safir tarafından gönderilen her şey
-
AYŞE SANA
Ayrılık günleri geldi dayandı Eğlenip burada kalan elveda Eridi cesedim yüreğim yandı Sinem delik delik delen elveda Gelin birer birer helalaşayım Yol verin ki şu dağları aşayım İstemezdim senden uzaklaşayım Hasreti kalbime dolan elveda Kalbimde kadimdir gurbet kokusu Gitmiyor burnumdan sıla kokusu Bir güzelin meftunuyum doğrusu Beni bu sevdaya salan elveda Karlar erir akar gider lodostan Coşar gönlüm selam gelse o dosttan Sen eyledin beni diller destan Çırpınıp saçların yola elveda Veysel’in derdinin yoktur ilacı Gurbetin dertleri acıdır acı Biz gidelim sizler olun duacı Döküp gözyaşları silen elveda
-
ÖLÜM SANA YAKIŞMADI ŞİİR GÖZLÜM
Bu mahalleden gidiyorum Eşyaları topladım Aslında anılarımızı topladım Seni unutmaya gidiyorum Kitapları kolilere yerleştirirken Birinin arasından Bir fotograf ve bir mektup düşdü Fotoğraftakiler sen ve ben Mektup ise... Lale devrindeki aşkların gözyaşları gibi Aşkımızın silinmeyen anıları İçim cız etti Ama artık biz diye birşey yok Olmayacakta bundan sonra İçimde fırtınalar kopuyor Aslında eşyaları götürmesem mi? Anılar burda kalsa Onlar burda kalsa ne olacakki Aklımdan silinmeyenler Onları da bırakamam ki Eşyalar yüklendi kamyonete Ben son kez evimizi seyrettim Kahverengi boyalı kapıyı vuruşun Beni özlediğini söylemen Ne huzur verirdi bana Seninle açtığımız bu kapıyı Tek başıma kapıyorum Oysa bu evi bulduğumuzda ne de sevinmiştik Sen gittiğinden beri Bu eve sığamaz oldum Sen hayata gözlerini yumdun Ben de seninle beraber yok oldum Ölüm sana yakışmadı şiir gözlüm Yeni bir ev, yeni bir hayat Sensizliğe alışıyorum Şimdi radyoda eski bir şarkı çalıyor Ben ise bahçemde... Domates,biber,salatalık yetiştiriyorum Düzenimi değiştirdim Her sabah saat dokuz da kalkmıyorum Sevdiğim vişne reçelini masaya getirmiyorum Saçlarımı eskisi kadar sevmiyorum Bunları yapıyorum Çünkü... İçimdeki acı biraz hafifliyor Her gece başımı yastığa koyduğumda Seni arıyorum... Sen gittin gideli Güneş doğuyor mu, batıyor mu farkında değilim Alacakaranlık geclerin sessizliği hep hayatımda Ölüm sana yakışmadı ŞİİR GÖZLÜM
-
UZAK KAVUŞMALARIN MASALI
Sağanaklara tutulan zamanın ortasına düşüp, Bulut ekeceğim yağmurun avuçlarına. Bütün iklimlerin yüzünde sürgün olup Kış güneşi gibi doğacağım serin kırlara, Yüreğim yeniden öğrenecek sevmeyi. Şehir sustu penceremin önünde, Bir şarkının ıslığında canlandı sevişmeler. Doyasıya sevip, izinsiz uyudum kollarında, Gözlerinden öptüm hasretle. Davetsiz misafirin ürkek sokuluşları gibi Doludizgin dokundu kelimelerim aşka. Vazgeçtim direnmekten, Seni mutlu bir düşle birlikte Göğsümün üstüne bıraktım. Yasakladım içime ağlamayı, Kıskıvrak yakaladım gözyaşlarımı. Birden, çiçekler açtı parmaklarımın arasında Eskiyen baharlarım üzgün değildi. Nasırlaşmış sevdamın dudaklarıyla öptüm tüm sokakları Kaldırımlar koştu yalınayak, Uyandı ateş böcekleri. Sarıldım gölgene bir öpüş gibi Gökyüzü düştü üstümüze ahenklice. Güneşin dokunamadığı zamanlarda Gözlerime saklanıp ısın. Bir kapı aç utangaç rüzgarıma, Şefkatli bakışlarla karşıla hüzünlerimi. Saçlarımı okşarken hatırlat Yasaklı şarkıların birgün geri döneceğini. Görmemezlikten gelme içimdeki ayak izlerini, Aşkın ömrü az, sevginin uzun. Beni aramaktan korkma, El pençe duruyor karşında sevdam. Şimdi içeri al geceyi. Bir şarkı söyleyeceğim önce Ardından şiir yazacağım, Adını bilmiyorum ama sımsıcak, Yoksa üşürdün dokundukça. Sana sunacak birşeyim yok sevgimden başka, Birde tuvalime çizdiğim dudak kıvrımların. Dilim yetmiyor Başucumda ki en güzel düşü anlatmaya. Yasla başını omuzuma, Dokun tenime Orada yazılı sevda kelimelerim. Nefesini tutarak oku beni Çünkü bu benim masalım. Zeynep Nilgün Gökçeöz
-
SUDAKİ AY GİBİ GÖNLÜME DÜŞTÜN
Sudaki ay gibi gönlüme düştün Senden başkasına bakmayacağım Karanlık ruhuma bir ışık saçtın Gayrı hüzünleri takmayacağım Elinde mahkuma dönse de canım Azapla hicranla dolsa her yanım Gözümden süzülüp aksa da kanım Ben seni sevmekten bıkmayacağım Sevda yağmurları yağsa üstüme Gökteki yıldızlar kaysa gözüme Sel olsa dağların karı gönlüme Artık yüreğinden akmayacağım İçimdeki dertler şavkınla dindi Kararan geceler mehtaba döndü Seninle kalbimin hicranı söndü Bir daha gönlümü yakmayacağım Mürsel Gündoğdu
-
KENDİNE İYİ BAK
?Kendine iyi bak? bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde... "Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.? ?Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.? "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum." "Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine ?Kendine Iyi Bak? gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar?Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar?" Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez ?Kendine Iyi Bak ? derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin? Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. "Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin? Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem? Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi????. Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak. "Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ...
-
ELSAYA ŞİİRLER
Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin Zaman kadındır. İster ki Hep okşansın diz çökülsün hep Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına Bir taranmış Bir upuzun saç gibi zaman Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini Daha beter seni kaçak Seni yabancı bilmekten Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan Tanrım ne ağırdır sözcükler. Asıl demek istediğim bu Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim Sen ki benim saat-şakağımda vurursun Boğulurum soluk alıp vermesen Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Her söz Dudağımda bir dilenen zavallı Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Bilmem ben Sana benzeyen zamandan söz açmayı Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm Tıpkı uzun bir süre garda El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşam üzeri El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları Ölmek daha kolaydır sevmekten Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam Sevgilim. ARAGON
-
LEYLA DEDİMSE SEN, SUNA DEDİMSE SEN, YAR
Sen gizlisin en aşikar varlıklarda, isimler farklı farklı olsa da, Sen işlenmişsin kalbimizin mahzenine, Sana çıkar bütün yollar, Sana açılır bütün kapılar, sevdalar Sende kemale erer. Adımlar hep Sana atılır.Şiirlerin kalbinde Senin adın saklıdır, nağmeler Sana bestelenir. Yelkovan askınla, akrep askınla döndürür zamanı, döndükçe, dünya döner askından, aktıkça, nehirler akar ardından? Hasret Senin adındır, özlem Sensin içimizde? Kandillerde ışıklar ansızın söndüğünde, Sensin en parlak Nur yüreğimizde. Seherin bağrına düşen gözyaşlarda aşkın gizlidir, aşkın gizlidir fecir vakti dualarda, yakarışlarda? Aksamların yalnızlığında, yalnızlığın bağrında Sensin görünen. Gariplerin yoldaşı,sırdaşı,arkadaşı, Sensin velisi, vekili kimsesiz kalmış gönüllerin? Seni konuşur hatipler, Seni susar evliyalar, Sana bakar aşıklar, Sana koşar sevdalılar. Secdeler Sana yükselir, dalga dalga Sana ulaşır zikirler. Bize kalem ile yazmayı ögrettiğinden beri, Sana yürür kelimeler. Sen deyince susar diller, yanardağlar kızsa da gönülde? Ferhat dağlar ardında aradı Seni, mecnun çöllerin bağrında. Masivayı seviyor görünse de gönül, sevmek, Seni sevmektir aslında. Yanmaktır, yanardağlar gibi içten içe ve susmaktır Seni sevmek, yalnız Seninle konuşmaktır, Seninle dertleşmektir, yandıkça susamaktır, susadıkça yanmaktır,Hak ile dolmaktır, ham iken olmaktır, hiçbir zaman solmamaktır seni sevmek? Aynalardakı pırıltıyı çözdük Rabbim, biz sonsuz Nur´unu diliyoruz? Yalnız seni, Yalnız sevgini diliyoruz? Yalnız sevgini, Yalnız seni diliyoruz?
-
BİR BAŞKA SEVİYORUM SENİ
Bir başka seviyorum seni, Gündüzün geceyi sevdiği, Balıkların denizi,ayrılığın kavuşmayı, Bulutların yağmurları sevdiği gibi, Sonra dalında yaprakları ağaçların, Sonbaharı beklediği gibi, Bambaşka seviyorum seni, Şairin şiiri, Hasretin yüreği özlediği gibi, Bir başka seviyorum seni, Çiçeklerin fotosentezi, Dağların rüzgar'ı beklediği gibi, Bambaşka bekliyorum seni, Uykunun yatağı, Sabahın uyanmayı öğrettiği, Kitabın okunmayı, Kalemin yazmayı bildiği gibi, Bir başka seviyorum seni, Bambaşka yaşıyorum bilemezsin, Yüreğimi benden çalan, Delicesine kapıldığım yüreğini..... BİRKAN ASKAN
-
MASUM SEVDAM
ARALIK AYININ BAŞLARI HAVA BİR HAYLİ SOĞUK... ÜŞÜYORUM O GÜN. VE AKLIMDA SEN HAYALİMDE GÖZLERİN... AĞIR DERİN Bİ HAYRANLIK SAKLIYORUM İÇİMDE. AMAAAAN DİYORUM NERDEEE.... HİÇ AKLIMDAN GEÇMİYOR BENİ DÜŞÜNECEĞİN, AMA BEKLİYORUMDA BİR YANDAN Bİ UMUT VAR İÇİMDE KIVILCIMI OLMAYAN. MASUM. SONRA TELEFONUM ANİDEN ÇALIYOR, SOĞUKTAN TİTREYEN ELLERİMLE AÇIYORUM TELEFONU. YÜRÜMEYİ BIRAKIYORUM,OLDUĞUM YERDE ADETA DONUP KALIYORUM. SESİN ÖYLE GÜZEL GELİYORKİ... GEL DİYORSUN BANA GÖRÜŞELİM. HİÇ DÜŞÜNMEDEN GELİYORUM KOŞARAK. PERİŞAN Bİ HALDE,YORGUN VE ÜRKEK.. YÜREĞİM ÖYLE Bİ ÇIRPINIYORKİ YANINDA. BELLİ ETMEMEYE ÇALIŞIYORUM,KELİMELERİ SEÇEREK KONUŞUYORUM. BANA AŞIK OL İSTİYORUM. ALLAHIM DİYORUM NASIL YARATTIN BU KULUNU, BENİM İÇİNMİ,AŞKINDAN ÖLEYİM DİYEMİ? ÖYLE KONUŞUYORUZ HAVADAN SUDAN,Bİ AN UMUDUM KESİLİYOR. HİÇ SÖYLEMEYECEKSİN SANIYORUM. SUSUYORUZ... BAKIYORUM SANA DERİN DERİN. KAÇAMAK. ELLERİM BİRBİRİNDE, OYNUYORUM PARMAKLARIMLA. TİTREDİĞİMİ GÖRME. VE SÖYLÜYORSUN. SEVGİLİM OL. TAMAM DİYORUM HEMEN BİR SANİYE DÜŞÜNMEDEN. BAŞLIYORUZ UZUN UMUTLU BİR YOLDA YÜRÜMEYE. HER ALLAHIN GÜNÜ BEREBERİZ. ZAMAN DURMUŞ GİBİ. ÇILGINCA CAHİLCE YAŞIYORUZ AŞKIMIZI. İYİSİYLE KÖTÜSÜYLE,ACI TATLI NE VARSA,KAVGALARIYLA SEVİNÇLERİYLE... BİR ÇOK SORUNLA KARŞILAŞIYORUZ, AİLELERİMİZLE TANIŞIYORUZ BU ARADA , İYİCE CİDDİYE ALIYORUZ SEVDAMIZI.ZAMAN ÇOK ACIMASIZ. TAM DÖRT YILI GERİDE BIRAKIYORUZ,AYNI AŞKLA. KİM DEMİŞ AŞKIN ÖMRÜ ÜÇ YILDIR DİYE. ŞU ARALAR NİŞANLANMAK ÜZEREYİZ, İLK ADIMI ATMAK ÜZERE. HER YOLDAN GEÇTİK,NELER YAŞADIK, NE FIRTINALAR ATLATTI YÜREKLERİMİZ. VAZ GEÇMEDİK, BİZ DEĞİL SEVDAMIZ DİRENDİ,HAYATA... SEVDİĞİM,ÇOK SEVDİM SENİ, ON YEDİ YAŞINDA NASIL SEVDİYSEM HALA ÖYLE SEVİYORUM. HAYATA DAİR NE VARSA DÜNYADA,ÖNCE SENSİN BENİM İÇİN. BİR ÖMÜR KOKUNU DUYARAK YAŞAMAK, YANINDAYKEN BİLE HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTMİŞÇESİNE... ACI ÇEKEREK ÖZLEMİNDEN, MASUM SEVDAM SEVİYORUM SENİ......
-
SEN GİDİNCE ANLADIKLARIM
Sen Gidince Anladıklarım Meğer seher yelleri de kırarmış başakları, Umutlarda hep hanımeli açmazmış. Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları.. Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler, Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda, Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın kolları.. Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer, İsmi martı değilmiş, Beyaz olan tüm kuşların.. Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman, Kolay değilmiş her bilmece, İri sorular varmış yüreklere saplanan.. Nankör diye haykırırmış, Saatler her geçen an'a, Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan.. Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda, Yalnızlıkmış kökleri, Ayrılıkmış derinlere uzanan.. Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar, Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında, Erkekler de ağlarmış inan. Olsa da göz pınarları ıslanmadan..
-
İŞTE SENSİZLİK BÖYLE BİŞEY..
Penceremin açık köşesinden tutsak Özlemlerin giriyor içeri. Üşüyorum, tenime tokat gibi çarpıyor soğuk sensizlik. Yapraksız dallara büyük bir dikkatle çakılıyor gözlerim, Çığlık oluyor sesime değen sessizlik... Yoksun işte. Penceremden giren kar tanesindede yoksun,eriyorsun... Ellerimde eriyor sensizlik,kar tanesi soğuk,soğuk sensizlik. Öyle özledim ki seni, yoksun işte. Pencerem buğulanmıyor hayli zamandır,ellerim kaybetmiş yeteneğini. Gözlerini çizemiyorum, gölgeni göremiyorum,yoksun işte... Penceremden giren kar tanesinde yoksun,eriyorsun,ellerimde eriyor sensizlik. Soğuk kar tanesi, soğuk sensizlik, yoksun işte... Ben tükendim gücüm yok,bir eksiklik var yüreğimde. Ufukları seyre dalıyorum arada,ufuktada yoksun. Bir demli çay gibi içmek seni, şimdi ne çaylar yudumluyorum ama yoksun işte. Yerde sen gökte sen varsın, aldığım nefessin ama yoksun. Sen, çoban yıldızına binen peri,yanağına damlayan her yağmur tanesi benim gözyaşlarım... Üzerime çöken her hüzün,senin hasretin..... Odama çöken soğukluk,senin yokluğun. Dilimden dökülen her söz,sana olan tutkum, vazgeçilmezliğin,ama yoksun... Dalgaların kumsalla birleşmesini, toprağın suya doymasını kıskandım. Dalından kopan bir yaprak gibi yanımdaki boşluğun,ama sen yoksun. Gülüşüm yok artık,yoksun,sesin çınlıyor sadece kulaklarımda. Geceye anlatıyorum seni, sabaha kadar ağlıyor gece benimle. Bakıyorum ıslak gözlerle cama, belki gelirsin diye... Gece gündüze yine küskün, sabah gün doğarken yalnız kalıyorum. Gece sıyrılıp gidiyor düşlerimde olduğu gibi, ama yoksun işte. Günün hiç doğmamasını düşünerek başlıyorum geceye. Ama oda bırakıyor beni sensiz sabahların koynuna senin gibi. Ama seslenen sen değilsin sanki,aslında bende yokum. Bedenim bıraktığın yerde, ruhum bilinmezlerde. Aslında özlem değil bendeki, belki acı, biraz sitem, birazda kahır... Veya neyse işte adını sen koy, kalbime koyduğun acı gibi..
-
SİTEM
Her gidisin ayri anlam yüklüyor yapma allah askina Ya hep kal benimle, söz etme gidislerden yada silinsin isminde cisminde oynama benimle dengemi bozuyorsun. aski yasayacak yürek birakmiyorsun insanda böyle degildin ne oldu sana.. bittiyse heyecanin bileyim bende seni cok seviyorum diye baslayan ve ama ile devam eden cümleleri duymaktan biktim seviyorsan seviyorsundur amasi olmaz bu isin. üstelik bir cümlede ama varsa, bir önceki yarginin hic bir hükmü yoktur artik seni cok seviyorum ama birlikte olmamiz imkansiz yani yani imkansiz diyebiliyorsan eger, sevmiyorsun demektir. bahanelerin arkasina siginma iinsanlarin hayatina sorgusuz sualsiz girip, darma dagan eden sonrada hic birsey söylemeden gitmeye calisanlardan nefret ediyorum.. Böylemi+in sende? Gercekten gitmekmi isitoyrsun? Yürekli ol biraz hadi konus söylemek istedigini söyle iki cift sözü hak etmedimi bu ask yasanilan bunca seye hicmi saygin yok ahh ben, niye yaniliyorum hep niye tam iste bu dediklerim sömürüyor askimi biraz dahami kati olmaliyim biraz dahami kapali tutmaliyim kapilarimi bazen bu dünyadan olmadigimi düsünüyorum bu devrin adami degilim oyun ceviremiyorum, hesap yapamiyorum bana ait olmayan kisiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum insaniz biliyorum hepimizin zaaflari var hepimiz egolarimiza boyun egebiliyoruz iyide hep benimi bulacak bunlar hic bir kaygiya yer vermeden hic bir hesabi düsünmeden acsaydin eger bana yüregini iste o zaman görürdün bir askin nasil efsaneye dönüsüle bilecegini sen gözlerini kapiyorsun bir sen varsin baska hic kimseye bakmiyorsun hersey senin cevrende sekillenmeli hersey sana göre düzenlenmeli beceremiyorum kusura bakma simdi gidiyorum ask tam teslimiyet ister kendini askin kollarina ya birakirsin, yada birakmazsin bir yanim disarda kalsin dedigin noktada aski bogarsin, yok edersin o güzelim duyguyu bu yüzden hep cesurlarin isidir ask kacislari, yalanlari, aptalca oyunlari kabul etmez ask saf duru insanlari sever kafasinda bin bir tilki dönenler aski yasayamaz isteselerde yasayamaz arinmalisin en saf en duru haline dönmelisinki yasayabilesin aski kisacasi sevgilim sana göre degil bu isler senin yolun acik olsun hadi hadi git simdi... gitki ben yasayayim seni ben seveyim seni yoklugun boguyor beni.. ama olsun bunu bilmek bile bana huzur veriyor birak birak ask bende kalsin...
-
VURULDUM
Aslanköyün yüce toros dağında Başpınar yanında yeşil bağında Onyedi yaşında sevda çağında Narın ince belli kıza vuruldum. Okula gidiyor çanta kolunda Şu zalim hayatın çamur yolunda Gör tanrım bu kulu Anadolunda Esmer tatlı dilli kıza vuruldum. Elinde gergefi işler nakışı İçi sevgi dolu tatlı bakışı Deli eder beni küpe takışı Elinde al güllü kıza vuruldum. Işıl ışıl bakan gözü güzeldir Temiz aşk anlatan sözü güzeldir Yüzügüzel asıl özü güzeldir Saçı ince telli kıza vuruldum. Kuzu otlatıyor suyun başında Kuzyaka boyunda Odadaşında Aşk derdine düşmüş ogenç yaşında Entarisi allı kıza vuruldum. Büyük adam olmak okumak düşü İçimi ısıtır güzel gülüşü Muhteşem olacak köye dünüşü Kalın nasır elli kıza vuruldum. Çakır derki içim buruk buruktur Yetişmezsen üzüm niye koruktur Üzdü beni aşkı kalbimde oktur İçi sevgi selli kıza vuruldum.
-
SEVDİĞİM
Sor bana derdim nedir de, Bil, de, bileyim sevgilim. Derde çâre nerdedir de, Bul, de, bulayım sevgilim. Arzumu ve isteğimi, Biliyorsun dileğimi, Yüreğine yüreğimi, Sal, de, salayım sevgilim. İstersen buz gibi suya, Dilersen sonsuz uykuya, Ya da bir dipsiz kuyuya, Dal, de, dalayım sevgilim. Neler yaptırır aşk, neler, Yeter ki sen bir emir ver, Dağı taşı birer birer, Del, de, deleyim sevgilim. Hadi farzet ki hastasın, Ya da bir ihtiyaçtasın, Der miyim hiç uzaktasın, Gel, de, geleyim sevgilim. Aram yok nefretle kinle, Bırak nazı da söz dinle, Baştan aşağı seninle, Dol, de, dolayım sevgilim. Bulup yine bir bahâne, Yenir mi deme böyle nâne, Uğruna deli dîvâne, Ol, de, olayım sevgilim
-
KARDELEN
Sen soğuk iklimlerin nazlı çiçeği Aç bugün... aç baksana mevsimin geldi. Sev biraz... Sev hayat suyun sevgidir. Erittiğin karlar değil kalbimdir. Oysa ben, Sen istesen... Gece yıldızlarını toplayan bir ayışığı olabilirdim, Ve topladığım yıldızları ellerine verebilirdim. Ben bir tanyeliydim, Sen gel desen, Sabahları perdene esebilirdim. Ben bir gemiydim, Sen yer versen, Kalbine demirlerdim. Sen bir mum ateşisin, Üflesem sönersin... Sen bir bahar çiçeğisin, Kış bitti... açabilir misin. Sen bir kardelensin, ama Kalbimi delen de sensin... Oysa ben, Sen istesen... Gece yıldızlarını toplayan bir ayışığı olabilirdim, Ve topladığım yıldızları ellerine verebilirdim. Sen soğuk iklimlerin nazlı çiçeği Aç bugün... aç baksana mevsimin geldi. Sev biraz... Sev hayat suyun sevgidir. Erittiğin karlar değil kalbimdir.
-
ÇOCUKÇA AŞK
Seni özlemek geldi içimden Çocukluğumu özler gibi Babamın eve gelişini gözler gibi Sobanın üzerinde kızarmış ekmek Çaydanlıkta tıkırdayan çay İçmek geldi seni içimden Oh çekerek yudum yudum Ağlamak geldi içimden Hüngür hıçkırık çocukça Hiç neden olmasa bile Türlü kaprisler yaparak sana... Karanlıktan korktum da yine Yatağında uyumak istedim Sokulup kedi gibi koynuna Sıcaklığını duymak istedim Haydi evcilik oyna benimle Çamurdan köfteler yap bana Bu yaramaz bebeğine Ninniler söyle dizinde Haydi çocuk gibi davran bana Hiç olmadığım kadar çocukça Çocukluğuma ver bütün bunları Farzet ki - Çocukça aşık olmak geldi içimden...
-
GİTTİĞİNDE
Gittiğinde hiç ağlamadım Güçlü ve yıkılmamış görünmek Önümdeki felaketi takmazmış gibi durmak Buydu tek istediğim o an Gel gör ki bu ayrılık çok koydu gönülcağıza Bazı geceler var ki Sabahlardan habersiz geçmez bilmez ah ah Senden sonra yeni dostlar edindim Cigaram,kalem,kağıt Bunlarla gideriyorum yokluğunu İçime çektiğim her cigara dumanı Daha da derinleştiriyor Sızısı hiç dinmeyen yarayı Şimdi ben sana dön desem Çat diye dönebilirmisin? Ağlamaya alışmış gözlerimi Bir anda güldürebilir misin?
-
UMUT BEBEK - YUNUS ÜLKER
Şehir yeni güne hazırlanıyor Fukara semtin bir hanesinde Doğum sancısı ile bir bebek gelmekte Ananın sancıları yitip giderken Birden garip bir velvele Ve sonra Yeni doğan bebeğin naraları... Bir ananın hayata elvedası... Ne yapmalı böyle bir durumda Gelene sevinmek mi? Yoksa gidene üzülmek mi? İkiside zor iş Ölüme karışmışken mutluluk Bebeğin gözlerindeki o manalı bakış Hüzne hüzün katarak O sessiz türküyü daha derinde Gözyaşına dem vurarak söyletiyor Geride kalan canlara Artık tesellisin bebeğim Bezgin yüreklere Adın 'umut' konulmuş Güzel günlere inanan insanlarca Ağlama bebeğim Annenin yokluğunu anlarmış gibi Sende ağlarsan ne yapar bu insanlar Sana umut demişler Düşünsene umutsuz yaşayan insanları Sen gülmelisin bebeğim Sen gül ki umut olsun Sen gül ki geride kalsın matem Acıda kederde uzak olsun Sen büyümelisin bebeğim Büyüyüpde adam gibi adam olmalısın Herkes "o ana ne evlat doğurmuş" demeli Bu yazgı kimseyi yorgun düşürmemeli Sende sevmelisin bebeğim İnsanları, doğayı, yeni gelecek zamanı Kısacası her şeyi Bırak o matem geride kalsın Sen gülmelisin bebeğim Sen gül ki umut olsun Gül ki pencereyi açınca haneye güneş girsin Umutla birleşip yürekleri ısıtan güneş Gülersen belki baharda gelir Bilmem kaçıncı felaketin eşiğindeki bu diyara Belki seninle aynı kaderi paylaşanlarda güler Ve belki cennette sana bakan annende güler Anlıyorsun değil mi bebeğim Sen umutsun, yarınların umudu Hadi gülümse... YUNUS ÜLKER
-
BARIŞ NEDİR SEVGİLİM ?
Çocuğun gördüğü düştür barış. Ananın gördüğü düştür barış. Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış. Akşam alacasında, gözlerinde ferahlı bir gülümseyişle döner ya baba, elinde yemiş dolu bir sepet ve serinlesin diye şu pencere önüne konmuş testi gibi ter damlalarıyla alnında; barış, budur işte... Barış, sıcak yemeklerden tüten kokudur. Akşamda yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokakta ani fren sesi ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece, barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış canlarıyla dolmasıdır içeriye. Bayram günleri çalan gözlerimizde. Barış budur işte. Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır. Bacaklar uzanıp, ışık ışık diye fısıldarlarken birbirlerine Işık taşarken ufkun yalağından, Barış budur işte. Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından Cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi; Barış budur işte...
-
KENDİMDEN YADA SON SİGARAM İÇİN..
Kendimi çok kötü hissediyorum bugünnn acayip bunalımdayım ... ALLAHIM bana neler oluyorr.. kendine hakim olamaz hale geldim.zaman durduu gökyüzünde, içimdeki fırtına büyüyorr yorulmadım ama aslada yorulmayacağım.... Yaşamak buysa eğer;sevmek böle bişeyse sonuna kadar varım ben bu sevgideee... Yüreğim kabarsada ,gözlerim ağlasada,içim yansada varım ben bu yolculukta... Son sigaram diyorum çünkü; sonun bi sonu yokkk kelimeler bile yetmiyor bazan anlatmaya herşeyiii. Gözlerin nerde anlatabilirlerdii belkiii beniiii..şimdi sensizim yada nefessizz.. İçim daralıyorr..Sen hiç nefessiz kaldınmıı bebeğimm demek isterdim ama bebeğim yok artık dostum varrr!! SEN HİÇ NEFESSİZ KALDINMI DOSTUM?????....................................... Yazamıyorum ,konuşamıyorum,anlatamıyorum, ölüyorum, sensizim çok özledimm dayanamıyorum!!!!!!!!!!!!!! Saçlarımı bırakıyorum lavabona, yatağına, yastığına... terinle yapışmış bir tanesi omzunla boynunun kesiştiği kıvrımda. Göz yaşlarımı bırakıyorum avucuna, göğsüne yattığımda tenine yağdırdığım göz yaşlarımı bırakıyorum sana. Nefesini, atışı varlığının en büyük kanıtı olan kalp sesini dinlerken, gidecek olmanın yaşını bırakıyorum tişörtüne. Buharlaşıp kuruyacak daha ben gitmeden! Taze anılar bırakıyorum sana. Kokusu beynimize kıvrılan yeni anılar. Ve güzel güneşli günler bırakıyorum ardımda. Mutluluğu yansıtmanın çok yakışacağı çakmak gözlerine... Bitmeye başlayalı çok olmadı. Görmüş, beğenmiş, sevişmiştik Kar ayaza kesiyor içim üşür Vur yüreği zalimce aşka düşür Meşk nerede sevdiğim sen söyle Az gelir yaşamak bana söyle Sonra acımasızca saldıran yalnızlığımıza karşı ittifak oluşturduk. Güçlenmeye ihtiyacımız vardı, ayakta kalmaya, yalnızlığa dayanabilmek için bir süre daha. Çıkıp geldim peşinden. Çağır istedim. Gel de istedim, dedin sende. Biteceğini, bitmesi gerektiğini biliyorduk. Hatta pek de gizli olmayan bir övünç duyuyorduk ezberletilmiş sevgilerin dışına taşabilmenin, biteceğini bilmenin yaralamasına izin vermeyişine. Sonsuzluk işaretinin kesişim noktasıydık biz sadece. Sen beni şimdiki zamana bağlıyordun. Geleceğin ne olacağı umurumuzda bile değildi. Ben hazırdım sonsuzluğun sonunda damarlarıma verilecek acıya. Şimdi yavaş yavaş geliyorum kendime. Dün gece verilmeye başlandı zehir damarlarıma. Acı eşiği aşıldığından sadece çenemi kasıyorum. Artık sıkı değil yumruklarım, direnmiyorum. Sonsuzluk bitiyor. Ayrılıp kesişim noktamızdan, hızla devineceğiz ters istikametlere. Yar yüreğinin deli bekçisiyim Sevdanın kapında nöbetteyim Her saat sesinde gitmelerin korkusu Her günün sonunda birikir yokluğunu tortusu Ben çelindim. Çalındım bir rüyanın, insanların sevgi kalıplarının birine itildim, birşey yapmamanın güçlüğünde. Tam kaybediyordum ki kendimi o ezberin içinde, tutup çıkardın beni, çektin yine... İnişe geçmeye henüz başlamış olan bir su kuşu gibiydim, sanki kırıldı kanadım ve çakıldım yere! Sonsuzluğun bitecek olduğunun gerçekliğine! Konuşamıyor, inliyordum ama duymuyordun beni, O an sessizliğimden korkuyordun! Bir rüyanın en güzel yerinde uyandırılmış gibi oldum. Bir rivayete göre insan beyninin kaldığı yerden devam edebilmesi için uyanınca iki soruya yanıt bulması gerekirmiş:Burası neresi ve saat kaç?& Sonsuzluğun sonunda ve sensizliğe üç kala buldum kendimi. Üstelik bunun beni bu denli sarsacağından senin de benim de haberimiz yoktu ve işte bu yüzden yaptığın suç değildi. Kar beyazı düşüyor saça Yar adını koyuver ölüm kaça Bir iptir bedeli çok deme sakın An gelir ödenir.. Böyle olsun istemezdim. Kurallara sokamadığımız, sokmayı da denemediğimiz ilişkimize böyle bir sonu layık görmedim ama oldu bir kere. Belki bir gün yine bir şekilde, bir flaş patlaması kadar süren koca bir zaman diliminde yine geleceğiz göz göze. Ama şimdi gitmeliyim zira emir büyük yerden! Sana saçlarımı bırakıyorum, göz yaşlarımı bırakıyorum. Kapının üzerine, ilacını içmeyi unutma yazılı bir not, ayakkabılığa bir bardak su bırakıyorum. En derin yerinden kalbimin, en derin yerine kalbinin, sevgimi bırakıyorum! Öyle çok seviyorum ki seni, işte o yüzden gidiyorum! Dilimden düşmüyor kolaysa gel de al İçimden söküp aşkını Çektiysen kahrımı helal et hakkını ZORLU SEVDAM hoşçakal.. ...:::::HOSCAKAL:::::...
-
GEÇMİŞTE KALDI ŞİMDİ O
Bazı akşamlar başımı pencereye dayar Uzayıp giden ucu bucağı görünmeyen yollara bakar Uzak çok uzaklara dalar gider gözlerim. Geceler geceler boyu ağladığım geçmişime Yaşamak zorunda kaldığım bahtı kara kaderime Özlediğim çok özlediğim dillere destan aşkıma Geçmişte çok geçmişimde kaldı şimdi o... Sevgiyle içten bir bakışına ömrümü verdiğim Bir tatlı sözüne gençliğimi adadığım Bir gülüşü için hayatın tüm acılarına sevgiyle sarıldığım Yollarına dalımda filizlenen gülleri serdiğim Sevdiğim çok sevdiğim deliler gibi sevdiğim Geçmişte çok geçmişimde kaldı şimdi o..... Adını gökyüzüne yıldızlarla yazdığım Saçının her bir teline ömrümden bir yıl adadığım Ömrümden koparıp sevgiyle yaşamına uladığım Geçmişte çok geçmişimde kaldı şimdi o....... Bir ananın çocuğunun yolunu gözler gibi hasretle yollarını gözlediğim Kapıdan attığı her adıma kurbanlar adadığım Sesini her duyuşumda kendimi semalarda bulduğum Geçmişimde çok geçmişimde kaldı şimdi o...... Kalbime koyduğum aşkıyla destanlar yazdığım Sevdası uğruna hayatımı yoluna koyduğum Beni yaradana tapar gibi taptığım aşkım Geçmişimde çok geçmişimde kaldı şimdi o.... Küçük mutluluklarınım can damarı Minik tebessümlerimin güç kaynağı Küçük kalbime sımayan büyük aşk deryası Geçmişimde çok geçmişimde kaldı şimdi o.... Aşkını ömrüme sığdıramadığım İki tane gülüne gençliğini adadığım Acı sonu karşısında bağrıma taşlar bastığım Geçmişimde çok geçmişimde kaldı şimdi o.....
-
ACIYI GÖRMEK Mİ İSTİYORSUN? GÖZLERİME BAK - Ertuğrul Bayam
Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları, Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin. O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu. Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi, Umutla kurudum sensiz. Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin. Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan Bir boşluktan içeri girdim her gece, Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi. Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu? Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip, Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik. Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan, sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi. Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim. Acıyı görmek mi istiyorsun. Gözlerime bak! Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiirini oku, Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde. Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık. Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece. Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü. Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde. Tek avuntum bu şimdilik. Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben, Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın? Ölüm'müş, terk edilişmiş umurumda değil, gelme istersen. Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde, Kavuşma vakti olacak benim için ölüm. Dudaklarımda ki acı tat? Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek? Ne yazık hiç bilemeyeceğim. Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Sen uzakta çok uzakta Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın, Benim gibi. Seni seviyorum, Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime, Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı, Haykırışı bu sevdiğim. Sana ulaşamasam da, Biliyorum ki zavallı kalbim Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun. Biliyorum beni sevdiğini Acıyı tattığını da benden uzaklarda Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin? Acı tek taraflı olsaydı, Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu. Ama yokluk kötü sevdiğim. Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü. Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların, Yüzüne hasret kaldığım günlerde Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim. Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını Ve eminim ağlayacaksın. Ağlamak seni ben yapar sevdiğim Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak. Her gün Üsküdar&ÿ#8217ÿ;da oturup kendimi dinlerim Oysa konuşan sendin hep benimle, Ne martıların vapurlara takılışı, Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim. Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim. Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında. Gözlerim ve ben her Üsküdar&ÿ#8217ÿ;a inişimizde Bir gün seninle bir bankta oturup Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik. Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda. Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki Adım adım yok oluşumu izliyorum Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle. Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara, karanlıklara bakıyorum mütemadiyen Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum? Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp Rabbime ettiğim dualarım, Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden Rabbimin bir bildiği var deyip Kabul olmadığında dualarımın Tekrar tekrar yalvarmalarım. Seni okyanusların diplerinde Bir midyenin içinde ki İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde Tek bir şey düşündüm? Dokunamadan tenine, Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı. Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler Seni seviyorum meleğim. Acımasız olan ne sensin ne de ben, Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım. İnsan yaşamın değerini Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin Gözlerinin önünden geçmesi değil. Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim. Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş Ve ben o ateşle yanmayı, Sırf seni sevmek olduğu için İnan bana çok sevdim. Ertuğrul Bayam
-
GÜZELE- Zafer AKKAŞ
Nasıl da güzel çalıyor ulan bu herif kemanı....... Çay da soğumuş. Isıtsam mı? Niye bitti ki bu rakı?... Başım dönse ya, midem bulansa bile razıyım.... Boğazım ağrıyor. Sigarayı mı değiştirmeli, bırakmalı mı yoksa?.... Nasıldı bunun sözleri? ?Sevdim bir genç kadını....? ya sonrası?.... Bunaldım... İyi de çıkaracak bir şey kalmadı ki üstümde... Duşun altına giriversem bari... Ilık ılık akıverse... Yumuşacık, tertemiz... Ama daha demin kurulandım, saçlarım bile kurumadı henüz... Kenan mı çok seviyor Günsel?i , Günsel mi çok seviyor Kenan?ı?......................................................................... Kaset bitti.... Çay soğudu.... Ben hala ayığım. Yetmedi ki iki kadeh.... Lanet olsun!.. Olmuyor, bir türlü veremiyorum kendimi... Yazmayı denedim, kelimeler kaçtı; iki tek attım, rakı bitti. Çay demledim... Tek başıma tango yaptım. Bir Gün Tek Başına?yı okudum, okumaya daldım. Şiir okudum... Türkü söyledim... Kovamadım seni!... YOK BE GÜZEL, HATA ETTİM!.. TUTUP ŞAP DİYE ÖPMELİYDİM O KÜÇÜCÜK AĞZINDAN, AVUÇLARIMA ALIP YUVARLACIK YÜZÜNÜ... YA İTELEYİP TERSLERDİN YA DA ................. Salı günü miting var, şiir ezberlemeliyim. Koca okula ayıp olur elde kağıt şiir okursam. Sonar yazmalıyım biraz. Ama cümleler benden kaçıyor. Aklımdasın... Telefonum da açık arada bir dıtlıyor. Doğu, çocukları ayaklandırmış. Üstü kapalı teselli cümleleri sıralanıyor ardı ardına. Karşımda Güney... Yatırmış başını omzuma, çay içiyor. Dolanma be Zafer öyle deli dana gibi. Az sonra çıkar gelir alt katta ki manya karı. ?Hayırdır oğlum? Apartmanı mı yıkmaya çalışıyordun?? Hadi oradan diyemem ki... Aklıma Murathan?ın öyküsü geliyor. Boyacıköy?de Kanlı Bir Aşk Cinayeti? Film yapacaktım güya. Senaryosunu nereye koydum ki?.. ?Adam durakta otobüs bekler. Gelin arabası gelir, duru durağın karşısındaki lokantanın önünde. Gelin, damat, üç de adam inerler arabadan, girerler lokantaya. Adam geline bakar, bir süre sonra da gelinin gözleri kilitlenir adama. Yemek biter. Gelin, damat ve adamlar kalkarlar. Adam duraktan çıkıp, gelinin yanına gelir. Elini tutar; ?Seni seviyorum.? der. Gözleri açıktır, ama ıslak. Sonun başlangıcı gibidir gözleri. Tekrar eder; ?Seni seviyorum... N?olur gitme...? Gelin adama bakar, sonun başlangıcını görmüştür o da... Gülümser yine de... Yine de iki damla yaş süzülür gözlerinden yanaklarına, kimseler görmez.Adama döner. daha bir sıkar, elini sıkan adamın elini. ?Çok geç!? der, ?Çok geç kaldın. ben de seni seviyorum ama geç kaldın.? Bu diyalog kimine göre uzun, kimine göreyse kısacık sürer. Adam elini redingotunun cebine sokar. Bir silah çıkarır. Bir gül uzatır gibi doğrultur geline. ?Seni seviyorum.? der, ?Seni çok seviyorum. N?olur gitme...? Gelin gülümser. Sonun da sonu gelmiştir. ?Geç kaldın.? der, ?Çok geç kaldın...? Adam tetiği çeker... Bu benim özetim. Öykünün aslı çok daha uzun. Benim senaryom daha farklı. İstersen anlatırım. Bir de şiiri var Murathan?ın, ?Yalnız Bir Opera?. Orada der ki: ?Ne sen dönebilirsin bana, ne de ben kapıyı açabilirim sana...? Sen de kapılardan bahsettin bu gün. Aralık bıraktığın kapı var ya, o kapı işte. Sadece seyredebiliriz birbirimizi. Ben o kapıdan geçemeyecek kadar büyüdüm. Ne sen gelebilirsin bu yana, ne de ben geçebilirim öte yana... Ben de bir masaldan, bir diyalog anlattım sana bu gün. Ne kavuşması mümkündür, ne de ayrılması... Sen de onayladın. YOK BE GÜZEL, HATA ETTİM!.. TUTUTP ELİNİ, BAĞRIMA SOKMALIYDIM... YA KAÇARDIN YA DA ........ Saat 2?ye geliyor. Çayı ısıttım, tekrar soğudu. Kaset yine bitti. Ama bitmedi yazacaklarım... Telefonum açık hala. Ama neden çalmıyor? 5?e çeyrek kalaya var daha. Beklesem mi? Beklemeli miyim? Bir Gün Tek Başına?yı okuyorum. Ama yine yalnız başıma. Dizlerin yok ki başımı yatırayım. Duymazsın ki sesimi, okusam da beyhude... Üşüyorum güzel... Alnımda ter boncuk boncuk ama ben üşüyorum güzel... Ne diyordu Yunus ?Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca.? Ben diyorum işte, Yunus ne karışır?.. Midem kazınıyor. Ağzım zehir, sigaradan genzim yanıyor. Yesem mi kurabiyelerinden bir kaçını? Yersem biter... Toprak çanak bana bakıyor, ben ona... Ya sen neredesin? Dalga sesleri kulaklarımda.Sinsi sinsi yaklaşıyor baş ağrısı... Geç kalmıştı, buyursun gelsin. Bir o eksikti acıyan yerlerimin yanına!.. Dağılmıştım, artık hiç toparlanamam. ?Ne kavuşması mümkündür, ne de ayrılması. Zor iş bizim sevdamız.? dedi adam. Onayladı kadın, ?Haklısın...? Hatırlayamadım, oraya da geliyor muydu dalga sesleri?... Sevmek güzel şey be güzel. Dehşet güzel şey. Güzel de, dokunamazsam gül tenine, al al olmazsa yanakların sevgilim dediğimde, ağzından çıkmazsa sevda sözleri, ağzından çıkıp da kulağıma varmazsa ne işe yarar ki sevmek güzel?.. YOK BE GÜZEL, HATA ETTİM!.. KOACAMAN SARILMALIYDIM SANA... KOCAMAN SARILIP İÇİME ALMALIYDIM SENİ. DENEDİM... SOĞUKTUN BETON KADAR... ÇARPTIM DUVARA DÜŞTÜM. DÜŞERKEN GÖRDÜN MÜ BENİ GÜZEL?.. Keloğlan canavarın mağarasında, canavarın uyumasını beklerken, parmağını kesip tuz basarmış yarasına, uyumamak için... Yüreğim sancıyor güzel... Yüreğim yanıyor, dehşet acıyor. Parmağımı kırsam yüreğimin acısını bastırır mı güzel? İyi de duvar neden kaçıyor? Ben kanıyorum da sen üşüyor musun güzel?.. Uyku bastırıyor... Kaset yine bitti... Çay da bitti... Bir sigara daha yaktım yanan boğazıma inat. Telefonum hala açık. Ama o da bana inat çalmıyor. Çalsın be güzel!.. Dalgalar çarpıyor cümlelerime. Duyuyor musun dalga seslerini güzel?.. Yalnızım güzel... Çok yalnızım... Üşüyorum güzel... Gel güzel... Kaçma güzel... Kırma be güzel, kırdırma... Nen varsa al da gel güzel... Yükle sırtıma, korkma taşırım ben. Gel güzel... Gecikme güzel, geciktirme... nisan?da...... Zafer AKKAŞ
-
YİTİRİLEN - UMUT ALTINÇAĞ
Ola ki yürürüm bir başka aşka ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe unutma ki tek aşk olduğum sensin âşık olduğum değil. Karanlıkla süzülüyor içime yıkım dur diyorum yıkılıyorum uçurumları başucuma koyuyorum sonra okşuyorum saçlarını rüzgarda sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime gitme diyorum gitme düşüyorum sonra beni soruyorlar bana tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar önce bir bir sonra hepsi sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık. Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte. Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün hala kaçıyor musun gözlerini bırakarak birilerinde hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun kendin kadar aklımdasın. Hala öyle savruk bir gök hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi ve aşkını şaşırmış bir tanrı. Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara. Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım öyle bıraktığım gibi misin gerçeği yakmada hala usta mısın yoksa çırak mı yanarken yalanda saçlarıma dolanan aydınlığımsın somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirede anlattıkça eksilen tek anlam anlattıkça eksilen tek anlam. Hala bıraktığım gibi misin. Yoksa beni bıraktığın gibi mi kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma. Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma. Hala bıraktığım gibi misin. UMUT ALTINÇAĞ
-
HÜZÜN MELEĞİM BENİM
Gel hüzün çiçeğim... Gel hüzün meleklerine ilham veren gözyaşı incisi... Kalbimi Rabbime götüren gözyaşı kelebeği... Ben kalbi kırıklarla beraberim diyen Rabbimin vuslat rehberi... Gül rengi akşamların bitimsiz rengi Sevginin hüzünle buluştuğu çizgi Aşka yakılan ağıt Gel tut ellerimden artık Tutki bu sevgisiz dünyada sevgi cennetine gidebileyim Kayıp kalbimi bulabileyim.Gözlerim ağlasada kalbimle gülebileyim. Onu görebileyim. Sevgisiz cennete girilemezmiş. Melekler söyledi bunu. Ve biliyormusun sen sevgiymişsin. Öyleyse seninle cennete girebilirim. Biliyormusun ey sevgili Sen cenneti özlemesen de cennet seni özlermiş. Sen istemesende cennet seni istermiş. Sensiz cennet hiçbir şeye benzemezmiş. Bu yüzden kişi cennette ´ SEVDİĞİYLE´ berabermiş
Jump to content