sema tarafından gönderilen her şey
-
HAYALDEN İBARET SEVDA'M (VOL.2)
Geri Dönüş -II- Hayatımı sıfırlayarak, an?larda saklı kalan anı?ları tek tek temizleyerek geçmişimden arınmış bir sadelikle karşındayım... Seni sevmek öyle ki, yaşamı hiçe saymak.. Seninle var olmak.. belki de hiç olmayacak bir duaya amin demek.. Uzaktan sevmelere alışık beynime, bir çıkar yol göstermek adına her gece resminle avundum bana yolladığın şiiri sesinden dinleyerek.. Gece sığındığım bir liman... bense tekdüze giden bir geminin kaçak yolcusu.. Yaşamın takılı kaldığım kıyısından alarak beni, yeni bir sırandanlığa yelken açmakta belki... Hani artık o kadar da önemli değil artık... ha gitmişim ha kalmışım... Önemli olan gözlerindeki ufku yakalamaktı.. kalbindeki derinliklere inerek kulaç atmaktı orada özgürce.. Kanserli hücrelerim için tek tedavim olan sana yolculuğum başlamakta... Benden yazmamı istedin, yeniden seni anlatmamı... yazmakla yokolacağımı bile bile sırf seni sana anlatmak üzere, yazıyorum.. Hayal ürünü bir sevdanın ikinci perdesi dökülüyor satırlarımdan.. Sımsıkı kenetli gözlerimi aralamak yapacağım son şey artık, seni anlatmayı bırakmadan.. Boranda kalmış hayatıma meltem esintisisin sen.. gözlerindeki ışık karanlık mabedimin sessiz tanığı.. Gitmelere teslim olan geçmişim, senin gelmelerinin ev sahipliğine hazırlanmakta.. Hayattan çaldığım kimbilir belki de sonları oynadığım bu günlerde seni çağırıyorum bu tek perdelik oyuna sevgili... Seni anlattıkça benden kaçan, sözlerimden kaçan, hatta sevgimden kaçan sana, yaptığım bu son jestimde; gel birlikte oynayalım en talihsiz oyunumuzu... Bu çağrı ikimiz adına... bir senin adına.. bir benim adıma... Sevgime gözlerini kapadın, kalbimi görmezden geldin.. Ben geldikçe kaçtın, ben kaçtıkça geldin.. Kesişmedi yollarımız imkansızlıktan.. Biliyorum... korkuyorsun... Artık savaşmak istemiyorsun hayatla.. Ben de istemiyorum.. Bu yüzden yazdığım bu oyun tek perdelik.. Geçmişte kaybettiklerine yanarak, vicdanını dinleyerek benliğin yok olmakta.. Burda değilsin ama beni duyuyorsun.. Biliyorum.. Hayat bir şekilde ikimize de haksızlık etti. Haksızlığı hakka çevirmek için, seni yeniden sevebilmeme izin vermen için, yaralarımızı iyileştirmek için, seni yeniden var edebilmem için sen çağırdın.. ben geldim...
-
GÖZLERİN GÖRMEDİĞİ SEVDAYA TUTSAK
Sensizlik? Ne zor bunu kelimelerle sana anlatabilmek. Çaresizliğin yakama yapışıp da kırılası boynumu bükmesi.. her gece hayalinle avunmak zorunda olmak. Ne zor sevgili.. kelimelerim ağlıyor. gözlerim ağlıyor. yüreğim ağlıyor. ruhum ağlıyor. Gökyüzü ağlıyor... Yer gök ağlıyor.. ben ağlıyorum İçimden bin ağaç sökülüyor kökünden.. Ne zor seni sensiz yaşamak.. Sensizliğinde seni var ediyorum olmaz zamanlarda.. seninle dertleşiyorum gecenin kör karanlığında.. yokluğunla savaşıyorum sanrılarımda var ederek seni. Bir zaman geliyor ki hayaller artık avutmuyor, gözler gerçekliği görmek istiyor. Eller sıcaklığı hissetmek istiyor. İmkansızlığını bile bile... Kalbim kalbini seviyor yar. Geç kalmış bir aşk görmeyen gözlerin içinde mavi bir ölümü bekliyor. Sen kokan loş odamda masal kırıntılarını dökerken başımdan aşağıya, bizim şarkımızın ezgisiyle dans ediyorum hiç dokunamayacağım bedeninle? Bir anda gerçekliğe dönmek canımı yakıyor. O an telefona sarılıyorum hemen. Sesini duyarak hala o masalda olduğuma inanmak istiyorum. Sesinle yeniden başlıyor masalım. Kayıp kentimin hayal prensi oluyorsun yeniden. Her güzel şey gibi masal bitiyor yine... telefonun diğer ucundan gidiyor sesin.. Karanlık.. boşluk? gerçeklik? Yeniden..tekrar tekrar.. acıyor içim.. Keşke sevgili, hayat böyle olmasaydı.. başlamadan bitmeseydi her şey. Kırık kanatlarla uçmaya çalışmasaydık.. Keşke adını haykırarak söylemem sonsuzluğa kalmasaydı.. Biz aşka aşık iki aşıktık imkansızlık sınırında Gözlerin görmediği sevdaya tutsaktık Sıra dışıydık?özeldik.. Hani ateşle suyun hikayesindeki gibi Hani birbirlerine olan imkansızlıkları gibi Ateş suya yaklaşsa su buharlaşıyordu ya Su ateşe gitse ateşi söndürüyordu Hani o yüzden su, sırf sevdiği zarar görmesin diye Dağları aşmış bilinmez diyarlara ulaşmıştı Ateş ve su gibi, gece ile gündüz gibi? İmkansız aşkların en görkemlisine şahit olacak gelecek günler Hiç sahip olamasam da sana Hiç dokunamasam da tapılası vücuduna Hani hiç göremesem de gece gözlerini Bilmesem de dudaklarının tadını Söyleyemesem de adını hiç kimseye? Bekleyeceğim sevgili.. Kendi derinliğimde boğulsam da Bir gün buharlaşacağım günü bekleyeceğim.
-
GERİ DÖNÜŞ YOK
Bir cami avlusuna bıraktım kalan zamanımı.. Hayatımdaki iniş çıkışlara dayanamazdı yoksa.. Işıksız gözlerimle tepemde salınan güneşe baktım.. Parlaklığı almadı gözlerimi.. Güneş ölmüştü... Ölü güneşin yanında duran pamuk şekerlerine takıldı gözlerim.. Güneşin ardından ağıta hazırlanıyorlardı.. Bir an şimşek çaktı beynimde.. Çılgınlık içimde.. Çılgınlığın dikey boyutlarından yatay bir geçişle Acımasızlık sınırlarına kaydım bir anda... Vicdanıma sardığım kalan zamanıma son bir kez dönüp baktım.. İçimde üzüntü kırıntıları aradım.. Yoktu.. Soğuktan üşüyen ellerimi cebime soktum.. Dudağımın sol kıvrımları arasına bir çılgın gülücük yerleştirdim özenle.. Normalliğimi de geride bırakarak senfonisi belirsiz bir ıslık eşliğinde Önümde uzanan güneşsiz karanlığa adım attım.. Adımlarım hızlandı.. Tarifsiz bir neşemiydi hissettiğim.. Bilinmez... Tek bilinen.. Geri dönüş yok..
-
DEPRESİF ANLAR (YOKSAY ARTIK BENİ)
Yine ıssız bir sabah... Ezan sesi yankılanıyor bu soğuk, Umursamaz sokaklarda... Uykuya hasret gözlerim yeni bir güne merhaba diyor zoraki.. Bir ölünün gözlerinden bakıyorum, Daha dün kendi kızıllığında ölen Ve şimdi yine aynı kızıllıkta doğan güneşe... Bu şehir beni boğuyor... Yeni gelen günü, doğan güneşin azametini, Eskisi gibi karşılamaktan aciz bedenimi Sürükleyerek çıkarıyorum serin bir kış sabahına... Yaşadığım hayatın sanallığını yalanlarcasına Sabahın ayazı kesiyor yüzümü... Bir rüzgarın acımasızlığını işte o an hissediyorum.. Okula giden çocuklara biraz da imrenerek bakıyorum, Keşke diyorum keşke... Bir gün de geçmiyor ki farklı olsun. Bir gün de geçmiyor ki içim coşkuyla dolsun. İçim yine bozguna uğramış savaş kalıntılarıyla dolu.. Gözlerime hükmüm geçmiyor.. Böyle olmayı ben istemedim ki.. ben istemedim. Belki de istedim de, kendimi aklamaya çalışıyorum... Kime karşı, kendime mi, Yiten ve hatta küllenmenin de ötesinde savrulup giden Parçalarını bir araya getiremediğim bir sevdaya mı? Gün geçmiyor ki lanet okumayayım sevdaya, Aşka ve dahil olan tüm duygulara. Bu nasıl bir şeydir ki, nefret ettiğim halde atamıyorum içimden Hayatımdan beynimden. Ne yüzsüzlük ne arsızlıktır ki Git dedikçe daha çok yüreğime yerleşen.. GİT ARTIK GİT İSTEMİYORUM SENİ...GİT ARTIK... Yıllardır ev sahipliği yaptı bu beden... Şimdi belki de ilk kez isyan ediyor ve çığlık çığlığa bağırıyor. Çek git artık, yetmedi mi ödediğim diyetler... Rahat bırak beni, rahat bırak... Şimdi de ilk kez fısıldıyorum kalbime, YOK SAY ARTIK BENİ... Beni bana bırak... Çıldırıyorum, haykırıyorum, ağlıyorum, bağırıyorum. Gidin artık gidin benden, işiniz bitti benimle, ben bittim... Kalmadı yokedeceğiniz bir parçam. Lime lime oldu hayatım, bedenim ruhum. Bırakın ölümüm bomboş olsun... Bomboş...
-
ÇOCUK OLARAK KALSAYDIM KEŞKE
Çocuk olarak kalsaydım keşke Acıyı dizimdeki yara zannetseydim Yangınları sadece ocaktaki ateş bilseydim Aşkı annemin sevgisi Sevdayı oyuncaklarıma düşkünlüğüm görseydim Çocuk olarak kalsaydım keşke Siyahı bilmeseydim renk olarak Mavi benim oyun rengim olsaydı Gökyüzündeki bulutlara hüzünle değil Neşeyle bakabilseydim Hayallerim oyunlardan ibaret olsaydı Çocuk olarak kalsaydım keşke Bağıra bağıra ağlasam Kahkahalarla gülebilseydim Yoruluncaya kadar koşsam Uykuya çok çabuk dalabilseydim Çocuk olarak kalsaydım keşke O zaman geceyi tanımaz Ay?la aramda bir sihir olmazdı Yarını düşünmeden yaşasaydım Ölümü ise derin bir uyku bilseydim Çocuk olarak kalsaydım keşke Çıkarın ne demek olduğunu bilmeseydim İki yüzlülüğü duyduğumda iki tane surat demek mi diye sorsaydım Tüm hazinem misketlerim Tek dostum oyuncak bebeğim olsaydı Çocuk olarak kalsaydım keşke Hayata masallardaki pencereden bakabilseydim Büyükler beni tatlı yalanlarla avutsa Mutluluk kağıt helvamdan aldığım bir ısırık olsa Ağladığımda, içi yanan annem olsa hep yanımda Korkuyu yıldırım ve gök gürültüsünde bıraksam Gözlerimdeki çıldırtıcı masumluk hiç yokolmasa Ben hep masum kalabilsem Ben hep mutlu olabilsem Hiç büyümesem hep çocuk kalsam Keşke... Keşke... Çocuk olarak kalsaydım keşke... (Artık, keşkeler anlamsız, zaman geçiyor hızla)
-
ÇILGINLIĞIN SIFIR NOKTASI
İkiye bölünmüş ruhum.. Bir yarısı diğer yarısına ağlıyor... Öbür yarım ise diğerine isyan ediyor... Ve ikisi de yok olup gidiyorlar yarattığım girdapta... Bir keşmekeşlik yakamda.. Sergüzeştlik kapımda.. Ve bir fenomeni yaşıyorum... Nefes almak kadar doğal... Güneşin kendi kızıllığında her akşam ölüp, her sabah doğması kadar alışılagelmiş... Denizin delisi ben... Mavinin delisi ben.. Sonunda oldu... Çılgınlığın sıfır noktasında, gözlerimde garip bir ışık beklemekteyim... gelmeyecek olan günleri.. gelmeyecek olanları.. İleriye bakamıyorum... gözlerim acıyor... çok uzak olduğundan mı, yoksa çok yakında da bu yüzden mi bakamıyorum, bilmiyorum.. ruhum kendi sürgününde, gözlerim şahitlik etmiyor.. kalbim katilim olma yolunda... körebe oynuyorum gelecek günlerle... ebe benim... bir türlü sobeleyemediğim kim? Kör dalış yapıyorum henüz gelmeyen zamana. Nefes almak için yukarılara çıkmak gerek... Her çıkışta fark ediyorum ki en dipteyim.. Nefes almak doğal değil artık... Soluğum ciğerlerimde esir... ve güneş... güneş öldü... Delinin denizi ben.. Delinin mavisi ben...
-
BIÇAK ÇIKTI KININDAN
Umut canın yongası derler arkadaş Eksiğiz bu yönde, isyanımız her sözümüzde Ne yaptık biz ki, kefareti bu kadar ağır arkadaş Aşk bize neden bu kadar acımasız, Sevda neden bize bu kadar sabırsız Ve hayat... Hayat bize hiç şans tanımıyor arkadaş Soğuk karlı kış akşamlarında Yanından ayrılamadığın Sıcacık kömür sobasını bilir misin arkadaş? Sobanın içindeki kızıllığa bakıp O korlardan biri olduğunu düşündün mü hiç? Gözlerini iyice açıp Ateşlerin içinde yüzünü aradın mı? Öyle bir sevdaya düştük ki arkadaş Kor kor yanıyoruz da Yüreğimize dokunmak korkutmuyor bizi Ne söylesek, ne konuşsak Teselli etmiyor yaralı yüreğimizi Sanki doğduğumuzdan beri seviyorduk da Yüzünü sonradan bulduk aşkımızın Bıçak kınından çok oldu çekileli Bir daha da kınına girmez geri Daha ne bedeller ödenecek belli mi? Ellerim yine kanlı, Kimin katili olduğumu artık bilmiyorum Kendimin mi? Yoksa yıllar öncesinde kalan bir sevdanın mı? Sözü, özü bir arkadaş, Söylesene biz nerde yanlış yaptık?
-
BEN ÖLÜRSEM BİRGÜN
Seni beklentisiz sevmeyi öğrendim. Karşılıksız.. Sadece sevdim. Beni sev diye değil... seni sevdiğim için sevdim sevgili... seni sevdiğim için... Ve birgün...birgün sevgili... Birgün.... Ben ölürsem birgün Seni görmeden Bil; aslında sen hep bendeydin Ben ölürsem birgün Seni son kez öpemeden Bil; sen benim hep hayalimdeydin Sancılı gecelerde beynime saplanan Çevirdikçe acısı artan sanrılarımdın Buldum dediğimde kaybettiğim Asırlardır hasret kaldığımdın Yokluğunda ölmeyi beceremediğim Varlığını efsaneye çeviremediğimdin Ben ölürsem birgün Sen... öldüğümü bileceksin Kalbimin mühürlü yerinden Biriktirdiğim köşelerden Martı çığlıklarıyla kaçışacak saklananlar Ben ölürsem birgün Seni bulacak tüm bu saklı kalanlar Ve sen o an...bileceksin...
-
AŞKINA ÜŞÜYORUM
Sıradışı bir yaşamdı seni sevmekle başlayan. Gözleri acıyandık bakarken uzaklara.. Bir varmış bir yokmuşla başlayan bir masalın kahramanlarıydık.. Belki asırlar sonra Leyla ile Mecnun?un yitik ruhlarıydı vücutlarımızda can bulan... Duymadığımda seslenmediğinde kulaklarımdaki çığlıktı ölüm... Ve biz sonunda sobeledik ölümü en tatlı haliyle.. Çengelli iğnenin ucuna asanlardık yüreklerimizi... Ve kan damlarken sevdayı yudum yudum içenlerdik. Boşverenlerdik herşeye, sevdanın yeni şekline bürünenlerdik. Yasaktın bana, yasaktım sana.. Sona ermiş görünen ama asla son olduğu bilinemeyen bir olguydu yaşayamadıklarımız. Sen vardın ben ise yokluktum Adımız aşktı bizim, adımız hüzündü.. Kimsenin anlayamayacağı, bir paranteze sıkışmış kalan noktalama işaretlerinin artık hükümsüz olduğu bir sevdaydı adımız... Şizofrenliğimin aykırılığı kadar aykırıydı sevdamız.. Oynadığımız körebe oyununda ebe olanlardık, bir türlü sobeleyemediğimiz geleceğimizle.. Bakışlarla konuşanlardık, ukala ses dalgalarının inadına... Yüreklerimizle görenlerdik, gören gözlerin aksine.. Ve biz kelimelerle sevişenlerdik tensel yakınlığı göz ardı ederek.. Ne çok sevdin beni... ne çok sevdim seni.. ne olduğunu anlamadan açılan sevda parantezimiz, yine ne olduğunu anlamadan kapandı.. Üç noktalarla devam etmek istedikçe, inadına tek nokta oluyor artık cümlelerimizin sonları. Devrik hayatlarımız gibiydi cümlelerimiz de... düz bir hayattı oysa istediğimiz. Belki de devrikliğiydi cümlelerimizin, hayatımızı anlamsızlaştıran. Gittiğinde, kal diyemeyendim, iki damla gözyaşını saklayandım senin için gecelere... Gittiğimde kal diyemeyendin yaptığın en zor seçimle... Aşkına üşüyorum... sessizce...şizofrence.. 'Seni sevmek sevgili, seni özgür bırakmaya razı olmaktı...'
-
ANKA'YIM BEN YOKLUĞUN YANGININDA
Kangren olmuş akşamlarda, Yarım hayatımın hüznünü yaşıyorum yine sensiz. Geçen senelere inatla unutmak bir yana, Kaporasını seneler evvel verdiğim aşkını yaşıyorum doyasıya.. Yokluğun içimde ateşten bir gömlek. Her gün yenisiyle değiştiriyorum. Her gün bir öncekinden daha çok yanıyor canım. her gün bir öncekinden daha çok ölüyor ruhum. Senin sevginle hayat bulurken diğer yandan yokluğunla biraz daha yok oluyorum. Gören gözlerin aksine kalbimle görüyorum seni, Senden habersiz yaşıyorum tek başıma sana olan sevgimi.. Yokluğun içimde fırtına önceki bir sessizlik. Her zamankinden daha çok durgunum, Her zamankinden daha çok yaralı. Rüzgarda yolunu şaşırmış bir kelebek misali Salınıyor cansız bedenim sensizliğin girdabında.. Sana deli gibi aşıkken Kollarımın hep boşluğu sarması acı veriyor. Sözler dokunuşların yerini almıyor. Bu yüzden ne söylesem hep yarım Ne yazsam hep eksik kalıyor. Artık seni özlerken acı çekmiyorum sevgili... Başımı duvarlara vurduğumu, Ellerimi ısırıp kanattığımı, Kanlı gözyaşları döktüğümü saymazsan eğer, Acı çekmiyorum artık.. Seni özlüyorum.. Ankara?nın katran karası gecelerinde, Ayazda kalan kalbimi ısıtıyorum senin sevginle Her gün daha çok sen oluyorum. Gözlerindeki alevi yangını gördükçe daha bir yanıyorum. Her yangınımda kül oluyorum.. Sonra Anka gibi küllerimden doğuyorum seninle yeniden her yeni güne.. ve gözlerim uykuya merhaba diyene kadar yine ve yine başlıyorum yanmaya.. uykunun kollarına bıraktığımda kendimi biliyorum ki tamamen kül yığınıyım o an. Güneş ışınlarıyla üzerime doğana dek küllerim savruluyor karanlık dehlizlerde. Gözlerimi açtığım an, adın dilimi, hayalin ruhumu, aşkın kalbimi yakmaya başlıyor yeniden ve yeniden..
-
ŞİZOFREN HAYALLER (II)
Pencere önünde bir ben varım sensizliğinde Bir de ben varım sensizliğin sessizliğinde Zaman aynı zaman köhne yalnızlığımın derinlerinde Gecenin bizli bölümü amma bu sefer ki vuslata on kala Açık bırakıyorum penceremi sen gittiğinden bu yana Hani olur da gelirsin apansız hani gelirsin de tamamlarsın eksik kalan yanımı sonra alıverirsin beni kokuşmuş dünyamdan Kendi mekanımızda kendi zamanımızı yaşamaya Gözlerim özleminden görmez oldu yar Pencere önünde çekilmiyor sensiz zamanlar Ah bi gelsen yar bi gelsen de sarıversen cansız bedenimi Tutuversen üşümüş ellerimi Nerdesin sevdasına yandığım bedeninden vazgeçtim de? hayalin nerde?? Bir esinti okşadı yüzümü loş odamda apansız İçimde tarifsiz bir ürperti Alev alev yanaklarım Biliyorum ki dokunsam..dokunsalar yakarım... İşte o an..işte o an tapılası sesini duydum sevgili Bebeğim dedin.. ben geldim dedin.. Yüreğim delice çarpıyor sesinle Bedenim ürperiyor.. ?hoş geldin bitanem? diyorum Amma?. Kendi sesimi kendim bile duyamıyorum O tatlı gülümsemen eşliğinde Çilek tadında bir öpücük alıyorum peşinen Alacaklı ben.. borçlu sen.. Ilık nefesini hissediyorum yanaklarımda Bizi taşıyan bulutlardan kayacak gibi oluyorum o an Yakalıyorsun belimden Dur bebeğim gitme.. sana ihtiyacım var diyorsun Benimde sana var demek istiyorum..diyemiyorum Ne çok kelimem var senin için biriktirdiğim Bir başlasam susmayacağım biliyorum Konuşsam o anın büyüsü bozulacak sanıyorum Susuyorum.. Sevmediğimden değil.. Diyecek bir şeyim olmadığından değil... Sırf korkumdan... Seni kaybetmek korkusundan Susuyorum sevgili.. ben sana susuyorum? Sen hep konuş istiyorum.. Biliyorum ki senin sesinde hayat var. Dudaklarından dökülen her hece, Bir damla kan vücuduma verilen.. Gözlerime bakıyorsun beni delirten bakışlarınla ?Özlemin yakıyor bebeğim beni..seni seviyorum? sözleri dökülüyor taptığım dudaklarından Bende seni seviyorum diyorum usulca kulağına. Birden; umursamadan hiç bir şeye, hiç kimseye "seni seviyorum, seviyorum işte" diye bağırmak geliyor içimden..Ama yapamıyorum Sevgimi haykırmada bile özgür değilim ki ben sen yaşamıma girdiğinden bu yana anladım ki bitanem yaşamak için bir neden verdin bana sen Şimdi tüm dünya gelse üzerime, alamaz yüreğini benden . Bu bir rüya, düş değil , uyanmayacağım değil mi bu kez sevgili tüm olumsuzluklara rağmen bitmeyecek, yaşayacağız , yaşatacağız, koruyacağız birlikte değil mi sevdamızı Şartsız, koşulsuz, sınırsız değil mi bizim sevdamız ? Neredeydik biz şimdiye dek ? Yaşamıyor muyduk biz aynı evrende ? Sarılıyorsun birden bana sımsıkı?sıcacık.. Anlıyorum ki; bu sefer Alacaklı sen? borçlu ben.. Karanlık sır gibi çöküyor üzerimize Bir sen varsın burada bir de sen Alacaklarını teslim ederken tapılası bedenine Gözümden akmak isteyen tek bir damlaya direniyorum umutsuzca Biliyorum ki o damlayla yokolacaksın yine Ah be sevgili yalansın işte yalansın ama şimdilik? Gerçek olacağın günler de gelecek.. İçimde bitmeyen sonsuz hasret ateşi? Sen bile söndüremezsin artık beni..
-
ÇOCUKLAR ÖLMESİN
Savaşta hiç uğruna ölen minik bedenlere ithafen.. Uçuşan mermilerin Patlayan bomba seslerinin arasına, Minik bir çocuğun çığlıkları karışıyor.. ?Beni öldürmeyin, ne olur.. Yaşamak istiyorum ben Yaşamak istiyorum Daha çok küçüğüm beni öldürmeyin? Ne yazık ki? Seni duymuyor bu canavar yürekler, çocuk.. Gözlerini bürüyen kan, Kör etmiş onları.. Vicdanlarının sesini duymamak için Kapattıkları kulakları, senin sesini duyamayacak kadar sağır.. Her fırsatta dünya barışı diyen diller, Barış adı altında dünyayı katlettiler.. Yine bir bomba sesi.. Ardından.. Bir kurşun.. Adres sormuyor.. Küçük aciz bir beden sarsılıyor.. Gözlerinde ?neden? sorusu.. ?Neden duymadınız beni? Ah be çocuk.. Demedim mi onlar seni duyamayacak kadar sağır Onlar insan olamayacak kadar zavallı Ama sen.. sen o kadar tertemizsin ki Çevrendeki kirli dünyaya rağmen Bembeyaz senin için Kararttılar işte içindeki ışığı O anda aklından neler geçti çocuk Artık oynayamayacağın oyunlar mı Yoksa bir daha yiyemeyeceğin şekerler mi Gökyüzünde uçuşan bombalar yerine Bir daha hiç uçuramayacağın uçurtman mı Anneni mi istedin yoksa yanında Onun için mi ellerini son bir gayretle uzattın ileriye Ah be çocuk.. ahhh Ya o gözündeki kanlı bir damla yaş neden Ciğerimi yaktın, yüreğimi kanattın.. İnsanlığımdan utandım be çocuk.. O uzanan minicik elinden tutup bambaşka bir dünyaya çekmek isterdim seni Sana zalimce uzanan o silahlı elleri kırmak isterdim bir bir Çektiğin acıları onlara da çektirmek isterdim Ama.. Ne yazık ki ben bir insanım.. Ne yazık ?. Artık utanıyorum bu sözü söylerken.. Lanet olsun.. Ne yazık ki ben bir İNSANIM? Çocuklar ölmesin Onlar oyun oynasın şeker yesin Neşeli çığlıklarıyla ortalık inlesin Çocuklar ölmesin.. Ölümün ne olduğunu bile bilmez onlar Onlar o kadar masum ki.. Çocuklar ölmesin Daha çok küçük onlar, canlarını yakmayın Ne olur.. Artık çocuklar ölmesin..
-
HAYALDEN İBARET SEVDA'M (VOL.1)
Kırgın düşlerimden uzak, kırgın kalbimi avutuyorum. Kimbilir kaç zaman geçti sensiz, sayamadığım... Senden uzak, sesinden uzak... Bir kez dokunamadığıma mı yansaydım sana, yoksa sesinden uzak kaldığıma mı, hangisi daha çok canımı yakıyordu... anlayamadım. Yıllardır içimdeydin, belki de asırlardır... belki de doğmadan önce de biliyordum seni. Hep beklediğimdin sen, ama sana bunu anlatamadım... Ben geldikçe, kaçanım oldun.. içini bilmediğim, yüreğini görmediğim sevdanın, kekremsi tadı oldun dilimde.. bıkmadan usanmadan sevgimi anlattığım, kağıtlar tükenip de kalemimin kırıldığı an da bile beni düşündüğünü umut ederek, yeniden yazmaya koyulduğum adını bile koyamadığım sevdam oldun. Benim için çok şey oldun, ama ben senin için hiçbir şey oldum... Kaç kopuş yaşadım bunca senedir.. Şerha şerha bölündü ruhumla birlikte kalbim. Dayandım... dayandım da bir senden kopuşuma dayanamadım.. Ama olsun be gülüm, ayrılığı bile senden diye, sevdim ben... Hep beni sevdiğini hayal ettim, belki de sevmedin.. ama ben hep hayal ettim. Hayalin bile güzeldi, bozmaya kıyamadım.. Beni kırdığın zamanlarda bu hayale sarıldım sımsıkı, seni kolay affetmelerim de bu yüzdendi zaten. Gözyaşlarım akarken sessizce yanaklarımdan, onları bile sevdim, çünkü onlar sana aitti. Seni kaç gece döktüm gözlerimden bilmem, sayamadım... Sesini hapsettim beynimin tüm hücrelerine. Özledikçe, çıkarıyorum sesini. Kapatıp gözlerimi, seni düşünüyorum yanımdaymışsın gibi. Hep kızdın bana belki de seni sevdiğim için, nedenini anlamadığım kızgınlıklarının tümünü bana yönelttin her zaman. Bilemedin, bilemedin senden bir şey istemediğimi. Bırakmadın beni, seni özgürce sevemedim. Seni senden gizli sevdim. Gittin, yoksun hayatımda. Artık gizlemiyorum duygularımı, özgürce seviyorum seni. Gözyaşlarımı hergün avucumda biriktiriyorum, sonra öpüyorum onları bir bir, seni öpercesine. Gittin ve ben, gitme kal benimle diyemedim sana. O kadar istekliydin ki gitmek için, dur diyemedim sana, içim yandı da yine de kal diyemedim umursuz bakışlım.. Ardından bakarken, sessiz çığlıklarla bağırdım... duysaydın çığlıklarımı yine de gider miydin? Kulaklarını kapatabilirdin belki, ya kalbini kapatabilir miydin bana? hiç bilemedim... Gitmen, seni sevmemi engellemiyor anla artık. Sen yokluğunda da varlığımsın... hiç gelmeyecek olsan da bundan sonra, yine de varlığım kalacaksın. Seni hep beklemiştim asırlardan bu yana... geldin varlığınla beni mutlu ettin. Şimdi gittin, yokluğunla bile mutlu ediyorsun. Çünkü senden bana kalan şey o kadar güzel, o kadar özel ki... Gel demiyorum sana, demeyeceğim.. Gittiğin yerde mutluysan eğer, bu da bana yeter. Sesinden mahrum kalmışım ne çıkar, senin özleminle her gün canım daha bir yanmış ne çıkar.. Yokluğunu varlığa çevirebilmişim ya, bu da bana yeter.. Gün aşık olmuş geceye, Gece de yakamoz düşürmüş denize Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze. Birbirlerini hiç görememişler belki de.. Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye.. Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı Gece de özleminden tüm ışığını söndürmüş gökyüzünden İkisi de bulutlara yükleyip hüzünlerini Tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de Sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de.... Ben geceyim işte, senin için yakamoz düşürüyorum bol bol denize. Sen benden gitsen de, ben gelirim senin bensiz kıyılarına. Yokluğundan soyunup, varlığını giyerim üstüme... Gelirim, derin, sessiz duygusuz uykularına... Benim için var olduğunu bilmek bile yetiyor, seni hiç göremesem de...
-
İÇİMDEN SEV BENİ
Kendimle hesabımı kendime kesen Başına buyruk bir serseriyim.. Hüzünlerimden bir aşk yaratan Düşlerimden destan yazan Kayıp kente adını kazıyan Sana aşık aykırı bir şizofrenim.. Yok olmuş hüzünlerini hatırlatırım sana Ve yeni hüzünler veririm.. Ama inan, mutluluk da bende şekillenir O hüznü unutturan.. Çözümsüzlükler içindeyken çözümleyensin beni.. Yaşadığımsın sen Yaşayamadığımsın aynı zamanda Her geçen günle birlikte akansın kalbime, Bir o kadar da ruhuma... Seni seviyorum demekten bıkmadığım, Senin isminle sabahlara uyandığımsın... Hüznün aşkın sevgilin kadının... Her şeyin olmalıydım... Ama geç kaldım her zamanki gibi. Seni uzaktan sevmelere alıştırmalıyım beynimi diyorum... Ama seni uzaktan değil içimden seviyorum.. Ben kendimi yok saydım.. Düştüğüm en derin kuyuyum ben kendi içime doğru.. Canım yandı çok.. Ve yok ettim kendimi her gün yeniden.. Uzaktan sevme beni içimden sev.. Ama alışma asla alışma.. Korkuyorum çünkü sana da tattırmaktan o acıyı Alışık olsan da acılara Bu seni öldürür Sev beni.. Çok sev Ben acılarla varoluyorum senin yüreğinde Dengemi kaybettim, kendimi bıraktım.. İçimde sevdaları da taşıyorum İçimde hüzünleri de barındırıyorum Ve seni sevgilim seviyorum
-
İŞİN YOKSA
Dünya karmaşa Hayat safsata Aşk bulmaca İşin yoksa çöz babam çöz.. Evlilik rus ruleti Bekarlık yaşamın zilleti Çapkınlık elinin kiri(!) İşin yoksa çek babam çek.. Çocuk ömür törpüsü Yalnızlık ölüm köprüsü Bunlar sanki cadı büyüsü İşin yoksa kaç babam kaç... Felsefe beyin fırtınası Cehalet de işin cabası En kötüsü de kabadayı cakası İşin yoksa düşün babam düşün... İnsanlar unutmuş yaradanı, mevlayı Para olmuş varlığın gerçek hükümdarı Tamahkarlar toplumun alt katmanı İşin yoksa sürün babam sürün... Zenginlik sefirlikse Fakirlik acizlikse Bu dünyada herşey birbirinin aksiyse Yaşa babam yaşabilirsen bu dünyayı Dönmedolap seyrinde...
-
KABUL OLMUŞ BİR DİLEK MASALI
'Bu kabul olmuş gerçekleşen bir dileğin masalıdır. Kahramanları belki hayal ürünü belki gerçek... Ama duygular.. onlar her zaman yalın, sade ve GERÇEK...' Sensizliğin sığ sularında boğuluyorum sessiz çığlıklarla... Seninle olmak bugünde ve yarınlarda.. Senin olmadığın dünler yaşanmadı hiç.. Sen benim her zaman dileğimdin. Bir yıldız kaydığında ya da Doğumgünü pastasındaki mumları üflerken İçimden haykırırcasına dilediğimdin.. Olmazımdın aslında, imkansızımdın.. ?sen imkansızsın sensizlik imkansız? ezgilerindeki Notalar arasından süzülen imkansız aşkımsın.. İmkansızlığın bile güzel gösteriyor Sevmediğim bu dört duvar hayatı artık bana... Varlığın ısıtıyor asırlardır ayazda kalan kalbimi.. Ruhum seninle durgun.. Şizofrenliğim seninle gerçek... Hayal ile gerçek arasına sıkışıp kalan Beynimin her bir hücresi senin varlığını doğruluyor neşeli zıplayışlarla.. ?aklımı başımdan aldın? sözünde yaşanılanlar bu olsa gerek Hüzün ertelenmiş köhne yalnızlığıma, ?yalansız dolansız bu benim? diyerek ortak olan Cesur yüreğini yüreğime ekledim sevgili.. Tek yürek atımı.. Tek ruh... Tek vücut... Sende ben.. bende sen... Yaşanmamış ne varsa aşka dair, sana dair.. Bir gülümsemenin tadında şimdi.. Uzaklara bakmaktan acımıyor artık gözlerim. Şu zavallı yüreğimin yıllardır birikmişlerini aspire etti sözlerin.. Ahh o sözlerin. Beni her seferinde yeniden ve yeniden sana aşık eden sözlerin. Yalnızlığım o kadar da acı vermiyor artık ruhuma.. Korkutmuyor beni artık hiçbir duygunun esareti.. Tüm üşümüşlüğümle sığınıyorum sana.. 'Yoktu senden öncesi.. Ben yoktum.. Sen geldin.. Ben oldum...'
-
ÖLÜM KOYNUMDA
Her aşk kendi masalını yaratırmış... Sensiz olamam yar ben sensiz yaşayamam Bilmez kendi masalını yaşamayanlar Bilmezler nasıl yanılır bir aşk uğruna Nasıl candan vazgeçilir nasıl ölümüne sevilir Nasıl bir söz için uğruna ömür tüketilir Ben senin için vazgeçmişim canımdan Ölümü bile sevmişim sırf senden diye yar Geceye sırnaşan hüzünlerle oynaşan Deli bir sevdaya gark olmuş yüreğim Kaşına gözüne sözüne yandığım Gözlerinden kurşunlandığım bir sevda Her günü masalın bir cümlesini oluşturan Büyülü anlarımızı yaşayamadığımız hayatımızdan çalan Bizi çıldırtan.. kudurtan.. öldüren bir sevda.. Her gece başımı yaslarken gecenin siyahına Nedenleri keşkeleri teslim ediyorum Yarınların umursamaz kahkahalarına Elimde kalan sen, sonra sen ve en son yine sen Biliyorum ki ne giderse gitsin benden Bana kalan her zaman yine ve yine sen Yokluğun... Acı hüzün karması Sensizlik... Ölümün diğer adı Acı ve hüzün arkası gelen bir ölümsün sen? Ölüm senin olamadığın yerde sevgili.. Ölüm benim koynumda? ?Söylesene nasıl yaşar bu beden sensiz?
-
ŞİZOFREN RUHUM (DENEME)
Sonbahar... Bir başkadır...mevsimlerin en hüzünlüsüdür benim için sonbahar. Benim için gerçekten son bahar mıydı sonbahar... İsterdim ki sevgili, bu baharı ve bundan sonraki bilmem kaç baharı birlikte yaşayalım seninle.. İsterdim ki ağaçların hüznünü birlikte paylaşalım. Doğanın ağıtına birlikte kulak verelim. Bulutlarla birlikte ağlayalım, yapraklarla birlikte ölelim. İlkbaharda tekrar dünyaya gelelim en neşeli halimizle. Ama sonbahardı bu mevsim, benim son baharım. İsterdim ki cümlelerimde artık hüzün olmasın. Hep kahkahalar atalım, hayata bu sefer de biz çelme takalım. İsterdim ki seninle dünyaya bir dönme dolaptan bakalım. Eğlenerek, herşeye yüksekten bakarak, kimi zamanda korkak bir heyecanla yüreğimizi tutarak. 'Bugün bir başka baktın sanki yüzüme, Sanki için için ağlıyor gibisin Pek kulak verme kendin olsan bile bazen sözüne Sanki kulaklarımı çınlatıp anıyor gibisin' Seni düşünmek bile aydınlatıyor karanlık odamı. Üşüyorum.. Rüzgarın uğultusunda sesini arıyorum. Kalbim çok geçmeden seni buluyor.. Her zamanki yerindesin yine, damarlarımda dolaşırken yakalıyorum seni. Can damarımdan kalbime akıyorsun sürekli. Sıcaklığını hissediyorum. Canım yanıyor... Penceremden doğanın yavaş yavaş ölüşünü seyrediyorum. Güneş heyecanını kaybetmiş. Hükmü yok artık hücrelerime. Kendimi güneş gibi hissediyorum o an. Sıcaklığı kaybolmuş, heyecanı yok olmuş, kendini bile ısıtmaktan aciz, hücrelerine bile hükmü geçmeyen bir zavallı. Pencereden bakarken bir şeyi fark ediyorum, dehşetle ürperiyorum. Artık dünya mavi değil..Mavi değil... Bunu fark etmemle birlikte kırılan bir kristal gibi parçalanıyor kalbim. Her bir parçası içimi dağlıyor. İçimden ılık bir kan damlıyor. Canım daha bir yanıyor.. Maviyi kaybediyorum. Son umut kırıntımı da kaybediyorum. Seninle tanıdım maviyi sevgili. Mavi sevdamın rengiydi. Mavi yüreğimin sesiydi. Mavi hüznümdü. Mavi dünyamdı. Mavi huzurumdu. Mavi sendin... Sen maviydin. BEN MAVİYİ SEVİYORDUM. BEN SENİ SEVİYORDUM. Mavinin gözümün önünde yok oluşuna dayanamıyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Açtığımda herşeyi farklı görmekten korkuyorum. Açmamalıyım gözlerimi.. Açmamalıyım. Gelişini duyuyorum. Yerimden kalkıp, boynuna atılmak, ?Bak gördün mü artık mavi yok, sevdamız yok? diye haykırmak istiyorum. ?Mavi benim hayatım, mavi benim hüznüm, alma maviyi benden? demek istiyorum. Diyemiyorum. Kalkamıyorum yerimden.. Gözlerimi açamıyorum... Sesini duyuyorum. Titrek ve ürkek sesini. Ellerini saçlarımda hissediyorum. Yüzümde nefesini duyuyorum. Kokunu çekmeye çalışıyorum içime..beceremiyorum.. Sıcaklığın çekiliyor tenimden... Damarlarımda artık akmıyorsun... Sesin aynı mavim gibi kayboluyor yavaş yavaş... Aynı mavim gibi kayboluyorsun.. Karanlık... Ben karanlıktan korkarım.. gitme...bırakma beni.. gitme.. Yitik bir sevdaydı yaşanan Kırık ümitler içinde filizlendi Yıkık dökük hayallerle can buldu Ve maviyle birlikte yok oldu Güle güle sevdam.. Güle güle mavi.. Her bitiş, bir başlangıçtır aslında. Farklı bir mekanda, farklı bir zamanda. Şizofren Ruhum İsimli Deneme Yazımdan (8.Bölüm-Son)
-
ŞİZOFREN HAYALLER
Gecenin bir yarısında Saat 12?ye çeyrek kala İçimde tarifsiz bir heyecan Gözlerimde çılgın bir bakış Az sonra geleceğin pencereye takılı gözlerim İşte.. Hafif bir esintiyle doldun tüm odama Ellerimi tuttun önce Gözlerime baktın beni öldürürcesine İçimde binlerce alev topu Dudakların aralandı sonra O muhteşem sesin okşadı kulaklarımı Ben geldim bebeğim dedin usulca Benim de dudaklarım aralandı Ama sesim çıkmadı Gülümsedin en tatlı bakışınla Anladım bebeğim dedin.. anladım.. Yüzüme düşen saçlarımı yavaşça kaldırdın Gözlerime bak aşkım dedin. Bakamayacağımı bile bile Heyecandan bayılacağımı bile bile dedin Tutup çenemden hafifçe yüzümü kendine çevirdin Aç gözlerini bitanem aç.. beni gör Seninle dolu olan beni gör dedin Gözlerimi açsam ölürüm sevgili Açmasam da ölürüm Ellerinin sıcaklığı yüzümden yayıldı tüm vücuduma Dizlerimin bağı çözüldü o anda Düşecek gibi oldum Belimden yakaladın bir anda.. Minik bir kedi gibi kıvrılıverdim kucağına Ellerinle saçımı okşayışınla huzur doldu içime Neden sanki neden konuşamıyorum Neden anlatamıyorum yüreğimdekileri Oysa öyle doluyum ki seninle Bir başlasam durmayacağım biliyorum Ama başlayamıyorum.. Yine yardımıma koşuyorsun. Biliyorum bebeğim üzülme diyorsun.. Bilmediklerin var demek istiyorum Diyemiyorum.. Tüm cesaretimi toplayıp yüzüne bakıyorum bir zaman sonra Kalbim göğsümden çıkmaya çalıştığını Tutturduğu tamtamlarla anlatıyor Sende duyuyorsun o sesleri Gülümsüyorsun Bende seni seviyorum bebeğim diyorsun Dudaklarıma tadını bilmediğim bir öpücük konduruyorsun Aşk arzu şehvet kokan bir öpücük Ayaklarım yerden kesiliyor o anda Kendimi sana teslim ediyorum Sana aitim diyorum sonunda Ben sana aitim Ve sen sana ait olanları alıyorsun benden Arsız bir şehvetle sunuyorum bende sana ait olanları Gece bizi koynunda saklıyor Onun evsahipliğinde güneşi karşılıyoruz çıplak bedenlerimizle Gitmeliyim bebeğim diyorsun. Gitme diyemiyorum Biliyorum ki gideceksin Beni benimle bırakıp bana verdiklerinle bırakıp Gideceksin yine.. Yüreğim sıkışıyor Bükme dudaklarını bebeğim diyorsun Yine geleceğim.. Peki ben ne yaparım sensizlikte diyorum Ama beni duymuyorsun Açık olan penceremden yavaşça süzülüyorsun dışarıya Beraberindeki tatlı esintiyle birlikte Güneşin ilk ışıkları çıplak bedenimi ısıtırken Gittiğin noktada takılı kalıyor gözbebeklerim Bir sonraki gelmelere kadar güle güle kayıp kentin hayal prensi? Ben burada hep seni bekliyor olacağım.. Hep sana ait hep sana dair kalacağım..
-
SÜBYAN DUYGULAR GİTMEKTE BENDEN
Sübyan duygularım öldü galiba.. Yazgımıza razı mı olmalıydık acaba? İsyanlar edip depreştirmek ölü duyguları, ne fayda sağladı ki şimdiye kadar.. Razı olmalıydık aslında bu gidişata, teslim etmeliydik kendimizi yarınların umursamaz kahkahasına.. Olmayacak bir duaydı yaşananlar, ellerimizi yüzümüze sürüşümüzün ardından amin deyişimize yazgımızın güldüğü kadar.. Şimdi ne teselli bulabiliyorum girdapların içinde, ne de ondurabiliyorum kabuklaşan yerlerini kaldırarak kanattığım yaralarımı... Bu gidişe dur demek işime gelmiyor belki de.. acılarla yaşamaya alışmışım.. mazoşist duygularımı tatmin çabasındayım... Bazen susuyorsa sesim, çıkmıyorsa soluğum, boğulma tehlikeleri atlatıyorumdur iç dünyamdaki seyahatimde. Ölümlere gebedir ruhum duygu intiharlarının eşiğinde.. Nereye kadar gider bu gidişler.. nerde dur demeliyiz.. ya da dur demeli miyiz?
-
SESİMİ DUYAN VAR MI?
Aşk mı aslında bizi yoran şey sevgili.. İmkansız bir sevişme sahnesi canlanıyor her seferinde seni en yoğun hissettiğim zamanlarda. İmkansız diyorum çünkü biliyorum ki ulaşamam sana.. Dokunamıyorum sana. Her ne kadar hayal kursam da, hissediyorum desem de dokunamıyorum işte sana.. Öpemiyorum o tatlı dudaklarını.. Dokunduğum sadece kendi bedenim Ve senin yerine koymaya çalıştığım ?Hayalet bir çift dudak, dudaklarımda hissettiğim?... Yine de umutlar yaratıyorum polyanna misali.. Her şeye rağmen seviyorum seni... Her koşulda seveceğim biliyorum.. Sevmezsem ölürüm çünkü.. Korkum aslında ölümden değil.. Korkum sana tam anlamıyla sahip olamadan bu dünyadan ayrılmanın buruk acısından.. hani derler ya.. 'gidersem gözüm arka da kalacak..' gözüm hep arkada kalmaya mahkum sanki... ?Başladığın yerde bitiyor benim için hayat, hayatın başladığı yerde de sen başlıyorsun...? her şeye rağmen.. bunca yaşanan acılara rağmen.. olduğum yerde bekliyorum seni.... bekliyorum.. bekliyorum.. bekliyorum.. suskun, acılar içinde ve ölmeye razı bir idam mahkumu gibi.. ölmek için gönüllüyüm çünkü.. seviyorum seni... sonsuza kadar.. acılara katlanmak zorunluluğunu kabullenerek seviyorum seni.. ?acıyı yaratan bizmiyiz. acıyan bir çift beden de, sürekli kanayan bir çift ruh.. ölmek isteği.. sonsuza kadar çığlık atmak hiç susmamak isteği.. haykırmak ve ciğerlerini, boğazlarını.. ses tellerini yerinden koparacak kadar çok haykırmak isteği...? sesimi duyan var mıı! ! ! ... içimde yankılanıyor sesim ve gelip tam ortasında patlıyor yüreğimin. canım çok yanıyor.. çok yanıyor.. çok yanıyor canım..
-
MUHAMMED(A.S.) AŞKINA
İnsanlar dünya malıyla kör olmasa Nimetleri hayatına şükür saysa Güzelliklere Rabbimin (c.c.) cemali diye baksa Ne olurdu Ahmet Muhammed (a.s.) aşkına Savaşları, bombaları, silahları bilmeseydik Nefret yerine birer gül fidanı dikebilseydik Nankörlük etmeyip de secde etseydik Ne olurdu Ahmet Muhammed (a.s.) aşkına Bize bu can emanet değil mi? Bu emanetleri almak bize düşer mi? Bu Allah'a şirk koşmak değil mi? Affeylesin Rabbim bizi Ahmet Muhammed (a.s.) aşkına Deyin bana tüm kainatı yaratanı inkar edebilir miyiz? Binbir çeşit canlıda onun varlığını görmez miyiz? Bu beyni, bunları idrak etmemiz için vermiş bilmez miyiz? Açın gözünüzü artık Ahmet Muhammed (a.s.) aşkına Herşeyi kendiliğinden olur sanırız Nefsimize dalıp da kalp gözümüzü kapatırız Yaradana değil de yarattıklarına secde yaparız Silkinin gafletten artık Ahmet Muhammed (a.s.) aşkına Bize mevsimleri, yılları, 24 saati vermiş Rabbimiz Nasıl olur da bunun bir saatini ona geri vermeyiz İbadet dinin direği, bunu görmezden gelemeyiz Kandırmayalım kendimizi artık Ahmet Muhammed (a.s.) aşkına Bu dünya ebedi yaşantımız için bir han kapısı Kimler gelip geçmiş bu kapıdan, bize kalır mı? Neyi bekliyoruz, yerimize ibadet edecek kurtarıcı mı? Nasıl korkmayız söyleyin bana, Ahmet Muhammed (a.s.) aşkına Huzuru buldum Allah yolunda Gerçek aşkı yakaladım en sonunda Rabbim ne güzel şeyler anlatmış Kur-an'da Gelin bu uğurda tek olalım, Ahmet Muhammed (a.s) aşkına
-
KIRIK BİR NOTA
Kırgın düşlerimden uzak, Kırgın kalbimi avutamıyorum artık sevgili. Her yeni gelen gün bir başka kırgınlığa gebe. Ve ben her yeni gelen günle bir parçamı daha kaybediyorum... Canım yanıyor sevgili... Göğsümün tam orta yerindeki sızıya dayanamıyorum. Bu sen kokan, tadı tuzu sen olan oda, Her bir sokağı ve caddesiyle Adı sen olan bu şehir dar geliyor bana.. Sığamıyorum hiçbir yere... Tıpkı yüreğine sığamadım gibi... Senin için herşey olmayı beklerken Hiçbir şeyin olmanın verdiği dayanılmaz acıyı Hafifletmiyor hayata baktığım pencereden Yüzüme iliştirmeye çalıştığım çocuksu tebessüm. Sensiz geçen her yarım günde, Bana seni seviyorum derken Gitmem için aralık bıraktığın kapıya yaklaştım adım adım. Kapının önüne geldiğimde ise.. Durdum sevgili.. Öylece.. sessizce... şizofrence... Kal demeni bekledim Çaresizlikten yitip giden çocuksu ruhum içinde Binlerce dua ederek... Ellerimi yüzüme sürüşümün ardından Amin deyişim kadar kısa bir andı.... Belki de asırlar süren bir bekleyişti... Kal demeni bekledim orda.. Kal deseydin kalırdım... demedin oysa... Kaç kez vazgeç dedi bu yürek, Kaç kez yok olmak istedi... Oysa ne coşku doluydu yüreklerimiz Başlarken yeni bir hayata... Gecelerimizi de, gündüzlerimizi de adamaya hazırdık birbirimize... Koşulsuz, içten ve sımsıcaktı duygularımız.. Her yeni gelen günü alarak yarından, Mutluluklar içinde teslim edecektik düne.. Dünden bugüne... Ne değişti peki sevgili. Hüzünbaz akşamlardan arta kalan Demlenmiş acılardan sıyrılarak, çaresizlik tavındaki İçi dışı sen olan yüreğime bir çıkar yol bulmak adına... Sevgi dilendim senden... Olur olmaz zamanların olmaz bir çağrısıydı bu benden sana... Mağrur bir beste olamadım belki senin için... Ama kırık bir nota oldum sonuçta mızrabın ucunda takılı kalan. Şimdi gitmek zamanı.... Sen de tüm ürkekliğinle, tüm hatalarınla, Tüm eksiklerinle, tüm haklı gördüğün yanlarınla başbaşasın şimdi... Yine de... Senden gelen herşeyi... Acıyı.. ve kederi... ve hüznü... ve gözyaşını... Sırf senden diye... sırf sen diye... Aldım kabul ettim sevgili... Eyvallah...
-
AŞK ÖLDÜ
Islaktı gözlerim... hüznünü bulutlara yükleyip gecesine kavuşamayan gündüzün hüznünü yağdırdığı gibi yağıyordu gözlerimden anlamsız yaşlar.. Anlamsızlık taa içimdeydi benim.. Seninle sensizliğin olduğu yerde... Kimi sevmeye kalksam sen oluyor karşımdaki.. sen şimdi kiminlesin bilmem ama ben hep seninleyim.. Gidişin ölümdü... Ölümüm ardından bakarken kal diyemeyişimdi.. Yüzyıl oldu sanki gidişin, ardından bakarken şimdiki gibi ıslaktı kirpiklerim.. Gittin... belki de hiç gelmemiştin, ben gelmiş olmanı ümit ettim. Bu ümitle yaşattım asırlardır içimde yaşayan hayalden ibaret sevdamı... Kaçışlarına gizlenen sen değildin belki de tüm korkaklığımla bendim senden kaçmaya çalışan.. Dağ gibi hüzünlerden arta kalan yıllanmış şarap tadındaki sevdanla yüzleştim sonunda sevgili.. Senin için çok şey olmaya çalıştım.. ve sonunda hiçbir şeyin oldum.. Seni sevmek saflığın doruk noktasındaki buğulu bir hüzündü ruhuma dolan.. seni sevmek seni özgür bırakmaya razı olmaktı.. Gittin... önce sıcaklığın çekildi tenimden.. sonra nefesin gitti yüzümden.. Arkası dayanılmaz bir soğuktu her gece beni uykumda bile titreten.. Tek bir söz bekledim senelerdir senden. Geldim demeni bekledim.. Ama sen rüyalarımda bile söylemedin.. beni bir söze hasret ettin.. Aşka inancım yok oldu sevgili.. İnandığım aşk, Leyla?yla birlikte öldü asırlar önce.. İnandığım aşk, gidişinle birlikte yok etti beynimde senden kalan aspire olmayan tortulaşmış duyguları.. Aşk öldü sevgili.. aşk öldü.. Sevgi üzerine yazdığım tüm cümleler yokoluyor birer birer.. Gözün aydın sevgili, bıraktım seni ruhumdan... özgürsün artık çekil git düşlerimden... çık git beynimden.. De ki, aşk öldü.. Farzet ki... ben öldüm.. toprağa karıştım yok oldum.. git artık benden.. Artık ben yokum... Aşk Öldü....
-
AŞK GÜLÜMSER İNSANA
Sisli bir gecede yolunu kaybetmiş bir gemiydim Limanına gelmeden önce.. Yıllardır karaya ayak basmamış gemicilerin Susuzluğu vardı bende.. hayata aşka.. En çok da sana.. Asırlar öncesinden vurgundum ben sana.. Doğmadan öncede biliyordum seni.. En girdaplı gecelerimde Tanrıdan defalarca dilediğim en büyük dileğimdin.. Kollarında kimsesiz bir aşkla geldin bana.. Senin için dedin.. Derler ya aşk ölümün sevgilisidir. Ölümü hatırlattın o an bana. Ölürüm dedim ben sana. Ölürüm.. Anladım ki aşıktım anladım ki ölümdün sen bana? Ne zamanki ölüm göze alınır işte aşk o zaman aşk.. İşte aşk o zaman gülümser insana.. Ey sevgili, en sevgili? Bana çocukluğumu geri veren can yarım.. Çocukluğumdan kalma bir sevinçsin Ömrümün ortasında bana bahşedilen.. Çıldırtan yalnızlığımda kanayan bir sessizlikti yokluğun.. Şimdilerde daha iyi anlıyorum sana dairmiş tüm bekleyişim? Geldin.. artık ben varım dedin.. Geldin.. tutup elinden aşkı, beraberinde hayatı bana verdin.. Geldin..cümlelerim karaydı aka çevirdin? Geldin.. tüm sanallığını yalanlarcasına ben gerçeğin ta kendisiyim dedin.. Tüm ruhunla beni sevdin.. Yüreğini verdin.. Tek yürek atımı sevdayı bellettin.. Hayallerim canımı yakmıyor sanrılarım acıtmıyor? Acıtsa da ne fark eder ki.. Senden diye acıyı bile sevmişim ben.. Umut verdin.. Gelecek var dedin.. Bu bizim masalımız, masalımızda gözyaşı yok dedin.. Kapattık tüm acılarımızı beklentilerimizi Ve içinde biz olmayan geçmiş hayatımızı tozlu bir sandığa Ve açılmasın diye kilitler vurduk üzerine.. Tüm güzel tümceler kaldı şimdi elimizde.. Zamanı geldikçe kullanırız diye.. Ölümü göze aldık ya sevgili, aşk gülecek artık bize.. Senin arayışların benim çağrılarımdı belki Köhne hayatın dar çemberinde bizi bir araya getiren.. Hani olmaz zamanların bir yerlerine sıkışıp kalan Çığlıklarımızdı belki de bizi birbirimize fark ettiren.. Sendin.. bendim.. ne zaman biz olduk.. Yoksa sen bensin de ben sen miyim.. Geleceğin geçmişinde, geçmişin geleceğinde hayatımın kalan zamanlarının sayılırlığına bakarak gülümsüyorum hayata? Ey, hayat? yaptın yapacağını.. ve eğilip beni de öptün alnımdan sonunda?
Jump to content