Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

afflicted_

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

afflicted_ tarafından gönderilen her şey

  1. Heder oldu gençlik çağım Senin yolunda yolunda Soldu çiçeğim yaprağım Senin yolunda yolunda Ben ne idim nasıl oldum Kahi doldum kah boşaldım Yandım yakıldım kül oldum Senin yolunda yolunda İşte geldi sonbaharım Beni ister sadık yarim Heder oldu namus arım Senin yolunda yolunda Elinden bir dolu içtim Türlü türlü derde düştüm Cümle varlığımdan geçtim Senin yolunda yolunda Dilsiz oldum pepelendim Yağmur oldum sepelendim Toprak oldum tepelendim Senin yolunda yolunda Sana uzanan el oldum Kahi uslu kah del'oldum Naçizane Veysel oldum Senin yolunda yolunda
  2. Her sabah her sabah suya giderken Yar yolunda toprak olsam toz olsam Bakıp dört köşeyi seyran ederken Kara kaş altında ela göz olsam Uğrunu uğrunu giderken yola Nice dilsizleri getirir dile Gövel ördek gibi inerken göle Ya bir şahin olsam ya bir baz olsam Veysel ördek olsun sen de göl yarim Yeter artık kerem eyle gel yarim Lale sümbül mor menekşe gül yarim Sen bir çiçek olsan ben bir yaz olsam
  3. Ben giderim sazım sen kal dünyada Gizli sırlarımı aşikar etme Lal olsun dillerin söyleme yada Garip bülbül gibi ah u zar etme Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesimi sesine kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et beni unutma Bahçede dut iken bilmezdin sazı Bülbül konar mıydı dalına bazı Hangi kuştan aldın sen bu avazı Söyle doğrusunu gel inkar etme Benim her derdime ortak sen oldun Ağlarsam ağladın gülersem güldün Sazım bu sesleri turnadan m'aldın Pençe vurup sarı teli sızlatma Ay geçer yıl geçer uzarsa ara Giyin kara libas yaslan duvara Yanından göğsünden açılır yara Yar gelmezse yaraların elletme Sen petek misali Veysel de arı İnleşir beraber yapardık balı Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı Ben babamı sen ustanı unutma
  4. Salınıp giderken boyunu gördüm Selvi miydi fidan mıydı boy muydu Eğmiş kaşlarını yayını gördüm Kılıç mıydı gamze miydi yay mıydı Güzel keklik gibi geziyor taşta Gören aşıkları yakar ateşte Avazı bülbülde sedası kuşta Keklik miydi turna mıydı toy muydu Taramış zülfünü dökmüş gerdana Yel estikçe dalgalanır her yana Dedim dilber çevir yüzün bak bana Gözleri yıldız al yanaklar ay mıydı Arasan dünyayı bulunmaz eşi Siyah bulut perdelemiş güneşi Ah çekti gözünden sel etti yaşı Deniz miydi derya mıydı çay mıydı VEYSEL şatır beyan eder derdini Terkedemem ezberini virdini Dilim tutup soramadım yurdunu Yayla mıydı kasaba mı köy müydü
  5. Saklarım gözümde güzelliğini Her neye bakarsam sen varsın orda Kalbimde gizlerim muhabbetini Koymam yabancıyı sen varsın orda Aşkımın temeli sen bir alemsin Sevgi muhabbetsin dilde kelamsın Merhabasın dosttan gelen selamsın Duyarak alırım sen varsın orda Çeşitli çiçekler yeşil yapraklar Renklerin içinde nakşını saklar Karanlık geceler aydın şafaklar Uyanır cüml'alem sen varsın orda Mevcudatta olan kudreti kuvvet Senden hasıl oldu sen verdin hayat Yoktur senden başka ilanihayet İnanıp kanmışım sen varsın orda Hu çeker iniler çalınan sazlar Kükremiş dalgalar coşar denizler Güneş doğar perdelenir yıldızlar Saçar kıvılcımlar sen varsın orda Veysel'i söyleten sen oldun mutlak Gezer daldan dala yorulur ahmak Sen ağaç misali biz dalda yaprak Meyva çekirdeksin sen varsın orda
  6. Sabahtan bir güzel gördüm Suya gelmişti pınara Aradım aslını sordum Aşıkım hüsn-ü dilbere Bahçedeki taze fidan Seherde kalkmış uykudan Salınarak suya giden Ala gözlü kaşı kara Gider yolda üğrünerek Sandım aslı huri melek Cilveli nazlı gülerek Benleri var sıra sıra Boyu selvi çınar gibi Gökte turna döner gibi Dala bülbül konar gibi Avaz veriyor kuşlara Bülbül bağlıdır kafeste Kavuşursak son nefeste Gül bahçede bülbül seste Veysel yapış zülf-ü yare
  7. Neler yaptı bana kader Uyansana kara bahtım Yel değdikçe erir gider Karşı dağda kara bahtım Tecellinin ters kalemi Bana dar etti alemi Dedim güzel sar yaremi Çıkageldi hora bahtım İçimden gitmez kederim Mihnet ile doldu derim Dünya kalsın ben giderim Bilet veren kara bahtım Yükün aldı gam kervanı Terk edip gider bu hanı Bilinmez nerde mekanı Göğe bahtım, yere bahtım Bu bir sır ki açıklanmaz Diyen bilmez, bilen demez Öyle bir yol giden gelmez Uzar gider ara bahtım Veysel söyler derdi çoktur Ecel gelir ölüm Haktır Saklanmıya imkan yoktur Ora bahtım bura bahtım
  8. Kulak ver sözüme dinle arkadaş! Uyma lak lak edip gülüşenlere! Meşgul eder seni işinden eyler, Karışırsın tembel, perişanlara Adım at ileri, geriye bakma! Bir sağlam iş tut, elden bırakma! Saçma sapan sözler, hep delme takma, Allah'ın yardımı çalışanlara! İleriyi gören, geriye bakmaz! Tuttuğu işi elden bırakmaz! Allah cömert ama ekmek bırakmaz, Oturup geçmişi konuşanlara! Maziye karışmış yıllarda, ayda! Geçmişi konuşmak, sağlamaz fayda! Gören göze ibret vardır her işte! Seyret gökyüzünde yarışanları!!
  9. Bu dünyayı kuran mimar Ne boş sağlam temel atmış İnsanlığa ibret için Kısım kısım kul yaratmış Kimi yaya kimi atlı Kimi uçar çift kanatlı Dünya şirin baldan tatlı Eyvah balı tuza katmış Kazması yok küreği yok Ustası var çırağı yok Gök kubbenin direği yok Muallakta bina çatmış Bu çark böyle döner durmaz Ehli aşklar yanar durmaz Aşk meyinden kanar durmaz Sevgi muhabbet yaratmış Hep biliriz dünya fani Oyalıyor seni beni Adem atadan bu yana Nice insan gelmiş gitmiş Bu dünyaya gelen gülmez Bir yok var ki giden gelmez Bu hikmeti kimse bilmez Ona sır demiş kapatmış Bu nizamı böyle kurmuş Kendi çekilmiş oturmuş VEYSEL'e türlü dert vermiş Durmadan derman aratmış
  10. Memlekete destan oldum Karım beni beğenmedi Eşten oldum dosttan oldum Yarim beni beğenmedi Ne söylesem "deli" dedi "Meyva vermez çalı" dedi "Açma bana kolu" dedi Sarım beni beğenmedi Ben gönlümün valisiyim Altı çocuk velisiyim Bir güzel delisiyim Durum beni beğenmedi Yine düştüm dilden dile Gözyaşlarım sile sile Attı beni gurbet ele Yarim beni beğenmedi Geçti güzelliğin çağı Gölköy'e kurdum otağı Güz geldi döktü yaprağı Dalım beni beğenmedi Veysel yönüm yare döndüm Lodos değmiş kara döndüm Yeşillenmiş yare döndüm Pirim beni beğenmedi
  11. Al katip kalemi yaz bu selamı Mektup yare selamımı ulaştır Bir yar için terkeyledim sılamı Mektup yare selamımı ulaştır Şarkışla kazamdır Sivralan köyüm Geçti ömrüm gurbet elde neyleyim "Gel" diyorsa bu illerde durmayım Mektup yare selamımı ulaştır Yardan ayrılalı yaralı sinem Gam ile kurulmuş temelim binam Ağlar mı güler mi gör benim sunam Mektup yare selamımı ulaştır Gider bu hasretlik yıla yetmez mi İsmin tesbih ettim dile yetmez mi Bülbülün feryadı güle yetmez mi Mektup yare selamımı ulaştır Gönüle hasiret göze yol yaman Veysel'i söyletir bir kaşı keman Mektup ile konuşalım bir zaman Mektup yare selamımı ulaştır
  12. Mecnun gibi dolanıyorum çöllerde Hayal beni yeldiriyor yel gibi Ah çeker ağlarım gurbet ellerde Durmaz akar gözüm yaşı sel gibi Bir güzelin mecnunuyum ezelden Veremem telkini gelmiyor elden Yandım ateşine can u gönülden Görmesem günlerim uzar yıl gibi Hesapsız haftalar yıllar geçiyor Evvel benim idi şimdi kaçıyor Varıp düşmanlara derdin açıyor Beni görüp saklanıyor el gibi Zincirsiz kösteksiz bağladı beni Tatlı diliyle eğledi beni Yurdumdan yuvamdan eyledi beni Yarsız dunya malı bana pul gibi Aşkın beni deryalara daldırdı Bazı ağlatır da bazı güldürür İster azat eyler ister öldürür Sefil Veysel kapısında kul gibi
  13. Kimin meftunuyum kimin mecnunu Anlaşılmaz böyle bir hal var bende Tabirsiz ürüya keşfettim bunu Sevgi bende sevda bende yar bende Her nereye baksam onu görüyom Aynaya bakarsam beni görüyom Yayılmış damarda kanı görüyom Yerleşmiş cesette gizli sır bende İnsanlar «dolu»dur hâlî değildir Sarrafın altını pulu değildir Veysel sersem gezer deli değildir Beni mecnun eden ateş kor bende
  14. Daima bulanın, asla durulman, Nedir bu sendeki hal, Kızılırmak? Çağlayıp akarsın, hiç mi yorulman? Seni zapteyleyemez göl, Kızılırmak. Bahar gelir, bulanırsın, coşarsın, Dalga vurur, kenarlara taşarsın. Dünya kurulalı böyle yaşarsın, Tükenmez ömrün var bol, Kızılırmak. Toplanır suların yayladan, köyden, Kuvvetler alırsın çeşmeden, çaydan. Fariğ olup vazgeçmen mi bu huydan? Kimseye vermezsin yol, Kızılırmak. Yel estikçe dağlar karın eritir, Güneş olur, çayır çimen yürütür; Dünyada bâkisin, hükmün câridir, Sana kuvvet verir sel, Kızılırmak. Zara dağlarından toplaşın gelin, Sivas'ın kenarın dolaşın gelin, Yıldız ırmağına ulaşın gelin, Göksu'yu beraber al, kızılırmak. Kızıldağ'dan doğru çıkıp gelişin, Kayseri'de Karasu'ya karışın, Cahdın nedir, yola devam çalışın, Delice ırmağın bul, Kızılırmak. Ulu sular ile akıp gidersin, Tavşanlı dağına bakıp gidersin, Uğradığın yeri yıkıp gidersin, Git Karadeniz'e dol, Kızılırmak. Veysel'in gözünden çağlayan sular; Derdim gizli durur, yüzlerim güler, Seni tutsun beni tutan uykular, Derin uykulara dal, Kızılırmak.
  15. Kırk yaşımdan sonra kalbime ilham Erişti Mevladan bir ihsan oldu Hakk'ı bilenlere hazırdır her an İnkar edenlere sır nihan oldu Varlık noktasını açık gösterdi İrade-i cuz'un eline verdi Hakk'ı bilen her eşyayı Hak gördü Vücudun şehrine o sultan oldu Sağda solda arşta kürste her yerde Hazırdır münkirin gözünde perde Diyen bilmez bilen demez bir ferde Akıl ermez sırrı bir süphan oldu Zahir batın her irenkten görünür Gani doğar amma gahi dulunur Nerde baksan orda hazır bulunur Kim demiş hakkında lamekan oldu Nuru ile bu alemi kapladı Azimdir kerimdir gafurdur adı Sefil Veysel Hak'tan ister muradı Muradlar verecek cömertkan oldu.
  16. İnsanoğlu doğru yoldan şaşmazdı İşde hiyle, sözde yalan olmasa Türlü türlü felakete düşmezdi İşde hiyle, sözde yalan olmasa İstemezdi alış verişte senet Kafalara yerleşmezdi ihanet Ne zina olurdu ne çapkın evlat İşde hiyle, sözde yalan olmasa Ne bir yetim hakkı ne de bir rüşvet Yanmazdı gönüller olurdu hep şad Derdim anlatırken denmezdi kapat İşde hiyle, sözde yalan olmasa Bu güzel sohbette olmazdı fıs fıs Çirkin ise meyyal olmazdı nefis Ne cinayet ne hırsız ne hapis İşde hiyle, sözde yalan olmasa Ortadan kalkardı günah musibet Aşıklar olurdu hak ve hakikat Herkes için açık olurdu cennet İşde hiyle, sözde yalan olmasa Tamuda olmazdı kullara ceza Olsa temiz ahlak ve husni-i rıza Hiç şüphe girmezdi gönüle göze İşde hiyle, sözde yalan olmasa Yalancılar belki kızar bu işe Yalan ayaktadır çıkamaz basa Kemlik düşünür mü kardeş kardeşe İşde hiyle, sözde yalan olmasa VEYSEL bu yollarda sarfeder nefes Herkesin elinde gezer bir kafes Binbir türlü derdi çeker mi herkez İşde hile, sözde yalan olmasa
  17. Bu nasıl kavgalar çirkin döğüşler Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız Yolumuza engel olur bu işler Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız Birleşiriz bir bayrağın altında Biz Türklerin ikilik yok aslında Yanar tutuşuruz vatan aşkında Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız Hedef alıp dövüştüğün kardeşin Seni yaralıyor attığın taşın Topluma zararlı yersiz savaşın Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız Herkes ilim deryasında yüzüyor Çıkmış ayın çevresinde geziyor Yazık bize yollarımız uzuyor Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız Kitaplar yazılmış nasihat dolu Birlikte güçlenir gençliğin kolu Gençliğe emanet Atatürk yolu Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez Bulanık çeşmeden kimse su içmez Ganadı olmasa kuşlar da uçmaz Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
  18. Gine mi ağladın kirpikler nemli Dostum niçin giyinmişsin karalar Çiğ düşmüş gül gibi yüzünden belli Senin derdin bu sinemi yaralar Aziz dostum seni kimler ağlattı Tecelli derdini derdime kattı Yalan dünya nicelerini ağlattı Kim bilir ki son mekanın nereler Bu can bu cesede girelden beri Aldık başımıza türlü kaderi Çaresiz çaresiz ileri geri Vakit gelir tamam olur sıralar Cefanın sefanın farkı yok bence Eğer düşünürsek inceden ince Her ikisi de son haddine varınca Dümdüz olur iniş yokuş dereler Mihnet-i dünyaya tahammül gerek Kahi ağlayarak kahi gülerek Geçti günüm gözyaşlarım silerek VEYSEL arar dertlerine çareler
  19. Derdimi dökersem derin dereye Doldurur dereyi düz olur gider Rakipler geldi de girdi araya Korkarım yâr benden yoz olur gider Ilgıt ılgıt yeller eser seherde Dost beni düşürdü onulmaz derde Yâr ile buluşsak bir tenha yerde Duyarlar rakipler söz olur gider Pervane ateşten sakınmaz canı Uğruna koymuşum başı bedeni Doldur tüfengini hedef et beni Yaram doksan dokuz yüz olur gider Veysel der çıkayım bir yüce dağa Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa Zaman gelir tenim düşer toprağa Karışır toprağa toz olur gider
  20. Deli gönül ne gezersin Geze geze yorulman mı Ne kazandın bu sevdadan Vazgeç desem darılman mı Delisin gönül delisin Güzellere cilvelisin Bu işleri bilmelisin Çiçek olsan derilmen mi İnc-elekten elenirsin Diyar diyar dolanırsın Akar çağlar bulanırsın Hiç bir zaman durulman mı Yüce dağın menekşesi Sesin güzeller neşesi Gönlümün billur şişesi Taşa çalsam kırılman mı Söyletme garip Veysel'i Kahi uslu kahi deli Candan sevdiği güzeli Tenha bulsan sarılman mı
  21. Çırpınıp içinde döndüğüm deniz Dalgalanır çoşar rüzgarından Mevce gelir çoşar inleyen aşkım Ah çektikçe kaynar gelir derinden Derya coşar inci saçar kenara Aşk ehli dayanır ateşe kara Bülbüller gül için giyinler kara Seherler uyanır gülizarından Dert ile mihnete dalmayan aşık Ne yemiş ne doymuş eli bulaşık Kınama Veysel'i fikri dolaşık Ayrılmış yarinden yar diyarından
  22. Çarık söylüyor: Aman kardeş cok üşüdüm Sen köşede ben dışarda Senin ile kardeş idim Sen köşede ben dışarda Mes söylüyor: Elin, yüzün çamur bu ne Git ahırda kızınsene Laf istemem uzun çene Ben köşede sen dışarda Çarık söylüyor: Sen de deri, ben de deri Görüyon mu kör kaderi Sen tutmuşsun mevkileri Sen köşede ben dışarda Mes söylüyor: Neler gördüm tezgahlarda Hiç gezmedim uzaklarda Hakkım vardır bu haklara Ben köşede, sen dışarda Çarık söylüyor: Güzel güzel halı kilim Senin kılın benim kılım Tepeleyip etme zulüm Sen köşede ben dışarda Mes söylüyor: Ben kimseye etmem zulüm Ne çare ki böyle yolum Halı gene benim halım Ben köşede sen dışarda Çarık söylüyor: Sen gezersin halılarda Güzel güzel balolarda Ben gezerim çalılarda Sen köşede ben dışarda Mes söylüyor: Mes çarıktır, çarık mestir Yürürlerse aynı sestir Veysel söyler bir nefestir Gah içerde, gah dışarda
  23. Bu alemi gören sensin Yok gözünde perde senin Haksıza yol veren sensin Yok mu suçun burda senin Kainatı sen yarattın Herşeyi yoktan var ettin Beni çıplak dışar'attın Cömertliğin nerde senin Evli misin ergen misin Eşin yoktur bir sen misin Çarkı sema nur sen misin Bu balkıyan nur da senin Kilisede despot keşiş İsa Allah'ın oğlu demiş Meryem Ana neyin imiş Bu işin var bir de senin. Kimden korktun da gizlendin Çok aradın, çok izlendin. Göster yüzünü çok nazlandın Yüzün mahrem ferde senin Binbir ismin bir cismin var Oğlun, kızın ne hısmın var Her bir irenkte resmin var Nerde baksam orda senin Türlü türlü dillerin var Ne acaip hallerin var Ne karanlık yolların var Sırat köprün nerde senin Ademi sürdün bakmadın Cennette de bırakmadın Şeytanı niçin yakmadın Cehennemin var da senin Veysel neden aklın ermez Uzun kısa dilin durmaz Eller tutmaz gözler görmez Bu acaip sır da senin
  24. Bir pipom var yamalıklı Palto giyerim alıklı Oğlum kızım çarıklı Mes giymemiş soyum benim İki gözüm görmez benim Kimse halim sormaz benim Beş gün evde durmaz benim Gurbet oldu köyüm benim Bir eşim var kızıl sarı Gubardır gezer saçları Benim der dünya dilberi Böyle düşmüş payım benim Sır saklamam sitir örtmem Tangolardan otur örtmem Hecap bilmem hatır örtmem Olmaz olsun huyum benim VEYSEL sözün beş par'etmez El bir taraf yare yetmez Günah yanından hiç gitmez Bilmiyorum ki neyim benim
  25. Bir ulu ağaçtan bir yaprak düşse O anda acısın duyar iniler Katlansa acıya sakince geçse Esen rüzgârlara uyar iniler Bu aşkın meyinden içip de kanan Gendeki başını sevdaya salan Yârinden ayırılıp gurbette kalan Geçen günlerini sayar iniler Çağlayıp akıyor bakarsın suya Yağan yağmurlardan zevk duya duya Geçer dolaplardan yeter arzuya Başım çarklara dayar iniler Dağlar çiçek açar Veysel dert açar Derdine düştüğüm yâr benden kaçar Gerçek âşık olan kendinden geçer Derdini âleme yayar iniler