Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

gunluk

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

gunluk tarafından gönderilen her şey

  1. Bir gece misafirim olsan yeter, Dolar odama lavanta kokusu; Soğur sevincinden sürahide su. Ay pencerede durup durup güler. Havva kızlarının en dilberini Görsün diye aya karşı soyunsan! Okşasam, öpsem, koklasam bir zaman, Vücudunun ürperen her yerini. Teneffüs eder gibi seviştikçe, Doğacak çocuğum aklıma gelir; Şiir söylerim saadete dair, Odama misafir olduğun gece. Cahit Sıtkı TARANCI
  2. Uykusuz gecemde bir kadın! Gözlerinin ay ışığında Vücudu kar beyazlığında; Saçları bir hazine altın. Ne ateşimden haberi var, Ne bilir çıplak olduğunu; Varlığını ve yoksulluğunu Duymadan güzel ve bahtiyar! Cahit Sıtkı TARANCI
  3. Kızoğlan kız güzelliğinde şiir; Hem sevgili hem dost hem anne yüzü. Hala beni mest ettiği gecedir Sanırım hem yeryüzü hem gökyüzü. Mecnunum: şikayet etmem Leyla'dan; Başıma ne dertler açtığı halde. Ne mümkün vazgeçsin bu sevdadan? Bir kerre karar kıldık bu hayalde. Cahit Sıtkı TARANCI
  4. Çıngıraksız, rehbersiz deve kervanı nasıl, İpekli mallarını kimseye göstermeden, Sonu gelmez kumlara uzanırsa muttasıl, Ömrüm böyle esrarlı geçecek ses vermeden, Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika, Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek. Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka, Yaşayıp öldüğümü kimseler bilmeyecek! Cahit Sıtkı TARANCI
  5. Öldük, ölümden bir şeyler umarak. Bir büyük boşlukta bozuldu büyü. Nasıl hatırlamazsın o türküyü, Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü, Alıştığımız bir şeydi yaşamak.. Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok; Yok bize arayan, soran kimsemiz. Öylesine karanlık ki gecemiz, Ha olmuş ha olmamış penceremiz; Akarsuda aksimizden eser yok. Cahit Sıtkı TARANCI
  6. Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. Memleket isterim Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Memleket isterim Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; Kış günü herkesin evi barkı olsun. Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; Olursa bir şikâyet ölümden olsun. Cahit Sıtkı TARANCI
  7. Bu el titremesi kadeh tutarken Bu yaşta nasıl koyuyor insana Orhan gibi vaktinde gitmek varken Değer mi oyalanmana Rakıdan tütünden beter alışık Olduğumuz korkunç güzel bir şey var Tutmuş bırakmaz bizi bir sıkımlık Canımız çıkana kadar Cahit Sıtkı TARANCI
  8. Kar yağıyor, yine kar, yine kar, yine mahşer gibi kar. Sanki güller içinde gülen taze kadınlar, Bana beyaz buseler, beyaz buseler yollar; Sanki güller içinde gülen taze kadınlar. Bir rüya görür gibi gözümde sevinçler var. Beyaz bir sükût işte: kar yağıyor, kar, kar, kar; Sanırım ki uçuyor gözümde hatıralar. Beyaz bir sükût işte: kar yağıyor, kar, kar, kar... Cahit Sıtkı TARANCI
  9. Yalnız kendi başın mı dertli sanırsın, Gölgesi yeryüzünde avare insan? Taş da istemezdi yosun tuttuğunu; Solmakta her çiçek kokusu uçunca. Tasadır ağaca rüzgârda yaprağı; Her kuş yanar az çok ölen yavrusuna; Sivrisinek de halinden memnun değil; Vızıltısı şikâyet makamındadır. Cahit Sıtkı TARANCI
  10. İlktir baharın gömlümce geldiği İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum Bir gerçek içindeyim düşten güzel Sevdiğim gülüyor yanıbaşımda Aşkından tâlihimin düzeldiği Sen gökte ararken yerde bulduğum Bir sende gördüm ince ruh ince bel Sende murada erdim kırk yaşımda Cahit Sıtkı TARANCI
  11. Sen her gün başka bir güzel olsan Ben her gün başka bir âşık Her göz göze gelişimizde Yıldırımla vurulmuş gibi olsak Yepyeni bir aşk olsa aramızdaki Her seferinde Ne harika olurdu yaşamak Hele evlilik Sen her gün başka bir güzel olsan Cahit Sıtkı TARANCI
  12. Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. Cahit Sıtkı TARANCI
  13. Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında. Cahit Sıtkı TARANCI
  14. Affan Dede'ye para saydım, Sattı bana çocukluğumu. Artık ne yaşım var, ne adım; Bilmiyorum kim olduğumu. Hiçbir şey sorulmasın benden; Haberim yok olan bitenden. Bu bahar havası, bu bahçe; Havuzda su şırıl şırıldır. Uçurtmam bulutlardan yüce, Zıpzıplarım pırıl pırıldır. Ne güzel dönüyor çemberim; Hiç bitmese horoz şekerim! Cahit Sıtkı TARANCI
  15. Bugün cuma; Büyükannemi hatırlıyorum, Dolayısıyla çocukluğumu, Uzun olaydı o günler! Yere düşen ekmek parçasını Öpüp başıma götürdüğüm günler! O zaman inandığım gibi, Sahiden bir öbür dünya varsa eğer, Orada da cumaysa bugün, Başında bulutlardan beyaz örtüsü, Büyükannem namaz kılmaktadır, Namahrem eli değmez seccadesinde; Mekkei Mükerremeden getirilmiş. Dilerim duasında unutmasın beni; Günahkar olduğumu hatırlayarak. Cahit Sıtkı TARANCI
  16. Gecesi benden, mehtabı senden Bir bahçesi var ki aşkımızın, Mevsimlerdir dolaşırız, bitmez. Kim demiş ki zamanla gül solar? Bülbül hiç yorulur mu türküden? Dilbersin işte, delikanlıyım. Ne hikmettir bu Yarab, ne güzel! Herhalde yeryüzünde değiliz; Sahiden biz nerdeyiz sevgilim? Cahit Sıtkı TARANCI
  17. Kabrime çiçek getirenlere gülerim; Gafil kişilermiş şu insanlar vesselâm; Bilmezler ki, bu kabirle yoktur alâkam; Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim. Cahit Sıtkı TARANCI
  18. I. Bir şey ki hava gibi ekmek gibi su gibi Lâzım insana lâzım onsuz yaşanılmıyor Ana baba gibi dost gibi yavuklu gibi Kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor Bir şey ki gözünüzde memleket kadar aziz Aşk ettiğimiz kendimize dert ettiğimiz Adını çocuklarımıza bellettiğimiz Bir şey ki hasretine dayanılmıyor II. Bir şey daha var yürek acısı Utandırır insanı düşündürür Öylesine başka bir kalp ağrısı Alır beni ta Bursa'ya götürür Yeşil Bursa'da konuk bir garip kuş Otur denmiş oracıkta oturmuş Ta yüreğinden bir türkü tutturmuş Ne güzel şey dünyada hür olmak hür Benerci Jokond Varan Üç Bedrettin Hey kahpe felek ne oyunlar ettin En yavuz evlâdı bu memleketin Nâzım ağabey hapislerde çürür Cahit Sıtkı TARANCI
  19. Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut Unut diyor o güzel günleri unut Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman Kuşlar av peşinde balıklar pusuda Çok gerilerde kalmış çıktığım liman Yok görünürde sığınacak bir ada Baktım ki musibet gün gelip çatmış Yolcusunda tayfasında şafak atmış Ne yelken kâr eder ne kürek ne istim Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi Aşk ile koskoca dağları düz ettim Avladım sonunda o civân kekliği Cahit Sıtkı TARANCI
  20. Var olan bir sen, bir ben, bir de bu bahar. Elden ne gelir ki? Güzelsin, gençliğin var. Dünyada aşkımız ölüm gibi mukadder. İnan ki bir daha geri gelmez bu günler. Âlemde bir andır bize dost esen rüzgâr. 1962 Cahit Sıtkı TARANCI
  21. Öyle sarmaş dolaş olduk, O kadar geçtik ki kendimizden Lambayı söndürmeyi unutmuşuz, Perdeleri çekmeyi de. Meğersem sabah olmuş; Gün pencereden bizi gözetler. Cânım geceye veda etmek lazım; Günün gösterdiği yoldan gitmek lazım, Affet bizi lamba, Seni buralara kadar sürükledikse, Geceki sarhoşluğumuza bağışla. Vakit varken dönsen memleketine; Tutsak biz de her günkü yolumuzu. Haydi uğurlar olsun; Gecemiz sana emanet. Cahit Sıtkı TARANCI
  22. Bilir misin tertemiz, Sevgiler ne hoş gülüm. Ayrılıksa insana, Zulümle dolu ölüm.... Sende bilirsin bunu, Ama takmazsın gülüm. Sen böyle hep kaçtıkça, Benim sevmem boş gülüm... Karşılıksız aşkların, Anlamı var mı gülüm. Senin yaptığın inan, İnan ki zulüm gülüm.. Söyle istemiyorsan, Söyle bileyim gülüm. Çıkmam artık yoluna, Yeter ki git de gülüm Ne yapayım karşılık, Olmayan aşkı gülüm. Çeker giderim inan, Sonunda olsa ölüm... Ali Aksoy
  23. Bir nağme takılır suskun dilime, Susar söyleyemem bir tek kelime, Birde sıkıntılar çöker üstüme, İçimden ne geçer ah bir bilsen sen... Benimki çiçeği burnunda sevda, Kaç akşamdır bilsen gözlerim yolda, Uykusuz her gece sen hiç yoksunda, İçimden ne geçer ah bir bilsen sen... Gün gelir kabarır birden yüreğim, Gün gelir maziye dalıp özlerim, Sensiz yaşadığım her gün sevgilim, İçimden ne geçer ah bir bilsen sen.... Hayal değil gönlümdeki sevgiler, Yeni doğan aşkın çiçeğidirler, Umut dolu sensiz geçen geceler, İçimden ne geçer ah bir bilsen sen... Ali Aksoy
  24. Ağlayacağım ver, ver gözlerimi, Gizliyorum artık tüm hislerimi, Ömrümü mahvettin aldın sevgimi, Bir çıkar yolum yok ben neyleyeyim… Her gece kurduğum düşüm yok artık, Tuttuğum bir dilek umut yok artık, Her yer aydınlıksa bana karanlık, Sabahım olmuyor ben neyleyeyim… Sensizlikler sustu kuşlar ötmüyor, Eller dertten uzak bende bitmiyor, Sen gel desen benim gözüm kesmiyor, Çıkmazda gibiyim ben neyleyeyim… Gecelerden başka bilen yok beni, Ne gelenler tanır ne ben gideni, Sanmam tutacağım bir dost elini, Umutlarım bitmiş ben neyleyeyim… Ali Aksoy
  25. Sana nasıl acı çektiririm ben, Seni mutsuz görüp, ben gülermiyim. Dayanılmaz hasret sardı gel desen, Bir gün değil, bir an hiç BEKLERMİYİM. Sana ölümsüz bir aşkla vurgunum, Sana koparılmaz bağla tutkunum, Senden vazgeçemem sana mahkumum, Böyle bağlıyken ben hiç SEVMEZMİYİM. Sen inanma eller neler neler der, Bin bir türlü dedikodu ederler, Hiç takma kafana bir çağır yeter, Elim kanda olsa ben GELMEZMİYİM. Ben sanki hiç acı çekmiyormuyum, Her gece boş yola bakmıyormuyum, Ben de senin gibi hüzün doluyum, Hasret acısını ben BİLMEZMİYİM. Desen ki; “Hasretin korlara döndü” Desen ki; “Aşkımın ateşi söndü” Desen ki; “Dertler üstüme yürüdü” Duyar duymaz sana hiç GELMEZMİYİM. Kapatma kalp kapın aralık kalsın, Sil gözyaşlarını artık akmasın, Alnına çizilen o alın yazın, Ben kaderindeki O SEVGİLİNİM…. Ali Aksoy