Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

ogniela

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

ogniela tarafından gönderilen her şey

  1. Gözyaşım içime aktı Niye mi? Sevdan bana yasaktı Git şimdi arkana bile bakmadan Acım da, aşkım da içim de saklı Sevmedim say Yıkılmadım,burkulmadım say Kına nefret et benden Umursama sakına Burkul sende ama arkana bile bakma Mutlu ol oralarda Ama unutma biri deli gibi aşık sana buralar da Bir o kadar da aptalda Gidiyorsun dön demiyor sana Çünkü elveda diyende o sana Aldırma kendi etti kendi katlanıcak yokluğuna Şimdi tek bişey yap benim için Çok mutlu ol benim adımada?
  2. ölümün hasretle kavuştuğu vakit, seni almaya geleceğim.. bekle sevdiğim! kapı kapansada umut ekle.. nefesimi zorlayıp geleceğim sevdiğim... bilinmeyen acılar olmayacak yaşamı hüzünlerle kısıtlanmış umutsuz dünyamızda.. öyle bir sen olacak ki ve öyle bir ben olacak ki; vazgeçecek ölüm, pes diyecek artık... PES ETTİM SİZDEN... EBEDİ BİR ÖLÜM SUNUYORUM SİZE BU HAYATTA.. ve öyle bir an gelecek ki; hasret bitecek.. ışıklar yanmaya başlayacak karanlığa hapsedilmiş yuvamızda.. ben geleceğim ve seni alıp gideceğim! son olacak bu acı içerisinde kıvranışımızın.. yasaklar kapanacak.. bir mutluluk olacak adına bir ömür yemin ettiğimiz, bir de biz olacağız herşeye inat birleştiğimiz.. elbet bu hasret bitecek.. toprakta bile seni sevmeye and içmişken ebediyen senin olmak için geleceğim.. sen yeterki bekle sevdiğim...
  3. Hırçın bacım, sevgili hüznüm benim en uyarsız yerlerimde çiçek yanıkları ne zaman bir akşam üstü karşılıklı / otursa gözlerimiz araya yıllar,yalınayak yollar giriyor mola yerleri, kıskançlık otelleri ve ayrılıklar ve bir çift kalp bitkin , ağlamaklı? Ne zaman bir akşam üstü karşılıklı otursa gözlerimiz bileti kesiliyor bir hayatın,bir baharın,bir yarının korka korka,usul usul elim yüreğimde çarpa çarpa ve sen yoksun ya gözlerimde kar erken düşüyor saçlarına çocukların? Ne zaman bir akşam üstü karşılıklı otursa gözlerimiz suya düşen tüm resimler kırılıyor bulanıyor gözlerim gözlerine karışınca dudağındaki ıslaklığı tanıyorum genzimde toz ve duman kokusu hüznünü devirip yüreğinle seviştiğim gecelerden derin kazılmış siperlerde uyanıyorum Ve kan biriktiriyor dudaklarım akan kanla vaftiz et diye şiirlerimi bir atar damar daha ekliyorum gülüşünün en keskin yerine hırçın bacım, sevgili hüznüm benim en uyarsız yerlerimdeki çiçek yanıkları nereye gitsem bir akşam üstü kalbim ateş altında gözlerini özlüyorum...
  4. Ayrılıklar da vardır, En duru günlerde.. Sözler biter, Söner bakışların feri.. Kalır tutkular dünlerde Öpsende ruhunu, Uyanmazki peri.. Şimdi git, Nehirler geçer kalbinden. Bense çekilrim kendime, Bir göl gibi. En sessizinden.. Dedim ya.. Git artık kadın Bir hasretin kalsın, Bir de adın. TARIK YILDIRIM...
  5. Ey yoksul iklimlerin bâd-ı sabahı ey yaralı gönlümün öksüz ahı kırsam hasreti zincirlerden mecnûn eylesem salsam çöllere dönüp gelir mi acep ? güvercin eylesem yüreğimi Hasretimi bir kıyıda bıraksam alıp götürür mü ırmaklar? uzatsam, tutar mı elimi hayat? siler mi gözyaşımı ağlasam? çağırsam, duyarmı sesimi oğul? anlatsam dinler mi boynu bükük acımı? Ürperir mi dalında yapraklar? ağaçlar devrişir mi acısını? eser mi buzyangını iklimlere? rüzgar eylesem yüreğimi Çınar olsam eğilsem dal dal başını omuzuma yaslar mı ? ağlar mı boynuma sarılıp doya doya? anlatır mı onu üzen ne varsa? bir tufan sonrası gibi durulur mu içim? anlatsam yorulur mu acım? geçer mi başımın ağrısı? bağrımın ateşi söner mi? Ey baharı ertelenmiş kalbi kırık güvercinim ey boynu bükük çaresizliğim düşlesem açar mı incinmiş gelinciğim ? hasretin yaralı kuşu uçar mı? tılsımlı bir çiçek açar mı gökyüzünde? yapraklarında rüzgar eser mi? getirir mi kokusunu Bad-ı Saba? bahar eylesem yüreğimi Ey sevginin kundağına sarıp, her gece yüreğimde uyuttuğum oğul. üşüyen ellerini nefesimle ısıtıp her sabah alnından öperek uyandırdığım oğul ah canım oğul yaralı yanım oğul ölüm nasıl kıydı sana Nuri CAN
  6. Yıldızlara çıkmak isterken sen hiç gayya kuyularına yuvarlandın mı? sunağa yatırıldı mı kirli pazarlarda saflığın aldatıldın mı her defasında aldandın mı? Denizi kirletilmiş martılar gibi, uçmak isterken mavilere zehirli oklar saplandı mı kanatlarına parçalandı mı yüzündeki hüzün yüregine battı mı kırıkları... ....//// Bir uçurum kenarındayım acılı rüzgarlra bıraktım hayallerimi bağırsam sesimi duyar mısın? uzatır mısın elini? alır mısın beni bu kör kuyulardan? Uçurumun en ucundayım ah! çağırsam rüzgarlara karışır sesim sen hiç tipi, borana tutuldun mu baharında? titredin mi ayazda kanadı kırık bir kuş gibi? kar nedir, kış nedir, fırtına nedir bilir misin? Sen hiç kırıldın mı sevdiklerine, bir bıçak gibi saplandı mı yüreğine gözyaşların? penceresiz, ışıksız, soluksuz kaldın mı? kahırlı nehirlere sarkıtıp kimsesizliğini, alıp yalnızlığını bastın mı bağrına? bağırıp, çağırdın mı sağır kayalardan aşağı çaresiz? Saçı ağarmış hayaller ve nemli kirpiklerle, uçurumları başucuna koyup uyudun mu? çıkıp gam dağlarından aşağı nara attın mı? okşadın mı saçını acılı rüzgarların boranlara, kasırgalara tutundun mu çaresiz ? yaprak yaprak düştün mü dallarda sarsılıp, savruldun mu uçurumlardan? yoruldun mu anılarına sarılamayacak kadar? Sen hiç kaybettin mi doğadaki renkleri beyazı, maviyi, yeşili, alı kararıp kaldı mı düşlerin bir çöl akşamında? yüreğinde ışık kırıntıları sızladığında, ıslak gözlerle baktın mı uçurumlardan aşağı? ağladın mı yaralı bir ceylanın gözlerine bakıp yüreğin yandı mı senin de kızıl korlarda bir yeraltı ırmağı gibi kanadın mı gizli gizli? Çiçekler gibi büyütüp bir gün solacağını bilmeden doldurdun mu yüreğine çocuklarını... eylülde kar olup yağdın mı ? bulut olup ağdın mı? kahır olup ağladın mı? sonra sustun mu solgun bir gül gibi mahsun ve çaresiz? kırılmış gelincikler gibi büküldü mü boynun? Kirpiklerine sakladığın sağanaklar sel olup aktı mı yüreğine? yıkandı mı gözlyaşların hüzünlü denizlerde Sen hiç gayya kuyularına düştün mü üşüdün mü eylülde kar nedir, kış nedir, fırtına nedir bilir misin? Nuri CAN
  7. Pencerene konan bir şarkı aşk Odanın buğulu camına yağan Silik? Adı yitik bir düş Geceye sözlendi öksüz gözlerim -ki köksüz sevinçlerim Gözü yaşlı, başı duvaklı sevdam Pembe düşlerim gurbete gelin. Kelimeler aciz kaldığında Yetmedi heybemdeki gülüşlerim Issız bin gecenin içinde yarsız Kimsesiz, şiir yüzlü nazendeyim? Ah, içimin bahçesiydi Şarkımın nağmesiydi yar Laleler, papatyalar, güller İlkbaharlıklarını giyinmiş ukdeler? Gonca gözlerimde hüzzam nağmeler Silin eksilmeyen vedaları ellerimden. Tanıdığım sandığım yaralı uzaklar Tek taraflı güzleri alın üzerimden. Kanata kanata yazın yüreğime Vedalarla filizlensin sevdalarım Gece yutarken küskün güneşi Süzülür dudağımdan uçurumlar Adın dilimden düşer Çelimsiz bayram sevinçlerim Kor olur bağrımı deşer Tazelenen yaramda kısalır ömür Küçülür med-cezirler Yitirilen gecenin mateminde Bir yığın öteki? Aslına döner kısacık sevinçlerim Büyür karşılıksız yüreğim Saplanır yalandan bir ok Eteğimde tembihli yıldızlar Sabah uyanmak yok? Olsun be sevgili? Gündüzün ortasına göm sen de beni Bakışlarının uzağında yaşarken Yüreğinde ölmek bile güzel? Mart 2008 Ayşegül TEZCAN
  8. Gül yüzünü özlediğim sevdiğim? Güzelim gözlerini özledim nerdesin? Hayalin gecelerimi süsler oldu sevdiğim? Yokluğun, hasretin bağrımda tüter nerdesin Yüreğim yaslarda, sen yoksun ya yanımda? Gönlüm seni arar, gözüm kaldı yollarında? Son bir kez sarabilseydim seni sevdiğim? Sarsaydım da ölüm kalsaydı kollarında Özlemim hasretim içimde, bir çığ gibi büyüyor? Bittim tükendim sensiz can, bak yüreğim eriyor? Felek vurmuş tokadını, yaşamak bana ızdırab veriyor? Bil ki bu can seni, yalnızca seni seviyor? Seni göremediğim her an, bana seneden beter? Hadi insafa gel can özüm, göreyim seni yeter? Dayanamıyorum yokluğuna, içimdeki feryada ses ver Yeter artık sevdiğim yeter, hadi gel neredesin? 06.04.2008 Göreme Hatice Katran
  9. Bütün rüzgarlara açıl Sana dokunan aşklar savrulsun Çölün kum tepelerine Yüreğinle uç Ve uçur dostlarını Göğün derinliğine Ara verme durmasın duygular Kanatlı beyaz at Aşsın bulutları birer birer Yitik değil yaşam Orada düşüncelerinde her şey var
  10. Bütün bizimçündür Nukuş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül Gibi üstünde titreyen bu sema; Gecenin dallarında şimdi açan Bu kamer, Bu altın gül... Bütün bizimçündür Ne varsa aşk ile bidar-ı ra'şe, ya naim, Ne varsa aid olan leyl-i hande-me'nusa, Sana aid lebimdeki buse, Lebinin surh-ı bizevali benim.
  11. Dilindeki aşkın ebedi türküsüyle Esmer bir geceye sarılıyorsun Geleceğe hazırlanan bir gemide Bütün mavilikleri çağırarak Yüreğimizin pusulasıyla En zorlu yollara çıkıyoruz. Biliyorum, sen geçmiş zaman düşümsün Gözlerinde kaybolduğum bir girdap Ruhunun yolluğu avuçlarımda bitap Sorgusuz bir yolculuk diliyorsun Tekrar kavgalardan kaçınarak Ruhunu sevişmelere açıyorsun. Saçlarındaki kır çiçekleriyle Kıvılcım yüreğinin coşkularıyla Bir gülümseyiş masalı sunuyorsun Hayali yolculuklara yelken açıp Günahsız ve ayıpsız bir zemheride Seni bulmamı diliyorsun. Eski bir zaman sarılışı bizdeki Renklerimiz tenimizde sepken Yağmur dökülüyor bak saçaklardan Mesafeler fırıldak bir güldeste Göğsündeki yalın aleve sen Ellerimi bekliyorsun. Nefesin dökülüyor şiirlerime ah Soğuk bir gece, dilimde nikotin Fısıltılı bakışların dokunuyor terime Gündelik gelgitler sarıyor etrafımızı Tutkulu bir koyda bekliyorsun beni Yaşanası özlemine çağırıyorsun. Gel desen gelemem ki, Girdaplar döner içimde, kanarım En kımıltısız anlarımda direnişim olursun Miller yürür göğsümde, bentlerim dağılır Yeşil yüreğime yangınlar düşer, kaybolurum Alevsiz bir çıngı düşer içime, viran olurum Sensizliğin travmalarında felaketin olurum.
  12. Bir çivi basıncıyla işlemişsin içime Kımıldattıkça ellerimi hissederim seni Karanlık gecelerde bile ışığını ararım Boynu kırılır kara düşen bir güvercinin. Sen ise yürürsün, izini belli etmeden Böylesi gecelerde, kör karanlıklarda Durmadan yürürsün, kısır döngülere Kim daha uyanık bu devranda, bilmeden. Hani, denizler vardı usunda, Pul içinde bir yaşam düşlerdin, hani? Türkülerin en içlisi, en delisi Dökülürdü dilinin tellerinden. Hani, gençliğin vardı, dağ gibi güvendiğin Çıkardın her an, en yüce dağların doruklarına Sevdaların vardı, tel kondurmadığın, Bu suskunluk neyin nesi, konuş haydi! Uyandır sönmüş ışıklarını evrenin, Gülkurusu aşklarla dürtüle yaşamı Gör bakalım mutlu kimmiş evrende Bir dizi yas incileri, hepsinin gözlerinde. Bu rüzgâr, bu yapraklar, bu akan su Uzayan saçlarının öpülesi kıvrımları Umut ararsın ya her gün, değişikliklerle Yüzümüzde yer açmalıyız ince çizgilere.
  13. Düşmeyi beklerken tetik, Utkularımız var Bir türlü sarılmamış, Rüzgârlarımız var, Deli deli esmemiş. Yaşamak, Köhne bir eskici arabası Alnımızdaki hedefe ilerlerken ölüm Okşanmayı bekleyen ipeksi saçlar gibi İçimizdeki sevinçlere hassas dokunuşlarla. Yaşamak ölümse eğer, Aşk niçin? Mubahmış, her sevene ölüm! Ağlatmışsa dizeler asırlardır Bu anlaşılmaz gök kubbe altında Saklı kalsın yüreğindeki seviler Bir gün bahtımıza dönecek kader Bizim de görecek günlerimiz var. İçimdeki yiğitlik ve senin ellerin Gün ışığına çıkamamış cesaretim Sesinin bayıltan ritmi, Bu emsalsiz, eşsiz kubbe Bir örümcek ağına sarılmış iki yürekçe Yıldızlara yönelip, ibadete durmuşuz, İşte sevdamız, İşte ellerimiz, Ve seven yüreğimiz Yunus?un yolunda izini sürdüğümüzdür Uğruna öldüğümüz şiirlerimiz.
  14. Gecenin cellâdı gönlümün kapısını zorlamakta Panayırlar kurulu bir dünyanın tam ortasında Azdı derin yaralarım, sesim sızılı bir kâbusta Sarhoş gecenin içindeyim, sarıldım tutkuya. Bin parçaya bölünmüş yüreğimdeki dertlerim Kaygılarımı ısırgan özlemlerine yüklemişim Suskunluğumun kapanlarında sıkışık düşlerim Öldür beni sözlerinle, titrer mi elinde bedenim? Buzlarını çözemezsin titreyen isyanlı kaslarımın Sen ki, yüreğimin yosunlu teknelerinde kaçaksın Çocuk kâküllerinin deli saçaklarını ne yapacaksın? Mültecisin denizlerimde, karalarıma ulaşamazsın. Sil sükut/suz ağrılarımın parsellenmiş coğrafyalarını İkindi yağmurlarıyla gel, tavla menekşe tarlalarımı Aşk?ın kurnasına uzatayım yar özlemli avuçlarımı Islat, asırlardır özleminle kuruyan çatlak dudaklarımı.
  15. Sevgi yürek ister arkadaş yürek, Sevince ölümüne, sevince tutarsızca, Sevdiğini de içine gömeceksin. Bir mezar yapacaksın gönlünde, Hem saklayacak, hem koruyacaksın. Sevgi emek ister arkadaş emek, Fedakarlıktır işin özü, fedakarlıktır dilin sözü, Sabahlara uyanmak yüreğinde saklayarak közü, İstemsizce gözyaşını akıtmak saatlerce, Mutlululğu bekleyerek hep sabretmek günlerce. Sevgi özen ister arkadaş özen, Bir gül gibi tutmalısın elinde, soldurmadan, Dikkat etmelisin şebnem üzerine konmadan, Saklamalısın onu incitmeden hırpalamadan, Ona sahip çıkmalısın kimse almadan. Sevgi korunmak ister arkadaş korunmak, Sıcacık yüreğine sığmalı gözünden bile sakınmalı, Kollarının arasında tuttuğunda mutluluk dolmalı, Öptüğünde gülücükler, yüzüne yayılmalı, Bu aşk için yanmalı bu aşk için kalmalı. Sevgi yaşamak ister arkadaş yaşamak, Onu hem yaşamalı hem yaşatmalı sevdiğinde, Dizlerinin dibine oturup dalmalı gözlerine, Ellerininin sıcaklığını yaymalı bedenine, Öyle sevmeli ki ömrün onun olmalı sevgiyle, Menekşe Gülay
  16. acımasız olma yaralarımın kanayan yanlarına dokunma sen yoksun yıllarımın kalıntılarında düşlerimin kırıntılarında anla dokunma sensiz kaleler yaptım kolay olmadı ne olur yıkma içinde yoksun ama dokunma çiçeklerde arayacağım seni kokunu ektim toprağıma koparma gözlerime her bakışını karaladım yaşını alamadım ama yeniden çizemem tahtamı karaladın acımasız olma seni bana bırak kaybolma
  17. Yoksun ya, yağmurlar ıslanacak şimdi, Yoksun ya şiirler yanacak yüreklerde. Bütün şairleri hasret darağacında asılacak bu şehrin. Yoksun ya kavuşma katili düşünceler, Karanlık pusularda yeni aşklar vuracak. Yoksun ya dağlar yürüyecek, Yoksun ya denizler kuruyacak, okyanuslar solacak, Şehir depremine yaşayacak o zamansız terk edişinin, Ya da kendini yalnızlıkla perdeleyen biri, Son sözlerini de bir intiharla noktalayacak.
  18. Ve bu yürek varsa bende Çırpınıp duruyorsa bu bedende Hiç ölmeyecekmiş gibi delicesine Ve sevmek varsa ta derinlerden Yürekten , Gerçekten , Ve hayata sarılabiliyorsam Herkese gülümseyebiliyorsam Olur olmaza kızmıyorsam Meleğim ; Bil ki sendendir , Senindir , Seninim, Al beni ..... SEDAT AKYAZ......
  19. Silkeledikçe sancının vuslatını Dizlerime koy sevdalı başını Yürü kozalaklı ormanlarımda Çocuk düşlerin yanında olsun Kırıntı sevinçlerimle bul beni. Bir hamak yaptım gülüm sana Gün ışıklı denizleri aş da gel Pulların dökülsün şakaklarıma Üfle yüreğime, mızrabınla sev Gerdan kır, titre şarkılarıma. Attım tecrit korkuları yüreğimden Yırttım hüznün kirli yorganlarını Koynundan çıktım zifiri anıların Sana, ışığına sevdalıyım ay gülüm Ceylan sekişlerinle sokul sağrıma. İzimi sür yine kartal gibi semalarımda Aşkın pikesiyle süzülüver ovalarımda Yüreğindeki vefayla yerleş odalarıma Göğsündeki şifayla kurul sofralarıma Merhem ol geçmişimin sızılı yaralarına. Göçlere vurdum kervanlarımı, çöllerdeyim Mavi bir gök altında, sevda denizindeyim Suskun ağıtlarıma aldırma, hep seninleyim Ayın şavkını astım çadırıma, özlemlerdeyim Kapatalım mevsim kapılarını, üşümekteyim. SELAHATTİN YETKİ....
  20. Pamuk ellerine dokunsam kırılır mısın ? Ya mavi gözlerinde yelken açsam uzaklara Ya da okşasam kestane saçlarını doya doya Ben seni hiç düşünmedim mi Kara gözlerini özlemedim mi, Hep senin yanındayım ama Sensizlik de içimde Kırmızı gülü kokladım sen diye Şakıyan bülbülü dinledim Gece vakti dalgalı denizi seyrettim Bir bakışın kanatır yüreğimi Üzüntülerin ise incitir Bir sözün yaralar beni Rüzgarın esintisinden , gülün dikeninden Sakınırım seni . Sensizlik yıldızsız gece , güneşsiz gökyüzü Sensizlik bir kor avucumda Tutamadığım ,öpemediğim.... SEDAT AKYAZ
  21. Gözünden akan yaşlardan doğdum birgün Ne Meryem Anaya benziyordu kokun, Ne de yufka yürekli Hacer Anaya Tel tel dökülen saçların Hıçkırığa boğduğunda Gecemin güneşini Ellerinden terler boşandı Film şeridi gibi gözlerinden geçen yaşamın Bir cerrahın neşteriyle ikiye ayrıldı Ağlayan ses ? ınga ınga? Bu öldürmesi zor olan ölümü Görebilseydim keşke En güzel zeytin çekirdeklerini Sen bitirdin yüreğimde Yüreğimde kokan ilk toprak kokulu eller Senin eserin Bir daha haram bana ? Of dedirtmek Sana - anam! Dibinde Cennet yatan O nasırlı ve varizli ayaklarınla Son birkaç adımını atıyordun Bastığında sofamın nur yüzüne Ben -zamanın en tatlı anını - yaşıyorken Sen -avuçlarımda topraksın - şimdi anne? Tel tel dökülen saçların Hıçkırığa boğduğunda Gecemin güneşini İşte bak anne! O zaman ben Yıldızların içinden sana bakacağım El değdiğinde yırtılmaya hazır gönlüme Atardamarımdaki kanım donacak! İşte bak anne O zaman Avuçlarımda büyüttüğün güneşin doğacak? Sezer Çalışkanoğ
  22. Bir elmanın yarısıydık ikimiz, Yüreklerimizde öyle coşardı ki sevgimiz, Kadınım derdin dilinden düşmezdi ismim, Yalanmıydı herşey, nerde güzel günlerimiz. Bu sahte hayatta bir sen vardın içimde, Yüreğimle taşıyordum seni her yere, Kilitliydin ruhumda özgürlüğüme inat, Kapalı kapılar ardında tek senindi kâinat. Hep mazeretler, sebeplerdi sıraya girenler, Bir yağmur tanesi kadar değersizdim gözünde, Yalanlar sıralanırdı seni gördüğümde, Sen kışı yaşardın bense bahardım bu sevgide, Karları yağdırdın üstüme, baharlar soldu yine, Tomurcuklar gül olacaktı kaldılar öylece, Bu aşk yasaktı ikimize de, Ama anlamadın yalanlara sığındın yine. Sözlerin bir tokat, gözlerin ise hayattı. Göktaşı gibi yağdım dünyam karardı. Parçalara ayrıldı bedenim, gelmedi biraraya, Herşeyi unutturdun sığmayan yaşamıma, Hâlâ bir şarkısın yüreğimden akıp giden, Tükenmeyen dizelere sığdırdığım aşkımsın. Mutluluğu gönlüne yağdıran bir yağmurdum oysa, Buz oldu aktı sevgime, dondu bulutlarda Görün kalbimde ki kara sevdayı, Görün Yüreğime gizlediğim duygularımı, İçimde biriktirdiğim özlemlerimi, hasreti, Unutabilseydim aklımda kalmazdı o güzel yüzün, Unutabilseydim yanmazdım bu kadar olmazdı hüzün, Bu şarkılar değil mi beni böyle hep ağlatan, Bu şiirler değil mi herzaman aşkı anımsatan, Kadersizliğimde, şarkılardı sevdayı anlatan. Hayalimde ne yüzün kaldı ne de güzel gözlerin, Bir bir silindiler umursamadan hep gittiler. Bir tek kalan sesin, o da unutulur bir gün, Ama yüreğim unutmuyor hâlâ acısı derin, Geceler boyu sürüyor bende ki sevgin, Sabahlar daha kara, aydınlatmıyor güneşin, Sensiz olmuyor Sensiz olunmuyor sevdiğim, Aşkınla yanan kalbim, hep hasretin. Menekşe Gülay
  23. Yürüyorum rüzgara karsi, Savruluyor saclarim, Demet demet düsen ay, Ayaklarinin altina gizledim güneşi, O gece sen degildin sebebim, Anlamda veremedim akan yaslara, Yastaydim iste, Vakitsiz karanliklara dalan, Benimkisi gülerken aglayan bir yalnizlik, Sadece benim degil sensizligin yalnizligi, Kismet kaderde degil gelen beladaydi, Sebep sen degildin , Öylesine bir yalnizlikti, İçinde sensizliginde oldugu, Karanliga bakan bir yalnizlik?
  24. Sana baktıkça, çıngılar dansa kalkardı yüreğimde Bütün mutlulukların pastillerini emerek tüketirdim Sana kavuşmak ertelenmiş, yitmiş bir hazandı Kırılgan suretlerimi izlerdim özlemli tenimde. Sana baktıkça, ikiye bölerdim hırçın bir zamanı Işık hızıyla geçerdim sorgulu, ağrılı karanlıkları Bayramım olurdun hasret yüreğimde, mutlanırdım Özlemin izbe tenhalarında çocukça kaybolurdum. Sarı denizlerin esmer ve kavisli dalgası olurdun Kanayan bir yürekti içimde, bir tek seni solurdum Omuzlarımdaki suskun ve gelmeyen eylülümdün Kokunu bırakarak üzerime, anılarıma sokulurdun. Seni düşünürdüm hep, korkunun ıslanmış göğsünde Yaşlı yüreğimde dindirilemeyen çözümsüz sancıydın Bütün mevsimlerin yorumsuz ve sonsuz bekleyişiydin Göğsümdeki ilençli yarayla sen benim sevecenliğimdin. Çırılçıplak sevinçlerinle dolaş şu imgeli göğsümde İçten gülüşlerinle, yağmurum ol fışkın çisentilerinle Menekşe kokulu baharları getir, kadın gülüşlerinle Hırçın ve oynak edanla gel, sultanım ol düşlerimde.
  25. Ürkek bir güvercin gibisin, Çok güzel ve doğal. Gönüllere bir bahar esintisisin, Ne olur tut ellerimden, yanına al. Bırak sileyim yaşlarını, Gözlerinden başlayayım öpmeye. Beyazlar açsın gönlünde, Ne olur tut ellerimden, yanına al. Yaralarımızı saralım, gülelim seninle, Akıp gitsin zaman, o güleç yüzünle. Bir buse kondur el değmemiş gönlüme Ne olur tut ellerimden, yanına al.