Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

sema

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

sema tarafından gönderilen her şey

  1. I Tek yürek atımı olmak Ve sobeleyen olmak ölümü.. Beraberce.. Yasaklı olan diyarın en gizemli yerlerinde.. Yaşayamadıklarımıza duyduğumuz öfkeyi Uysallaştırabilmek seninle... Hem de tek bir kelimeyle.. Ben sevmek için doğarken her yeni güne, Sen sevilmek için doğuyorsun Seninle sensizliğin olduğu yerlerde... Çelişkiler son bulsun dedikçe, Kendi çelişkilerimize yenilenlerdik aslında.. Uzaklıklara bakmaktan gözleri acıyanlardık. Sevmek yaşam olgusuyken bizde, Ölümü bile göze alanlardık sevgimiz uğruna.. Yaşayandık sevdayı.. En farklı, en doğal, en biz olan haliyle. Yarım kalmışlıklara inat, Tamamlayandık birbirimizdeki kayıp parçaları. Sevdayı en doğan haliyle yaşayanlardık. Bendim... sendin.. biz olduk, Yasaklı olan ama her tadıyla Her nefesiyle biz kokan sevdanın minik busesinde.. Senin olmak vardı.. Sen olmak vardı.. Gözlerinin taaa içlerine bakıp Seni seviyorum diyebilmek vardı.... II Her doğan güne birlikte gözlerimizi açmak Ve merhaba demek vardı... Teninin sıcaklığını hissederken erimek vardı Adı bilinmez olan diyarların en köhne yalnızlığında.. Dilime yerleşen nihavent ezgiler eşliğinde Adımlarken çılgınlığın dikey boyutlarını, Yanmak vardı aşkına üşüyen yanımdan soyutlayarak kendimi.. Asırlar öncesine dayanan yokluğundu bugünlere ulaşmamı sağlayan. Sendin.. belki de bendim.. ne zaman biz olduk... Yoksa hep biz miydik doğduğumuzdan beri.. Tüm kırılganlıklarıma rağmen sevebilmek seni.. Kendi parantezimizde yaşamak özgürce.. Adı aşk olan.. tadı tuzu sen olan sevdaya yanmak alabildiğince.. Umut olmayan bugünlere inat Eldeki yarınlarla mutlu olabilmek senin gölgen altında.. Ve sana seni seviyorum diyebilmek... Tüm gökyüzüne yazmak adını.. Gökkuşağının renklerinde dansetmek seninle Sana aşığım diyerek... Seni seviyorum sevgili.. seni seviyorum... III Sevdalara açılan bir yelkendi sonsuzluğun .... Gecenin kokusu sinerken üzerine kelimelerin , Kelimelerden önce harflerle dans edenlerdik.. İzlemek vardı seni derin bir boşlukta... Sadece bakmaktı uzaklardan, dokunamamaktı.. Sen vardın...ben hep fakirdim senden uzakta... Ağlardım bakmadığında delirdiğim bakışlarınla... Bahar olmak vardı tapılası gözlerinde... Sevgilim diyebilmekti en güzeli... Sevgilim dediğini duymaktı... Tek yürek atımı sevdamızın karanlık dehlizlerde Kaybolmasına izin vermemekti. Geçmişe duyulan kin gerilerde kalırken yaşamaktı sevdayı, Yaşanmamışlıkların ruhumuzda yarattığı sergüzeştlikte... Adım hüzündü benim... Gözlerinin alabildiğince Ama yüreğinin göremediğince Hüznündüm ben ruhundan dökülen... Adım aşktı benim... Hiç görmediğin, hiç tanımadığın bir tattım senin dilinde... Seviyorum diyebildiğimce özgür olmak Ve özgürlük kanatlarını sevdana yükleyebilmekti Akreple yelkovanın peşine takılarak.. Zaman durdu sevgili... Bundan sonra ve bundan evvel... Senin zamanın benim...
  2. Bir köşe başında avuç açmak umutlara Sonra da katmer katmer yanmak acılarla Hasret yangınlarıyla kanka olmak Ardından, okumak gözlerinden tüm geleceği Sevdamın yankısıyla ruhumu acılara gark etmek Yaşamın ağırlığının çökmesi omuzlarıma Ve yığılıp kalmak bir kaldırım taşına Ama her şeye rağmen umutlu olmak Gülümseyerek bakmak hayata Bir çocuğun ürkek bakışlarında yakalamak merakı Kalbini bir zincirle boynuna asabilmek gösterişten uzak Hayalimdeki sana dokunabilmek gerçekliğe inat Parmak uçlarımdaki hislerin yansıması yüzüme Ey içimi yakan güneşim Ne kadar yaklaşsam sana küle dönerim Uzaklaşırsam senden ayazda kalır yüreğim Sevmek, çok ama çok sevmek Alıp başımı bu şehirden gitmek Ve seninle bir ömür geçirmek Hayal mi? Gerçek mi? Ya umut? Suskunluğum diz boyu. Tüm bunlar ne biliyor musun? Sevmek..sadece sevmek.. Her şeyi bir kenara bırakıp Tüm acıları uçurumdan atıp Delicesine sevmek.. Bu kadar çok seviyorum demiyorum Böylesine seviyorum seni diyorum. Biraz hayat, biraz gerçeklik, biraz aşk Ve en önemlisi vuslat arkası gelen hüzün Ortaya çıkan ise devasa bir sen. Seni çok değil kocaman değil Böylesine seviyorum işte Masal değil hayatımın ta kendisi Gelecek göz kırpıyor omuzlarının üzerinden Sen hayatsın, hayat da sen.
  3. Avuçlarındayız acının, git gide daha çok sıkıyor bizi Yüreğimiz cenderede kan damlıyor gözlerimize Ve biz her gün biraz daha eriyoruz içimizdeki ateşle Dumanı sen..nedeni ben.. Göz görmeyince de katlanmıyor gönül Ferman yazsam aşkımıza okuyan kül olur Türkü olsak dillerde bende aksam nağme nağme yüreğine Ama..Suskunum ben..nedeni sen.. Dokusam nakış nakış sevdayı içine Ellerin her dem saçımı okşar mı? Yar yüreğim kelepçede sana tutsak Sahibim sen..nedeni ben.. Gözyaşlarım dansediyor gözbebeklerimde Boğazımda esir kelimeler yutkunsam ölürüm sanki Gökyüzü kanarken kendi kızıllığına Ölen ben..nedeni sen.. Aşkın ete kemiğe bürünmüş şeklisin sen..Soluduğum hava, aldığım nefessin sen.. Bu dünyaya geldiysem nedenisin sen.. Neye yarar bu can sensiz... yaşıyorsam sebebi sensin..
  4. Zamanın durduğu bir noktada Bir şeyler arıyor gözbebeklerim Sonsuz gibi görünen uzaklıklarda Canımı yakan bir bekleyişti bu vuslata beş kala Gece karanlık..gece soğuk.. Bir değişiklik var gecede adını koyamadığım İçimde oluşan anlamsız ürpertiye kulağımı kapadım Gelecektin sen.. ne olursa olsun gelecektin.. Söz vermiştin bana.. seninle olacağım bebeğim demiştin Loş odamın penceresini araladım usulca Belki..belki geldin de ben duymadım gelişini Karanlığa uzandı kopası başım İçimde tarifsiz bir sıkıntı? Sözünü unuttun mu yoksa sevgili.. Hani gelecektin.. hani asla vazgeçmem demiştin Son kez baktım karanlığın içine Yoksun işte yoksun? Gelseydin be yar, Gelseydin de kırılası belime bir kez daha sarılsaydın.. Söz vermesem şimdi başlardım ağlamaya Ama ağlamayacağım? Benim sözüm sözdür gülüm Akamayan yaşlar gözlerimi acıtıyor İşte o an.. bir esinti geliyor açık bıraktığım pencereden Önce kokun sonra sesin doluyor odamın dört bir yanına Geldim bebeğim seninleyim diyor tapılası sesin Hayalimin hayali misin endişesiyle kımıldayamıyorum yerimden Ellerin omuzlarımı tutarak kendine çekiyor Hoş geldin demeyecek misin bebeğim diyorsun Dizlerimin bağı çözülüyor o an Kafamı hızla çevirdiğimde yıldız gözlerinle çarpışıyor bakışlarım Nefes alışlarımın hızına yetişemiyorum Midemde başlayan yangın tüm vücuduma yayılıyor Tadını bilmediğim dudaklarında alıyorum son nefesimi Dudaklarında ölüyorum sevgili Dudaklarında ölüyor, ellerinle hayat bulup Gözlerinde yeniden doğuyorum Sarılıyorum sımsıkı hiçbir zaman benim olmayacak bedenine Ne olur diyorum ne olur bırakma beni Bırakırsan düşerim.. bırakırsan yiterim? Bırakırsan o an ben ölürüm sevgili..o an ölürüm ben.. Daha sıkı sarılıyorsun bana. Ölümden bahsetme bebeğim diyorsun.. Ölüm gelirse ikimize aynı anda gelir? Ölüm zaten her an koynumuzda.. Sesin tüm benliğimi huzura boğuyor sanki Önce kelimelerimiz başlıyor sevişmeye Harfler kan ter içinde.. Noktalama işaretlerine aldırmadan nefes nefese hepsi de Bedenlerimiz tek vücut olurken Gece, karanlığını örtüyor üzerimize Zaman durmuyor ama sevgili Derin iç çekişinden anlıyorum Gitmelisin yine.. Yüzümü avuçlarının arasına alıyorsun Gözlerime bak bebeğim diyorsun Diyorsun ama ben bakamıyorum ki.. Sımsıkı kapatıyorum gözlerimi Sırf gidişini görmemek için Sırf ağlamayacağıma söz verdiğim için.. Gözlerime birer buse konduruyorsun Seni seviyorum bebeğim diyorsun.. Bende seni seviyorum demek istiyorum Sesim çıkmıyor.. Gitmesen.. hep burada kalsan.. Artık bitse imkansızlıklar? Şarkımız çalıyor bebeğim diyorsun.. dinle.. ?Sen imkansızsın? ezgisiyle dans ediyoruz seninle Bu an hiç bitmese.. zaman hiç geçmese.. Biz hep böyle kalsak? Ama imkansız.. im-kan-sız?nefret ediyorum bu kelimeden.. Duymaktan haz aldığım sesinle aralanıyor düşüncelerim Kırık bir sesle bakmayacak mısın hala diyorsun İçim yanıyor.. dayanamam ki ben sana Yavaşça aralıyorum gözlerimi Bal topladığım dudaklarından bir tebessüm okuyorum Bekle beni sevgilim diyorsun.. Yine geleceğim.. Seni gidişlerinle değil, gelişlerinle anacağım sevgili.. Çünkü biliyorum ki her bir gidiş yeniden bana gelişlerine gebe.. Güle güle kayıp kentin hayal prensi.. Seni seviyorum..
  5. Mevsimlerden kıştı yaşanan... Yüreğimdeki ayaz bu kıştan da soğuktu.. Gelişinle ısınırdım, sıcacık olurdu tüm bedenim. Oysa ki hiç istemezdim gelişini. Sıcaklığın arkası dayanılmaz bir soğuk olurdu ve ben...üşürdüm. Bilirdim gidişin son değildi, bilirdim, ama ben yine de üşürdüm. Gözlerindeki ışığa bakmak sonsuz bir keyifti benim için. O ışıkta kaybolmak, yokolmak isterdim. Gözlerin hiç kapanmasa derdim. Ruhumda gezinmene izin verirdim, işte o zamanlarda ben de katılırdım sana. Dünya o an sadece ikimiz etrafında dönüyor gibi gelirdi. İşte o an seni ne çok sevdiğimi anlardım. İşte o an canım yanardı. Bilirdim bir gün... bir gün... Sen.. Beni severken, Ben yalnızlığıma mahkumdum.. Ben.. Sana aşıkken, Sen çaresizliğine tutundun.. Biz bu aşkı yaşatabilecekken, Ne olduğunu bile anlamadan, Kalbimizdeki yaralardan kan damladı. Sen... Ruhumu da alıp buralardan giderken, Ben... Hasret kokulu saçlarının özlemindeydim.. Sen... Ruhumun bahçelerinde dolanırken, Ben... Yıldız gözlerinde boğulmaktaydım. Ve biz.... Biz bu aşkı Tükettik... Bitirdik... Yitirdik... Sonuçlarını bilemedik... Birimiz kendini bulurken, diğeri kaybetti. Birimiz yücelirken, diğeri küçüldü. Savrulduk... Savrulduk... Bu anlamsız dünyada, anlamsızlıklarımızda boğulduk.. Sen.. Benim ekmeğim aşım oldun Yolum yoldaşım oldun. Hak yolunda hakkım, Rüyalarımda eşim oldun. Sen var ya sen... Bugün olmazsa, yarın ki muradım oldun.. (Şizofren Ruhum adlı deneme yazımdan)
  6. Ne çok sensizim bu şehrin sessizliğinde Sensizliğinle sarılmışım çepeçevre Ve ben biraz daha çaresiz Biraz daha kimsesiz Biraz daha sensiz Ben sensiz sen bensiz Sensizlik kokuyor düşlerim.. Ve hasretin.. Gelip tam ortasında patlıyor yüreğimin Gözlerin kime bakar Ellerin kimi tutar Bensiz misin sen de sensiz olduğum kadar Yoksun ya hani Gittin ya hani buralardan Hergün biraz daha ölüyorum Sonu gelmiyor sensizliğin Ve ben yar..ben sana susuyorum Kelimeler düğümlü boğazımda. Yutkunsam.. geçer mi.. Kuşlar eşlik ediyor yasıma Yer gök inliyor feryadıma Bir çare yok mu... Yok mu bir çare.. Ölüyorum bu şehirde sensizliğin gölgesinde Ve ben avaz avaz kusuyorum içimde biriken kanı gökyüzüne Kimbilir belki bundandır bu şehrin her akşam ölmesi kendi kızıllığında
  7. Hayalim kadar yakın, Gerçekler kadar uzaksın bana.. Yürek yangınlarına alıştım ama Sana adanmış olan ömrüm yanıyor yar Tutki rüzgar bile ağlıyor küllerimizi savururken Tutki yağmur yağıyor ruhuma Tutki gözlerimde danseden yaşlar iniyor sağanak sağanak Bilki hiçbir suyun söndüremediği tek yangınsın yüreğimde Özlemin yakıyor ya hani beni Bir ahh.. çeksem! Yanarmıyım bende Ferhat gibi Küllerim rüzgara karışıp da Bulur mu oralarda seni Gidişin yaktı yar hem Ankarayı hem beni Gitmeseydin.. Kopası boynumu bükük koymasaydın buralarda Ama..İşte gidiyorsun.. Lanet olsun..
  8. İçimde binlerce isyan çığlığı Özgür olmak..isterdim.. İçimden tutsağım dört duvar hayatıma Benim ama benim olmayan hayatıma Avaz avaz sustum içimdekilerle Sustukça kan kustum Bu hayat benim kime ne, derken Bi baktım, bu ?kime ne? kişilerinin esiri olmuşum Gözlerime diken gibi batıyor gerçekler Aşk zılgıtında yüreğim, sağım solum önüm arkam sen. Hani 'sesi herşeyin sebebi olabilecek adam' diyor bir şair ya Sesinde fırtınalar koparırım o vakit.. Hani şarkıda: ?Ben aşkı sende yaşayamazsam ölürüm? diyor.. İyi ya.. ben de ölürüm o vakit.. Ne vakit..hangi vakit.. Bilmiyorum..
  9. Bir sevdaydı yaşanan Onca sevdalar içinde bir sevda Yaşanıp biten geride külleri kalan Yangınları dağlar kadar olan Gece sancıları daha çok artan bir sevda Bir sevda ki bir bebenin anasına muhtaçlığı gibi Bir sevda ki ölüm anında alınan son nefes gibi Bir sevda ki mıknatısın zıt iki kutbu gibi Yaşandı ve bitti... Yaşananlara bir sözüm yok amma Biten ne var ki acılardan çarpmayı bile unutan Zavallı yüreğimde... Gidişindeki kopukluğu unutmak istedim Dur demeyişimi aklımdan silmek istedim O anda kararan dünyamı aydınlatmak istedim Olmadı.... İçimde tortulanan acıları silmek Haykırarak ağlamak Gözyaşlarımı rahat bırakmak istedim Sen gittiğinden beri akamayan gözyaşlarımı Ama ağlayamadım... Bin yıl oldu sanki gidişin Sis perdesinin ardında kalan bir sevda Tüm çıplaklığıyla varlığını haykıran Ama gerçeklikten ayıramadığım bir hayaldi belki de İçimde asırlardır yaşattığım bir kuştu sevdan Acılarla beslediğim, gözyaşlarımla suyunu verdiğim bir kuş Üzerine kilitler vurdum, kafeslere kapadım kaçmasın diye İçimde her geçen gün çektiği acıları hissettim Bir an... anlatacak oldum içimdeki sevdayı Çıkan sesi tanıyamadım Çünkü sesim bir kuştan farksızdı Anladım ki, özgürlüğünü istiyordu Artık gitmek istiyordu benden Kızdım, hayır dedim olamaz Seni besledim ben, sana yuva verdim Sana ruhumu verdim.. Beni bırakamazdı gidemezdi Gidişler bitmeliydi artık.. Ve yaraladım tam kalbinden o kuşu.. Vurdum yerden yere onu Lanetler okudum, kanadını kırdım.. Acısı daha bir arttı, çığlıkları içimi yaktı Durdum o an... naptım dedim, naptım ben Gittiğinden beri dökemediğim gözyaşları Şimdi sel oldu akarken yanaklarımdan Çıkardım kuşu kafesinden açtım kilitlerini Sardım yaralarını ve salıverdim onu kendi özgürlüğüne Ne oldu biliyor musun sevgili Gitmedi, bırakmadı beni Senin yaptığını yapmadı sevdan İsteği kilit altında yaşamak değil Özgürce yaşatabilmekmiş bana kendini Seviyorum dedim haykırırcasına, seviyorum be Var mı bunun ötesi.. Seni Seviyorum...
  10. Soluk bir sokak lambası altındaydık Soğuktu Ankara, ayazdı Yağmur yağıyordu.. Sen gidiyordun... Ben üşüyordum.. Son kez baktım deniz gözlerine Bakışını kaçırmanı izledim çaresizce Gitmeliyim dedin..sustun.. Gitme diyemedim..sustum.. Bir şey söyle dedin, sustun.. Söyleyemedim.. sustum.. Kelimeler çığlık çığlığa içimde Seçemedim birini... Hapsettim hepsini... Bir adım attın arkanı dönüp Gidişin katiydi gitmeliydin Gözlerindeki kararlılıktan anladım Sonra durdun gitme dememi bekledin belki.. Diyemedim... İçim yandı, üşümem arttı Gözlerim yanıyordu Ağlamak istiyordum.. Ağlayamadım... Ardından uzanan ellerim bana ait değildi sanki Islak saçlarına dokunmak istedim Son bir kez.. Dokunamadım... Ellerim boşlukta ne kadar bekledim yağmur altında Ne kadar boş gözlerle baktım durduğun kaldırım taşına Ayak izini aradım asfaltta boşu boşuna Bulamadım.. O an.. ben öldüm.. sen gittin..
  11. Yüreğime sağanak sağanak yağmur yağdı Bir sana olan özlemim bir de gözlerim ıslandı Ruhum asiliğin kollarında suskun -----Çıkıversen karşıma umulmaz bir anda -----Bitse hasret ezgileri dilimde -----Kalemim acıya sussa Gözlerin değse yine gözlerime Yüreğimin hırçınlığı diniverse Umutlarım kurşunlanmasa -----Kollarım artık boşluğu sarmasa ----Sevdam artık tipiye tutulmasa ----Hüzünlerim kanat takıp uzaklara uçsa Yağmasa artık yağmurlar yüreğime Islanmasa artık gözlerim Bir de sana olan özlemim ----Ama ne yazık ki? ----Yine ve yeniden.. Yüreğime sağanak sağanak yağmur yağdı Bir sana olan özlemim bir de gözlerim ıslandı
  12. ?Hiçbir aşk yarım kalmaz.? Gece soğuk.. Ankara ağlıyor damla damla Geceyi daha gece yapan Aynı acı yine yüreğimde Sessizlik biriktirdi tüm hüzünleri Ardından gelen çaresizlik.. Ölsem? Bitecek mi? ? Duygularım intihar etti.. Kanım hiç akmadı.. Sesim bile çıkmadı.. Sonra.. Sessizlik ve yine aynı acı Camdı aşkımın kanatları Dayanamadı kırıldı Bitti mi? ? Hayır.. Ölmedim.. ölemedim.. ?Yokluğun bıçak gibi kesti geceyi Bir sen az oldun isteklerimde Oysa bir sen olsaydın hayatımda.. ?
  13. Resmin karşımda. Öyle güzel ki seninle en güzel duyguları yaşamak. Ben seni yazamıyorum artık sevgili.. Bu kadar aşıkken bu kadar severken Çok zor seni anlatacak kelimeleri bulmak.. Ben seni yazamıyorum ama seni yaşıyorum.. Ne çok denedim seni bulmayı, ne çok aradım seni bir bilsen... Ömrümün orta yerinde bana bahşedilen çocukluk neşemsin sen. Öyle güzel ki, tükenen saatleri seninle paylaşabilmek.. Buz gibi ekranın ardından sıcacık gülümseyişini hissedebilmek. Kalbinin benimle birlikte attığını bilmek. Konuşmasak da sesimi duyduğunu biliyorum. Gözlerin kapalı olsa da gördüğünü... Gözlerine dokunabilmek için o kadar uzun zaman bekledim ki.. Seni bekledim hep ben. Yüreğimdeki heyecanı, Gözlerimdeki hüznü, Dudaklarımdaki ateşi, Ellerimdeki titremeyi, Küçük dokunuşları sakladım sana. Bir yerlerdeydin ve mutlaka bana gelecektin. Ve bir gün.. ömrüm yettiğince hatırlayacağım o gün? geldin? İşte o gün sevdaya dair ne kadar aspire olmamış duygu varsa İçimde eridi gitti. Çocuk oldum yeniden. Gözlerim çocuk, Ellerim çocuk, Yüreğim çocuk.. Çocuk oldum o anda seninle yeniden. Sıra dışı bir hayattı başlayan vuslat anıyla birlikte.. Ve o hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sendin Kendimizi bıraktık aşkın büyüsüne? Plansız zamansız yarınsız zamanların iki yolcusu olduk.. Kaygısız yaşadık aşkı.. Eridik birbirimizde... Tek yürek atımı, tek soluk olduk Tutkunun alevleri dalga dalga sardı bedenlerimizi.. Öyle güzeldi ki saatlerce seninle hayatı paylaşabilmek.. Bütün gördüklerim içinde yalnız sendin hep görmek istediğim? Dokunduğum her şey içinde senin tenindi hep dokunmak istediğim? Her saniyesi ömre bedel olan ama Bir o kadar da kısacık geçen Bir zaman dilimiydi seninle yaşananlar? Oysa şimdi yalnızlığım yanımda, sensizliğinle mücadeleyim.. Gelişin kadar gidişin de yaktı yüreğimden arta kalanları? Sen giderken milyon kere yandım? Ama ateşsiz? ama dumansız.. Bir ölümü bir de seni bekleyeceğim artık, Gözlerimi acıtan uzaklıklara bakarken ? Bir gün belki yine gelirsin diye Hep bekleyeceğim çocukça bir heyecanla. Çocuklar gibi.. çocuk yüreğimle.. Gittiğinden bu yana yokluğunla baş başa gözlerim. Ellerim saatlerdir hayaline dokunmakta. Her gece belki bir yıldız kayar da seni dilerim diye Gökyüzüne bakıyorum güneş ışınlarını yeryüzüne yayana dek.. Güneşle birlikte doğuyorsun odama.. Avuçlarıma gamzeni sunuyor sanrılarım. Ben bıraktığın yerdeyim gece gözlüm. Saçlarımda nefesinin kokusu var. Yanaklarımda dokunuşunun sıcaklığı.. Öylesine aşığım ki sana? Öylesine sevdalı ki sana bu şizofren yüreğim.. Artık sesim çıkmıyor. Kelimeler yetmiyor. Kirpiklerim birbirine kavuşmuyor. Ahh gece gözlüm artık Ankara da sen kokuyor.. Bu deli yürek sırf senin varlığınla mutlandı diye Ankarayı çok ama çok seviyor.
  14. Hayatın karanlık dehlizlerinde gezindim yıllarca.. Kokuşmuş maskeli yüzler, yalancı dostlar, Riyakar diller gördüm her köşe başında.. Yalnızdım.. tüm dünyanın ortasında yapayalnız ve çıplaktım.. Sonra bir gün..umudumu denizlere attığım o gün.. sen geldin.. Denizden aldın tüm umutlarımı ve acıların sarnıcı olan Uçarı yüreğime ürkekçe yerleştirdin geri.. Gözlerime baktın...yaşama nedenimi anlattın.. Varlığınla çıplaklığımı örttün... Sıcaktın.. yıllardır üşüyen ruhuma iyi gelen sıcaklığını Yudum yudum içtim çekinmeden.. arsızca.. Sendin beni yıllarca arayışa iten.. Bir yerlerdeydin.. biliyordum.. Bekliyordum.. Sonunda geldin.. Hiç beklemediğim bir anda.. Geldin.. Yok yok ben çağırdım veya sen çağırdın Veya tanrı acıdı bana veya cezaydın belkide ödüldün Veya tanrı büyüklüğünü kanıtladı anlamsız bulup sevmediğim dünyasının Nasıl bir cennet olduğunu kanıtlarcasına seni gönderdi? Sahte gülüşlerin gerçeğe çevrilmesi adına Ağlamaların kavuşamamak, sarılamamak olması adına Tüm insanları, hayvanları, çicekleri, ağaçları sevmek adına Sen geldin... Şimdi düşlerimde isyanlar yerine sen, İntikam yeminleri yerine sen. Nefret yerine sen. Eğer aşksa sevgiyse yine sen. Hep sen...yanlız sen varsın Yalnız sen...
  15. Sen hiç sevmedin ki beni.. Sevseydin, Bilirdin çaresizlikten kıvrandığımı... Yaşar gibi yaptığım bu hayatın bana dar geldiğini.. Sana ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu.. Bilirdin... ama bilemedin.. Bilmedin... bilmek istemedin... Merak bile etmedin... İnancım kalmadı artık aşk denilen kalleş duyguya... Seni seviyorum?un bu kadar basit olmasına ve Kolayca söylenivermesine şaşıyorum sadece... Ne çok canım yanıyor bi bilsen.. Ama bilmezsin ki... Çünkü sen beni hiç sevmedin ki... Duygularım sahipsiz, hislerim yetim... Kabul etmedin sana ait olduklarını.... Sen kendi duygularına bile ihanet ettin... Gittin... gittim.. gittik... Dönüşü imkansız bir yol, Ulaşılması imkansız bir biz... Kan damlarken yüreğimizden Sahiplenemediğimiz duygularımız ağlıyor duyuyor musun? Ama duyamazsın ki... Sen beni hiç sevmedin ki... ?Sana gülüm demem gülün ömrü az olur? diye Çığlık çığlığa bağırırken, Adına yitik sevda dediğimiz bir masalın Baş kahramanı oluverdik bir anda... Sen olmaz umutlarımın umut prensi, Ben ise yüreği şizofrenlikle bedellendirilen bir hayal serserisi... Bizim masalımız bitti değil mi... İşte buna bir cevabın vardır kesin... Çünkü sen beni hiç sevmedin ki... (üç nokta)
  16. Günün ortasına ?baammm? diye düştü sen?li düşüncelerim... İçim dışım sen... Düşüncelerim hayallerim sana dair.. Geçmişin izinde, geleceğin yansımasındayım Seninle sensizliğinin olduğu yerlerde... Olmaması gereken miydi seninle yaşananlar... Sen dünyamda olmalı mıydın? Şikayet etmeli miydim bu durumdan.. Belki de etmeliydim... Ama hiç etmedim... Yaşanmalıydı seninle yarınlar... Yaşanıp bitti demelerle, çekip gitmeleri saymazsak eğer... Daha düne ulaşamamıştık bile... Sensizliğin ırmağında akan hasretini yudumlarken, Yarınları yaşıyorum sana dair... Dünü yaşamadım.. Keşkelere aldırmadım.. Saflıkla kurnazlığın arasında sıkıştım kaldım. Ne ileri ne de geri gidiyor adımlarım.. Senin beynime mıhlandığın gibi mıhlıyım şu an?a... Bir zehir misali birikmişlerim sana dair...bana dair... Bir akmaya başlasa durmayacak biliyorum... Ve ben bir gün.. Durduramayacağım bu birikmişleri... Ama şimdi değil, şu an değil... Bekle... zamanı gelince... Avuçlarına teslim ederken sana dair yüreğimi, Bir söz vermiştin sevgili.. Asla demiştin..asla... Bilir misin sen asla?nın kıymetini... Ama benden sana söz.. bileceksin... Dünün yangınlarının, yanık izleri dururken yüreğimde, İsli duygularıma rehber oldun sen mühürlü sözcüklerinle... Can acısıyla yaşarken yarını, Bakarken düne, Kapatırken gözlerimi bugüne... Ne kadar inkar etsem bile... Dünden bugüne... Ben sana dairim... Sana dairim sevgili...
  17. Özledim seni.. Hayaline sardım kendimi, Sen gibi kokmadım. Gözyaşlarım içime aktı.. Yüreğimdeki ateşi söndüremedi.. Ayrılığın yükü ağır geldi, İçime acı bir keder çöreklendi Yürüdüm.. Yağan yağmura rağmen.. Yürüdüm.. Ellerim üşüdü..Ben üşüdüm.. Güneşe sardım bu kez kendimi.. ama.. yine sen gibi kokmadım! ! Öylesine aciz ki bedenim.. Öylesine sen yoksun ki..
  18. Bir destan mıydı sevdam? yoksa sevdamı destan mı yaptım ben.. Öncesi (yok) .. Gelişin (bir ömür) ... Bir dağ başı yalnızlığıydı yaşadığım.. Kalabalık sesler içinde suskunluğum çığlık çığlığaydı.. Ne çok yalnızdım sen yokken ben.. Sen yokken ben var mıydım? Çocuktum.. yüreğim çocuktu.. Ellerim, yüzüm, neşem gülüşüm çocuktu.. Aldılar çocukluğumu benden Geriye kalan sadece cansız bir beden.. Sübyan duygularımın gidişinin ardından geldi karanlıklar.. Bir umut var mıydı benim için ? Gözlerim alışmaya başlamıştı karanlığa.. Bir el aradım kanadı kırık kuş misali.. Üşüdüm.. çok üşüdüm.. Köhne yalnızlığımın beni esir aldığı bir andı.. Ruhumun intihar eşiğinde olduğu bir zamandı.. Gökyüzündeki tek yıldıza bakarak bir dilek diledim.. O parlak ve tek yıldızdan bir tek seni istedim? Yıllardır belki de asırlardır yüzünü hiç bilmedim Ama sana hep yandım ben.. seni hep sevdim.. Gözün kaşın nasıldı bakışların nasıldı bilmedim Ben seni hiç görmeden bilmeden sevdim? Asırlar öncesinden vurgundum ben sana Göz alabildiğince canın yandığınca sendim aslında Ruhumun öldüğünce, yüreğimin taptığınca bendin aslında Bir yerlerdeydin..gelecektin.. Ve. Bir gün? GELDİN.. Karanlıkları dağıtarak ?lafı uzatmayarak? geldin.. Usulca, yavaşça aynı zamanda koşarak geldin Bilmeden, bilerek? neyse sebebi işte sonunda geldin.. Belki isteyerek? belki istemeyerek.. Ama geldin.. ?senin için? dedin??senin kaderinim? dedin Yüreğini dinle.. ben senin için geldim dedin İyi ki geldin..yüreğime ruhuma canıma.. Ne iyi ettin de geldin.. Hoş geldin kalbime gece gözlüm.. hoşgeldin..
  19. -I- Sen; mavi bir denizin ortasında Yüzmesini bilmeyen ve bu denizde çırpınan Çırpındıkça maviyi bulandıran masum bir çocuktun... Ve o kız, bu rüyasında sana değil Maviye üzüldü masum çocuk... Üstelik o kız denizin tekrar maviye döneceğini, Ama senin öldükten sonra, Dönmeyeceğini bilerek Maviye üzüldü masum çocuk.... Ve ben seni bu gece rüyalarıma çağırıyorum Bütün mavi okyanusları bulandırmak Ve o kızdan intikam almak için.... -II- Sen dün gece o kızın rüyasında çırpınan Çırpındıkça maviyi bulandıran Ve bulanık mavide boğulan, masum bir çocuktun Ve ben bu gece intikam alman için Kendi rüyamda, fırsat vermiştim sana... Ama sen gelmedin, gelmedin rüyalarıma... Ya boğulduğunu unuttuğun, ya da maviye vurulduğun için, Yine gidip girdin o kızın mavi rüyalarına... Biliyor musun masum çocuk? Seni mavide boğan o kız aslında her gün Kendi girdabında boğuluyormuş... Anladın mı masum çocuk? Yani mavi kız da en az senin kadar masummuş Hadi! Sana yardım elini uzatan O kızın elini tut Tut ki; Maviyi bulanmaktan, Seni de boğulmaktan kurtarsın... Tut ki; Ben de diğer elini tuttuğum o kızı Kendi girdabında boğulmaktan kurtarayım.... -III- Mavi kız bir rüya gördü Rüyasındaydı masum çocuk Yüreği sıkıştı Elleriyle öldürüyordu onu Boğuyordu mavisiyle Geri çekti birden kendini Hayır bu böyle olmamalıydı Yapabilecek bir şeyler olmalıydı Masum çocuğun Gözlerindeki dinginliğe baktı Onlara hayrandı zaten Ve o an kararını verdi mavi kız Tüm fırtınalarını girdaplarını Ve Mavisini de alarak yanına Gitti bir sonsuzluğa Masum çocuk daha bir masumlaştı Bu gidişle Duruldu duruldu Maviye vurgundu oysaki Mavi kızla birlikte giden Kendisiydi oysa -Masum çocuk mavi kızın içindeydi- Onu kurtarmak için Bilinmezliği tercih eden mavi kız Yine de kendi elleriyle Yok etmişti masum çocuğu Son kez baktı ardından mavi kızın Masum gözlerini kapadı Ve bir daha hiç açmadı... Yaptığını son anda farketti mavi kız Elleriyle yüreğini tutarak Hızla geri döndü geldiği yollardan Ama geç kalmıştı İçindeki masum çocuğu öldürmüştü Ve o an... Yemin etti mavi kız Onu bu kararı vermeye zorlayanlardan İntikam almaya yemin etti. Bu rüyadan uyanmalıydı İntikamını alabilmesi için Uyanması gerekiyordu Ve...mavi kız gözlerini açtı.. Uyanmıştı... -IV- Maviydi tüm dünyası Hüznü sevdası nefreti hatta gözyaşı Hepsi maviydi İntikamı da maviydi artık Maviliğiyle katil olmuştu oysaki Nefret etmeye çalıştı maviden Beceremedi Bu gerçeklikteki tek varlığıydı mavi Bu düşünceyle Daha bir sıkı sarıldı mavisine Kendi mavisinde boğulmaya başladı İçine düştüğü girdap Daha bir büyüdü yüreğinde Gözlerini acıtan sonsuzluğa baktı Sonra masum çocuğu düşündü İçi yandı O anda tüm duyguları ayağa kalktı Saçları uçuştu mavi rüzgarıyla Gözlerinde biriken yaşlar süzüldü yanaklarından Dokundu bir damlasına Ağlamak ona göre değildi oysa Ellerini uzattı semaya Bulutlara dokundu İçini bir boşluk kapladı Gözlerini kapadı Masum çocuğun gözlerini gördü Gülümsedi ona Masum çocuk da ona gülümsedi Ellerini uzattı mavi kıza O anda farketti içindeki girdabın büyüklüğünü Masum çocuk onun için gelmişti Son bir gayretle uzattı elini ona Ona doğru uzanan başka bir eli daha farketti Bir dost elini.. Düşünmeden tuttu bu eli de Bir kırmızlıkta buldu o anda kendini İçi sıcacıktı Mutluydu Ve mutluluğunu ona borçluydu Dostuna... Mavi Kız girdabından kurtuldu. Ama biliyor ki, yeni girdaplar gelecek ve her biri bir öncekinden daha büyük olacak. Yine de umutlu, çünkü yine biliyor ki dostu olacak hep yanında, elini uzatmaktan çekinmeyen bir dostu.
  20. Aykırı bir sevdanın yokettiği ve artık çok geride kalan zamanlarımı yaşamak isterdim yeniden.. Boşa gitmiş görünen, yine de bana çok şey kazandıran geçmişimden kurtulmak bu kadar da zor olmamalı.. Güçlü görünen bedenlerin yardım çığlıklarına kulak kapayan sefil kimliklere her zaman isyan edeceğim... Dost maskelerin ardındaki hınzır gülümseyişler beynimde kazılı.. Her yazımla tek tek yerin dibine sokacağım onları ama çıkarmayacağım ordan.. Kalsınlar yerin dibinde.. Yerlerini bulmaları adına.. Giden gitti... kabul.. kalanlar kim peki? Riyakar hayatın yardakçıları mı? Kalanlarla kalmak istemedim hiçbir zaman.. Gidenle gittim bedenimle olmasa da ruhumla... Acıları teslim aldım geçmişten, bugünüme yaydım ve geleceğimi yokettim belki de.. Çok kişilik dünyamda tek kişilik bir oyun oynadım ama oyunu henüz kaybetmedim.. Yenilgiyi yakıştıramadım kendime, tıpkı gidişleri yakıştıramadığım gibi.. Ama bana çok yakıştığını düşünmüş ki hayat, iğneledi üstüme hayal kırıklığını ve terkedişleri.. Kargacık burgacık düşüncelerimden anlamsız bir sürü nida yükselmekte.. Kelimelerim yorgun.. bir anlam yüklemeye çalışmaktan kendilerine... Düz bir hayatım olsaydı, kelimelerim de devrik olmazlardı belki de... Ruhum karanlık.. Ne gülmeler anlamını buluyor bu karanlıkta, ne yaşanılan sevdalar, ne de kelimeler.. Seni senden daha iyi anlayan, senden öte bir can varmı ki bu dünyada, inanmıyorum artık ben buna...
  21. Yoksun... ve yokluğun içimde bir yerleri acıtıyor, gözlerim acıyor bakarken uzaklara... baktığım uzaklıklardasın... biliyorum... ve bilmek içimi yakıyor... yine ağlıyorum sebepsiz... yaşlar acımasız... yaşlar umursamaz sen gibi... yine hüznümdesin, yine gözlerimdesin, yine hayallerimdesin... Gittin...Gittin ama.... beni bana bıraktın.... seni bana bıraktın Taşırdım inan seni de beni de, vuslatın imkansızlığını görüp de, yorgun düşmeseydi bu beden... Ahhh canına yandığımın sevdası... Bilseydim acımasızlığını taşımazdın seni bunca yıl kalbimde... Her geçen dakikayla birlikte zehirliyor beni varlığın.. Çık git artık hayatımdan.. O?na dair ne verdiysen bana, eğer ki bunların içinde hayatım bile varsa, diyetim olsun o da bütün anlamsızlıklarıma... Onu da al ve çık git artık benden Git artık... İstemiyorum seni...
  22. Düşlerim dört duvar arasına sıkışıyor Zaman bir saatin zembereğine takılıp kalıyor Ve gece gözlüm... inan bana İstanbul sen kokuyor... İmkansızlığın kor gibi içimi yakıyor Seni anlatamayan her sözcük imkansızlığa çıkıyor Biz gibi geceler de gündüze kavuşmak bilmiyor Pencere önünde yıldızları saymak artık avutmuyor Vuslatsızlığımızı bir biz bir de İstanbul biliyor Ahhh gece gözlüm İstanbul sen kokuyor.. Bu şizofren aykırı yürek sırf sen varsın diye İstanbul?u seviyor.. Paha biçilemeyen değeri sen olan hayatım tükeniyor Sana olan aşkım her geçen gün daha da büyüyor. İmkansızlığına duyduğum çaresizlik ruhumu öldürüyor Adını kimselere söyleyememek içimi yakıyor Bu koca, adı aziz İstanbul bağrında seni saklıyor Bir o kadar da aşifte İstanbul seni bana vermiyor Ne olursa olsun gece gözlüm, inan bana İstanbul sen kokuyor Sen hiç görmediğim İstanbul?sun bende Hayallerim kadar mükemmel bir o kadar da gizemli Her bir sokağı her bir caddesiyle sensin İstanbul İstanbul sabahlarının sıcaklığı senin dudakların İstanbul gecelerinin büyüsü senin gözlerin.. Senden öncesini bilmem bu şehrin... Senden önce bir İstanbul bilmedim.. Ahh.. gece gözlüm ben İstanbul?u sen kokuyor diye sevdim Tüm yollarım İstanbul?a çıksa da Hiçbir yolun bana çıkmıyor Ellerim her gün bir boşluğu sarıyor Geceler boyu düşlediklerim artık yetmiyor Sabahlar gün doğumunun tadını vermiyor Gece gözlerinde bir şizofren ölüyor Uslanmaz ruhum bu şehri sen diye seviyor İmkansızım, inan bana İstanbul sen kokuyor İstanbul ağlıyor çaresizliğimize ben ağlıyorum Yer gök ağlıyor ben sana yazıyorum Kayıp kentte söz verdiğim gibi hep seni yazıyorum Seni anlatmayan her sözcüğü imkansız kılıyorum Gece gözlüm ben İstanbul'u sırf sen kokuyor diye seviyorum
  23. Sonsuzlukta olmak seninle.. Ölmeyi beklemek nefesin nefesimde.. Seninle olmak bugünlerde ve yarınlarda.. Senin olmadığın dünler yaşanmadı ki hiç.. Ölmeye razı olanlarız biz yasaklı ve imkansız bir aşkın gölgesinde.. Sessizliğin içinde çocuk gibi ağlarken sensizliğe yinede seni anmak Ya da daha çok batmak yalnızlığın derinlerine. İsyanlarımız gök gürültüsüyle birlikte Sağanak sağanak yağıyor bu kentin üzerine. ?Vücudunda benim bıraktığım izler olmalıydı? ?Olmalıydı...ama yok işte olmuyor, olamıyoorr..? İsyan tadında yalnızlığın koynunda.. Simsiyah gecelere dayarken başımı.. ?yasaklım en imkansızım olsan da seninle olmak senin varlığını bilmek bile yetiyor bana... seni sensiz sevmeyi öğrendim ben..? ?Öğrenme sakın.. Beni benimle de sev. Yokluğuma alışma.? İmkansızlığın en imkan sınırına ulaşmak seninle.. Gözlerimden akan yaşlara inat.. Yokluğun ölümün diğer adı.. Birbirimiz için yanmak yazılmışsa bize.. Yazgımızı yaşayacağız seninle... Kalbim kalbine emanet yar..
  24. Veda -IV- Kar yağıyor.. gözlerim tek bir taneciğini bile kaçırmıyor.. Sen düşüyorsun o an yine aklıma.. Hani hiç unutmuyorum ama.. Yine de düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi... Yüzümü çevirip semaya kapıyorum gözlerimi.. Her bir taneciğin yüzüme düşüşü ayrı bir ürperti oluşturuyor içimde. Her bir tanecik yüzüme çarpıp gelen sözlerin sanki.. Beni acıtan, kanatan sözlerin.. Benden kaçışlarındaki anlamı yakalasam herşey dinginliğe kavuşacak.. biliyorum.. Beni sevmekten korktuğun kadar ben de korkuyorum seni sevmekten.. Ölüm gibidir sevgi.. Geleceğini bilirsin ama kaçış yoktur.. nereye kaçsan bulacaktır seni.. Gözlerini kaparsın görmemek için, ama taa içlerde hissedersin geldiğini.. kaçamazsın.. zamanı gelmiştir.. Geçmişin hoyratlığına duyulan kin gerilerde kalmıştır. Gözlerin hala kapalı olduğundan göremezsin.. Ama açma gözlerini, boşver.. Açsan beni göreceksin karşında, baktığın her yerde.. O an canın yanacak.. Can yangınıyla, gittiğin hızla geri dönecek, beni yine yine yine kıracaksın.. Tüketeceksin beni.. oysaki ben olmayan umudumu tükettim seninle.. Herbir gidiş, yeniden bana gelişlerine gebe.. ama bilmezsin, her gidişinle beni kanattığını.. Kabuk bağlayan yaralarım senin gelişlerinle yeniden kanar.. gelişin de acıtır gidişlerin gibi.. bilmezsin.. ?Herşey sevgi demek değil? demiştin bana.. Oysa nefretin bile kaynağı sevgidir. Ne kadar inkar etsen bile sevgi heryerde, sevgi içimizde.. Bırak.. seni seveyim. Ölüm gibi, umutsuzluk gibi nefret gibi... bırak seveyim seni... Sen kaçışlarına gizlen yine.. Ama gelme bu sefer.. Bırak seni sensiz seveyim.. 'Sen istedin ben yazdım.. Bu bir sevgi dilencisinin sana son satırları hayalden ibaret sevdam.. Umarım satırlarım ayna olabilmiştir sana.. Acıtan sözlerine, kanatan gelişlerine rağmen sevdim seni.. Belki bir gün seversin sen de.. Ama beni değil.. Artık biliyorum..' -SON-
  25. Son Sesleniş -III- Ve gün teslim ederken yerini gecenin sinsi karanlığına, senli saatlerim başlamakta.. Seni sana anlatıyorum dedim ya sevgili.. ne zor bilemezsin içinde çağlayan olmuş duyguları birkaç kelime ile anlatabilmek.. ne zor kelimelerin yetmediği durumlarda seni sana anlatabilmek.. bilmezsin... Sorular kurcalarken beynimi, uzanırken düne bakarken bugüne.. yarınımız heba olmakta soru işaretinin takılı kaldığı kuyruğunda... Sonu gelmez akşamların aşifte nazlanmalarında demlenmekte yine acılar.. Ötelerden gelen seslerin yankılarını dinlemekte bu yürek.. Kadim sanrılarıma eşlik eden körpe bir duygunun eşliğinde adımlarken kalan zamanımı, düşünüyorum da benden alacak neyin kaldı artık... acının ana yurdu olan kalbime dokunmak bile korkutmuyor beni. Sen kalbime doğru gittikçe artan bir med-cezirsin.. Gel-gitlerinle sarsılmakta bu beden.. Karanlık içinde üşürken güneşi kucaklamak gibi bir şey seni sevmek.. Ve bir kez daha acı ve gözyaşını unutarak, umutlarımın ellerinden tutarak geldim. Bir baharı ve sonraki bilmem kaç baharı seninle birlikte yaşamak istedim. Ve maviyi, aşkın mavisini yalancı kırmızıya inat hayatının rengi yapmak istedim. Sen git dedin, ben sana geldim... Yüreğinde kopan feryatları dindirmek istedim.. Acı çeken ruhuna huzur vermek istedim. Kimliklerinden kaçarak, saklanmak istediğinde seni arayıp bulmak istedim. Gözlerinin daldığı noktaları yakalayıp, beynindeki her bir hücreye kendimi koymak istedim. Bazen acıtsa da cümlelerini tekrar tekrar duymak istedim. Ben geldim sen gittin. Gittiğin zamanlarca bittim, bittiğim mesafelerce tükendim. Bu tükenişlerin ardından bilmem ki sen gel desen de yaşayabilir miyim artık bu sevdayı seninle.. Her zaman acıtacak bir sözün oldu bana.. Şu anda da var biliyorum.. Şimdi sus ve başını göğsüme yasla.. artık sen de yüreğini sevda ile dağla.. ?Gecenin kokusu sindi üzerime.. Kelimelerim kanıyor..?