efsane2000 tarafından gönderilen her şey
-
***?SİTEM SOFRASI?***
Sitem sofrasını açtık erenler İnsanlar bir lokma tatmış gidiyor Bilmem ki bu gidiş, nereye gider? Herkes kendince yol, tutmuş gidiyor? Aç gözünü seyret! Bir ibret âlem Ne varlık mutluluk, ne yokluk elem Kılıçtan keskinken bir kuru kalem Top, tüfek dünyayı yakmış gidiyor? Saygıyı unutmuş insan kendine Kuyu kazar olmuş kendi bendine Her halt?ı yaparken özgürüm diye Bulanık bir sele batmış gidiyor? Dolaştık âlemi çok yöre gezdik Çok dertler dinledik, çok yara deştik Ne insanlar gördük, ne dostlar bildik Dostunu arkadan vurmuş gidiyor? Kanayan yaraya ilaç çalmayan Avucunu sıkıp yumruk yalayan Dünyanın malıyla gözü doymayan Kuru bir kefene yatmış gidiyor? (Dört kollu tabuta yatmış gidiyor?) ( 31.08.1993- Manisa/ Demirci ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
İZLERİNDEYİM....
Erken doğdum belki ya da zamansız Belki çok duygusal belki kararsız Gittikleri yoldu ah sız amansız Koşuyorum işte izlerindeyim. * Fethettikleri o gönüller ile Attıkları tohum dönüştü güle Bende onlar gibi yüreğim ile Yazıyorum işte izlerindeyim. * Keremin Aslı?yı sevdiği gibi Ferhat?ın dağları deldiği gibi Yunus?un Mevla?ya erdiği gibi Seviyorum işte izlerindeyim. * Kızıl rüzgârların estiği yerden Yüce peygamberin geçtiği yerden Mecnun gibi bende aşk çöllerinden Geçiyorum işte izlerindeyim * Feyiz almışım yüce Mevlana?dan Büyük üstatların yazdıklarından Karacaoğlan?ın kırık sazından Okuyorum işte izlerindeyim. * Erenlerin aşka yandığı gibi Hak müritlerinin döndüğü gibi Pir Sultan Abdal?ın öldüğü gibi Ölüyorum işte izlerindeyim. * Yazarın elinde yazan kalemde Şairin duygulu şiirlerinde Şu Âşık Veysel?in saz tellerinde Çalıyorum işte izlerindeyim. * Suya hasret kalmış çöller misali Daldan koparılmış güller misali Boş yere açılan eller misali Titriyorum işte izlerindeyim. * Garip âşıkların ahu zarından Seven gönüllerin umutlarından Evliya Celebi gibi durmadan Geziyorum işte izlerindeyim. * Bende yazacağım hep hakikati Bana doğru yolu gösteren gibi Âleme yetecek bu yüce sevgi Seriyorum işte izlerindeyim. * Mutlu olmak için fani âlemde İnsanlar kardeştir diyen sözlere Bana insanları sev diyen dilde Şakıyorum işte izlerindeyim. ( 24.06.1992- Bitlis) Ahmet Alıcı (efsane)
-
YOL MU BIRAKTIN...?
Çok özledim seni gel! diyorsun da Ardından gelecek yol mu bıraktın? Eski günlerine dön! Diyorsun da Geriye dönecek hâl mi bıraktın? Aramıza koydun yüce dağları Ayağıma vurdun prangaları Kördüğüm ettin de bütün yolları Bana tutacağım dal mı bıraktın? Şu fani ömrümü ziyan ettin de Bana yaşanacak gün mü bıraktın? Baharımı benden çalıp gittin de Daha koklanacak gül mü bıraktın? Hayalin konuştu hasretim ile İsmin dudağımda hep hece, hece Ezgi oldu adın gecelerime Başka söylenecek söz mü bıraktın? ( 06.06.1993- BİTLİS ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
NEYLEYİM
????NEYLEYIM?*???* Kâğıdı kalemi aldım elime Döktüreyim dedim birkaç kelime Noktalar kayboldu, devrildi cümle İki satır yazamadım neyleyim? Heceydi, serbestti, aruzdu derken Noktayı unuttum virgüller varken Karalayıp yazmak, öyle kolayken Bir dörtlüğü dizemedim neyleyim? Haykırdım duymadı kimse sesimi Mahsuni Şerif?ten dinledim beni Her sürüye kattım kendi kendimi Çobanları sevemedim neyleyim? Dedim ki madem çıktım bu yola Arayıp durayım dağ, tepe, ova Kapısında kulu olurdum amma Bir üstadı bulamadım neyleyim? Kaç kez yemin ettim, kaç kere bilsen Ağlardın o anki halimi görsen O kadar çok şair geçinen varken Kalemimi kıramadım neyleyim? Bu kalıp, bu şekil, kostüme uyan İnce eleyip de sıkça dokuyan Var mı içinizde sesimi duyan? Ben aradım, bulamadım neyleyim? ( 24.08.2006-Başlama tarihi-ORDU ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
DELİKANLIM
***?Delikanlım!?*** Şu anda gözünde tozpembe dünya Belki de yaşamak sence bir rüya Hele şöyle gel de! Elli-Altmışa Hayatı, o zaman gör! Delikanlım. * Saçına ak düşsün, tenin kırışsın Dertlerin, içinde dertle yarışsın Umutların acılara karışsın Göreyim, o zaman gül! Delikanlım. * Güvenme gençliğe yiğitliğine Ayağını denk al! Hısmına bile Bileğin bükülür bir gün senin de El den üstün, el de var! Delikanlım. * Muhtaç olursan, bir dilim ekmeğe Neden böyle diye, sakın yerinme Sırat köprüsünde yürürcesine İşte, hayat böyle, zor! Delikanlım. * Garibin hakkına sakın göz dikme! Bir gün nasıl olsa çıkar elbette Dürüstlüğünden hiç ödün verme! Haklının, hakkını ver! Delikanlım. * Herkes tekmelerse yere düşünce Dostum dediklerin sırt çevirirse Ardından vurursa, sevdiklerin de Kalleşlik, insana kor! Delikanlım. * Sarsa da dünyayı şöhretin, şanın Yıkılır da bir gün tahtın, sarayın Sohbetin dinlenmez, çekilmez nazın Zamansa, her şeyi yer! Delikanlım. * Umudun yitirme, düşsen de dara, Derde boyun eğme, bir çözüm ara Dünyada her bela gelirde başa Oyunu bozarmış, zor! Delikanlım. * Neden halin böyle? Diyerek sorma! Ne acılar çektim, bilsen hayatta Meydan okuyorum sandım dünyaya İnsanoğlu garip, saf! Delikanlım. ( 27.09.1995- Erzurum/ Olur) Ahmet Alıcı (efsane)
-
ÇIĞLIK
(((((?Çığlık?))))) Sorularım cevapsız, Çözüm bulamıyorum? Alıp başımı gitmek geliyor Başı dumanlı, karlı dağlara, Uçsuz bucaksız ormanlara, Dalıp kaybolmak geliyor içimden. İçimde depremler var Volkanlar patlıyor yüreğimde. Kime? Neye bu isyan? Bu öfke neden? Bilemiyorum? Hayatın zalimliğine, Yaşamın zorluğuna, Keşmekeş dünyanın, Kötülüklerine mi? Anlamıyorum? Sessizliğime inat Haykırışlar var yüreğimde. İçimde ki çığlığı susturamıyorum. Sorularım cevapsız?. Cevaplarımsa anlamsız Çözüm bulamıyorum? ( 03.03.2002- AĞRI) Ahmet Alıcı (efsane)
-
.... BİRŞEYLER DEĞİŞMELİ....****
v?Bir Şeyler Değişmeli?*v* Şu kabuğu kırıp da Kök salmalı toprağa, Rengârenk açılmalı, Gıpta duyup yaprağa. Tarla gibi evlek, evlek sürülsek Yağmur olup bulutlardan süzülsek, Tohum gibi topraklara gömülsek, Yırtarak toprağı çimlenmek gerek? Bir şeyler değişmeli, Ya! Takke düşüp kel görünmeli, Ya! Maske düşüp kel görünmeli. Dünle bu gün arasında Güneş doğmalı, gün görünmeli. Akıp giden hayatta, Bir şeyler değişmeli Değişmek gerek? ( 22.12.1994- Manisa/ Demirci- 07.09.2006-ORDU ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
***..AYNI YERDEYİM...****
***?Aynı yerdeyim?*** Pişman olup bir gün dönersin diye Bırakıp gittiğin aynı yerdeyim. Bir selam göndermek istersin diye Bırakıp gittiğin aynı yerdeyim. İnanmıyorsan sor dosta, düşmana Bir selamın bile ilaç yarama Döneceksen eğer adres arama Bırakıp gittiğin aynı yerdeyim. Sen gittin gideli, gülmedi yüzüm Şu seven gönlümden eksilmez hüzün Özleminle dolu gecem, gündüzüm Bırakıp gittiğin aynı yerdeyim. Güzelliğin solup terk edilirsen Kötü şöhret ile dile düşersen Eğer sevilecek bir yer istersen Bırakıp gittiğin aynı yerdeyim. O ela gözlerin yaşla dolarsa Gönlün sığınacak bir kalp ararsa Gideceğin başka bir yerde yoksa Bırakıp gittiğin aynı yerdeyim. ( 17.10.1993- Manisa/ Demirci ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
BİLEMEDİM NASIL ANLATSAM SENİ....
Dilimle anlatsam sözlerim bitmez Cümleler utanır sözler kâr etmez Kalemler tükenir kâğıtlar yetmez Bilemedim nasıl anlatsam seni? * Bakmadığım kitap, defter kalmadı Lügatlere baktım onları aştı Âlimlere sordum aklı karıştı Bilemedim nasıl anlatsam seni? * Kır çiçeği desem ömrü az olur Baharımsın desem sonu yaz olur Sevdiğimsin desem kısa söz olur Bilemedim nasıl anlatsam seni? * Gözlerim takılır çözülmez senden Gönlüm esir düştü san ki bir gölgen Sevdamın seyrini düşünürken ben Bilemedim nasıl anlatsam seni? * Şaire danıştım, aşığa sordum Bilir misin ne çok hayaller kurdum Tarif edilemez hislerle doldum Bilemedim nasıl anlatsam seni? * O güzel cemalin güneşti ay?dı Kaşların kemandı kirpiğin yaydı Huriler bile sana hayrandı Bilemedim nasıl anlatsam seni? * Bu kadar basit mi bu duygu öyle? Seni tarif etmek mümkün mü söyle? Ne kelime yeter nede her cümle Bilemedim nasıl anlatsam seni? ( 05.10.2006 -ORDU) Ahmet Alıcı (efsane)
-
PAYLAŞALIM...
%?Paylaşalım?*%* Gelin! Paylaşalım, Hayatı? Hatayı? Dostluğu ve kardeşliği? ? Ve hatta kalleşliği bile? ?Mutluluklar; Paylaşıldıkça çoğalır, Acılar; paylaşıldıkça azalırmış? ya Biz de paylaşalım, Elimizdekileri? Önümüzdekileri? Tüm çiçekler sizin olsun, Bana tohumları verin! Denizler, deryalar, nehirler size kalsın. Ban, bulutları, Damlaları bırakın yeter! Bütün güzellikleri siz yaşayın Ama umutları? Bana bırakın yeter! Razıyım? Ne çıkarsa, bahtıma? ( 14.10.2006- ORDU ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
YÜREĞİM...
Gece çöker, mor dağların üstüne Acılar içinde seste yüreğim Boğulurken günler, kara gecede Yine sancılarla deste yüreğim. Dönülmeyen yolun son durağında Kök salmış çiçeğin tomurcuğunda Dalıp, dalıp gider hayal ufkunda Tarif edilemez düşte yüreğim. Güneşi söndürür hayalin bende Baharım da sensin, gülde dikende Onulmaz derdimin çaresi sende O mah cemaline hasta yüreğim. Yırtarken sabahlar kör karanlığı Ölüm sessizliği, doğum çığlığı Beklerken gözlerim doğan şafağı Kırık dökük sazda beste yüreğim. Donuk bir bakışta ateşti sevgi Gün akşam oluyor gitmenin vakti Umudum tükendi, gençliğim bitti Onun için böyle yasta yüreğim. (03.04.1995- Manisa/Demirci ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
AYRILMAM GÜLÜM SENDEN..
Sen çiçeksen ben yaprağım. Sen aşk isen, ben sevdayım. Sen ağaçsan, bende dalım. Ayrılmam gülüm senden? Çeşme olsan suyun olur, Naaş olsan kuyun olur, İnsan isen huyun olur, Ayrılmam gülüm senden? Kafes olsan bülbülünüm. Âşık isen, ben gönlünüm. Sen, ip isen kördüğümüm. Ayrılmam gülüm senden? Sen el isen ben parmağım. Sen dal isen ben yaprağım. Evren olsan ben dünyayım, Ayrılmam gülüm senden? Kâğıt olsan kalem olur, Mehtap olsan gecen olur, Yolcu olsan yolun olur, Ayrılmam gülüm senden? Cümle isen kelimeyim. Dert sen isen, ben dertliyim. Canımdan çok sevdiğimsin Ayrılmam gülüm senden? Terzi olsan iplik olur, Gözler olsan kirpik olur, Sen, et olsan tırnak olur, Ayrılmam gülüm senden? (1981 ? TOKAT/ Erbaa ) Ahmet Alıcı (efsane)
-
FARKLI..***
Öyle büyüklenme soyumuz aynı, Bedenlerimiz bir, çulumuz farklı? Havamız, suyumuz, dünyamız aynı, Menzilimiz bir de, yolumuz farklı? Et ile kemikten vücut çatımız, Birbirine benzer alın yazımız, Düşünüp, konuşan, biz bir insanız... Kalıbımız aynı, yüzümüz farklı Birimiz sirkeyiz küpün içinde, Diğerimiz şarap altın kâsede, Hiçbir farkımız yok, dış görünüşte, Özümüz aynı da, tadımız farklı? Asıl önemlisi işte burası, Ölümün dünyada yokmuş ilacı, Bahane olurmuş bir baş ağrısı, Cenazemiz aynı, salımız farklı? Hepimizin soyu Âdem?le, Havva, Tüm insanlar, çocuk gelir dünyaya, Kimimiz sarışın, kimimiz kara, Kanımız aynı da, tenimiz farklı? Ben sana yabancı, sen bana bir el, Öyle uzak durma! Tanışalım gel?! İnsan saz misali, dil ise bir tel, Notamız aynı da, sesimiz farklı? Soğan gibi yalnız kabuktan olma, Okuyup öğren de, kulaktan dolma, Özüne sahip çık! Uzakta durma, Hepimiz insanız, adımız farklı? ( Başlangıç.08.11.1993-İstanbul, Bitiş- 24.08.2006 Ordu )
Jump to content