safir tarafından gönderilen her şey
-
SEVGİ
Çiçekler, meyveler gibi... Yaz, sonbahar ya da kış. Nedense duygu rüzgârları hep ilkbahara yakıştırılır. Coşkular, tutkular hep baharı simgeler. Gürül gürül akan sel sularına pek yaraşsa da bir mevsimle sınırlandırılamaz duygular. Ne zamanı ne de yeri vardır sevginin. Ne de kuralı... Ilık bir rüzgâr da olabilir, savurup götüren bir fırtına da. Buz gibi yalnızlıkları da yaşatır, sıcacık özlemleri de... Gün ışığı olur, süzülür yüreğinize, ısıtır kavurur belki de yakar. Yine de onu arar, ona koşar insanoğlu. Yakınsa da bıkmaz. Ya yüreğinde saklar sımsıkı ya da kaçırır parmaklarının arasından... Çünkü özgürdür sevgi. Tutsak edilmeyi sevmez. Neden ille de ilkbahar rüzgârları?... Oysa hemen ardından yaz gelir. Ve gerçek sevgi yaza daha yakındır. Yakan, kavuran yine de iyi ki var denilen sevgi... Buğday güneşsiz olgunlaşamaz. Ve sevgi, ekmek gibi, su gibi gerçeğidir insanın... Acı da çektirse, ısıtır, yüceltir, olgunlaştırır sizi. Anılarınızda neler var? Neler kaldı kocaman yazdan? Yüreğinizde sakladığınız yıldızlar mı? Yoksa bir mevsimlik Yaz duygusu mu? Hani yaz yağmurları gibi geçiveren... Olsun... Yaşanılan her güzelliğe saygı göstermek gerek. Yaşamının baharında olan da, Sonbahara doğru yol alan da ıslanabilir bu yağmurlardan. Olsun varsın. Sevgi yağmur gibi yağacaksa ve sırılsıklam ıslatacaksa sizi, bırakın yağsın gönlünce... Sevebilen bir yüreğiniz varsa, sevgiye saygınız da varsa eğer, dört mevsim bahar ve yazdır sizin için. Kışlardan korkmanıza hiç gerek yok! Sevgi kaynağınız ısıtır sizi...
-
SONSUZ
Büyük bir sahneye çıkıp kısa bir öykü anlattın sessizce geldin ve giderken de bozmadın bu sukuneti şimdi deli edici yalnızlıklardayım gözlerim uykuyu benliğim huzur´u unutalı çok oldu alışamıyorum yokluğuna olmayışına ve hiç olmayacağına geri dönmeyeceğine alışamıyorum bakışlarını saklıyorum kendime sözlerinden ve gözlerinden arta kalanı bir bir hatırlayıp biriktiriyorum kurutulmuş çiçek gibi dağılmasından,yok olmasından delice korkarak değerli bir mücevher gibi seyretmeye doyanamayarak saklıyorum senden tek hatıra anılarımı.. yaşarken değerini bilmediğim herşeyin her anın pişmanlığını tek tek yaşıyorum seni yaşamaktan beni yaşamandan kaçışlarımı böyle cezalandırıyorum bile bile yalnızlığa itiyorum kendimi boş sokaklardan geçiyorum sonunu getiremediğim mektuplar yazıyorum bazen karşıma alıp seni saatlerce anlatıyorum dünyanın adaletsizliğini sen benim için bitmedin sana yazdığım mektuplar gibi bitmeyecek ve sonsuz olacaksın
-
SEVMEK NEYMİŞ BİRGÜN ANLARSIN
Sevmek neymiş bir gün anlarsın, Sesini duymak istersin delicesine ama duyamazsın, Yüzünü görmek istersin bir kere ama göremezsin, Düşünürsün yol bulamazsın atarsın yapamazsın, Sevmek neymiş bir gün anlarsın, Yanımda olsa gene bana kızsa bağırsa, Bana küsse konuşmasa uzun uzun, Elimi tutmasa sadece benimle olsa dersin, Nefesini duymak istersin yapamazsın, Sevmek neymiş bir gün anlarsın, Anılarını zorlarsın onunla olabilmek için, Hayallerini kurarsın kendini avutursun, Başını yastığa koyarsın uyuyamazsın, Ağlarsın çare olmaz yapamazsın, Sevmek neymiş bir gün anlarsın, Belki yoldan geçer diye camlara koşarsın, Baktığında olduğu yerde göremezsin, Kapı çalar açarsın gelen yine o değildir, Telefon çalar evet dersin ama yine yapamazsın, Terminalde karşıladığın yerde beklersin, Dalarsın gidersin gelen hiçbir zaman o olmaz, Unuttum dersin artık geçti dersin ama yapamazsın, Sevmek neymiş bir gün anlarsın, Ölmek neymiş bir gün anlarsın
-
BİR EGE DENİZİYDİM BEN
Hayali köpüklere inatla koşan Dalgaların içinde düşleri kovalayan Ansızın çıkan yıldızlara inanan Bir Ege deniziydim ben Mavinin iminde kırmızıyı aradım Dolaştım durakları gece yarısı Karşıdan gelen ıslığa uydum Yoldan çıktım Yola girdim Bilesiye, başka diyarda tüten Bir Ege deniziydim ben Kökleri yere bağlı sanıp Bulutlara dek tırmandım Düştüm, canım acıdı Kanayan yere buz bastım Uçmak istedim Kürek kürek atıldım sevdalara Ama gözü kumsala bağlı Bir Ege deniziydim ben
-
NE KADAR ZORMUŞ
Ne kadar da zormuş atmak kalbimden seni Ne kadar da zormuş unutmak bütün geçmişi Sanki bir geçmişimiz varmış gibi...... Ummak ve unutmak ne kadar da zormuş Bilmem biliyor musun ama ben her yerde seni görürken Her yerde sesini duyduğumu sanıyorken Her adını duyduğumda hala garip bir sevinçle gülerken Ne kadar da zor fırlatıp atmak seni kalbimden Oysa ne garip ki Kalbimin en güzel köşesine yerleşmen bir saniyeden fazla sürmemişti...... Şimdi unutmaya çalışırken seni Artık kalbimin bir parçası olduğunu bilmek ne kadar da zormuş Ne kadar da zormuş seninle birlikte öldürmek kısacık mutlu geçmişimi Ne kadar da zormuş unutmak aklımdan bir türlü çıkmayan gülümseyişini Ne kadar da zormuş sen tam yanımdayken özlemek her bir zerreni Ne kadar da zormuş atabilmek kalbimden seni...... Ben sensiz geçen her güne lanet okurken Günler geceler sen olmayınca geçmek bilmezken Ben hala bir umut geçmişten bir yardım isterken Aslında benim için hiçbir zaman olmadığını bilmek Ne kadar da zormuş Seni mutluluğum seni ışığım seni nedenim görürken Sen birden bire karanlık dünyama bir güneş gibi doğmuşken Sen tam ben düşerken elini uzatmışken Ne kadar da zormuş o karanlıklara gömülmek yeniden Ne kadar da zormuş beni çıkardığın o kuyuya yeniden itmen Ne kadar da zormuş aramak güneşi gecenin çöktüğünü bilmeden Ne kadar da zormuş sevmek seni sen hep başkasıyla birlikteyken Ne kadar da zormuş oyunun bittiğini bilmek sonsuza kadar sürmesini dilemişken Biliyor musun bu pişmanlık duygusuyla kıvranmak ne kadar da zor!
-
(SEN) OLMASAN DA, (SEN)SİZ OLMUYOR.)
ayyuka çıktı içimdeki parçalanmışlıklar, ismi konulmamış ezgilerle çağırırken yarımı bir yağmur damlası var kaderimde, ya da belki de bir başkaldırı... süzülüyor içimden kaybedilmiş vaktimin ılık kanı kitabımın ortalanmamış noktasına çakıyor kelamlarını tadıyorum hala ağzımda adı: "acı" ..bir kelime türetsem gizlice dokunamasa kimse mesela, ufkunda aralamasa başucundan ayakucuna kadar tazelik solusa yeni bir (ses)te yeniden doğsam ve büyüsem yağmalanmamış bir göğün yanı başında adımlanmamış ıslak bir şehrin bakir toprağında ve o çok sevdiğim şarkıların nakaratları boyunca ..hep o sona yaşanıyor ya nefesler (git)mekten bir ayak önceki (kal)maya yavaş yavaş geçiyor gözlerimin renginden "kısa metrajlı filmi(m)" talan edilmişliğimden, arta kalanıma&ÿ#8230ÿ; ince bir "es" dolanıyor parmak uçlarıma yalan binbir kılığıyla dolaşıyor akıl sokaklarımda gölgesi bir uçurumun boşluğuna düşüyor uçurumun boşluğu "adı(n)a" ..kirpiklerimin kenarında asılı bırakılmış bir gözyaşı ısıtıyorum avucumda gecenin sürfilelerinden söküyorum şiirlerimi usulca suçlu bir çocuk ağladı mı hiç omzunda? bir şairin o en çok sevdiğin dizeleri ağzında: ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi benim sevmeye engel evcil acılarım vardı ben yağmur ağladım, bir şehre yağdı ben şehre ağladım, bir yağmur yağdı ben bir ağladım, şehre yağmur yağdı ben "yağmur" ağladım saat sabahı vuramadı henüz daha ve susamadı hiç satırlarım, beyhude bir beyitin kollarında biliyorsun ya üşümeyi sevdim senden sonra ve alıştım artık bu evrenin yalnızlıklarına bir kadın, "kendinden kaçak" kelimeler fısıldıyor kulağıma susuyor ve tükeniyor hecelerim sonunda son bir yankıyla (Sen) Olmasan Da, (Sen)siz Olmuyor...
-
SEN YOKTUN....
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun... Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun... Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım. Sen yoktun... Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra, kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun... Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi, geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun... Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı. Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye. Sen yoktun... Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayatÿ; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun... Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış kasabalara gittim. Senden bir iz aradım. Sen yoktun... Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun... Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen yoktun... Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim. Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama. Sen yoktun
-
BECEREBİLİRMİYİM BİLMİYORUM...
Gözyaşlarım, Annesinin sözünü dinlemeyen Yaramaz bir çocuk gibi adeta Tutmaya çalışıyorum ama beceremiyorum... Ellerim, Dolaba uzanmaya çalışan Küçük bir çocuk gibi adeta Sana ulaşmak istiyorum ama beceremiyorum... Bakışlarım, Elinden şekeri alınmış Küçük bir çocuk gibi adeta Seni geri almak istiyorum ama beceremiyorum... Hislerim, Zor bir problemi çözmeye çalışan Küçük bir çocuk gibi adeta Çözmek istiyorum ama beceremiyorum... Aşkım, Annesine tapan Küçük bir çocuk gibi adeta Sonsuza dek sürsün istiyorum Ama becerebilir miyim bilmiyorum!
-
AŞK DUASI
Rabbim Bir insan koy kalbime Ama o insan senin de sevdiğin olsun Ve bana öyle bir insan sevdir ki O insanın kalbi Seninle sevişen bir mabed olsun. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce Onunla buluşmuş olan sen olasın Onunla el ele tutuştuğumuzda Irkimizin üzerinde Senin elin olsun Bana öyle gözler göster ki Ben o gözlerden sana bakayım Bana öyle bir sevgili ver ki O gözler cennete açılan iki pencere olsun Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim Öyle bir sevgili verki bana Ona sarıldığımda kainat bize baksın Birbirine sarılsın Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın Bize bakıp şeytan Adem'e secde etsin Günah sevap uğruna kendini feda etsin Ölüler birer birer uyansın sevgimizle Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim! Sevgimizde Muhammed sevilsin Öyle sevelim ki birbirimizi Hz. Hatice göklerden bize seslensin Ve desin ki; "Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... bizde onlardayız. Bak aşkımız bir kez daha yaşanıyor yer yüzünde.. Allah aşkımızı öyle çok seviyor ki binlerce insana yasatıyor..
-
HAYAT DEDİĞİN NEDİR Kİ.. (DOKSAN DAKIKA)
Hayat dediğin nedir ki Başlar ve biter Uzatmaları hakemin elinde olan Doksan dakikalık maç misali *** Ve hayat maçı başlıyor gözyaşlarıyla Çocuk oluyor, Her oyunu oynuyorsun, Oyunlar içinde oyunları öğreniyorsun..! Düşüyor canını acıtıyorsun, Düştükçe, can yanmalarına alışıyorsun..! Ve hayat maçı devam ediyor gözyaşlarıyla Çalışıyor, başarılı oluyorsun Başarılı oldukça yaltakçılığı görüyorsun.. İnsanın ne denli düşebileceğini öğreniyorsun Kaybediyor, ağlıyorsun.. Kaybettikçe, kazanmanın değerini anlıyorsun.. ...ve aşık oluyorsun ansızın, dünyaya tutunuyorsun..! İşte şimdi yaşamayı seviyorsun, Sen yaşadıkça, Yaşatıyorsun... Özlüyor, seviyor, seviliyorsun.. Lakin... Sevdiğini kaybediyorsun, Bir sohbahar gününde.. ..dünyadan soğuyorsun... Ve hayat maçı bitiyor gözyaşlarıyla Yaşadıklarını, yaşayamadıklarını düşünüyorsun Kimlerin kalbini kırdın, kimlerin kazandın.. Neler kaybettin, neler kazandın.. Keşkelerin, pişmanlıkların.. Kendi içinde, Vicdan muhasebeni tutuyorsun.. *** Hayat dediğin nedir ki Başlar ve biter Uzatmaları hakemin elinde olan Doksan dakikalık maç misali Ve hayat maçı başlıyor gözyaşlarıyla Ve hayat maçı bitiyor gözyaşlarıyla Başı ıslak, sonu ıslak Arada yaşananlar göz önüne gelmez Hiç bir zaman kazanamayacağını bilirsin Malumunuzdur..; Son gol, hayattan gelir. ... ..... oyuncu, bir.... hayat, iki... sanırım ömrümüzün doksan dakikası bitti.. Alişan Yılmaz
-
HATIRLA BENİ
Aşkım; Ben ölürsem sen ölmezsen Ya da Sen ölürsen ben ölmezsem Sakın yüz vermeyelim acıya Hiçbir şey yaşamımızdan büyük değil Hele de ben ölürsem Hiç gözyaşı dökme arkamdan Ağlama bir an bile beni düşünüp Sadece yaşa beni Yanlız ağaçlar sana bitanem desin Yüksek uçurumlar haykırsın sana olan aşkımı Kara toprakta gör yüzümü Sarıl yastığına özlediğinde bedenimi Şiirlerimi sıcak yaz meltemlerini okusun sana Kulak ver uğultulu rüzgarlara Mutlaka ağlıyorumdur eskisi gibi senin uğruna Acayip kelimesini duymak istediğinde Sana olan aşkımı hatırla Hiç kimsenin sevemeyeceği kadar delice ve ölümüne olan Ama bitanem, herşeyim şunu unutma Seni sevdi bu deli asker Senin yokluğunda küstü yaşarken hayata Ve senin uğruna, aşkın uğruna öldü; bir daha dönmemek üzere yaşama...
-
ALIŞMA BANA NE YAPACAĞIM BELLİ OLMAZ
Alışma bana ne yapacağım belli olmaz... Bugün varım,yarın birden yok olurum !! Dokunma bana kapanmamış yarlarla doluyum, canımı acıtma,bir yarada sen açma... Sevme beni yoğun duygularla kaybolursun,tutuştururum... İsteme beni,yasaklarla boğulursun engellerle doluyum... Çözmeye çalışma sakın,seninle karışır iyice kördüğüm olurum... Anlama beni,ben kendimi anlarım,ben böyle mutluyum... Aşkı yaşatmamı isteme asla,ben aşk´a yıllardır inanmıyorum... Güveniyorsan kendine inandır beni,aşkın varlığına,sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki vazgeçemezsin,tutkun olurum... Yıkabilirsen duvarlarımı sakın bırakma beni,tüm tutkularımın ve gücümün arkasında hala minik bir çocuğum BÜYÜTEMEZSEN KAYBOLURUM...
-
SENI İÇIMDEN TERKEDIYORUM..
Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp Seni içimden terkediyorum Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanılgımdın Yandığımdın Yangındın Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsa da Ardımda bir sürü ´belki´ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımı da uzaklarına gömdün İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum ´Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın´ demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuhaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda ´Ya öldür beni´ dedim Ya da git benden İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yârini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden terk ediyorum
-
SEVMEK GÜNAH MI
Senki, geceler boyu hasretine sarılıp uyuduğum. Senki, bütün sevgilerin üzerine koyduğum. Günahım, Sevdiğim. Yaşanmamış sevdalar kadar bilinmezlerimiz. Sonu olmasada, bu yangını söndürmeye kimin gücü yetebilir. Hergün vurulan bu yürek, elbet dirilir. Dirilir bu solmuş umut çiçeği, Kim bilir hangi rüya beni sana getirir. Geceler boyu sayıklarken hasretini, Sensizlik sardığında dört duvarı, Yüreğim kabardığında denizler kadar, Dilimin ucundayken adın, Ve sen olmuşken içimdeki bütün şiirler, Susarım, kaderime en zor soruyu sorarım: Günahmı? Damla damla, Yudum yudum. Seni içmek, istiyorum. Yüreğimde fırtınalar. Bir kalp olmuş, senin için çarpıyorum. Masum bir heyecansın çocuk kalbimde, Bir nefes kadar yakın, Keşfedilmemiş kıtalar kadar uzak, Ve yüreğimin o en saklı yerinde, Içimde akan nehir, su kadar berrak. Kimseler bilmeyecek bu yasak aşkı, Adını herkesten saklayacağım, Söyledim ya, Seviyorum. Günahmı? Günahmı? Günahmı? Yaradanım onu ölesiye sevmek Günahmı? Düşlerimde sabaha dek onu görmek Günahmı? Allah'ım verdiğin canı ona vermek Günahmı? Unut diyorsun bana, unutmak kolaymı? Neşemsin, umudumsun, karanlık günlerimin ışığısın sen. Kalbimdeki kuş. yalnız senin aşkına kanat çırpıyor Eyy! Gönlümün maralı. Adın geceleri içimde çığlık çığlığa bir çigan kemanı. Nasılda ezik, nasılda yaralı Seviyorum Senı! Seviyorum... Sevmek Günahmı? Arzularım, alev alev, hasretini tutşturur. Elin deyse, ellerime, içim titrer dayanamam kalbim durur. Gözün deyse, gözlerime, içim titrer dayanamam kalbim durur. Bedelini ödemeye hazırım tüm sevgilerin, Günahını çekebilirim bütün aşkların, Seviyorum, sevmek günahmı? Günahsa? Günahkarım.. Yarattığına kul oldum, Affet Allah'ım... Affet Allah'ım...
-
AK DÜŞTÜ SAÇLARINA
Belki ak düştü saçlarına Belki sevmekten yorgunsun Sevgiden yoksun Belki eski bir plakla Maziye yanıyorsun Haklısın Hayat eskisi kadar avans vermiyor Koşar adım yaşamaktan yorgunsun Umutların gülmüyor artık yüzüne Fallarda bile çıkmaz oldu mutluluk Ömür geçip gidiyor mu ne! Neresinden yakalasak hayatı, neresinden Biliyorum Sende artık boş verdin, bıraktın kendini Hiç kimse anlamadı seni Sevemedi olduğun gibi Denize bırakılmış istiridyedeki inci tanesi Ve anasından ayrılmış bir çocuk kadar yalnız sın Oysa..! Ne umutların vardı senin, ne hayallerin Kimselerin göremediği düşlerin vardı hani Onları hangi zalim sevgilide bıraktın Bak! Genç yaşında ak düştü saçlarına Yorgunsun sevmekten, sevgiden yoksun Hayli zaman oldu sesini duymayalı Gizli gizli mektup yazmayalı çok oldu Kapanmış bir telefonda kaldı yasakların Ve sevinçlerin Pişmanlığın zaman zaman Yarım yamalak yaşanmışlığın Her şeye rağmen sevmek güzeldi Güzel di dalıp dalıp gitmek uzaklara Umut etmek beklemek çok güzeldi Hiç kimseye güvenmiyorsun artık Kimseye dönemezsin sırtını Oysa ne çok dostun vardı senin, ne çok arkadaşın Gecelerce gezdiğin, sabahladığın Çare aradığın dertlerine Hani elli gram leblebiyle iki kişi bir büyüğü devirdiğiniz Dostun vardı senin arkadaşın Ve paran vardı paylaştığın Şimdi gücüne gidiyor aranıp sorulmamak Bir selam bile gönderenin yok Hep yollarda gözlerin Artık bekleme Herkes yarı yolda koyup ta gitti seni Çok geç anladın yalan olduğunu sevmelerin Sevilmenin ise bir talan Görmek istemedin sırtındaki hançeri Koynundaki yılanı besledin Kendini kandırdın hep İhanetin yağmuruyla ıslandın Kimse farketmesede erken yaşlandın Şimdi uzaklarda hüzzam bir şarkıdır Seni ağlatan yanlızlığın kıyısında Ve eski fotoraflar Yazık çok geç artık Maziye bir bakıver Neler neler bıraktın Ak düştü saçlarına Sevmekten yorgunsun Sevgiden yoksun Şimdi eski bir plakla Geçmişe yanıyorsun
-
KAL BİRAZ DAHA
Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse dolunay bile utanır, Yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar, Ben seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine Duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız. Sahi sende sevebilir misin beni Seni sevdiğim kadar, Dokunabilir misin yüreğime? Bak orada sen varsın. Mutluluk nedir diye sorsalar Sen derim alabildiğine yalnız sen, Sesin, gözlerin, ellerin sonra, Titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay bu güneş Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa, Sonra kim aydınlatır benim gecemi Günümü kim paylaşır, Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir, Her dizede sen olmalısın, Adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen tam şuramda ılık ılık, Sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime, Ben bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir Ruhum durmaz bedenimde, Hücrelerim yaşamaz Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, Ölürüm gitme, kal biraz daha... KAL BİRAZ DAHA...
-
KADINA
Eğer kral olsaydım! Çiğneyerek tahtımı, Memleketin halkını dizlerine sererdim. O kuvvetli hükmümle bütün tacı tahtımı Bir tek bakışın için sana feda ederdim. Eğer Tanrı olsaydım! O heybetli, o derin, Kainatın, semanın, denizlerin, her yerin, İrademin önünde eğilen meleklerin, Sevgilim bir busene hepsi senindir derdim... Victor Hugo( 1802 - 1885 )
-
DUA
Senin ak alnından, gök gözlerinden Önce dallar, sonra yapraklar öpsün Eğilsin yıldızlar, tutsun elinden Gecelerden sonra şafaklar öpsün Aşk diyorlar en mukaddes hayale, Ve sen de düsesin bu sonsuz hale... Hazdan dudakların olsun bir lâle, Güller, karanfiller, zambaklar öpsün Sende kemâl bulmuş renk, sekil biçim Yaşamanın özsuyusun bir içim Olanca suların sağlığı için Seni her gün göller, ırmaklar öpsün Kumral saçlarında nisan yağmuru Yazın, ak yüzünden gölgenin moru Ağzından en serin, hem de en duru Kayalardan akan kaynaklar öpsün Çimenler okşasın ayaklarını Çiçekler koklasın parmaklarını Ben öpmeden önce yanaklarını Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün Kıskançlık çakılı kazıktır serde Bölünsün bu rüya en tatlı yerde Seni canlı kullar öpmesinler de Kefenler sarılsın, topraklar öpsün... Abdurrahim Karakoç
-
DÜMEN
Ne zor şeymiş seninle sensizlik yaş gözüme bir avuç dolar İnerken tek tek süzülür gözümden Sende bu kalabalıkta öylesin benim için tek Dümeni hayat almış ben artık kaptan değilim Yönetilmek ne acı bir bilsen Bir milim bile çeviremiyorum dümeni İsterse hızlı gidiyor ,isterse demir atıyor Maksatı benim yıldırmak hayattan farkındayım Ama ben yılmam pes etmiycem hayata Bir gün dümen bana geçicek İşte o zaman bağlıycam hayatın elini kolunu sıkı sıkıya Beni hiç tanıyamayacak, sende tabi Hayatı affa mecburumda seni affeder miyim
-
SEVGİ YAĞMURU
Sağanak gibi sevgi yağmuru yağsa Üzerimize Mis kokulu sevda çiçekleri açsa gönlümüzde Ceylanlar koşsa aşk bahçemizde seke seke İnsanlar birbirini sevse el ele, yürek yüreğe Esmese savaş kasırgaları dünyada delice Yok etmese toplumlar birbirlerini canice Masum canlar keşke yitip gitmese zalimce Kurşun değil sevgi yağmuru yağsa gündüz gece Sevelim birbirimizi gönülden, candan, samimice Bağışlayalım kusurlarımızı, hatalarımızı nice nice Hoş görelim insanları elimizden geldiğince Hepimiz ademoğluyuz yaşayalım birlikte kardeşçe
-
SEVGİLİ - Sevil Nizamoğulları
Şeyda bülbüllerinin şakıyan sesi olsam Buram buram aşk kokan avuçlarına dolsam Parmakların ucunda sevgi olup kök salsam Sonsuza kadar kalsam bıkar mısın sevgili? İzin verirsen bana düşlerine gireyim Sevdamın hakkı olan hayalleri dereyim Yeşilleri süsleyip illerine varayım Dönüp bir kez yüzüme bakar mısın sevgili? İpekten kanatlarım incinecek korkarım Yol ırak, dağlar sapak kaybolursam ürkerim Yüzün gülmezse bana yüreğimi burkarım Sevgi ile karşıma çıkar mısın sevgili? Ruhsatsız bir sevdayı dize dize sözlerim Sığmıyor yüreğime yarınlara gizlerim Söyle revaysa bana daha da çok özlerim Sevgi er meydanıdır yıkar mısın sevgili? Şahı oldun hayatın, herkes kalbimin yadı Gam yemem yaşadım ya sevginle ben miladı Varsın gülsün el alem geçmesem de sıratı Mahşerine beni de çeker misin sevgili? Arının peteğinde bal olamadım ama Dünyana girdim diye acı veririm sanma Delik deşik yüreğim tutmuyor artık yama Son kurşunu da bana sıkar mısın sevgili? Hercai çiçeklerin kokusu ellerinde Hicazkar şarkıların nağmesi dillerinde Bir avuç buse olsam özlemin çöllerinde Vuslatın ateşini yakar mısın sevgili? Sevil Nizamoğulları
-
SEVGI İLE AŞK - Erol Duran
Sevgi ile aşkın manası ayrı Sevgi anasıdır aşkın sevdiğim İkisi bir mana denemez gayrı Biri zerre biri umman sevdiğim Sevgi koca derya aşk ise damla Birisi sözlükse diğeri imla Denizin heybeti ölçülmez kumla Biri zerre biri umman sevdiğim Sevgi bir kitaptır aşk ise sayfa Koskoca bir gemi içinde tayfa Şimdi söyle gerek var mı hayıfa Biri zerre biri umman sevdiğim Sevgi bir dünyadır aşk içinde fert Bunları düşünme aşk değil ki dert Sevgi çok cömerttir diğeri namert Biri zerre biri umman sevdiğim Sevgi paylaştıkça aşk sakladıkça Semahi itibar hep aklandıkça Söyle sevgi ile aşkı andıkça Biri zerre biri umman sevdiğim Erol Duran
-
ÇANAKKALE ŞEHITLERI ANISINA
Tüm Çanakkale şehitleri anısına Ruhunuz Şad olsun Çanakkale açıklarında düşman gemileri Bekliyorlar Boğazları geçmeyi Varacaklar İstanbul'a İşgal edecekler güzel ülkemi Her gemi sanki birer yüzer kale Mart'ın On sekizi, günlerden Perşembe Hepsine yetti Nusret Mayın Gemisi Ne Queen Elizabeth kaldı, ne Inflexible Denizden geçemediler hedefleri oldu Alçıtepe Çıkmak istediler bu defa Seddül Bahire 82 bin kişiyle geldiler Çanakkale'ye Mustafa Kemal vardı on binlerce Mehmet'le Seyit onbaşı kaldırdı 276 kiloluk top mermisini Şaşırttı bu mermi onlarca düşman gemisini Churchill, Fisher,General Hamilton ve Lloyd George Hepsi şapka çıkardı böyle kahraman millete Geçit yok Çanakkale?den öteye gidilemez On binlerce Mehmetçik kanıyla boğar sizi Mustafa Kemal taarruz değil ölmeyi emretmişti Buradan değil gemiler, bir kuş bile geçemez Bu günler bize o kahramanların hediyesidir Hepimiz yazılan bu destanı çok iyi bilelim Bir ulusun yoktan varoluş hikayesidir O şehitlere tüm ülke hürmet edelim... Çanakkale Üç aylık hamileymiş Anam. Babam Çanakkale'ye gittiğinde. Gururla, Sevgiyle, Övgüyle, uğurlanırken, Oğlumuz olursa Umut koy adını, Kızımız olursa Yadigar demiş, Anamın kulağına sessizce. Hani giderde dönmezsem? Konuşamamış anam, Öğlece baka kalmış yiğidinin ardından. Babam rahmetli Yiğit Ahmet'i hiç tanımadım. Bir fotoğrafı bile yoktu. O günler zor günlerdi. Savaşın seferberliğin sıkıntıları, Kurtuluş mücadelesi, Açlık, Yokluk, Yoksulluk, Kimsesizlik, Çocukluğum hep ekmek peşinde koşmakla geçti. Daha erkek olmadan, Erkek olmuştum evimize. Derken büyüdüm dükkan açtım. Demir döverken vurduğum her çekiç, Düşmana atılan bir mermi, Yaptığım her tırpan,düşmana saplanan süngü, Ve her yaptığım tencere, Babamı düşman mermilerinden koruyan kalkan oldu düşümde. Ama o bir daha gelmedi. Çocukluğum babamı özlemek ve beklemekle geçmişti. İşte gençliğimde öyle geçiyordu. Annemin yiğidi gelmedi bir daha. Geriye. Vatan uğruna, nerede? Nasıl? Ve ne şekilde öldüğünü, Bilemedik hiçbir zaman. Ve nerede? Nasıl? Ne şekilde yattığını da, Bilmiyoruz rahmetli babamın. Anam bir daha hiç evlenmedi, Ömrünü Ahmet'ini beklemeye adadı. Ve hiç yitirmedi umudunu. Her gün dükkana giderken, -Akşama erken dön emi, -Baban gelirse sofrada birlikte olalım derdi. Ve ne zaman bir yere gitse, Ben falan yerdeyim, Baban gelirse beni çağırmayı unutma! Diye tembih ederdi. Ne zaman kapımız çalsa, Ya koşup kendisi bakar, Yada, Baban mı geldi? Umudum Ahmet derdi, Ağlardım. Zaman geldi anam yaşlandı. Hastalandı, Gözü kulağı hala kapıdaydı. Yaşlı bedeni beklemekten yorulmamıştı. Bir akşam beni yanına çağırdı. Baban gelirse onu hep beklediğimi söyle, Beyim evine hoş geldin dediğimi söyle dedi. Son nefesini verdi ancığım. Bütün acıları,özlemleri, koca bir çınar efsanesi tarih olmuştu işte. Anamı mezarlığın en güzel yerine defnettik. İsteği üzerine, Mezar taşına, Yiğit Ahmet'in karısı yazdırdık. Şimdi bende yaşlandım. Hastayım. Oğlum Ahmet'e vasiyet ediyorum. Babam gelirse: Hoş geldin dede de. Babaannem seni çok beklemiş de. Babamda çok bekledi de. Bu dükkan senin de. Babaannem hançer sevdiğini söylermiş. Bu hançeri babam sana yaptı de. Kemik sapında Umudum Ahmet yazıyor. Söyle onu beline taksın. Ve oğlum söyle dedene sana iyi baksın.
-
SENİ SEVİYORUM
umardım umardım da bu kadar çok seveceğimi düşürmezdim aklıma hiç bir zaman ama gel görki sevebiliyormuş insan böylesine tutkulu böylesine candan yürek söz dinlemeyince elden ne gelir tut tutabilirsen yasak koy sıkıysa o hırçın bir nehir o başkaldıran bir asi tüfeksiz tabancasız üstelik gözü karamı kara sever böyle delice sever ölümüne ölümüne insan en çok neyi sever mesela kendini ama insan sevince kendini seven kim düşünüp dert eden kim yok sayıyor kendini sanki hiç yaşamıyor gibi adıyor kendini karşılıksız ekliyor kalan ömrünü
-
DİKEN GÜLLER - Öznur Karayumak
gülleri sarar her yanı Kafesinde güneşim tutsak Ellerin yasak Yordu sensizlik. Yönüm sensin, dört bir yanım sen Sorgusuz saldığım kalbim titrer avucunda Beyaz bir kuş inler çok uzaklarda Gözleri elem, yüreği kırık, sebebi sensin. Sen hala, durulmaz denizlerin gel-gitlerinde Ben hala anlatamadıysam sana kendimi İnerim közlerine dipsiz yangınında çöllerin Yor hala, yor beni. Göremediysem kanadındaki gökkuşağını Yanmadıysam dudağının karanfil kokusunda Dokunmadıysam saf teniyle bebeğin, yüreğine, Renksiz dünyana, renkli çiçekler salıp Aradığın rengi katamadıysam, Vur beni tereddütsüzce, haydi! Şimdi, kırık cam parçası gibi yüreğim Ellerimde ha soldu, ha solacak sevda çiçeğim Silerek geçmişe dair her şeyi, miladımdır gelişin Ben bir türlü anlatamadım kendimi sana Anlatır mısın şimdi sen beni bana, ben kimim? Diken gülleri sarar her yanı Tütsü kokar, mum kokar odam hırçın gecede Avucumda, kuruttuğum çiçeğini saklarım Kınlanmamış hançerdir özlemim Yanık ezgiler akıtır dizelerime Bir kırgın düşüm düşer günsüz günüme Susarım. Susmak ki bir şeylerin hatırınadır Çığırtgan bir susuşudur bu aslında yüreğimin Sessiz fakat onurlu bir duruşla Solgun yüzümde hüzünlü gülümseyiş Ve suskun bir gidiş yakışır belki, Bırakır giderim. Sözler de solar bir gün. Şimdi hala güzelse şarkılar Şiirler yazıyorsam sana Şairsem, kırık namelere ses veren, Şiir bir şarkıdır. Kah sevinçle, kah burukça gülümser dudakların şarkısı. Ve sen! Sessiz şarkılar söyleten büyük besteci! .. Haydi hala yor beni Unutma ki gün gelir, bir gece vakti, Avuntulardan vaz geçerim. Bir soru sor kendine şimdi Gönlümü bağladığım gönlünle her şey aynı renkte mi? Bu gece, en içli şarkıları Sessiz bir kemanın, dilsiz telinden çaldım. Anıların paslı çivilerinden yaşanmışlığı topladım. Sensizliği haykırdım, şehrin sokaklarına Umudu sarmaladım bir çığlık topu gibi Fırlattım her hamlede tosladığım duvara... Bu gece, sözlerim bitti. İnceldiği yerden koptu Gerilmiş göğe, yıldız yıldız yüreğim. Gönlümün sızısı kesse de yollarımı Bir aşk namesinde ağlayan mısralar Sevda dilinde dilsiz bir ses Gözlerinde ıslak bir veda busesi oldum. Öznur Karayumak
Jump to content