Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

gunluk

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

gunluk tarafından gönderilen her şey

  1. Seni düşündükçe herkesi seviyorum Bütün öykülerin hayal kahramanı benim Kimse üzemez artık beni Hele gülüşün aklımdayken Yağmur bile yağsa... Yüzümü yıkarım hüzünle... Ceyhun Yılmaz
  2. kaç sabahtır geceye uyanıorum noldu güneşe aynalarda yokum dumanı tüten çay bardaklarına dokunuorum elimi ısıtmıyor ağlayınca farkettim gözyaşlarım yanaklarımı ıslatmıyor yüreğimde bir ağrı bir tek onu hissediorum hissedince anlıorum keşke feda edebilseydim sana sımsıkı sarılıp güzel saçlarını koklayıp gitseydim ölmüşüm ben bebeğim ölmüş herkesin korktuğu gün bana bugünmüş. Ceyhun Yılmaz
  3. Senli cümlelerin sonunu getiremiyorum İçinde olduğun her gülümseme virgül olsun Kimse noktalamasın seni Sesini duymak için nefes almadan koşuyorum Ve çaresizim İsmin baş harfi gibi 4 yönü olan bir yoldayım Ne halt edicem bilemiyorum Ceyhun Yılmaz
  4. Gitmek kadar kolay gelebilir ayrılık sana Bir gece uyanınca bir gece yarısı uyanıpta Yüreğine bakınca anlarsın Gözlerin karanlığı seçer ağlarsın Bütün çekmecelere bakıp bulamazsın Bulamazda hüngür hüngür ağlayıp yokluğu anlarsın Sevinciyle uyandığım, sabahlara kadar ağladığım Bir gülüşüne çiçekler açtığım Sebebim, sevincim, herşeyim nerdesin Güneşlerim battı, şiirlerim bitti nerdesin Ceyhun Yılmaz
  5. Madem bu kadar büyük aşkımın bile sende sonu var Var ki çekip gittin Ayrılığın, hüznün niye sonu yok? Nefret oldun bende gide gide Ne vardı diyorum ne vardı Geceme gelsen, ay utansa sevincimden Yıldızlar kıskansa neşemi Bir gülüşüne ölecek kadar sevsem Ne vardı... Ve gecenin bir yarısı Duymak istemediğim sesin acıttı içimi Yaktım bir bir yalandan güldüğün Bütün resimlerini... Ceyhun Yılmaz
  6. Gittiğine inanmak istemezki gözlerim Mademki gitmedin ne bu gözyaşları derse biri ne cevap veriririm Dudaklarımı ıslatan yağmur bir daha yağsa nasıl yalnız ıslanırım Giderken hiç düşünmedin mi? Sabah odama gelse güneş sensiz nasıl uyanırım Hep korktuğumuz ölüm hani ikimizi birden götürecekti Şimdi gelse tutsa kolumdan ben nasıl giderim...! ! ! Ceyhun Yılmaz
  7. adımın bazı kağıtlarda adının altına yazılması bile artık beni mutlu ediyorsa bu benim utancım değil Ceyhun Yılmaz
  8. sevemedim pazar günlerini... ya okulu düşündüm ya da babamın şehir dışı kamyon şoförlüğünü hiç bir şey sevdiremedi pazarı bana bilsem bir pazar günü geleceksin ıslatacaksın dudaklarımı sevmez miydim canım pazarları tam özür dileyecektim sevmediğim tüm pazarlardan..gittin.... eski pazarlarımı bile özlettin! Ceyhun Yılmaz
  9. Birgün sende anlayacaksın.. Kalabalıklardan kaçıp, Dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın! İşte o an özleyeceksin.. Eski sevgilini değil, Pili bitmiş oyuncak ayını.. Yanından ayırmadığın saflığını.. Sen de birgün anlayacaksın Dizlerini karnına kadar çekip, Çocukluğuna ağlayacaksın.. O küçük kız çocuğu değilsin artık.. Tel sarar kızıma tel sarar diyen babana Benzemeyecek bazı erkeklerin gözleri Ve özleyeceksin kendini O küçük kız çocuğu değilsin artık.. Ama birgün sende anlayacaksın Kenarları dantelli elbisesiyle Saçlarını özene bezene Yanlara ördüğün bez bebeğini Nereye koyduğunu Hatırlaman gerektiğini.. Ceyhun Yılmaz
  10. Karanlık yolların hep ışıksız olduğunu söylemediler bana ben küçükken söyleselerdi büyümezdim zaten! .. Ceyhun Yılmaz
  11. İlk defa ayağıma kadar geldin Daha önce ağlarken görmemiştim seni Başucumda durdun, Özlediğini söyledin, cevap veremedim Bıraktığın gülleri koklayamadım Ve sen giderken ayağa kalkıp Yolcu edemedim... Kusura bakma! ... Dün gece ölmüştüm. Ceyhun Yılmaz
  12. Sana şiirlerimi duyanlar Kitap yap diyor Olur mu hiç Ben seni herkeslerden saklarken sen seni.. bir kitapçıda görsen..hem de bir sürü kitabın arasında Kahrolmaz mıyım ben... Ceyhun Yılmaz
  13. kimseye soramıyorum seni! kirlenme diye hiç öpmedim ya... belki başkasını seversin diye, hiç söylemedim sana sevdiğimi. bilmiyorsun, boğazımda düğümsün! yutkunsam gideceksin, yutkunmasam... ölürüm...! Ceyhun Yılmaz
  14. Ben diye bir gece yokken Olmayan yıldızların ışığı gözlerini yakacak Ağlamalarım gelecek aklına Durup dururken sigaran sönecek Söylemediklerin dudaklarını ıslatacak Taa gözlerinden... Kıyamazsın sen bana bilirim Kıyamazsın sen bana BİLİYORUM BU GECE BENİ DÜŞÜNECEKSİN! .. Ceyhun Yılmaz
  15. korkma artık küçük çocuk kimse üzemez seni sen hüznü öpmedikçe kimse gelemez sana sen birilerinden gitmedikçe korkma artık küçük çocuk büyümezsin zannederdin bak büyüdün işte Ceyhun Yılmaz
  16. Bir minicik sokak kedisi karşıladı beni Ezelden beri ıslak sokakta Direnmeyelim dedim bu hayata Dur dedi usta Karnım çok aç Biraz daha sonra ölelim... Ceyhun Yılmaz
  17. Bir elde Kuran, bir elde silah Gökler inliyor; Ya Allah, Bismillah Çanakkale geçilmez yemin billah Onlar Atatürk'e nefer oldular Kimi topçu, kimi okçu, süngücü Ne ayrılıkçı var, ne de bölücü Tek yürek yapmıştı o iman gücü Onlar siperlere şevkle doldular Cephelerde Allah Allah dediler Göğsünden binlerce kurşun yediler Elbise yerine kefen giydiler Onlar şehadeti böyle buldular İki yol var; ya istiklal, ya ölüm Ay yıldızlı bayrak oldu kan gölüm Tarihe yazıldı şanlı bir bölüm Onlar kurtuluşu canla sundular İstanbul - 1995 A. Ali Uçtumoğlu
  18. Allah Allah nidalarıyla patladı toplar Gümbür gümbür; Zehir oluyor onlara bu yollar Yer gök karışmış sanki kıyamet Gözyaşlarında kalır Vuslat dolu azamet Çanakkale geçilmez der tüm gönüller Anlamaz bu nidayı o yabancı eller Yer gök karışmış Üstüme üstüme gelir düşman Savaşırız amansızca Düşmana vermeyiz ferman Gözlerimden yaşlar dökülür Mehmetciğin; Kanının son damlasına kadar Savaşacaktır kardeşliğin Namahrem ele sürdürmeyecektir Namusunu Allah Allah nidalarıyla Çevirir topun namlusunu Ölse de vermez Canı pahasına bu vatanı Anlar o zaman Vatanında kefensiz yatanı Taş, toprak, vatan, millet Bizimdir ,bizim kalacak illelebet. Bilecik - 18.08.2004 Selim Özşahin
  19. Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı" Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Osrtralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela... Hani tauna da zuldür bu rezil istila... Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrarı! hayasızcasına, Maske yırtılmasa halâ bize affetti o yüz... Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab. Öteden saikalar parçalıyor afakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller, Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyare. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram? Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam. Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer; Bu göğüslerse Huda'nın ebedi serhaddi; "O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme" dedi. Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab... Seni ancak ebediyetler eder istiab. "Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına; Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle; Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Akif Ersoy
  20. İşim çok zor benim Yüreğimin işi yalnızlık caddesi Elim yüzüm kir pas değil ki Sevdanla kirli İşim çok zor benim Her sabah erkenden kalkıp Seni seviyorum
  21. Sensiz olduğu her halinden belli İstanbul'un Herhangi bir sokağında ağladım bu sabah. Doğsun mu doğmasın mı sürencemede güneş? .. Ve sırtında küfe ile ayva satıyor Bir yaşlı adam, Hiç düşünmeden... Kimsesizliği ağlamalarından belli bir çocuk Adeta kendi kendine doğmuş Bugün İstanbul...
  22. nerede yanlızlık görsem ucundan alırım bir parça sahibine ağır gelmesin diye..
  23. Söylediler Gelmedi dediler inanmadım Beni en çok o severdi dedim. İnanmadılar.. Arkamdan gülermişsin hep, inanmadım Bakın dudagımda izi var dedim Göremediler Bi de ben baktım Ben de göremedim Yani sen gerçekten sevmemiş miydin Yani ben bosuna mı aglamadım hiç Hiç ölmedin mi sen bana O zaman tutmayın beni Sakın tutmayın Bırakın, öpsün yanaklarım topragı? Ceyhun Yılmaz
  24. Karanlık yolların hep ışıksız olduğunu söylemediler bana Bir gün biter sandım gönül yaşları, BİTMEDİ.. Yokluğunun bulutları içimde, GİTMEDİ! Her sabaha karşı ben durdum ben Beceremedim..tutamadım güneşleri Hep doğdu üstüme Dert kurdu derdime Titredi ellerim.. Üşüdüm..ısıtan yok İLACI YOK Kİ YOKLUĞUNUN HÜKMÜ OLSUN Boynumda asılı utancım, başımı kaldıramıyorum Söylemediler bana gülmenin ayıp olduğunu ben küçükken Söyleselerdi gülemezdim zaten Acıyla anladım, acıyla kurdum en sevdiğim cümleyi Silsen de kurumuyor bu göz yaşları YÜREĞİMİ KURUTMADIKÇA! ! ! Ceyhun Yılmaz
  25. Herkesin olduğu ama kimsenin sana sen diye bakmadığı bir yere gidelim bin kez öp dudaklarımdan kurutma bir daha gidelim Ne olucaksa orda olsun, uzakta olsun... O güneş istediği yerden doğsun gözlerine batsın al beni gidelim... Her gece bir yıldız seçelim Ayılana kadar içelim Ceyhun Yılmaz