safir tarafından gönderilen her şey
-
SÖYLERLER MI?
Dün pusulasız, yönsüz dolaştım durdum. Hiç hesapta yokken sahile uğradım. Geçmiş yazın izlerini aradım kumsalda. Bulamadım. Dalgalara sordum. Ama dalgalar bildiğim dalgalar değildi. Yaramaz çocuk gibi, dalga geçip kaçtılar. Deniz de artık eski deniz değil. Şimdi durgun ve gri. Giderken gözlerinin renginde, Denizin de mavisini götürmüşsün. Hiç bir şey eskisi gibi değil. Sahil de kocaman, ıssız. Ortasında kayboldum. Kendimi aradım, Ama ben bende değilim artık. Biliyor musun? Farkına varmadan giderken, Beni de götürmüşsün kendinle. Şimdi deniz, kumsal ve ben, Yazı bekliyoruz. Kumsal, aşka susamış bir erkek gibi, Çıplak topukları okşamaya hasret. Deniz-gözlerinle giden rengine. Ben ise-sende tutsak kalan kendime... Biliyor musun? İtiraf etmekten çekinsek de, Aslında ben, deniz ve kumsal Seni özlüyoruz, seni özlüyoruz... Bunu martılar da biliyor, Söylerler mi acaba sana?.. Söylerler mi?...
-
SUNARKEN
Sana sessizliğimi sunarken, Bakasın istedim gözlerime. Sana aklimi sunarken, Ulaşasın istedim gerçeklerime. Sana aşkımı sunarken, Uzak araları unutasın istedim. Sana omuzlarımı sunarken, Konuşasın istedim üstünden. Sana kalbimi sunarken, Kalasın istedim içinde. Sana problemlerimizi sunarken, Çözeriz diye düşündüm. Sana görmediklerini sunarken, Aklini açmak istedim. Sana duygularımı gösterirken Kalbini açmak istedim. Sana geçmişi hatırlatırken, Geleceğimizi planlayalım istedim. Sana ekmeği hatırlatırken, Öpmeyi unutturmamak istedim Sen bu şiiri okumazken, Ben yaşayayım istedim....
-
TOPRAĞIN KIZI
Karanlık dünyanı aydınlatan, ışığım ben Seni kasıp kavuran,güneşim ben Çağlayanlardan cesaret alıp içine, Damla damla akan suyum ben Ilık meltem misali tenine değen,rüzgarım ben Önce tohum, sonra gül, sevginle sulanan çiçegim ben Ateşinle yanan sigaranın, külüyüm ben Kimine göre yağmur, kar seni tiitreten doluyum ben Yıldırımlar kadar seni korkutan gürültüyüm ben Bir dokunuş, bir ses, seni anlatan şiirim ben Ben gözlerde derin kalplere metin Ben yerde ben gökte seni arayan Ben sevgi ile aşkı ayıran Ben gözlerine yanan TOPRAĞIN KIZIYIM.......
-
NEDEN ?
Neden girdin kalbime, sevmeyecektinde beni. Neden çaldın kalbimi, dinlenme sefasında beklerken. Yanık yüreğime neden su serptin her zaman sevmeyecektinde. Serin yeller gibi yüreğime esmeyecektinde, Neden doğdun dünyama sabah güneşi gibi.
-
NE MUTLU!!!
Ne zaman ben seni eyler isem yad Gönülde mi bilmem dilde mi feryad Ne aldım ne verdim canana murat Yarla ömrü geçen cana ne mutlu Tutamadım hiçbir zaman elinden Saramadım o incecik belinden Gonca dudağından tatlı dilinden Yarla aşkı içen cana ne mutlu Ne zaman çağırıp desem gel hele Açılır ruhumda Menekşe Lale Tutuşup sımsıkı şöyle elele Yarla ömrü geçen cana ne mutlu
-
ÖYLE ÇOK SEVDİĞİM VAR Kİ
öyle çok ´sevdiğim´ var ki... çocukların gözlerini sevdim... içimde huzuru, mutluluğu yaşattığı için... dinmeyecek sanılan fırtınaları sevdim... yaşamın her döneminde, savaşmam gerektiğini öğrettiği için... başarısızlıkları sevdim... başarıya giden yolu gösterdikleri için... geceleri sevdim... tüm günümü nasıl geçirdiğimi değerlendirme olanağı verdiği için... insanların sorunlarını dinlemeyi sevdim... yaşamın gerçeklerini görüp, daha olgun insan olacağımı bildiğim için... duyulan eksiklikleri sevdim... her şeye sahip olmanın, insanı ne kadar mutsuz ettiğini bildiğim için... sabahın erken saatlerinde çalan çalar saatimin sesini sevdim... bana bugün de yaşama olanağı verildiğini gördüğüm için... buzlu yollarda yürümeyi sevdim...yaşamda da atılan yanlış bir adımın, insana ne denli acı vereceğini anımsattığı için... uzaklıkları sevdim... özlemlerin duyguları pekiştirdiğini bildiğim için... yaşamın renklerini sevdim... yaşanılan tüm duyguları tablolara döktüğü için... bir şeylere inanmanın mutluluğunu sevdim...kendimi iyi duyumsadığımda, yanımda olacak insanların varlığını bildiğim için... her ne olursa olsun bir şeyin bittiği için üzülmek yerine yaşandığı için sevinmeyi sevdim... üzüntülere liman olursak, mutluluğun başka yerlere demir atacağını bildiğim için... sevmekten ve sevilmekten korkmayan insanları sevdim... sevme ve sevilmenin yapaylıktan değil, doğallıktan geldiğini bildikleri için... arkadaşlarımla geçirdiğim zamanları sevdim... içten bir sohbetin, tüm ağrılara iyi geldiğini bildiğim için... ve sevdiklerimin ellerini tutmayı sevdim...avcumun içine bıraktığım yüreğime dokundukları için...
-
AŞK
AŞK GÜLÜ DİKENİYLE AVUÇLAMAYA BENZER. ELLERİN KAN İÇİNDE KALIR AMA DİKENLERİN HESABINI GÜLDEN SORAMAZSIN.....
-
SEN VAR YA....
Sen var ya... Seni; Sen, çözemediğim bilmece gibisin... Sen, sevmeye kıyamadığım, Dünya güzeli şirin bebeğim, birtanemsin. Sen, karanlık dünyama doğan, Yaşam kaynağım, dünyamı aydınlatan güneşimsin. Sen, sığınmak için sabırsızlandığım, Kasırgalar kopan denizdeki limanımsın. Sen, uyanmak istemediğim En güzel düşlerimdesin. Sen varya güzelim, Tek sevdiğim, beklediğimsin. Sen, damarlarımda dolaşan kanım! Sen, ömrümü geçireceğim ?! Sen, yeryüzündeki diğer yarım! Sen, yaşam pınarım! Sen, tutunabileceğim tek dalım! Sen varya güzelim, sen! Sen, bil ki, sadece benimsin canım!!!
-
DESEMKİ !!!
Desem ki su olsam sevgi, sevgi aksam, Aşk ile, sevda ile yoldaş olsam, Işık, ışık parıldasak güneşle sarmaş dolaş olsam, Sizi seviyorum u, itermiydiniz yine de? Desem ki bulut olsam sevgi, sevgi boşalsam, Sevgi yle arkadaş olsam diyar, diyar dolaşsam, Gökyüzünün seyre daldığı sevda olsam, Sizi seviyorum u, itermiydiniz yine de? Desem ki bir mektup olsam, hasretle sevgi kokan, Kalemi sevgi yapıp, kelimelerin dansında var olsam, Sevgi ye kavuşunca bitirip görevimi yastık altında saklansam, Sizi seviyorum u itermiydiniz yinede? Desem ki yıldız olsam, gözüm yok sitarede, Sönük, sönük göktaşı, ay olsam gecelerde, Desem ki sen olsam, bendeki senler de, Sizi seviyorum u itermiydiniz yine de?
-
ARADIM
Sana dokunmak bir mucizeydi, seninle olmaksa bir mucizeyle yaşamak.. Gün geceye döndüğünde seninle olmak öyle güzel ki. Bütün bir gece seninle aynı havayı solumak, dinlediğim şarkılarda seni bulmak. Gündüzümde insanlar, mücadele, kavgalar, çirkinlikler var belki ama gecemde sadece sen ve ben? Belki bu yüzden geceyi sevişim. Sadece sana ait gecelerim, tıpkı kalbim gibi... Dün gece yine uzandı elim telefondaki tuşlara. ? Aradığınız numara kullanılmamaktadır? Gülümsedim ve iletilemeyeceğini bile bile defalarca mesaj gönderdim. Her ?iletilemedi? raporunda sanki? Buda geçecek. Geçecek değil mi Canım?? cevabını okudum? Aradım seni. ?Ulaşılmaz? olduğunu bile bile aradım seni. ?Ulaşılır? olsaydın keşke. Keşke biraz daha çok gülebilseydik yaşamın bize yaptıklarına. Keşke ?Sen? yine yanımda olabilseydin. Keşke şu iç çekmeler olmasaydı. Acı olmasaydı keşke? Keşke? Keşke? ?Keşke? kelimesini bilmese, öğrenmeseydik. Hayata tek bağımdı aşkın? Gelirdim yanına sokulurdum? Tüm dertlerden , kederlerden uzaklaşırdım gözbebeklerinde kendimi gördüğümde? Nerden bilebilirdim ki bir gün o gözlerde kaybolacağımı? Umutlarımın, hayallerimin, sevgimin, beklentilerimin, inançlarımın yok olacağını? Nerden bilebilirdim ki; o seyretmeye doyamadığım gözlerinde ölümün beni beklediğini? Oysa ben ayrılığı hiç düşünmezdim. Aklıma gelmezdi sensiz sabahlamak. Sen varken fark etmezdim mevsimlerin döndüğünü. Meğer ellerime kar yağabilir, gözlerime bulutlar değebilirmiş. Sen benim mucizemdin. İşte o mucizeye dokunmak, aslında seni sonsuza dek kaybetmekmiş. Bunu da öğrendim... Aradım seni Canım. Ulaşılmaz olduğunu bile bile aradım. Seni henüz özlemiş de değilim, yanlış anlama beni. Ne zaman özlerim bilmiyorum. Hâlâ benimlesin ve hâlâ gecelerim senin; tıpkı kalbim gibi?.
-
USLANMADIK AYRILIKLARDA
şöyle oturup konuşamadık seninle şöyle karşılıklı şöyle baş başa bir türlü anlatamadım yüreğimdekileri şöyle açık açık şöyle bağırarak şöyle sevdalıca kadeh de konuşturamadık seninle göremedik şişelerin dibini, haliyle sevdiğimizi oturup da erkek gibi oynatamadık zarları kahve köşelerinde hesabına değil koçum, ortaya yürek koymacasına özlediklerimizin ismini hep sakladık hep yok saydık aslında var olanları seviyorum diyenlere inanmadık beceremedik sevmeyi belki de hem inanmadık hem beceremedik ama hep aradık, koynumuza alacak bir yar var mı diye bazı günler kaybolduk çocukluğumuzun o dar ve misket kokan sokaklarında birbirine yakın taşlı kalelere gol attık, cam kırdık, kalp kırdık, uslanmadık.. uslanmadık ayrılıklarda bile cebimize dönüşü olmayan biletler sıkıştırdılar itiraz edecek kadar reşit değildik o zaman sevişmelerde büyüdüğümüzü bile, çok sonraları farkettik çok sonraları anladık yalnızlığın miras kaldığını yalnızlık zenginlik değilmiş koçum, kandırıldık.. sonra duvarlara astık, güler yüzlü fotoğraflarımızı mutlu olduğumuz günler içimizi acıtsın, isyanlarımızı çoğaltsın diye belki de mazoşist ülkesinin yaşayan vatandaşlarıydık acıyla emzirildik diye, acıya doyamadık.. şimdi salaş bar köşelerinde arıyorum kaybettiklerimi şişelerin dibini görebildiğim her masada, şarkılar söylüyorum bir üstat türkülerle yıkıyor beni bir başkası kulaklarıma hüzzam kusuyor ayılmam için garson yan masadan diyerek, yazdığım şiirleri getiriyor önüme kabaran hesabımı, tanıdığım ve sevdiğim adamlar ödüyor eve nasıl geldiğimi, bir ben bir de Allah biliyor anlayacağın şöyle oturup konuşamadık seninle şöyle karşılıklı şöyle baş başa bir türlü anlatamadım yüreğimdekileri şöyle açık açık şöyle bağırarak şöyle sevdalıca..
-
BANA BİRAZ HÜZÜN VER USTA SEK OLSUN
bana biraz huzur, bir duble de rakı getir usta bir de değiştir şu plağı canım bugün içli şarkılar dinlemek istiyor hani şu damar dediklerinden ortaya da birkaç meze koy, kafi... hiç yiyesim yok aslında masa zengin görünsün... ağlarsam eğer sakın endişe etme bir sevdiğim vardır, ondandır.. çok tanık olmuşsundur böyle şeylere elbet ben de olmuştum bir vakitler teselli ettiğim bile oldu anlamak için yaşamak gerekiyormuş teselliye ihtiyacım yok, sakın deneme sen bardağı boş bırakma yeter bu gece sarhoş olasım var, bu gece içesim var be usta..! sakın ha, o resme dokunma! o adam işte hala sevdiğim onsuz rakı içememde bilir misin, resimde gördüğünden daha güzeldir biz ne rakılar içtik onunla, bana mısın demedi soframızı görsen sen de kıskanırdın elbet ama sofra değildi önemli olan sohbet be usta, sohbet..! bizi hep o sohbetler sarhoş ederdi, sen bilmezsin.. içim yanıyor usta içim hala bilmem neden gittiğini oysa kimsenin sevmediği kadar sevmiştim onu ve kimsenin beklemediği kadar, bekliyorum onu.... gelmeyecek biliyorum bunu bilmek daha da acı pardon, gurur mu dedin..? yok be abicim, o ben de kalmadı başkasından sor istersen bende olan her şeyi ona vermiştim, bir daha geri gelmedi ya, sen beni dinlerken ihmal ediyorsun doldursana be usta, koysana rakı... hesaplar peşin, sakın endişe etme içip içip de naralar atan, ortalığı dağıtan tiplerden değilim ben alt tarafı biraz sendelerim ama düşmem.. ha, bir de şarkılar mırıldanırım şarkıların içinde çağıl çağıl akarım istersen kapat şu pilağı, ben senin sevdiğin namelerde de dolaşırım... yanlış görmedin ağlıyorum işte sorun yok, rahat ol... ağlayabilmek her yiğidin harcı değil hem sen bilir misin, asildir gözyaşları, hiç yere düşmedikleri için benimkiler de asil, sevdiğim adamın gönlüne bile düşmediği için.. bakıyorum, seni de efkar bastı eeee, gönül kadınıyım ben ukalaca bir itiraf gibi gelmesin sana konuşurken ve severken, yüreğimi koyarım ortaya cebimdeki bozukluk sevişmelerin hepsini koyarım, bütünlensin diye... o bunları görmek istemedi isteseydi kendimi de verirdim ona nedense hepsi birden, fazla geldi... yapma be usta bu şarkı söylenir mi şimdi...? ?beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın? eh yani, tam da damarıma bastın ben şimdi sitem etmez miyim aşka..? bu şarkı için dibini görürüm bardağın ama, bana daha fazla efkar yapma..! vakit doldu biz biliriz nerde durmamız gerektiğini demek sen de farkettin gözüm hep telefondaydı, doğru ama çalmadı üzülme, çalmaz.. süs eşyası olarak kullanıyorum zaten artık onu bir hatırlayanım bile yok gördüğün gibi eğer o arasaydı, dudaklarım kilitlenirdi belki de hiç konuşamazdım... yok be usta, hesaba niye itiraz edeyim zaten şarkılarda ve sohbette indirim yapmışsın senden daha başka ne isteyeyim..? gönlünü ferah tut, evin yolunu bulurum elbet tamam anlaştık bir gün yanlışla dönerse bana, beraber geliriz... seni unutur muyum hiç beni dinleyen kaç kişi var ki çevremde yine gel demen hoşuma gitti, şımarttın gönlümü gelirim elbet, hiç kafanı yorma.. sen sadece şarkılara iyi bak rakıyı soğuk tut gönlünü ferah... kendine iyi bak kafi usta dedik bağrımıza bastık aşk bizi terketse bile, sohbetimiz baki... pelin onay
-
AÇSAM RÜZGARA
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Maviliklerde sefer etmek, Bir sahilden çözülüp gitmek. Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgâra yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz, deniz. Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaz. Mercan adalarda bir liman. Beyaz bulutların ardından Gelse altın ışıklı bir yaz. Doldursa içimi orada Baygın kokusu iğdelerin. Bilmese tadını kederin Bu her âlemden uzak ada. Konsa rüya dolu köşkümün Çiçekli damına serçeler. Renklerle çözülse geceler, Nar bahçelerinde geçse gün. Her gün aheste mavnaların Görsem açıktan geçişini Ve her akşam dizilişini Ufukta mermer adaların. Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş! İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz, deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş. Versem kendimi bütün bütün Bir yelkenli olup engine. Kansam bir an güzelliğine Kuşlar gibi serseri ömrün. (Aralık 1936/Varlık, 1.2.1937)
-
DENİZ VE KADIN
Kadın oturdu deniz yanına yorgun suskun bıkkındı her limandan yük her kıyıdan dert almıştı dokunsan ağlayacaktı yalvaran gözlerle baktı kadına dinle beni der gibiydi kadın kırık dalgın suskun çaresiz fark etmedi denizi bile deniz sarstı kadını yardım et bana bak dedi gözlerime kadın yavaşça döndü baktı denizin gözlerine deniz aniden toparlandı ürperdi kadının gözlerinden unuttu tüm dertlerini geri çekildi sessizce kadın kalktı usulca yürüdü üzerine deniz okşadı tenini kucakladı kadını sıkıca sardı yüreğine unuttu tüm dertlerini kadın karıştı ruhu denize
-
ANNECİĞİM
Evlatlar vardır başarılarını, zaferlerini yazarlar? Sana yazacak bir başarım, bir ödülüm yok anne. Keşke olsaydı da, seni sevindirebilseydim. Keşke, benim de anneme yazacak, anlatacak başarılarım olsaydı. Ama yok anne?Sevdiğin, okşadığın saçlarıma aklar düştü anne. İlk evvel saçlarım hayat mücadelesinde yenildi. Düşmanlarım hep benden güçlü oldu anne. Onların tahta kılıçları benim çelikten kılıcımı paramparça etti. Onlar beni yenmek için ne senaryolar yazdı, ne iftiralar attılar. Ben, ?masumum? bile diyemedim. Düşmanlarıma hep yenildim anne. Ve ne yazık ki, dostlarıma da? Dostlarım da beni hep yendi? Ben onları dost bilirken onlar beni meydanlarda tuş ettiler. Arkamda hep bir hançer yarası oldu anne. Senin anlayacağın, dostlarım beni düşmanlarımdan daha beter etti! Kahkahayı unuttum, tebessümle dost oldum. Yüzümde acı bir tebessüm var şimdi. Bahtıma yenildim anne! Çocukluk yıllarımın özlemiyle seni aradım anne? Senden daha şefkatlisini, daha merhametlisini bulamayacağımı bilerek? Her şey küçükken güzelmiş anne. Şimdi büyüdüm ve yenilmeyi öğrendim anne .Gülü çok sevdim, hele alını, pembesini? Bahtıma hep beyazı düştü anne? O çok sevdiğim güllerin, dikenlerine yenildim anne? Açlığa-tokluğa, hastalığa-sağlığa, dosta-düşmana? Hepsine ama hepsine yenildim? Senin anlayacağın hayata yenildim anne? Yenildim?
-
YÜREĞİM DANTEL
Nesini çalmışsan veya neyini almışsan bir insanın, iade etmenin yolunu bulabilirsin. Peki, ya o insanın sana verdiği zamanıysa? Ha zamanının bir bölümü, ha yüreğinin bir dilimi. Bir mektubun güzelliğini düşünebiliyor musunuz? Düşünebiliyor musunuz sizin olmadığınız bir 'uzak'ta, sizin için vaktini tüketmiş olduğunu, birisinin? Sizin için, sizden habersiz... Bir mektubun kanatlarındaki yükü düşünsenize... Nasıl çıpınabiliyor bu kanatlar ve nasıl aşabiliyor bunca mesafeleri böylesine doluyken!... Duygular değil mi bizi gönüllere taşıyan? Duygular degil mi bizi yarınlara taşıyan? Ha duyguların ulaşmadığı yürekler, ha yolcuların unuttuğu han kapıları! Mektup geçmemiş sokaklara düşmesin yolum. Çünkü, mektup geçmemiş sokaklar karanlık, mektup yazılmayan geceler yıldızsız... Selâmsız kapılar nefessiz gibi! İadesiz ne var verilebilen? Vermek istiyorsan, yüreğinden bir dilim ver, zamanından bir bölüm. Onun için, ondan habersiz... Benim için, benden habersiz. Aynen bu yazıyı yazarken, senin haberin olmadığı kadar haberim olmasın yazdıklarından. Aynen bu yazıda olduğu gibi gönlün aksın klavyenden monitörüne. Her harf bir ilmek ve satırlar yüreğinin çevresindeki dantel olsun... Göreyim. Sulamazsan çiçekler gülmez. Yollamazsan selamlar gelmez... Bir mektubun güzelliğini düşünebiliyor musunuz gerçekten? Düşünebiliyor musunuz sizin olmadığınız 'uzak'larda vaktini tüketmiş olduğunu, birisinin? Sizin için... Hemde sizden habersiz. Bugün selâm'ın güzelliğini düşünün...
-
GEÇMIŞTE KALANLAR
ERKEN İNERDİ KARANLIK, HANİ YAĞMUR YAĞARDI İNCEDEN, HANİ OKULDAN, İŞTEN DÖNERKEN, IŞIKLAR YANARDI EVLERDE, ESKİDENDİ, ÇOK ESKİDEN. HANİ AY HERKESE GÜLÜMSERKEN, MEVSİMLER KİMSEYİ DİNLEMEZKEN... HANİ ÇOCUKLAR GİBİ ZAMAN NEDİR BİLMEZKEN, ESKİDENDİ, ÇOK ESKİDEN. HANİ HEPİMİZ ARKADAŞKEN, HANİ OYUNLAR TÜKENMEMİŞKEN, HENÜZ KİMSE BİZE İHANET ETMEMİŞ, BİZ KİMSEYİ ALDATMAMIŞKEN, ESKİDENDİ, ÇOK ESKİDEN. HANİ ŞARKILAR BİZİ BU KADAR İNCİTMEZKEN, HANİ KÖRKÜTÜK SARHOŞKEN GENÇLİĞİMİZDEN, DAHA BİZ KİMSEYE KÜSMEMİŞ, DAHA KİMSE ÖLMEMİŞKEN, ESKİDENDİ, ÇOK ESKİDEN. ŞİMDİ AY USUL, YILDIZLAR ESKİ HATIRALAR GÖKYÜZÜ GİBİ GİTMİYOR ÜSTÜMÜZDEN GEÇEN GEÇTİ, GEÇEN GEÇTİ, GECEYİ SÖNDÜR KALBİM GECELER DE GENÇLİK GİBİ ESKİDENDİ ŞİMDİ UYKUSUZLUK VAKTİ
-
EY YÂRENLER
EY YÂRENLER KIYMETLİ NESNEDİR AŞK DEĞMELERE BİTİNMEZ HÜRMETLİ NESNEDİR AŞK DAĞA DÜŞER KÜL EYLER GÖNÜLLERE YOL EYLER SULTANLARI KUL EYLER HİKMETLİ NESNEDİR AŞK KİME KİM VURDU OK GUSSA İLE KAYGU YOK FERYAD İLE ÂHI ÇOK FİRKATLİ NESNEDİR AŞK DENİZLERİ KAYNATIR MEVCE GELİR OYNATIR KAYALARI SÖYLETİR KUVVETLİ NESNEDİR AŞK MİSKİN YUNUS NEYLESİN DERDİN KİME SÖYLESİN VARSIN DOSTU TOYLASIN LEZZETLİ NESNEDİR AŞK
-
DÜN GECE YALNIZLIĞIMI SEN SANDIM!
Dün Gece Yalnızlığımı Sen Sandım! Dün gece yine yalnızdım Sokağa çıktım Ve kendime bir çiçek aldım Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm Ama her gece gibi Dün gece de yalnızdım Ve kendime bir çiçek aldım Bir saat geri alınmış saatler Ben geri almadım Ve bir saat daha yalnız kalmadım Bir masaya oturdum İki çay ısmarladım Ben içtim sen soğuttun sana söyleyeceğim her şeyi yuttum çok dert etmedim çünkü yoktun dün gece yine yalnızdım rahat ağladım yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı ve lambaları hiç karartmadım dün gece her gece gibi yalnızdım sokağa çıktım ve kendime bir çiçek aldım sen sandım Koklamadım. Uğur Arslan
-
SENİ YAĞMURDAN SONRA SEVECEĞİM
Şimdi git.. Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik.. Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik.. Sen git.. Ben gelemem bu yürekle.. Ya da kal.. Eylül yağmurlarını bekle.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Saçlarıma ak düşmemiş halimle.. Sen yaşlardayken.. Onsekizimde, yirmimde.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle.. Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Aşksız geçen onca yılı yakacağım.. Sevda alevinde kendi ellerimle... Şimdi git.. Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik.. Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı.. Ve sevdadan hiç söz etmedik.. Say ki, hiç gülmedik.. Aynı şeyleri sevmedik.. Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim.. Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada.. Seninle gökkuşağının altından geçeceğim.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim.. Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak.. Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim.. Ben seni yağmurdan sonra seveceğim.. Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim.....
-
AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞ MI AKMALI?
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mi olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı? Victor Hugo ( 1802 - 1885 )
-
ADIN SENİN
Saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm? Hangi ferman dokundu bakışlarına senin? Belki sahrada değil, şimdi göklerde gülüm, Taşıyor bulutları gözlerinde, nazenin. Senin her kirpiğinde bir dervişin ahı var, Muhteris aynaların eskidiği yerdesin. Yüzünde en çaresiz devlerin günahı var, Zamanı sonsuzluğa bağlayan mahşerdesin. Divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında, Kanayan kitaplara gül götüren yağmurum. Hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde, Senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum. Memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun, Gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir. Bağbozumunda bile yediveren boylusun, Gün olur ki, kalbinde gözlerin filizlenir. Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde, Rüzgarın her busesi içimde kurşun olur. Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde, Dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur. Ben bu yol ayrımında sensiz olsam ne çıkar? Kahra göçen kuşların kanatlarında kaldın. Ölümün gözyaşları bir gün hicranı yıkar, Tarihe bir sır gibi düşer senin de adın... Nurullah GENÇ ( 1960 - )
-
PLOTONİK AŞK
Sana uzak kentlerden birinde; zamanın bi yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi... onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi... İnsan Her gün anımsarmı aynı gözleri... Seni seviyordum ve senin haberin yoktu saçlarını izliyordum uzaktan kulağının arkasına düşüşü ve burnun... Herkesten farklıydı işte. Güldüğün zaman yukarıya bakardın, yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı. Ne güzeldiler Sen bilmiyordun Ben seni seviyordum Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler.. Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu... Geri dönüyordu çoğalıp... Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi... Herşeyi Erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı oluyordun... Birlikte Soluduğumuz sokak isimleri oluyordun. Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk dönemeçler geçiyor köprüler göze alıyorduk ve bazen; tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk... Cesurduk, ufuk çizgisi maviydi gün batımı turuncuydu hep kırmızıydı bütün karanfiller... Ben seni seviyordum sen bilmiyordun sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun sonra; herhangi biri oldun bütün sevinçlerim bittikten sonra. Yağmurlar Yağıyordu serin haziran akşamları, Derken birgün Uzaktan gördüm seni Saçların bana inat Başın herşeye Meydan okuayarak işte gene aynı... Kalbimi acıttı, Herzamanki gibi, Değiştik Sanıyordum ve sen gene bilmiyordun... Şimdi Bunları Anlatsa sana birileri.... Yada boşver bilme en iyisi...
-
İLK DEFA SEVİYORUM
Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için, paha biçilmez bir inci? Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da Beni sardığı bir anda sevdim. Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye değil Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin Ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim... Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan ateşin ile Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda Gelip o bu ateşi alevlendirerek Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandım derken kaybetmekten korkuyorum. Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum. O temiz ve masum gözyaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum. Evet, korkuyorum;seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum. Dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum. Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum. Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet;seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kıyamıyorum Uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten değil;dostluğunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum... ÇÜNKÜ BEN iLK DEFA SEVİYORUM...Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için, paha biçilmez bir inci? Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da Beni sardığı bir anda sevdim. Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye değil Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin Ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim... Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan ateşin ile Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda Gelip o bu ateşi alevlendirerek Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandım derken kaybetmekten korkuyorum. Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum. O temiz ve masum gözyaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum. Evet, korkuyorum;seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum. Dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum. Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum. Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet;seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kıyamıyorum Uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten değil;dostluğunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum... ÇÜNKÜ BEN iLK DEFA SEVİYORUM...Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için, paha biçilmez bir inci? Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da Beni sardığı bir anda sevdim. Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye değil Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin Ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim... Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan ateşin ile Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda Gelip o bu ateşi alevlendirerek Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandım derken kaybetmekten korkuyorum. Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum. O temiz ve masum gözyaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum. Evet, korkuyorum;seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum. Dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum. Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum. Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet;seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kıyamıyorum Uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten değil;dostluğunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum... ÇÜNKÜ BEN iLK DEFA SEVİYORUM...
Jump to content