gunluk tarafından gönderilen her şey
-
İŞTE BÖYLE
Yalnızım. Gündüzler, geceler boyu yalnız, Ne elimden tutan dost, ne yüzüme gülen kız Dolaşıp durduğum sokaklar ıssız. Sokaklar unutturmaz yalnızlığımı, Bekarım. Beklemez yolumu penceresinde karım. Ne bir türkü duyarım bekar odamda ince Ne dağınık eşyama değer kadın eli Ne olurdu her akşam eve gelince Masal gözlü bir çocuk 'Baba' desydi. Rüyalar unutturmaz bekarlığımı Çirkinim. Usandım tek başıma türküler çağırmaktan Biliyorum güzel değil gözlerim, dudaklarım İçinizden çıkıp gitsem bir gün diyordum Başladığım bütün türküler yarım Öyle bakmayın yüzüme kahroluyorum... Türküler unutturmaz çirkinliğimi... Üstelik şairim bilemezsiniz Her akşam rüzgar gibi sokaklara düşürek Elleri ceplerinde birisi gezer Bir yürek taşı gögsünde duygulu, ürkek Ceylan Yüreğine benzer Mısralar anlatmaz şairliğimi. Yavuz Bülent Bakiler
-
İSİMSİZ ŞİİR
Üstüme lapa lapa kar yağıyordu yeniden Yeniden yüreğim beyaz bir lale Berrak sular, ışıklar, çiçekler, renkler Yeniden karşımda birer şelale Artık benim için ne ekmek, ne su Sağımda, solumda vehim ordusu. Ve hep onu, bulamamak korkusu Soyundum yeniden büyük melale. Bana alev gibi bir şeyler yazdı Sanki baştan başa şiirdi, nazdı... Kırk yıl bile düşünsem olmazdı Gelmezdi bu sevda akla, hayale. Bitmiş tükenmiştim, efkarım çoktu Salkım söğütlerden bir farkım yoktu Yar beni yeni bir yarışa soktu Şu halime bir bakın: deli-divane! Gönlüm nakış nakış renkli bir kilim Bir kınalı-güzel türküdür dilim Yeminle anlatsam kim inanır kim İçine düştüğüm bu çılgın hale. Karışıp gitsem mi ebabillere Adını versem mi karanfillere Seslenip dursam mı sahillere lale! lale! lale! Yavuz Bülent Bakiler
-
GÖZLERİN İSTANBUL OLUYOR BİRDEN
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden. Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen Durgun sular gibi azalacağım Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen. Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince Yalnız gözlerime bak diyeceksin. Ellerim usulca ellerine değince Kaybolup gideceksin Bir elim seni çizecek bütün pencerelere Bir elim seni silecek. Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere Senin için yeni baştan can kesilecek. Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde Sonra seni kaybetmek hemen her yerde Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak Yapayalnız kalmak iskelelerde. Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden. Yavuz Bülent Bakiler
-
GEL
Nasıl ağlamıştın öyle akşam sokaklarda. Birden nasıl büyümüştü içimde yerin? Japon türkülerine benziyordu gözlerin Sen japon türkülerini bilmezsin... Pişman oldum yaptığıma o günden beri Gel gitme çocuk! Buruk bir acı çöker yüreğime geceleri Nereye bu hazin yolculuk SEN PİŞMANLIĞI BİLMEZSİN... Gözlerin olmasaydı, beni ağlatmasaydı Alıp giderdim başımı uzak iklimlere yarın Hani bahar gelince pembe güller açar ya Senin de öyle mektupların. Şarkıların, türkülerin en güzel olduğu yerden Ne olursun bir ses getir bana yetecek. Seni güzelliğin mi alıp götürdü birden? Ama bu yalnızlık beni hep kahredecek. Burası İstanbul mu böyle yosun kokulu? Gel gitme vakit erken. Gel Beyazıt Kulesi'nden türküler söyleyelim. İstanbul bu kadar güzelken Şimdi Japon türküleri söyleniyor gel! Rüzgar gibi uzaklardan, yelken gibi denizlerden Gel bırakma sokaklarda böyle yapayalnız beni İSTANBUL BU KADAR GÜZELKEN. Yavuz Bülent Bakiler
-
ELLERİN
Senin, ince uzun, beyaz ellerin Yüreğimi alan bir serinlik sanki Al bir kadife üstünde ellerin dursa biraz Tabloların en güzeli olur inan ki. Ellerini düşündüm geceler boyu Ellerin içimde akıp duran su Ellerin, türküler uykular kadar güzel Ellerin karanfil kokusu... Mısra mısra beyit beyit ördüğüm Ellerindir düşlerimde ayan beyan gördüğüm Uzat ellerini avuçlarıma Uzaktan bakmak mı yüz görümlüğüm. Ateşim var, hastayım, sayıklıyorum Ellerin aklımda en güzel yorum Koysan ellerini alnıma biraz Bütün ateşimi alır diyorum. Kapı, pencere, masa, duvar... Odamın her yerinde ellerinden gölge var Bir gün gelsen evime şaşıracaksın Açılacak birer birer kendiliğinden kapılar Yavuz Bülent Bakiler
-
DEMEDİM Mİ?
Demedim mi bu hasret bitirir seni Ay dolanır gider, yalnız kalırsın Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın Demedim mi yüreğim sevme! İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz.... Geri dönen hangi güvercinin var? Senin hangi çiçeğini sakladı bahar? Demedim mi aklım, inanma! Bir gün naza çeker kendini demedim mi? Görmesen zindana döner bu şehir... Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir Demedim mi gözlerim bakma! Demedim mi bu ürperten sıcaklık... Bu taze güzellik kaybolur birgün? Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsün Demedim mi ellerim dokunma! Demedim mi bir gün susar şarkılar Sesine ses veren rüzgar olur... istediğin kadar artık bekle dur... Demedim mi kulağım duyma! Birgün çıkıp gideceği belliydi Ayan-beyan belliydi anlayamadın. Başka bir rüyada şimdi o kadın Demedim mi kollarım sarma! Bütün çektiklerim senin yüzünden Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden Ah! şimdi paramparça oldun binbir yerinden Demedim mi gururum kırılma! Yavuz Bülent Bakiler
-
ÇARESİZ
ah bilsen bir bilsen duyduklarımı sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden ve nehirler boşalacak bir anda içerimden sakın bilme... anlatsan duyarım bütün güzellikleri erir dağlarımın başındaki kar sussan içerimde kıyamet kopar sakın konuşma... ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak ha görmemek gözlerini, ikisi de bir bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir sakın bakma... bir haberin gelse iki satırlık yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir bir martı gibi çıkar kapına gelir sakın yazma... çıkıp gittiğinden beri, sessiz sedasız başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm dönmezsen çaresiz kalır ölürüm sakın gelme... işte dağlar, taşlar şahidim olsun yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum sakın işitme... Yavuz Bülent Bakiler
-
CEBECİ İSTASYONU VE SEN
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi Sıcak bir kara sevda Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu; Acımsı, buruk. mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde Sessizliği üstümüzden atamıyorduk Bir saçak altında kararsız, yorgun Saatlerce duruyorduk Kimse görmüyordu bizi Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü Bir başka türlüydü bu insanlar Sen bir başka türlüydün Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi Gözlerin gözlerimde erimekteydi Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun Beni bırakma diyordun Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam Bir yalnızlık duyuyorduk Ağlıyordun, ağlıyordun... Cebeci İstasyonunda bir tren Nefes nefese soluyordu Gerilmiş bir keman teli gibiydik Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat Bilmem kaça vuruyordu Bir yağmur yağıyor inceden ince İçimizdeki binbir düşünce Harmanlar misali savruluyordu Islanmış bir ceylan yavrusu gibi Tiril tiril titriyordun Gitsek gitsek diyordun. Yüreğimin atışından deli gönlümce Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan Türküler söylüyordum Ağlıyordun, ağlıyordun... Şimdi, şimdi seni düşünüyorum Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin Paramparça düşmüş gönül ufkuma İki yıldız gibi gözlerin Gel Ey ciğerime saplanan hançer Gel ey yüreğime oturmuş kurşun Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan Gel artık Ne olursun Yavuz Bülent Bakiler
-
BİZİM TÜRKÜMÜZ
Bizim türkümüzde gurbet var artık. Hasret var, yürek var, toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan, Kadır-Gan Dağları'na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz Zulüm bir hançer gibi içimize oturur Bir mağara devrinden arta kalan insanlar Kerkük'te kan kusturur... Uzar gider bir sessizlik içinde Bir uçtan bir uca Türkistan toprakları Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına Çöreklenir yedi başlı kızıl yılan Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han Bebekler bile vurulur beşiklerinde Kana boyanır Türkistan. Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa Çiğnenmiş kara kalpaklar, temiz duvaklar Susmuş minarelerinde mübarek ezan Prangaya vurulmuş bir mahkûm gibi çaresiz Boynu büküktürkülerde güzelim Azerbaycan. Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını Bir büyük destanla birlikte yeniden yazacağız Kırım topraklarına Kırım Türkünün adını. Balkanlarda büyük, öksüz kubbeler Minareler, şadırvanlar, kervansaraylar Bizi söyler, anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te, Estergon'da, bir atar damar gibi Davullar, zurnalar ve serhat türküleri... Yüzyıllardan beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim türkülerimizdir söylenen Konuşan dil, bizim dilimizdir Renk renk, nakış nakış uzayan toprak değildir Kilimlerimizdir... Yine bir dağ gibi, bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan, kalpağımızdan. Bizim türkümüzde gurbet var artık. Hasret var, yürek var, toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan, Kadır-Gan Dağları'na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. Yavuz Bülent Bakiler
-
BEN SARHOŞ DEĞİLİM KORKMA
Söylenenlere inanma Ben sarhoş değilim korkma diyorum Bir mum gibi tek başına karanlıklarda yanma Uzaklardan çıkıp geldi aç kapıları artık Odalara saklanma. Ben sarhoş değilim, korkma, diyorum Beni böyle ağlatan yüreğimdeki gamdır. Başım gögsüme düşmüşse, sallanıyorsam Yorgunluğumdandır. Ben sarhoş değilim, korkma, diyorum Bir varmış, bir yokmuş gibiyim sanki. Suçluysam gel bağışla, utandır beni artık Sensiz yapamıyorum inan ki. Ben sarhoş değilim, korkma, diyorum Dökemiyormisam eğer içimi bir bir Konuşamıyorsam, susuyorsam, gidemiyorsam Seni sevdiğim içindir. Ben sarhoş değilim, korkma, diyorum Beni böyle yapayalnız bırakıp kaçma Ya gel tut ellerimden geceye karşı ya hiç kapıları açma Beni böyle yapayalnız bırakıp kaçma Ben sarhoş değilim, korkma, diyorum. Yavuz Bülent Bakiler
-
BENİM
Ve büyür gözlerimde güvercin güzelliğin Sonra bıkıp usanmadan sabahlara dek Biri durur kapında korkulu ürkek... O duran benim. Bir gölge gibi düştüm ardına yıllardan beri Sordum seni şehir şehir Şimdi her gece yarısı rüzgâr değildir Pencerene vuran benim. Bir gün bölerse uykunu bir saat çıngırağı Birdenbire yatağından kalkıp oturma Öyle korkulu gözlerle etrafına bakınma Saatleri kuran benim. Senin bir suçun yok kabahat bende Bitsin bu kıskançlık gayrı diyerek, Boy verdiğin aynaları istemeyerek Tekrar tekrar kıran benim. Bir ceylan gibi durma artık gecenin ortasında Ceylan gibi bakma oraya Seni bir beyaz duvağa, altın halkaya... Duyuran benim. Kolay kolay unutulmaz adına yaktığım türküler Kapanmaz yüreğime açtığın yara. Her akşam saçlarını karanlıklara... Savuran benim. Yavuz Bülent Bakiler
-
SEVİLEN KADIN ÜZÜLÜR MÜ
aşk mıdır sevgi midir nefret midir bu bu kendime sorduğum kaçıncı soru beni sevmek için yanan ellerin intikam için mi böyle buz tuttu seni seviyorum acı çekiyorum günahımı söyle bilmek istiyorum kalbimi kırdığın yetmiyormuş gibi sözlerin hedefsiz kör bir kurşun gibi ne duydun bilmem ki nedir bu zulüm kıskandıklarını unuttun sanki görmüyor musun duymuyor musun sevilen kadın üzülür mü senin aşkınla kırıldı kalbim şikayetçiyim al gönlümü...
-
GÜLÜM SANA
Sevda aldım, sevda verdim, Aşık oldum gülüm sana. Taze goncaların derdim, Kokladım hep kana kana Girdiğim o gül bahçesi, Dinlediğim gönül sesi. Yanakların öpülesi, İlaç gibi geldi bana. Sevdim seni ta gönülden, Kokladım gonca gülünden, Belli değil mi halimden Sana geldim yana yana. Sevdayı ben sende gördüm, Aşkın alıp, aşkım verdim Seni deli gibi sevdim, Ölürüm o bakışına. 02.05.2000 Kenan Erzurum
-
SEVGİLİ
Sultanım versen fermanın, "Yok," desen "derde dermanım" "Faydası yok yalvarmanın!!!" Gene de sana gelirdim. Acılar çeksem aşkına, Dönsem divane şaşkına, Bilsem ki fermanın cana, Yine de sana gelirdim. Varmak için emellere, Yol gerekmez hayallere, Düşseydim gurbet ellere, Gene de sana gelirdim. İstanbul - 1988 Kenan Erzurum
-
İLK AŞKIM
Şimdi geçmişinden bir nakiş olmuş, Benim ilk aşkimin yüzünde hüzün. Anladim, içimde sönmeden kalmiş, Yillar sonra gördüm, hatirladim dün. Almiş omuzuna yillari bir bir, Ne savrulan saçlar, ne de o kibir.. Beni esir alip baglayan sihir, Düşündüm de şimdi, nerede bugün. Saçi baglamişti bir kement olup, Kalbimin en ince telini bulup, Ben severken onu, yanip kül olup, O küller savrulup bitti o güzün. Yürüyordu eşinin eli elinde, Ne vardi bilmem ki bana zulümde! Ne buldun ilk aşkim bu sevgilinde? Sormadim, anlami yoktu bu sözün. Baktim arkasindan yürüdü gitti, Beni anilarla sürüdü gitti, Hatirasi kaldi, o çoktan yitti, Elinde kayboldu kaprisin, nazin. Bahçeşehir - Ocak 2001 Kenan Erzurum
-
KÜLLENEN AŞKLAR
Tomurcuk çiçekken bildiğim halin, Kalbime doldurup aldığım halin, Rüya imiş seni bulduğum halin, O yıllar oyalar kandırır beni. Yüzünde yorgunluk, saçında aklar, Bizim gençliğimiz çalan tuzaklar, Durulan sevgimiz küllenen aşklar, Benden uzaklara alıyor seni. Bilseydim o yıllar solacağını, Zamanın bir hırsız olacağını, Seni benden böyle çalacağını, O yıllar bilmezdim, öğrendim yeni. Mevsimler geçermiş, çiçekler solar, Şimdi hatıralar beni oyalar, Seviyorum seni ilk günkü kadar, Yalınız bırakma gönlümü emi? Sıkıca sıkıca tut ellerimi. Gebze - 1988 Kenan Erzurum
-
NERDESİN?
Korudum sevgimi bir çiçek diye, Büyüttüm ümidi gelecek diye, Bir gün beni mutlak bulacak diye, Yıllar yılı bekliyorum nerdesin? Yürüyorum deli gibi yollarda, Savrularak yaprak gibi dallarda, Şarkılar hep melul mahzun dillerde, Yıllar yılı bekliyorum nerdesin? Sinemalar, pastaneler, çay evleri, Karşılaşsam diye gezdim her yeri, Yavaş yavaş tükettim ümitleri Yıllar yılı bekliyorum nerdesin? Ben seni ararken tükendi yıllar, Dolandım tüm şehri bitmedi yollar.. Beyazlar içinde açılmış kollar, Yıllar yılı bekliyorum nerdesin? Karşıma çık ansızın bir yerde görün. Uçarım sevinçten inan ki o gün. Gel artık bekletme yeter sevdiğim Yıllar yılı bekliyorum nerdesin? Çal kapımı artık, "işte geldim," de "Hep aradım ama, şimdi buldum," de "Senin için ben de çok yoruldum," de Yıllar yılı bekliyorum nerdesin? Kimsin, neredesin bilsem ismini, Kimlere benzetsem bilmem resmini. Seni arıyorum sevdiğim seni... Yıllar yılı bekliyorum nerdesin? Bahçeşehir Kenan Erzurum
-
SENİ DÜŞÜNÜRÜM
Seni düşünürüm vakit buldukca, Hatıralar beni esir aldıkca, Her gece rüyamda bana geldikce, Seni düşünürüm vakit buldukca. İlk gülümsemeni, ilk gördüğümü, Beni sana bağlayan o kör düğümü, Seni; ilk aşkımı, ilk sevdiğimi, Seni düşünürüm vakit buldukca. Mevsim mevsim, saat saat yanımda, Kurtuluş yok esir oldum sonunda, Günahın var bu sevgide senin de Seni düşünürüm vakit buldukca. Sensin beni böyle benden alan, Unutulmayıp hep yürekde kalan, Senden başka bütün sevgiler yalan, Seni düşünürüm vakit buldukca. Ben her anımı seninle yaşarım, Aşk denen şey bu mu imiş? Şaşarım, Senden vakit buldukca sana koşarım, Seni düşünürüm vakit buldukca. Yıllardır özlemim bitmiyor sana, Unutmak ihanet diyorum, bana, Ne günüme sığarsın, ne de rüyama Seni düşünürüm vakit buldukca. Gecelerim efkarlı, gündüz dumanlı, Bu konuda boş kadehler gümanlı, Diyorlar ki O'nunlasın devamlı, Seni düşünürüm vakit buldukca. Kışda beraberiz, yazda yanımda. Ben seninleyim hep yalnız anımda, Biz böyle ayrıyız eni sonunda, Seni düşünürüm vakit buldukca. Salacak - Şubat 2000 Kenan Erzurum
-
BİLMEMEK
Bilmemek ne kötü, Bilmeden geldik dünyaya... Görmemek ne kötü, Göremedik geçen günü mevsimi. Sevmemek ne kötü, Sevdiysek nedir bu kavgalar ya!!! Güçsüzlük ne kötü, Başkaları çizdi kaderimizi. Bilmemek ne iyi, Bilemiyoruz ne zaman öleceğimizi. Gebze - 1987 Kenan Erzurum
-
BEBEK
Duramazsın böyle günün önünde, Gölgeler yok olup gün döndüğünde Kirpiklerin üstüste indiğinde Uyu bebek uyu, sessizce uyu. Boşuna direnme tükenir gücün, Yüzünde büyüsü son öpücüğün, Uyurken rüyanda en son gördüğün Masaldaki çiçekler gibi büyü. Sana anlatılan masallara kan, Ninni ile uyu, aguyla uyan Bir peri misali yanında anan En güzel meleğe benziyor huyu. Uyu bebek uyu ninniyle uyu, Uyku gözlerini saklayan büyü, Rüyalara taşı şimdi her şeyi, Uyu bebek uyu, ninniyle uyu. Bahçeşehir - 2001 Kenan Erzurum
-
BAHAR
Dallarda oynaşır yeşil yapraklar, Ağaca taç olur rengarenk çiçek, Çimenler cömertçe her yeri kaplar, Arılar çiçeği öperler tek, tek. Rüzgarlar taşırlar bahar kokusun, Ağaçlar çırpınır bir nağme diye, İsterler ki bülbül şarkı okusun, Yankılansın sesi bütün vadiye. Akarsular sanki bir şeffaf gümüş, İçinde balıklar rakseden dilber, Bu mevsimde başlayıp süren cümbüş, Suların sesiyle dopdolu her yer. Çimenler bir halı olur toprağa, Güneşin sevinci yüzünde parlar, O sevinçle tekrar canlanır doğa, Yerde kuzu sesi, göklerde kuşlar. İstanbul - 1985 Kenan Erzurum
-
ALDIRMA BANA
Aldırma yüzümdeki kedere.... İçimden gelen duygu o benim, Saplanıp kalbime belki bin kere, Böler yüreğimi dilim, dilim!!! Ben de gülsem diyorum, şen şakrak... Ne gerek var şimdi bu hüzüne. Bak bak oradaki garibe bak, Ben değil o yansıyor yüzüme. Darıca - 1986 Kenan Erzurum
-
AL SENİN OLSUN
Aşkımı istersen al senin olsun. Yıllarca sevdamla kal senin olsun. Baharı istersen gel senin olsun. Haber gönderirsen tel senin olsun. Sevgini fısılda dil senin olsun. Geleyim istersen yol senin olsun. Hepsini istersen koş da bana gel Kalbimi vereyim al senin olsun. Aylar senin olsun, yıl senin olsun. Bahçeşehir - Mart 2000 Kenan Erzurum
-
AL GÖTÜR BENI
Ben olayım yüzünde parlayan ışık, Sevdasın arayan divane aşık, Hayal alemi hep karmakarışık, Deniz kollarına al yatır beni, Ninni söyleyerek al götür beni. Bırak bir tenhada mavi koyuna, Uzanayım şöyle boylu boyuna, Gündüz güneşine, gece ayına, Deniz kollarına al yatır beni, Beni benden kurtar, al götür beni. Evlerle dopdolu bu ıssızlıktan, Ruhumda duyduğum yalınızlıktan, Kalbimden yükselen sessiz çığlıktan, Deniz kollarına al yatır beni, Beni benden kurtar al götür beni. Rüzgar ile dans et şarkılar söyle, Muhtaçtır huzura gönlümü eyle, Aylar yıllar geçsin seninle böyle, Deniz kollarına al yatır beni, Ninni söyleyerek, al götür beni, Huzur istiyorum orada huzur, Sana açacağım gizli sır budur, Kalbimi deşerek bulmağa hazır, Deniz kollarına al yatır beni, Beni benden kurtar al götür beni. Beni kurtar benden beni istemem, Budur işte derdim, başka şey demem, Böyle kalacaksam boşa gidemem, Deniz kollarından geri at beni, Yalnız bırak kıyında ağlat beni. Gebze - 1998 Kenan Erzurum
-
AKLANSA DA OLUR AKLANMASA DA
Dökülsün yüzüne tel tel saçlarin, Öldürür vallahi gözün, kaşlarin Bir ok gibi gögsüme bakişlarin, Saplansa da olur, saplanmasa da... Bir ateştir senden kalbime akan, Sevdandir şu beni eritip yakan, Yürek yanigimdir tenimde kokan, Koklansa da olur, saklanmasa da... Bahar gelmiş neyliyeyim sen yoksan, Çekilmiyor hayat, yarisi noksan, Geçtigin yollara nergis, gül döksem, Toplansa da olur, toplanmasa da... Ben bir garip, tutkun, kendi halinde, Kalbin yumşak, o bakişlar zalimde Gönül bir dermansiz dertle ölümde, Yoklansa da olur, yoklanmasa da... Kime dert anlatsam bilmem ki kime, Yaniyorum ateş düştü gönlüme, Suçludur tutulan senin sevgine, Aklansa da olur, aklanmasa da... Bahçeşehir Kenan Erzurum
Jump to content