Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

gunluk

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

gunluk tarafından gönderilen her şey

  1. Gün erken kararıyor Hayat gri Eve gidişler dertli mi dertli Yanlızlıklar sensiz Doğamamışım on yıl sonra Babama mı kızsam ki Yok yok sizinkilere kızmalı Neden geç kaldılar ki Bi tanem can tanem Akan yaşlar bana Gelecek sana Hakan Bostancı
  2. Zamana bakıyorum köşemden Nasıl da akıp gidiyor Sel gibi... İçinde çalıp kaçtıklarıyla Yaşam boğuluyor girdaplarda Bir yere gittiğini sananlar Bilmiyorlar ki zaman sonsuz acımasız Ne yok ki onda ölenler ve gülenler Bulanık zaman suyunda Bir de sevenler... Hakan Bostancı
  3. yok yok anladım artık kötüyüm ben kötü çünkü seviyorum seni seviyorum insanları çünkü, ben kötüyüm onlar iyi kötüyüm ben taa içimden çünkü yaşama sevicim var üstüne üstlük bir de yüzüme vuruyor sevincim iyiler gibi değilim yani kötüyüm işte be... vız geliyor tırıs gidiyor dertler kök salmışım hayata gülüyorum çünkü sana, onlara, iyilere kötüyüm ben anladım can yanınca canım yanıyor iyiler gibi değilim ben arkamı dönüp gidemiyorum acılara acımasız değilim ki hiç üst kat komşum gibi ya da çocuğunu döven baba yani ben iyi değilim kötüyüm ben kötü yok be kardeşim ben adam olmam kötülük taa içime işlemiş üstüne üstlük bir de yüzüme vuruyor sevincim Hakan Bostancı
  4. Hayatı sen diye sorgusuzca yaşadım. Çok yoruldum. Ama hiç yakınmadım. Sevgi üreteyim derken, ömür tükettim. Sence gerçekten,ben bunu mu hakettim? Oyonus misali güvendim sana, Yıldız sayısı inandım aşkına. Okyonus sandığım bir damla suymuş, Hele yıldızlar meğer hiç yokmuş. (14.03.2007) Banu Abdullahoğlu
  5. Umurumda değilsin artık dünya Ben senden öncede vardım,sonra da olacağım Yeterince oyalandım verdiğin oyuncaklarla Ama artık beni kandıramayacaksın yalanlarınla Sen beni değil, ben seni bırakacağım birgün. Zaten bırakmıyor mu? herkes seni gün,gün Sen bizim için sadece duraksın. Birgün gelecek sende yolcusuz kalacaksın. Banu Abdullahoğlu
  6. Nerdesin? Çocukluğumun masallar ülkesi Nerdesin? Gelecek özlemim, gençlik hevesim. Nerdesin? Bir zamanlar deli gibi esen özgürlük rüzgârı Hani seninle kasıp, kavuracaktık bütün dünyayı? Nerdesiniz? Düşlerim, hayallerim Neden terk ettiniz beni? İdeallerim Nerdesiniz? Randevulaştığım mesleğim Seni yıllardır bekleyen ben değimliyim? Nerdesin? Her gün benimle doğan güneşim Şimdi ben sensiz, kime günaydın diyeceğim? Nerdesiniz? Gece elmas gibi parlayan yıldızlar. Desenize bana dilek tutacak bir tane bile bırakmadılar. Neden? neden? Beni terk ettiniz. Hani bir ömür bana eşlik edecektiniz? Madem beni ortada bırakacaktınız; Hayatıma girip, yalanlarla umutlandırmayacaktınız. Banu Abdullahoğlu
  7. Duyar mıyım? Özlem başka bir şehre Ne kadar güzel anlatmışsın kendini Orhan Veli?ye Daha nice şairlerin ömrü geçmiş seni anlatmakla Ama en güzeli seni doyasıya yaşamakta Hele şu boğaza bak, nasılda süzülüyor Takmış incisini gerdanına, adına yazılmış şarkıları söylüyor. Ya, şu Kız Kulesi?ne ne demeli? Sanki küçük bir masallar ülkesi. Boşuna adına şiirler, şarkılar yazılmamış, Tarihin dilden dile yayılmamış, Dünya?nın özü sende toplanmış, Onun içindir, seni bir kez gören hayran kalmış. Şanslıyım kollarında doğdum, büyüdüm Eee?bunca sene yollarında yürüdüm. Suyunu içtim, ekmeğini yedim Senin gibi yer ne duydum ne de gördüm Sen gibi güzelin düşmanı olmaz mı? Böylesi cennet de göz kalmaz mı? Korkutmasın seni sana kızanlar Bir şeycik olmaz, varken o toprağında yatanlar. Banu Abdullahoğlu
  8. Hani yıllar önce bir çocuk vardı içimde, Hani sevinç, mutluluk, umut taşıyordu gözlerinde. Bir masumiyet, bir samimiyet vardı halinde, Dünyayı tanımıyordu, dargın değildi belki de. Korku nedir bilmiyordu, onu tanımadan önce Ayıp nedir öğrendi, yasakları zamanla öğrenince Özgürlüğün tadını çıkartıyordu, tutuklu kalacağını bilercesine, Kaybetmenin farkında bile değildi, taa ki öğrendi kaybedince. Bir gün baktı ki, hiçbir şey onun gördüğü gibi değil Ne duygular aynı kaldı büyüyünce, ne de şekil. Öyle bir saklandı, sindi ki benden içeriye, Bir daha döndüremedim ne yaptıysam geriye. Gördü ki içindeki hiçbir şey, kirlenmeden çıkmıyor dışarı Engel oluyordu sanki, gerçekleri söylemeye başkaları. Artık korkar olmuştu her şeyden, herkesten, Birileri göstermişti çoktan, korkmalıydı gülmekten. Artık sadece çocuklara imrenir olmuştu, Çünkü kendini ancak orada görüyordu. Ama kendi öyle ki, artık kaybolmuştu Belki de kendi saklanıyor, çünkü artık yorulmuştu. Banu Abdullahoğlu
  9. Hep çiçek toplamak,onu koklamak isteriz. Şarkıları,şiirleri çiçeklerle süsleriz. Çiçektir,bir gelinin en güzel süsü, Çiçektir, mezarın en güzel görüntüsü. Çiçekle veririz söyleyemediklerimizi, Çiçekle bekleriz isteyemediklerimizi. Yapraklarına sorarız; beni seviyor mu? O son yaprak yok mu? hepimizi korkutmuyor mu? İşte bu yüzden çiçek çok özeldir. Çünkü o her zaman her yerde güzeldir. Bu yüzdendir hayranlığımız çiçeğe, Oher zaman tercümandır her dileğe Banu Abdullahoğlu
  10. Keşke hep sen olsaydın, tüm düşüncemde Sen olsaydın.kalbimdeki boş heveslerin yerinde olsaydın Seni görseydim her baktığım yerde, Sesini duysaydım her şarkıda,her sözde. Karanlık Dünyamda yanan tek ışık olsaydın, Her uzandığımda sana dokunsaydım. Seni sevdiğimi ama gerçekten sevdiğimi, Kalbimin her atışında hissettirseydin. Seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim. Birgün sana sevgimi göstereceğim. Ne olur? Bana yardım etsen,vazgeçmesen Benim için her zaman önce sen,sonra sen ve hep sen. Banu Abdullahoğlu
  11. ATES BIRGUN SUYU GORMUS YUCE DAGLARIN ARDINDA SEVDALANMIS ONUN DELI DALGALARINA HIRCIN HIRCIN KAYALARA VURUSUNA YUREGINDEKI DURULUGA DEMIS KI SUYA GEL SEVDALIM OL! HAYATIMA ANLAM VEREN MUCIZEM OL SU DAYANAMAMIS ATESIN GOZLERINDEKI SICAKLIGA AL DEMIS; YUREGIM SANA ARMAGAN... SARILMIS ATESLE SU BIRBIRLERINE SIKICA,KOPMAMACASINA ZAMANLA SU , BUHAR OLMAYA ATES,kÜL OLMAYA BASLAMIS YA KENDISI YOK OLACAKMIS,YA ASKI.. BASTAN ALINLARINA YAZILAN KADERIDE YÜREGINDEKI KADERIDE ALIP GITMIS UZAK DIYARLARA SU... ATES KIZMIS,ATES YAKMIS ORMANLARI ARAMIS SUYU DIYARLAR BOYU GUNLER BOYU,GECELER BOYU BIRGUN GELMIS SUYA VARMIS YOLU BAKMIS O DURU GOZLERINE SUYUN BIRAZ KIRGIN BIRAZ HIRCIN VE O ZAMAN ANLAMIS KI ; ASKIN BAZEN GITMEK OLDUGUNU AMA GITMENIN YITIRMEK OLMADIGINI... ATES DURMUS ,SUSMUS,SONMÜS ASKIYLA ISTE O ZAMANDAN BERIDIRKI ; ATES SUDAN SU ATESTEN KACAR OLMUS... ATESIN YUREGINI SADECE SU SUYUN YUREGINI SADECE ATES ALIR OLMUS
  12. Bir ´merhaba`yla basladi hersey, ve ardindan gelen bakismalar... ne güzel gözlerin vardi... ne güzelde bakiyorlardi? Bir ´merhaba´yla basladi hersey, göz göze geldik... sen gülümsedin... ben senin gülmeni seyrettim?öylece? hic bikmadan usanmadan.... ne güzelde gülüyordun bana... sana bakarken icim titriyordu, bütün benligimi sariyordun... sardikca bir korku kapliyordu icimi... ama yinede hosuma gidiyordun... bir ´merhaba`yla baslamisti hersey, ve bir `güle güle´ demeden bitmisti... Özlem Celik
  13. anlamadın ki sana olan sevgimi anlamadın ki sana olan özlemimi anlamadın ki sensizligin kördügüm oldugunu anlamdın ki ona yanarım sen benim gönlümde yaralar açtın anlamadın ki beni bırakıp gittigin de , sessizce agladıgımı, anlamadın sensizligin kuytusundada boguldugumu şimdi anlarsın belki ayrıldıgımızı peki mutlumusun birtanenden ayrı
  14. VE ŞİMDİ KELİMELER KADAR YALNIZIM BİR ODAM BİR BEN HAYATA KAPANMIŞIM BAŞLAMAK ,İSTİYORUM YA TEKRARDAN YA DA ÇEKİP GİTMEK VARMAK İSTİYORUM HAYALLERE? ALDIĞIM NEFES KADAR ÜŞÜYORUM VERDİĞİM SOLUK KADAR ACIYOR BEDENİM ŞİMDİ YALNIZIM BİR ODAM BİR BEN VE İÇİMDEKİ ACEMİ ŞAİİRİN BURUŞUK KAĞITLARDA GİZLİ SAKLI ŞİİRLERİ KARANLIĞIN BUZ GİBİ GECELERİNDE RÜZGARIN SESİNİ DİNLİYORUM PENCEREMDE SESSİZLİK ÇIĞ GİBİ ÜZERİMDE BİLİYORUM ÇIKMAZ OLAN SONU OLMAYA N BİR YERE VARIYORUM GİDİYORUM BİR HAYALLERİM BİR KAĞIDIM VE BİR BEN BİR HAYAT İŞTE ONUDA GÖTÜRÜYORUM SONSUZ KERE VE SONSUZ KERE ANLIYORUM BEN YAŞAMIYORUM ASLINDA ÖLÜM ARDIMDA SESSİZ ADIMLARDA BELKİ HİSSETTİĞİM DUYGULARIMDA YA ONA GİDİYORUM YA DA ÇÖZEMEDİĞİM VARAMADIĞIM YOLLARA?.. SERAP AKBEY
  15. Sanmaki unuttum gözlerini Hasreti yenmeyi basaramadim Gözlerim her yerde seni ariyor Yokluguna hala alisamadim Bilirim mutlusun kendi dunyanda Bir baska güzel var simdi rüyanda Gözümden sözümden uzak olsanda Yokluguna hala alisamadim Unuttum desemde sözlerim hep yalan Düslerde yasarim ben seni inan Ne olur yanimda olsaydin su an Yokluguna hala alisamadim Alisamadim gözlerinden uzak durmaya Alisamadim senden uzakta olmaya Alisamadim hasretinle yalniz kalmaya Alisamadim gülüm alisamadim Hilal Atar
  16. gökyüzü benimsin kırmızı güller kiraz, şeftali kan kırmızılar pembe kalanlar benimsiniz. unutulan keşifler geriye dönüş irtica on sekiz yaşı yeniden yaşamalıyız kırk'a varmadan bir kez daha bir bebek ağlaması bülbül sesi kucağına yasla ninni söyle uyumayacağımı bile, bile. olamadık seninle el ele bile adımı bilir gezegen biz gezmeliyiz kolumu kır ama kanadımı asla yüz ver, yüz elli ver paylaşırız mutluluk verdikçe hayat güzel tatil yapmaz katiller ölümü öldürelim gel. cinayet ilk kez böyle güzel beklemek yalnızlık gurbet memleket hadi git. ben gittim bile farkında mısın Erkan Bal
  17. direnemedim kalemimi kırdılar ellerim yetim şimdi ellerim neredesiniz ya ellerin kimin şimdi sen kimin ellerindesin ellerin kimin şimdi dolunay, med cezir uslu dur yüreğim zamanı değil kavga zamanı mı bir dal bir orman kaçıncı fidan bu yıkılan yıkılan biziz farkında değiliz. yıldırımı ellerinle tut yangını yüreğinde büyüt zehri bir yudumda iç sevda fedakarlık ister bedava değil ölüm gülümse gülüm kitap olacak bu sevda ve okunmayacak asla dokunmayacak ellerim ellerine uzaksın uzak kal sevdiceğim boşuna bu kavga hadi git ay bulutta geç vakitleri var ömrümüzün en geci belki ilk günümüz üzgünüz. yokluğunda ağlayacağımı bilmelisin elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi hıçkıra, hıçkıra git ve unut umutsuzluk mutsuzluk hoş değil ama olmasaydın keşke görmeseydim mi desem bize göre değil bu sevda elveda... Erkan Bal
  18. Ay kana bulandı kes artık çırpındığın yeter umut kuşu ölmelisin gelmeyecek beklediğin bilmelisin çöllerinde gökyüzünün kaybolmak ve serap gel serap da olsan bir selam ver sabrımı deniyorum sabır boyun eğmek değil direnmektir yokluğuna sensizliğe alışmak hiç değil nasıl bir kavga bu mektupları yakılmış doğmamış bir aşkın kaygıları oldu korkumuz çok acımasızsın yeryüzü bak unut istersen doğmadığımı söyler kimliğim annem bile unutmuş ben kimim ve öleceğimi bilirim o kadar zor değil mutluluk bilirim sen de öleceksin gülümse aykırıdır fikrim aykırıdır zikrim en iyisi unut beni unutabilmelisin unutabilmeliyim şiire darılmak olmaz dizeler yolunu kendi bulur yorumluyorum öyleyse uyumuyorum uyuyamıyorum. hadi gel bak ne haldeyim sınır ötesinde bir gemi deniz bitti su bitti ömür bitebilir dayan yüreğim gece ay aydınlık olacak aydan sonrası mevlâ kerim sabaha az var tükenmemeliyim... Erkan Bal
  19. olmadık zamanlar ay karanlık bulutları var düşmanların gölge ettiler. şiiri katlettiler şiir adına kan kokuyordu şiir sevgisiz yobazca ve kaba umutlar bulutlara isyan etti rüzgar ol sen götür gölgemi ay dolsun yüreğime ılık sabahlarında evlerimizin emek kutsal ekmek de öyle neyin kavgası bu sevda yaman kelime sevdalım ne zaman döneceksin neredesin şimdi sorsam bildiğimi ne kazanır karanlık ay tutsak değil diyorlar gel öyleyse aydınlık olmadık bir öykü hiç tanımadım seni görmedim gözlerini sustum, sustun sen yoksun ben yokum yok, yok olmalı şimdi olmazlarınla sevdim ben seni Ay karanlık... bu adamı adam etmeli şiir tekdüze şiir sıradan olmaz olur vasat günleri de var dünyamızın esaret kader değil cesaret sevdiceğim Erkan Bal
  20. ay beyazdı gülbeyaz gün beyazdı gönül beyaz gönül beyaz bir kuşa sevdalandı barış aklına esenin çerçeve çizdiği gelişigüzel çerçeveler imparatorluğunda aykırı bir sevdaydı aşkımız manzarası ay dı güneşi ay yıldızı ay ay kokardı mutluluk ay beyazdı gül beyaz gülümsemen beyaz gözlerin ela başıma belaydın sevdiğim hasretin yaman şimdi uçsuz bucaksız gecede olmayan sabahlara sitemim uyku mutluluk değil ölümdür belki bekleyene. şimdi anlıyorum dışarıda yağmur var ve ben aptalın tekiyim yağmur yağmayabilir ama ben yine de aptalın tekiyim değişen sadece derinlikle delilik arası bir şey kavgasını yapmadık ki gecenin gündüzlerden şikayete hakkımız yok belanı arama çocuk yüreğim uslu dur. ay beyazdı gülbeyaz gün beyazdı gönül beyaz gönül beyaz bir kuşa sevdalandı barış aklına esenin çerçeve çizdiği gelişigüzel çerçeveler imparatorluğunda aykırı bir sevdaydı aşkımız gönül beyaz bir kuşa sevdalandı hadi barışalım. Erkan Bal
  21. Ayrılık kör etti yaktı bağrımı Sanmıştım ki mutluluk sardı dünyamı Sözler yalan imiş, gözler de yalancı mı? Sanmıştım ki derinden bildin aşkımı. Baki bir sevgi var bende, sende geçti mi? Gözlerinden hayalim söyle silindi mi? Adın benim ezberimde sende bitti mi? Sanmıştım ki sevdin beni, sevgin eskidi mi? Ağlamak içten değil, aç bir bak gönlümü Güller açmaz artık diken doldurdu yüzümü Gülmek yakışmaz bana sen bil benim hüznümü Sanmıştım ki bana vermiştin tüm ömrünü Yaşamak bitti artık inan gücüm tükendi Umudum, içime işleyen bakışlarının gölgesiydi Buz gibiydi, son kez tutsaydın ellerimi Sanmıştım ki bir buse ile unuturduk herşeyi... Mehmet Şahin
  22. Adini anmak zor geldi belki belki de yoklugunun gölgesi düştü yüregime ve ben, sustururken sevda sancisini benden suskun yüregimde, oturdum herhangi bir gecede sana agladim. beklemedim zaten gelmeni hiç umutsuzluguma vicdansizligini ayrilik acisina geceyi kattim simsiyah gecede akrep ile yelkovani birleştirmeden efkarimla oturdum herhangi bir zamanda sana agladim.. zaman bile geçmedi inan hasretin kadar gözlerimin önünden gelmeyeceksin nasilsa artik böyle yaşamanin, farki ne ölümden baktim etrafima usulca gecenin en iyi vurdugu yerden güzel bir yer seçip sana agladim.. Ankara - 28.02.2003 Atılım Türk
  23. Oğlum, onüç-ondört anahtarı ver Al usta Oğlum, yat motorun altına Nesi var bir bakıver Olur usta Oğlum, iyi sık civatayı Sonra sahibi neder? Sıkıyorum usta Bileğim yettiğince Yüreğim yettiğince Sıkıyorum işte Oğlum, terlemişsin Akmasın terin motora Motor pas yapar sonra Olur mu be usta Ter pas yapar mı Gözyaşı pas yapar mı? Oğlum ne diyorsun bak işine Bakıyorum usta Yalnız ellerim Ellerim çatlamış be usta Ellerim acı içinde Yüreğim var ellerimde Yüreğim yanıyor usta Kan ter içinde Hem usta Sen hiç okula gittin mi Okul nasıl bir şey be usta Öğretmen nasıl biri Usta sahi Orda da motor baktırırlar mı ki Orda da söverler mi çocuklara be usta Orda da döverler mi? Oğlum bak işine kızdırma beni Olur usta ha usta Senin anan da saçlarını okşar mıydı Sana ağlar mıydı gecenin al yalazında Sahi usta sen hiç ağladın mı bir sabah Cansız düşende anan Yavaşca gözlerinin önünde Oğlum bak işine ! Attırma tepemi gir motorun altına Usta dur kızma! Bak giriyorum motorun altına Dünyanın altına Giriyorum usta giriyorum Desteğe gerek yok usta Desteğe gerek yok Ben oraya yüreğimi koyuyorum İnan taşır be usta İbrahim Sadri
  24. Süleyman kara bıyıklı bir işçidir Ve bu kara bıyıklı Süleyman'ın hikayesidir İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte Ve götürdüğü ekmeği yemektedir Karısı Neriman ve oğlu Cevahir'le birlikte Ne kadar zalim esse de rüzgar Ne kadar belini bükse de ekmek parası Aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman Onun Cevahir?i vardır Cevahir altı yaşındadır Çünkü gözleri çakmak çakmaktır Çünkü Süleyman?a bir başka bakmaktadir Bir pazar sabahi Tutar babasi Süleyman; Cevahir'in elinden Ve yaninda kader yoldaşi karisi Neriman Çikarlar gezmeye Istanbul?u inadına Bir yol düşünür Süleyman Ulan bu bahtı kapalı kentte Yürümek de parayla değildir elbette Üstelik Neriman?a hanidir istediği o naylon terlikle Canından özgü Cevahirine Bir gazozla bir simidi alabilecek kadar Para da vardır cepte Yürürler İstanbul şehrinin kalbine Önce Nerimanın naylon terliği alınır bir seyyardan Sonra da beğenirler simidin en hasosunu umutları Cevahir?e Anlatır işçi baba Süleyman İş ararken adım adım arşınladığı sokakları Bak Cevahir işte şu Yeni Cami Hem cami hem güvercinlerinin bakması nasılsa bedavadır Bak Cevahir şu dumanı tütenler vapur Şu çığlık çığlığa ağıt yakanlar martılardır Hem vapurun dumanı hem vapurun düdüğü de bedavadır Bak Cevahir şu uzakta görünen de köprüdür Geçmesi değilse de onun da bakması bedavadır O pazar günü Kara bıyıklı işçi Süleyman Karısı can yoldaşı Neriman Ve gözleri çakmak çakmak olan oğulları Cevahir Gezerler İstanbul şehrini böyle bedavadan Ve birden mumun alevi söner İstanbul?un yalanı biter Nasıl olur bilinmez takılır Cevahir?in gözü Bir oyuncakçı vitrininde Pırıl pırıl yanan kırmızı oyuncak arabaya Döner karabıyıklı dağ gibi babası Süleyman?a Bana şu kirmizi arabayi alsana baba Alsana be Süleyman Canina can parçana Bir oyuncak araba almayacaksan eger Yuh olsun sana Nasil olsa babasi onu çok sevmektedir Işin belasi küçük Cevahir bunu bal gibi bilmektedir Bir vitrindeki kirmizi arabaya bakar Süleyman Bir karisi Neriman?a Sonra takılır gözleri Cevahirin gözlerindeki umuda inadına Ulan alt tarafı bir oyuncak araba Dünya yansa yorganın yok içinde Süleyman Alem çökse üstüne hayıfın çok Süleyman Bakarsın cepteki son gazoz parasına Cevahir?in o kocaman umuduna Yakışır şu kırmızı araba Bırakır karısı Neriman?la Cevahir?i dışarda Girer iflah etmez bir umutla dükkana Sorar dağ gibi Süleyman Usta şu vitrindeki nazlı gelin Şu zalımın ışıltısı Şu bahtımın kara yıldızı Şu İstanbul ağrısı Şu Cevahir?in çakmak çakmak gözleri Şu kirmizi araba kaç para Bir Süleyman?a bakar adam bir arabaya Çok para der hemşerim yani çok para Süleyman cebinde bir gazoz parasi Yikilmiş bir dag artigi Bir tufan sonrasi perişanligi Döner kapiya çikmak için dişari Oglu Cevahir Kirmizi arabayla getirecek Babasini beklemektedir Nasil olsa babasi ordan O kirmizi arabayla çikacaktir Nasil olsa Kara biyikli dag gibi Işçi Süleyman babasidir Yani Cevahir?in gözünde o Dünyanın en güçlü Dünyanın en zengin Dünyanın en büyük adamıdır Süleyman Ama Süleyman Eli boş çıkar dükkandan Sorar Cevahir hani baba Hani kırmızı araba Sorar hesabı bulutlar dağa Nasıl desin Süleyman Nasıl desin adam yüreği Ben onu sana alamadım Benim ona param yetmedi diye Başlar ağlamaya Cevahir Başlar bulutlar ağlamaya Yanar yerin yedi arzı Ve güvercinlerin kalbi başlar kanamaya Ulan istanbul yanar içine Süleyman?ın Sorar Cevahir Hani baba hani kırmızı araba Martıları gösterir Süleyman Bak ne güzel uçuyor Cevahir martılar havada Boş ver kırmızı arabayı Baksana martılara Bakmaz martılara Cevahir Bakar yangın gibi arabaya Ama bak der Süleyman Ne güzel uçuyor martılar havada Cevahir bir çocuktur küçük yüreğinde yer çoktur Takılır gözü martılara Gözünden sel olup akan kan rengi yaşlarını siler Evet der ne güzel uçuyor martılar havada Ve unutur gider Cevahir kırmızı arabayı Unutur gider dalar gözleri martılara Cevahir unutur unutmasına ya Kara bıyıklı dağ gibi işçi baba Süleyman Ömrü boyunca unutmaz o kırmızı arabayı Her gece döşeğine yattığında Uyumak için gözlerini kapadığında Demir lokma gibi Bir kırmızı araba takılır durur kursağına Bütün ömrü boyunca İşte bu Kara bıyıklı Süleyman?ın hikayesidir Ve herkesin bir yerine Birgün bir Süleyman acısı değmiştir İbrahim Sadri
  25. Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor ?Gel? diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor. Bir gün çıkıp gideceksin Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak Cadde cadde,sokak sokak Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar. Saklamak zor olacak,çaresiz kalacağım Seni sevdiğimi anlayacaklar. Üstüme yağmurlar yağacak İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak Kahrolacağım. Bu şiiri yağmur yağarken yazdım Ezanlar okunuyordu minarelerden Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda Sokaklara çıkmayı göze almazdım. Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor ?Gel? diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor. Yavuz Bülent Bakiler