çiçekleri gökkuşağı geçiyor üzerimden ama, sana İLKBAHAR?sin da diyemem.. hani, aşkın alevi sarıyor ya yanıyor yüreğim titriyor bedenim,nöbetlerdeyken ama, sana YAZ?sın da diyemem.. sen benim bilmediğim görmediğim tatmadığım hiç yaşamadığım beşinci MEVSİM?sin.. Ve? Çaren yok.. Bir gün mutlaka geleceksin? Saniye Erol
  22. Affan Dede?ye para saydım, Sattı bana çocukluğumu. Artık ne yaşım var, ne adım; Bilmiyorum kim olduğumu. Hiçbir şey sorulmasın benden; Haberim yok olan bitenden. Bu bahar havası, bu bahçe; Havuzda su şırıl şırıldır. Uçurtmam bulutlardan yüce, Zıpzıplarım pırıl pırıldır. Ne güzel dönüyor çemberim; Hiç bitmese horoz şekerim! Cahit Sıtkı Tarancı
  23. Ne tuhaf Ne tuhaf ömrümün sonuna kadar Kelimelerle yaşamam. Ağaçtan çok ağaç sözünü Denizden çok deniz sözünü Sevmem. Hâlbuki bir sabah erken uyanınca Balkona çıkmak da güzel. Sabahattin Kudret
  24. Seni özlemek geldi içimden Çocukluğumu özler gibi Babamın eve gelişini gözler gibi Sobanın üzerinde kızarmış ekmek Çaydanlıkta tıkırdayan çay İçmek geldi seni içimden Oh çekerek yudum yudum Ağlamak geldi içimden Hüngür hıçkırık çocukça Hiç neden olmasa bile Türlü kaprisler yaparak sana? Karanlıktan korktum da yine Yatağında uyumak istedim Sokulup kedi gibi koynuna Sıcaklığını duymak istedim Haydi evcilik oyna benimle Çamurdan köfteler yap bana Bu yaramaz bebeğine Ninniler söyle dizinde Haydi çocuk gibi davran bana Hiç olmadığım kadar çocukça Çocukluğuma ver bütün bunları Farzet ki - Çocukça aşık olmak geldi içimden? Gürcan Günay
  25. Ve en çok seni özledim ben. Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni. Her teyzeyi annen gibi sevmeni. Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni. Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu. Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği. Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı. Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı. Seni bir kez daha görmek isterdim? Hiç konuşmadan.. Kısa pantolonlu siyah beyaz halini.. Bir lokma boyunu.. Diz çöküp yere sımsıkı? ama çok sıkı Sarılmak sana.. Gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi Sana kim olduğumu söylemeden? arkama bakmadan Ağladığımı sana göstermeden Seni çok özledim Ama çok özledim ÇOCUKLUĞUM! ! ! CmYlmz