ogniela tarafından gönderilen her şey
-
AŞK KURŞUNU ADRES SORMAZKİ
Aylar öncesine dönelim diyen, Bir sevgi sözünü bile çok gören, Duygularımı bir kalemde silen; İnan, kırgınlığım geçmedi hala... Hastalığıma hal hatır sormayan, Son demlerde derde ilaç olmayan, Yeminleri geç, sözünde durmayan; İnan, kızgınlığım dinmedi hala... Ahde vefayı böyle mi bilirdin, Aşkını bana böyle mi yazardın, Her günümde hatırımı sorardın; İnan, küskünlüğüm gitmedi hala... Son sözümü sana hiç söylemedim, Sevgiye dair ne varsa diledim, Aşk kurşunu adres sormaz ki derdim, İnan, çılgınlığım bitmedi hala... 31 Mart 2003 Ankara
-
AŞİYAN
yapraklarını kaç kez döktü ağaçlar bin yıl gibi geçti, sensiz bin günler lakin ilk günkü kadar arzulu gönüller seni özlemek seni beklemek sanki kalbime saldığım en kutsal ibadet kollarımdayken, kalbimizde varolan sevginin hazzı yaşandı aşiyanda el eleyken, tenimizde varolan arzunun vazgeçilmez tadından içildi aşkımızla bülbül sesleri karıştı sevgimizin nağmelerine nasıl dayansın, nasıl dilemesin canlar aşkın yudum yudum içildiği anlardan haziran gecesi, parçamın dünyaya merhaba dediği bu gece, sabahla arzuların depreştiği hasretle tenlerin kaynaştığı gece bu ne bir özlem, ne de bir arzu bu ne bir şiir, ne de nesir arzuyla yaşanandır bu düpedüz kalplerdeki sevdanın gerçeği? 17 Haziran 2005 Aşiyan
-
AŞK HASRETİ
Hırçın masmavi denizde Seni gördüm sokuldum yanına Gönlüm çok sevdi düşünmeden yuttum Aldım kanayarak içime Ey yüreği vefasız sevgili! Aşkın zokasını yutturdun bana Balığın masumca oltayı, Azığım diyerek bir lokmada yediği gibi. Nafile kaçışı olmuyor, Nereden bilsin bu gülüşü yaralının yüreğini, Bir tutam aşk hasretinin öldüreceğini. Cafer Tayyar Özkan
-
AŞK DÜŞERSE KALBE
Mevlam sevdiği kuluna verirmiş, Cana kastettiren sevda yükünü, Aşk umudunu yazgıya bağlarmış, Belki çok yakın vuslatın düğünü... Kim demiş ki sevenler ölmez diye, Bir gün aşk düşerse kalbe, görürsün Bu dünyanın kaç bucak olduğunu, Her sabah doğup, gece öldüğünü... 02.10.2003 Bursa
-
ANLAYASIN DİYE
Anlayasın Diye Sana gönlümü açtım İçinde meşk edesin diye Sana aşkımı yazdım Yalnızlığında okuyup içesin diye Coşkuyla ellerimi uzattım Avuçlarımda eriyip gidesin diye. En içten arzumu söyledim İsteyip de yaşayamadığını bilesin diye. Sana mektuplar gönderdim Bensizliğinde duygularımla yaşayasın diye Sevda bulutlarına yalvardım Gönül gözlüme yağdırsın diye. Yanağından gözyaşları düşürdüm Hasretin ne demek olduğunu anlayasın diye. Cafer Tayyar ÖZKAN İstanbul
-
ANT İÇTİM GÖNÜLDEN
Ant İçtim Gönülden Bugün yine seni çektim içime Kokun sinmişti yüreğime Doldurmuştu boş olan sevgi haznemi Görebilme umudumu yitirsem de Sevmiştim bir kere gönülden Mutluluğu unutmuş olsam da Sevgini yaşatmaya ant içtim gönülden.
-
ANLAYACAKSIN
Parıltılı bir Başkent?in lacivert karanlığında, Aç pencereni bak göklere, çoban yıldızını göreceksin. Sen tatlı bir uyku beklerken sıcak yatağında, Sana gönderdiğim aşk melekleriyle konuşacaksın. Sevda şarkılarını ay ışığında mırıldandığında, Yıldızlardan sesinin bana döndüğünü hissedeceksin. Gülistanıma ektiğim aşk tohumlarında, En güzel çiçeklerden taçlar bulacaksın. Yokluğumda kan ter içinde gördüğün her düşünde, Senin için yaptığım en güzel bestelerimi duyacaksın. Seni, beni, biz yapacak sır için elindeki çiçeğin tacından, Sabırla kopara kopara sonunda seviyor diyeceksin. Sımsıcak bir tebessümle beklediğin her gününün, Ondört Şubat sevgililer günü olmasını isteyeceksin. Seni seviyorum diyebilmenin hazzını yaşarken, Dikeni alınmış taze bir gül goncası bekleyeceksin. Bir gün gelecek bekliyorum, diliyorum, sevgiçelenim, O zaman sevmekle acımak arasındaki farkı öğreneceksin. Belki de sana olan büyük ve ölümsüz aşkımın manasını, Ak düşmüş saçlarınla, mezar taşıma bakıp anlayacaksın.
-
AHTIM VAR
Gözlerimde sevdalı bakışının izi kaldı, Silmek için gözyaşlarına ihtiyacım vardı. Dudağımı sımsıcak busenin tadı sardı, Ruhumun hasretini dindirmeye ahtım var... Kulağımda içilen yeminlerin uğulduyor, Ruhum her gece muradın hayalini kuruyor, Gönlüme hazanda vurduğun çelik prangayla, Ruhumun şarkısını dinlemeye ahtım var.... Elimde yırtık da olsa bir resmin bile yok ki, Hayaller kurarken, ışılgözlerine baksaydım, Böylesine çok sevmemi bile günah saydın ki, Ruhumun parçasını yaşamaya ahtım var... Kendi denizinde boğulmana kıyamam ki ben, Canıma can veren o sevgine ihtiyacım var, Muradımdan sonra ukdeme aldığım ey sanem, Ruhumun ateşini söndürmeye ahtım var... 24 Mart 2003 Ankara
-
AHDE VEFA EDEN
Gözlerimi kapattığımda hayalini görüyorum, Sensizliğin çıldırtan acı savaşını veriyorum, Kara gecelerime, sessizliğin kabusu çökerken, Tek teselliyi ettiğin yeminlerinde buluyorum. Tanyeri ağarırken umuda elimi açıyorum, Sabahın nurundan seninde içmeni diliyorum, Sabır taşında günahlarımız, şafakla dövülürken, Gazabından sığındığım Yüce Tanrıya koşuyorum. Hamurundaki sırlı kaderin bende mi? Bilmiyorum. Her sözünde yepyeni umutlara yelken açıyorum, Gönül bağında parıldayan hatıralar canlanırken, Ahde vefa eden yüreğinin sesiyle coşuyorum. 28.01.2003 Ankara
-
ADIN DİLİMDE OLACAK
Daha kaç mevsim geçecek böyle, Sensiz geçen gecelerin hesabını kimden soracağım! Yokluğunun acısı nasıl dinecek, söyle! Yalnız geçen günlerin çetelesini nasıl çıkaracağım! Anıları yazdıkça, düşlerim azıyor, Gönüldeki keşkelerin sırrını elbet çözeceğim. Sesini duydukça zavallı yüreğim sızlıyor, Yaşanan sevdaların romanını bir gün yazacağım. Yine zamansızca çınlıyor kulaklarım, Son sözlerini bilmesem, gel diyorsun sanacağım, Uzaklara dalmışım, hayalinle meşgulüm, Hayır diyeceğini bilmesem, sana koşup sarılacağım. Sanki ruhum orada, seninle dans ediyor, Ellerinin saçlarımda dolaştığını, nefesini hissediyorum. Bir an bile gözlerimden gitmiyor yaşadıklarım, Bitmez, tükenmez arzuyla, sana kavuşmayı diliyorum, Hasretinden göz yaşlarım, bir tanem inan dinmiyor, Sen olmasan da bu can, maziyi gelip orada yaşayacak, Son nefesimde bile canparçam, adın dilimde olacak... 28 Şubat 2003 Ankara
-
ACIRIM O YILLARA
Seni anlamak ne mümkün, Aşkın ne vakit acı gerçekleri haykırsa Suskun kalır, Kadınlığını hatırlarsın. Ardından ihanet rüzgarları estirirsin gecende, Kutsal emanetim bedenin, kaderinle izdivaçta, Yalnızlığın pençesine atıldığın anlardaysa Mantığın nefse mağlup, can özünse revaçta? Sana inanmak ne mümkün, Kadınlık sıranı savıp arzuyla aşk teri döker Mektup yazar, Ezildiğimi bildirirsin. Yaz gününde zemheriye keser kutsal duygular, Bilmem ki o zaman yüreğin hangi boş savaşta, Ben kıskançlığın kol gezdiği hain zamanlarda Umutla ağlarken, hercai sevgilimse koklaşta? Sana kavuşmak ne mümkün, Aşkın hasretini çekmiyor artık ışılgözlerin Dönüşüm yok, Bir daha gelme diyen sensin. Çabuk unutulmuş, sevgi adına atılan adımlarım, Çok yazık kara gözlerimden vuslata akan yaşlara, ?Sen benim, benim erimsin? diyerek sarılışların Koskoca bir yalanmış meğer, acırım o yıllara? Seni unutmak ne mümkün, Silinmez hafızamdan vuslata, murada dair sözlerin Ölüm olur, Sevdan biterse deyişlerin. Dudakların sevgi sözcüklerini mırıldanacak elbet, Lakin senden çok daha vefalı çıkacak tatlı anılar, Her şeyinle sevdana teslime koştuğun anları Gün gelip acıyla haykıracak, fakir dediğin duvarlar? Sana yaslanmak ne mümkün, Hiç kurtulmadı ruhum senin ihanet darağacından Zehir olsa, Ellerinden içebilirdim. Oysa şimdi, reva gördüğün acı hicran şerbetini, Canparçam diye sineme vurup hüzünle içiyorum, Mahşere bırakıyorum ben bu sevdanın kalanını Hesaplaşma sonra deyip, sessizce cana gidiyorum Senle uzlaşmak ne mümkün, Ruhunu mutlu kılan sevgi nuru koydum kalbine Aşkla içtin, Cana can katan sevgimden. Seneler geçti sense vefasızlıktan vazgeçmedin, Ardımdan sakın boşuna ağlama ölümsüz varlığa, Sen beni hiçbir zaman gerçekte sevemedin, Sahibinle her gece diri diri gömdün kara toprağa Senle anlaşmak ne mümkün, Kul hakkını yerken hüzün şerbeti içeceğini Çok işittin, Sevgi akan dillerimden. Er geç geleceksin mecburen helalliğe kapıma, Gün gelecek çok ağır basacak çobansı sevdam, Gönül fırtınasından kaçıp da sığınırsan affıma Belki o zaman biter, arzuladığın kaderinle kavgam? Sana sarılmak ne mümkün, Kaderin koynundayken sevdamla neleri yaşadın Nasıl kıydın, Umut serdiğim sevdama. Meğer boşunaymış uğruna tuttuğum aşk oruçlarım, Gayri mutsuzluk senin kanın, ahımsa rehberin. Kadınım olsan da demek ki buymuş yaşayacaklarım, Söyle ey canan, kadınlık tacında mı namus değerin? ... 02 Eylül 2004 Ankara (Sevginin büyüklüğü, yaşatılan küçük ayrıntılarla tartılır.)
-
YA SEN SEVGİLİM
Aşk zehri girdimi bir kez kalbe, Panzehiri bulunmaz, Sevgiliyle vuslattan gayri. Ya bu zehri içip, Mutluluk sarhoşu olacaksın, İçecek cesareti bulamazsan, Son nefesine kadar pişmanlığınla, Ömür boyu başın öne düşmüşçesine, Örümcek ağına dolanmışçasına, Kadere isyan ederek, Köle misali, Boynunda sevda zinciriyle dolaşacaksın. İçersen huzur şerbeti, Tadacaksın, İçmezsen hınzır dehşeti, Bulacaksın. Ben; Gecemin karanlığını kaldıran, Umut dünyamı yeşerten, Huzur çeşmesindeyim... Ya sen sevgilim? Sen bu gecenin neresindesin? 01 Nisan 2003 Ankara
-
YAŞAMIN NE ANLAMI KALIR
Yaşamanın Ne Anlamı Kalır Pişmanlık duyup, maziye ah çekeceksen, Eşsiz sevdanı doyasıya içemeyeceksen, Yaşamanın ne anlamı kalır, canparçam, Bir inat uğruna cananını kıracaksan... Çığlıklarım duyulur, geceleri gözyaşımla, Sevgim vuslata mağlup olur, hatıralarımla Nefes almanın sonumu gelir, canparçam, Bir hayat uğruna cananını üzeceksen... Bak, yıldızlar bulutun arkasına saklanmış, Seven gönüllerin vuslatını yalanlarcasına, Hayal etmenin sonumu gelir, canparçam, Bir vuslat uğruna cananını yakacaksan... Ne kadar sürecek, sevdamızın ırgatlığı, Düşlere hap solmuş, aşkımızın hoyratlığı, Yarın demenin sonumu gelir, canparçam, Bir yemin uğruna cananını sileceksen... Sevgi dolu kalbinle, gönlümü fethettin, Muradım için, nice tabularını yok ettin, Yemin içmenin sonumu gelir, canparçam, Bir avuç toprağa cananını vereceksen... 02 Mayıs 2003 Ankara
-
SENİ SEVDİĞİM KADAR
Hiç kimseyi sevmedim, seni sevdiğim kadar, İçime yer ettin, yaşayacaksın sonsuza kadar, Günah bilmedim, bağrıma gönülden basarken, Ne günahım vardı da, bırakıp gittin canparçam... Hayallerime bile ulaşmaya gücün yetmezdi, Karagözlerimi görünce, günahın adı kalmazdı, Bu sevgi biterse o gün bende ölürüm, derken Ne oldu da, şimdi ağlayıp üzülürsün canparçam... Bizler sevginin kölesi olmuş, safi günahkarlarız, Hicrandan söz derken bile oturur, baş başa ağlaşırız, Yalan değil ki aşkımız, yaşadıklarımız gerçekken, Ne çekeceğimiz vardı da, sensiz kaldım canparçam... Pembe panjurlu evden bahsetmedik hiçbir zaman, Gözlerinde tükenmek bilmeyen sevgi vardı, inan, Ömür boyu içimizi dağlayacak sevdayı yaşarken, Ne hayalimiz var da, boynunu bükersin canparçam... İkimizin de kahretmeye hakkı yok, ölümüne sevdiysek, Yüce Mevla?dan saklamaya gerek yok, yaşadıysak, Hazana bakarak birbirimizi amansızca kıskanırken, Ne umutlarımız vardı da, beni ağlatırsın canparçam... Bu sevdanın ölünce biteceğini biliyorduk ikimizde, Biz kara gül bitmesini istemedik ki gülistanımızda, Seni seviyorum demenin kolay olmadığı bilirken, Ne oldu bize de, hasrete dayanamıyoruz canparçam... 22 Nisan 2003 Ankara
-
SEN ÖLÜMDEN BETERDİN
Madem ki ihanetin pençesinde arzulara teslimdin Ne diye bunca zaman erim deyip ukdeleri yeşerttin Gerçek sevdadan vuslatı sen çıkardın Didim?de Yaşattıklarını kaderin bilse, sen ölümden beterdin Vuslatın yıl dönümünde çağrıma cevap vermezsen Bunca yıl kalpteki ukdelere boş ver der geçersen O gece zevkin doruğunda içtiğin ihanet şerbetinden Sahibim deyip sarıldığın hayırsız insanla içeceksin Aşkıma müptela gönlüne söz geçirmek ne mümkün? İhanete yelken açtı bedenin, ömrün rüzgarında sürgün Alev alev yanan fecrinde sahibinle sarmaş dolaşken Her nefeste ahımı içen bedenin sürüm sürüm sürünsün İhtişamla dikilmişti gönül bahçesine namus şaheserin Güneşin mahzun doğduğu anda sözlerim taştan makberin Kutsal duyguları gecenin karanlık tünelinde gömerken Benimsin diye aşkla sarıldığın erin gayri ebedi mahşerin Nereye kadar kaçarsın, pamuk tenin şeytan ateşinden mi? Ne zamana kadar susarsın, ettiğin yeminlerin yalan mı? Hani attığın her adımda kadınım değerlerimi yaşatırdın? Benliğine tecavüz edenle birlikteyken susup öleyim mi? 30 Ağustos 2004 Akçatekir/ADANA
-
NİLÜFER GİBİDİR SEVDAM
Göle bezenmiş nilüfer gibidir sevgim, Kapattım çehreni, başkası nazar etmesin. Kalbe dolanmış sarmaşık gülüdür sevdam, Hapsettim kalbini, başka kullar üzmesin... Güne saklanmış yıldızlar gibidir aşkım, Yalvardım güneşe, vuslata kadar batmasın. Suya dadanmış ceylan gibidir cananım, Ahdettim, tenine yaban kurşunu değmesin... 28.09.2003 Ankara
-
IŞILGÖZLÜM
Kaybolma ikide bir karşımdan, Hesap sorma ikide bir sevgimden, Sitem etme ikide bir arzumdan, Sensizliğine, unutulmaya Alışkın değilim, ışılgözlüm... Ayrılma ikide bir kalbimden, Kahretme ikide bir uzağımdan, Üzülme ikide bir hasretimden, Gözyaşına, yokluğuna Alışkın değilim, ışılgözlüm... Beni bu kadar mı çok sevdin, Beni canından öne mi aldın, Beni aşk gözyaşına mı kattın, Ben böylesi karasevdaya Alışkın değilim, ışılgözlüm... Çok sevenler bildim hayatta, Yeminini bozanlar gördüm, Büyük ukdemi aldın yüreğine, Ukdemin toprağa girmesine Alışkın değilim, ışılgözlüm... Herkes yererken, sen sevdin, Herkes kınarken, sen sardın, Herkes kaçarken, sen geldin, Canımın candan kopmasına Alışkın değilim, ışılgözlüm... Ne günahlar işledim sensiz, Ne ızdıraplar çektim sevgisiz, Geçmedi gecelerim gözyaşsız, Sensiz güne merhaba demeye Alışkın değilim, ışılgözlüm... Cansız daha ne kadar yaşarım, Muradıma acı ağıtlar yakarım, Derdimi kimselere anlatamam, Sensiz bir an bile nefes almaya Alışkın değilim, ışılgözlüm... Her gece Tanrıya yalvarırım, Seni hep meleklerle anarım, Sen diye emanetine bakarım, Sesini duymadan geçen güne Alışkın değilim, ışılgözlüm... 03 Şubat 2003 Ankara
-
HAYALLERİMİN HOYRAT SEVDASI
*Hayallerimin Hoyrat Sevdası İnan kendine, hayallerimin hoyrat sevdası, İçimizde yaşattığımız anı özleyeceksin, Hiç susmayacak ki, vuslatımızın bu şarkısı, Başına bela olduğum anı hissedeceksin. Bak işte, sesini duyamadan yine gün battı, Bensiz anların hesabını kimden soracaksın, Yatağa saran hastalığın, kalbimi sızlattı, Bilirim, bana soluk gözlerinle bakacaksın. İnan sesin hiç böylesine üzgün gelmemişti, Gönülden coşan hislerimi, elbet duyacaksın, Emanetim olan bedenin süzgün kalmamıştı, Çektiğinden, benimde içtiğimi bileceksin. Seni aşkımla saracak günleri bekliyorum, Gel artık can için canan olalım diyeceksin, Günah zincirlerini, canan için kırıyorum, Hayallerin bahara döndüğünü göreceksin. 23 Ocak 2003 Ankara
-
CANPARÇAM
Gözünle yüreğime girdin, Sevginle feleğimi serdin, Aşkınla dileğimi verdin, Konuşamıyorum Canparçam. Dile gelmeyen hasretimsin, Söze girmeyen dileğimsin, Göze düşmeyen meleğimsin, Unutamıyorum Canparçam. Kükredikçe yanan volkanım, Sevdikçe ağlayan bir canım, Estikçe sızlayan bedenim, Dayanamıyorum Canparçam. Kaç hazan gördü bu sevdamız, Zamana sığmadı aşkımız, Dil sustu, konuştu gözümüz, Uyuyamıyorum Canparçam. 06 Ekim 2002 Ankara
-
BEN MİYİM ?
Yalnızlığın çığlığını haykır, yıldızlı s e m a y a, Kaderin koynunu parselleyen sadece ben miyim? Bir gece olsun, açtın mı elini yüce M e v l a y a, Gir bakalım yatağına, sarıldığın bir ben miyim? Özlemin şarkılarıyla çağırıp durdun y a n ı n a, Vuslatı nilüfer gibi serdim açtığın k o y n u n a, Bir kere de olsa verebildin mi h a k k ı n ı aşka, Sor bakalım yüreğine, senin gerçek erin miyim? Gireceksin yine haftanın s e s s i z derinliğine, Kim bilir bu seni, kaçıncı defa ki kaybedişim, Bu kaçıncı girişim, arsız kıskançlık krizlerine, Git bakalım kaderine, bir daha ben güler miyim? 30 Mayıs 2004 Ankara
-
AŞKIN BÜYÜSÜ
Geceleri kopar, gönüllerde fırtınalar, Yelkovan akrebi sensiz geceye kovalar, Işıl gözlerden yaşlar mütemadiyen akar, Sensizliğin acısı titretir uzaklardan... Aşkın büyüsü denir, sevginin gerçeğine, Girilmez ki canım sevginin derinliğine, Aşkı can parçasıyla gece gündüz yaşarken, Sevgilinin sözleri duyulur dudaklardan... Aşkın cazibesi saklı kalmasın kalplerde, Gönüller boşuna sevda matemi tutmasın, Aşkın iksiriyle tanışsın zevkle bedenler, Cennetin ışıltısı gelsin yüce ruhlardan... Değmesin, aşk mabudeme başka kulun eli, Ömür geçse de, bitmez bu sevdanın bedeli, Ödemek kolay değil, aramızda canlar var, Hasretin damlası dökülür o yanaklardan... Alınyazısı deyip geçilir, çoğu zaman, Yansan da, kavrulsan da, hiç değiştiremezsin. Mahşere dek sürecek denir, dillerde her an, Vuslatın uğultusu çınlar o kulaklardan... Kaderimse çekerim denir, geçiştirilir. Gönüllerde, umut çiçekleri soldurulur. Başka bahara saklanır, bir kaçış sanılır. Anıların sancısı, çıkar elbet ahlardan... Bir daha yaşadıkça hayır denilmeyecek, Sevgi dünyası hazırlanır, engin düşlerde. Gönül bahçesinde diz çökülüp, yalvarılır, Göz yaşların sel olur, gider hatıralardan... Ne umutlar besler, can verir gibi seversin, Canandan Mecnun olup, muradını istersin. Leyla olur kalpler, hasretin kemeri takılır, Sevdanın efsane olduğu o duvarlardan... Mevla?nın verdiğini yaşamazsa gönüller, Mevlana?da feyizle sema yapsa da eller. Yunus dergahında kırk yıl sabır da çekseler, Ahiretin kararı silinmez vicdanlardan... Ulu cami çeşmesinden yeminle içildi, Canana varınca, sözler boğaza dizildi, Mahşere dek çekilecekler, alna yazıldı, Umudun kısmet dendiği, kara yazgılardan... Her şeyin en güzeli, hayırlı olanıdır. Sarmaşık bile, güle aşık olup dolanır. Bir ot kadar arzulu olamıyorsa kalpler, Yaşananların aynısı, çalar şarkılardan... Sevgiler yaşanmazsa, kalbe kıvılcım düşer, Tatlı huzur hayali, gözyaşlarıyla söner, Yürekte yaşatmak için yeminler edilir, Bedenin bitişiyle, serpilir topraklardan... Kullar hakkını, ne kadar da helal etseler, Viran olmuş gülistana, rahmet de serpseler, Sırat köprüsünde, hesabı sorulur elbet, Ruhların merhametiyle kurtulur haklardan... 23.06.2003 Ankara
-
AŞKA DAİR NE VARSA
Hep hayallerle yaşamayı arzu ediyorum. Çünkü hayallerime kimse karışmıyor, Hep hayallerimde seviyor, seviliyorum Aşka dair ne varsa hepsini orada tadıyorum... Dostluklar bile artık sahte, ikiyüzlü oldu, Şimdiki güller eskisi gibi kokmaz oldu, Sevgi diye açtığım mektuplar kahır doldu, Aşka dair ne varsa hepsini orada sanıyorum... Sevdim hep, sevmediğim olmadı şu cihanda, Verdim hep, vermediğim olmadı bu alemde, Yazdım hep, yazmadığım olmadı bu hayatta, Aşka dair ne varsa hepsini orada biliyorum... Biliyorum yine bana küseceksin bir bahaneyle, Seviyorum diyeceksin belki önünde bir sananeyle, Kor ateş düşen yüreğime gel bir derman eyle, Aşka dair ne varsa hepsini orada yazıyorum... Hayal deyip sakın sevgini esirgeme yüreğinden, Gün gelir elbet gerçek olur inanarak sevdiğinden, Sen de içersin Tanrıdan dilerim benim içtiğimden, Aşka dair ne varsa hepsini orada yaşıyorum...
-
ARAR SENİ GÖNLÜM
Sevgi dolu kucağında aşiyandı kalbim, Ölene dek kırılsa da, sever seni gönlüm. Dergahında muhabbete geldi Karagözlün, Mahşere dek kavrulsa da, arar seni gönlüm... Şefkat dolu yüreğinde huzur buldu ruhum, Hazana dek beklese de, özler seni gönlüm. Kavuştuğunda tebessüm etti Karagözlün, Sonsuza dek kaybolsa da, yaşar seni gönlüm... 24 Eylül 2003 Ankara
-
USULDAN TÜRKÜ
Yürüdüm usuldan bir sonbahar hüznüyle Çocukların her akşamüstü ayrıldığı yere Sararan yaprakların savrulduğu yere Bir türlü buluşamadığımız o lacivert yere Şuramda bir çiçek ordusuydu sevdan Yürüdüm ağaçlı yoldan bir başıma Bütün kuşlarını gökyüzüne uçuran Ağaçlar düş kurmayı unutmuştu çoktan Bir öndeyiş gibi okudum uçurumları Denizi dağları bozkırı sevgilim Ne de olsa ben buldum son kuşları Kuş sürülerinden örülmüş bir kıyıda Ey akşamsefasının tazelenen vakti Bırakıp bir kitap gibi pencere önünde seni Yürüdüm usuldan uyanmış yollarda İçimde serseri ilişkilerin son izi Suçlu bir eylül bozup gitti Kimsesizliğimi acemiliğimi Saçlarımı kestiler asi sesimi Sesim bir suçsuzun sesinde şimdi
-
ACIYLA AKRAN
Burda mayalanan aşkın yedeğinde Gün vurdu mu yüzünü sulara Bir haber beklerim sevinçli Ulaşan mermere, taşa, içerdeki dosta Usulcacık bir türküye girer gibi Bir haber; kuşların kanadında Burda taşrada bir esimlik rüzgar Üşüttü mü gül yaprağını gizlice Duyarım yüreğimde sessizce Geri gelmeyecek örselenmiş gençliğimi Bir haber döndürebilir beni Buğulu mavi bozkır günlerime Sarınıp yıldızlı gecelere, öyle ki Çekip gidebilirim ipsiz serseri Çalımsız bir ıslık tutturarak Kırık dökük dizelerime benzeyen Burda ırmağın sesinden başka Yüreğimi uslandıracak kimse kalmadı Haber gönder, çık gel, acıyla akranım artık Ağarabilir usulca göğsümdeki karaltı.
Jump to content