<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>Naz&#x131;m Hikmet Ran Son Konular</title><link>https://www.siirname.com/?forumId=2</link><description>Naz&#x131;m Hikmet Ran Son Konular</description><language/><item><title>NIKBINLIK</title><link>https://www.siirname.com/konu/704-nikbinlik/</link><description><![CDATA[<p>Nikbinlik</p><p>Güzel günler göreceğiz çocuklar, </p><p>güneşli günler </p><p>göreceğiz... </p><p>Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, </p><p>ışıklı maviliklere </p><p>süre- </p><p>-ceğiz... </p><p>Açtık mıydı hele bir </p><p>son vitesi, </p><p>adedi devir. </p><p>Motorun sesi. </p><p>Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir </p><p>ne harikûlâdedir </p><p>160 kilometre giderken öpüşmesi... </p><p>Hani şimdi bize </p><p>cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır, </p><p>yalnız cumaları </p><p>yalnız pazarları.. </p><p>Hani şimdi biz </p><p>bir peri masalı dinler gibi seyrederiz </p><p>ışıklı caddelerde mağazaları, </p><p>hani bunlar </p><p>77 katlı yekpare camdan mağazalardır. </p><p>Hani şimdi biz haykırırız </p><p>Cevap: </p><p>açılır kara kaplı kitap: </p><p>zindan.. </p><p>Kayış kapar kolumuzu </p><p>kırılan kemik </p><p>kan. </p><p>Hani şimdi bizim soframıza </p><p>haftada bir et gelir. </p><p>Ve </p><p>çocuklarımız işten eve </p><p>sapsarı iskelet gelir.. </p><p>Hani şimdi biz.. </p><p>İnanın: </p><p>güzel günler göreceğiz çocuklar </p><p>güneşli günler </p><p>göre- </p><p>-ceğiz. </p><p>Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, </p><p>ışıklı maviliklere </p><p>süre- </p><p>-ceğiz.....</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">704</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:13:34 +0000</pubDate></item><item><title>A&#x15E;K &#xDC;ST&#xDC;NE</title><link>https://www.siirname.com/konu/7477-a%C5%9Fk-%C3%BCst%C3%BCne/</link><description><![CDATA[<p> Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.</p><p> Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.</p><p> Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.</p><p> Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....</p><p> Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...</p><p> Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....</p><p> Nazım HİKMET</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">7477</guid><pubDate>Thu, 25 Sep 2025 21:28:52 +0000</pubDate></item><item><title>D&#xDC;NYANIN EN TUHAF MAHLUKU</title><link>https://www.siirname.com/konu/6979-d%C3%BCnyanin-en-tuhaf-mahluku/</link><description><![CDATA[<p>Akrep gibisin kardeşim,</p><p>korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.</p><p>Serçe gibisin kardeşim,</p><p>serçenin telaşı içindesin.</p><p>Midye gibisin kardeşim,</p><p>midye gibi kapalı, rahat.</p><p>Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.</p><p>Bir değil,</p><p>           beş değil,</p><p>                      yüz milyonlarlasın maalesef.</p><p>Koyun gibisin kardeşim,</p><p>gocuklu celep kaldırınca sopasını</p><p>sürüye katılıverirsin hemen</p><p>ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.</p><p>Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,</p><p>hani şu derya içre olup</p><p>                            deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.</p><p>Ve bu dünyada, bu zulüm</p><p>                                    senin sayende.</p><p>Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer</p><p>ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak</p><p>                      kabahat senin,</p><p>                                     - demeğe de dilim varmıyor ama -</p><p>                      kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!</p>]]></description><guid isPermaLink="false">6979</guid><pubDate>Mon, 01 Sep 2025 22:25:00 +0000</pubDate></item><item><title>YA&#x15E;ANMAMI&#x15E;LAR</title><link>https://www.siirname.com/konu/6456-ya%C5%9Fanmami%C5%9Flar/</link><description><![CDATA[<p>En güzel deniz:</p><p>Henüz gidilmemiş olanıdır...</p><p>En güzel çocuk:</p><p>henüz büyümedi.</p><p>En güzel günlerimiz:</p><p>henüz yaşamadıklarımız.</p><p>Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:</p><p>Henüz söylememiş olduğum sözdür</p>]]></description><guid isPermaLink="false">6456</guid><pubDate>Mon, 01 Sep 2025 12:18:44 +0000</pubDate></item><item><title>SEVG&#x130;L&#x130;M</title><link>https://www.siirname.com/konu/6455-sevgi%CC%87li%CC%87m/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Sevgilim yalan söylersem sana</p><p>Kopsun ve mahrum kalsın dilim</p><p>Seni seviyorum demek bahtiyarlığından</p><p>Sevgilim yalan yazarsam sana</p><p>Kurusun ve mahrum kalsın elim</p><p>Okşayabilmek saadetinden seni</p><p>Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim</p><p>İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar</p><p>Ve göremesinler seni bir daha</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">6455</guid><pubDate>Mon, 01 Sep 2025 12:18:33 +0000</pubDate></item><item><title>SEN BEN&#x130;M SARHO&#x15E;LU&#x11E;UMSUN</title><link>https://www.siirname.com/konu/6405-sen-beni%CC%87m-sarho%C5%9Flu%C4%9Fumsun/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Sen benim sarhoşluğumsun </p><p>ne ayıldım </p><p>ne ayılabilirim </p><p>ne ayılmak isterim </p><p>başım ağır </p><p>dizlerim parçalanmış </p><p>üstüm başım çamur içinde </p><p>yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.</p><p> NAZIM HİKMET</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">6405</guid><pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:51:27 +0000</pubDate></item><item><title>HEN&#xDC;Z VAK&#x130;T VARKEN G&#xDC;L&#xDC;M</title><link>https://www.siirname.com/konu/6404-hen%C3%BCz-vaki%CC%87t-varken-g%C3%BCl%C3%BCm/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Henüz vakit varken, gülüm </p><p>Paris yanıp yıkılmadan, </p><p>henüz vakit varken, gülüm, </p><p>yüreğim dalındayken henüz, </p><p>ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri </p><p>Volter rıhtımında dayayıp seni duvara </p><p>öpmeliyim ağzından </p><p>sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a </p><p>çiçeğini seyretmeliyiz onun, </p><p>birden bana sarılmalısın, gülüm, </p><p>korkudan, hayretten, sevinçten </p><p>ve de sessiz sessiz ağlamalısın, </p><p>yıldızlar da çiselemeli, </p><p>incecikten bir yağmurla karışarak. </p><p>Henüz vakit varken, gülüm, </p><p>Paris yanıp yıkılmadan, </p><p>henüz vakit varken, gülüm, </p><p>yüreğim dalındayken henüz, </p><p>şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz </p><p>söğütlerin altından, gülüm, </p><p>ıslak salkım söğütlerin. </p><p>Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana, </p><p>en güzel, en yalansız, </p><p>sonra da ıslıkla bir şey çalarak </p><p>gebermeliyim bahtiyarlıktan </p><p>ve insanlara inanmalıyız. </p><p>Yukarda taştan evler, </p><p>girintisiz, çıkıntısız, </p><p>birbirine bitişik </p><p>ve duvarları ayışığından </p><p>ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor </p><p>ve karşı yakada Luvur </p><p>aydınlanmış ışıklarla </p><p>aydınlanmış bizim için </p><p>billur sarayımız... </p><p>Henüz vakit varken, gülüm, </p><p>Paris yanıp yıkılmadan, </p><p>henüz vakit varken, gülüm, </p><p>yüreğim dalındayken henüz, </p><p>şu Mayıs gecesi rıhtımda, depolarda </p><p>kırmızı varillere oturmalıyız. </p><p>Karşıda karanlığa giren kanal. </p><p>Bir şat geçiyor, </p><p>selamlıyalım gülüm, </p><p>geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım. </p><p>Belçika'ya mı yolu, Hollanda'ya mı? </p><p>Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın </p><p>tatlı tatlı gülümsüyor. </p><p>Henüz vakit varken, gülüm, </p><p>Paris yanıp yıkılmadan, </p><p>henüz vakit varken, gülüm... </p><p>Parisliler, Parisliler, </p><p>Paris yanıp yıkılmasın...</p><p> NAZIM HİKMET</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">6404</guid><pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:50:26 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;NSAN YA HAYRANDIR SANA</title><link>https://www.siirname.com/konu/6006-i%CC%87nsan-ya-hayrandir-sana/</link><description><![CDATA[<p>insan</p><p>ya hayrandır sana, ya düşman</p><p>ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun</p><p>ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan...</p>]]></description><guid isPermaLink="false">6006</guid><pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:37:21 +0000</pubDate></item><item><title>BU GE&#xC7; VAK&#x130;T</title><link>https://www.siirname.com/konu/6005-bu-ge%C3%A7-vaki%CC%87t/</link><description><![CDATA[<p>Bu geç vakit</p><p>bu sonbahar gecesinde</p><p>kelimelerinle doluyum</p><p>zaman gibi,madde gibi ebedi</p><p>göz gibi çıplak</p><p>el gibi ağır</p><p>ve yıldızlar gibi pırıl pırıl</p><p>kelimeler</p><p>kelimelerin geldiler bana</p><p>yüreğinden,kafandan,etindendiler</p><p>kelimelerin getirdiler seni</p><p>onlar:ana</p><p>onlar:kadın</p><p>ve yoldaş olan...</p><p>mahzundular,acıydılar,sevinçli,umutlu,kahramandılar</p><p>kelimelerin insandılar...</p>]]></description><guid isPermaLink="false">6005</guid><pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:36:55 +0000</pubDate></item><item><title>B&#x130;Z&#x130; ES&#x130;R ETT&#x130;LER</title><link>https://www.siirname.com/konu/6004-bi%CC%87zi%CC%87-esi%CC%87r-etti%CC%87ler/</link><description><![CDATA[<p>bizi esir ettiler</p><p>bizi hapse attılar</p><p>beni duvarların içinde </p><p>seni duvarların dışında</p><p>ufak iş bizimkisi</p><p>asıl en kötüsü</p><p>bilerek bilmeyerek</p><p>hapishaneyi insanın kendi içinde taşıması</p><p>insanların birçoğu bu hale düşürülmüş</p><p>namuslu çalışkan iyi insanlar</p><p>ve seni sevdiğim kadar sevilmeye layık...</p><p>26 Eylül 1945</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">6004</guid><pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:36:41 +0000</pubDate></item><item><title>G&#xD6;ZLER&#x130;NE BAKARKEN</title><link>https://www.siirname.com/konu/5672-g%C3%B6zleri%CC%87ne-bakarken/</link><description><![CDATA[<p>Gözlerine bakarken</p><p>güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,</p><p>bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde</p><p>kayboluyorum...</p><p>Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,</p><p>durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:</p><p>sırrını her gün bir parça veren</p><p>fakat hiç bir zaman</p><p>büsbütün teslim olmayacak olan...</p>]]></description><guid isPermaLink="false">5672</guid><pubDate>Wed, 27 Aug 2025 23:18:51 +0000</pubDate></item><item><title>G&#xDC;Z</title><link>https://www.siirname.com/konu/5281-g%C3%BCz/</link><description><![CDATA[<p>Günler gitgide kısalıyor</p><p>Yağmurlar başlamak üzre</p><p>Kapım ardına kadar açık bekledi seni</p><p>Niye böyle geç kaldın?</p><p>Soframda yeşil biber,tuz,ekmek</p><p>Testimde sana sakladığım şarabı</p><p>İçtim yarıya kadar bir başıma seni bekleyerek</p><p>Niye böyle geç kaldın?</p><p>Fakat işte ballı meyvalar</p><p>Dallarında olgun,diri duruyor</p><p>Koparılmadan düşeceklerdi toprağa</p><p>Biraz daha gecikseydin eğer</p>]]></description><guid isPermaLink="false">5281</guid><pubDate>Wed, 27 Aug 2025 11:53:09 +0000</pubDate></item><item><title>HAYAT</title><link>https://www.siirname.com/konu/5163-hayat/</link><description><![CDATA[<p>hayat ne kadar kolay geliyor insana ilk bakışta</p><p>ama sonra anlıyorsun ne kadar zor olduğunu</p><p>bazen arkadan vuruyor </p><p>bazense hiç beklemediğin bir anda vuruyor</p><p>ama yinede neyse diyip geçebiliyorsak</p><p>biz bu hayatta yaşamayı öğrenmişiz demektir</p><p>bu gün yine neyse dedim hayata.</p>]]></description><guid isPermaLink="false">5163</guid><pubDate>Tue, 26 Aug 2025 23:31:28 +0000</pubDate></item><item><title>A N L A Y A M A D I L A R</title><link>https://www.siirname.com/konu/3388-a-n-l-a-y-a-m-a-d-i-l-a-r/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim</p><p> </p><p>Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda. </p><p>Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye .. </p><p>Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik </p><p>Anlayamadılar........ </p>]]></description><guid isPermaLink="false">3388</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 23:21:28 +0000</pubDate></item><item><title>B&#x130;R FOTO&#x11E;RAFA</title><link>https://www.siirname.com/konu/3387-bi%CC%87r-foto%C4%9Frafa/</link><description><![CDATA[<p>Karsimdasin iste... </p><p>Bana bakmasan da oradasin, görüyorum seni. </p><p>Ah benim sevdasinda bencil, yüreginde saglam sevdigim. </p><p>Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbasi oldu yüregim. </p><p>Tikandigim o an, </p><p>Elimi nereye koyacagimi sasirdigim o an iste, </p><p>Aklimdan o kadar çok sey geçti ki takip edemedim. </p><p>Ellerim boslukta, ben darda kaldim. </p><p>Ellerim buz gibi, ben harda kaldim. </p><p>Bir senfoni vardi kulagimda çalinan, </p><p>bitti artik hepsi... </p><p>Köseme çekildim, hani hep kaldigim köseme. </p><p>Bakis açim belli oldu yine. </p><p>Geride kalan, ardindan bakar gidenlerin. </p><p>Bir meltem olacak rüzgarim dahi kalmadi benim. </p><p>Daglara çarptim her esisimde. </p><p>Yollara küfrettim her gidisinde. </p><p>Demistim sana hatirlarsan: </p><p>?Önemli olan ?zamana birakmak? degil, </p><p>?zamanla birakmamak?tir..? </p><p>Simdi bana, geçen o zamanin </p><p>Unutulmaz sancisi kalir </p><p>Gittigim eger bensem, söyle bana kimden gittim? </p><p>Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...</p>]]></description><guid isPermaLink="false">3387</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 23:21:18 +0000</pubDate></item><item><title>A&#x11E;LAMAK MESELES&#x130;</title><link>https://www.siirname.com/konu/3386-a%C4%9Flamak-meselesi%CC%87/</link><description><![CDATA[<p></p><p>nasıl etmeli de ağlayabilmeli </p><p>farkına bile varmadan? </p><p>nasıl etmeli de ağlayabilmeli </p><p>ayıpsız, </p><p>aşikare, </p><p>yağmur misali... </p><p>neylersin alışkanlık </p><p>için kan ağlarken yüzün güler </p><p>dikilitaş gibi dinelirsin yine. </p><p>yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer, </p><p>anneler gibi ağlamanın yiğitliğine... </p>]]></description><guid isPermaLink="false">3386</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 23:21:07 +0000</pubDate></item><item><title>ALARGA G&#xD6;N&#xDC;L</title><link>https://www.siirname.com/konu/3385-alarga-g%C3%B6n%C3%BCl/</link><description><![CDATA[<p>Alarga gönül: </p><p>Demir al... </p><p>Kırmızı bir amiral </p><p>gibi kaptan köprüsüne çık... </p><p>Karşında deniz: </p><p>kaşı çatık </p><p>sana bakan </p><p>kocaman </p><p>mavi bir göz... </p><p>Alarga gönül, </p><p>palamarı çöz... </p><p>Amiral </p><p>demir al... </p><p>Gönül kaptan köprüsüne çık... </p><p>Çayır kokusu alan </p><p>bir tay gibi kokla açık denizleri... </p><p>Çevirmesin senin kafanı geri </p><p>geride kalanlara doğru giden </p><p>dümen suyunun köpüklü izleri... </p><p>Alarga gönül, </p><p>palamarı çöz... </p><p>Amiral </p><p>demir al... </p><p>Sür gemiyi dalgaların gözüne... </p><p>kulak asma Fikretin sözüne... </p><p>Çocuğun anan </p><p>olan: </p><p>denize inan... </p><p>Alarga gönül </p><p>daha alarga </p><p>daha alarga </p><p>daha </p><p>daha! </p><p>Alarga gönül </p><p>alarga... </p><p>    -1930-</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">3385</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 23:20:56 +0000</pubDate></item><item><title>B&#x130;R GEM&#x130;C&#x130; T&#xDC;RK&#xDC;S&#xDC;</title><link>https://www.siirname.com/konu/3384-bi%CC%87r-gemi%CC%87ci%CC%87-t%C3%BCrk%C3%BCs%C3%BC/</link><description><![CDATA[<p>Rüzgar, </p><p>yıldızlar </p><p>ve su. </p><p>Bir Afrika rüyasının uykusu </p><p>düşmüş dalgalara. </p><p>Işıltılı, kara </p><p>bir yelken gibi ince </p><p>direğinde geminin. </p><p>Geçmekteyiz içinden </p><p>bir sayısız </p><p>bir uçsuz bucaksız yıldızlar aleminin. </p><p>Yıldızlar </p><p>rüzgar </p><p>ve su. </p><p>Başüstünde bir gemici korosu </p><p>su gibi, rüzgâr gibi, yıldızlar gibi bir türkü söylüyor, </p><p>yıldızlar gibi </p><p>rüzgar gibi </p><p>su gibi bir türkü. </p><p>Bu türkü diyor ki, Korkumuz yok.. </p><p>İnmedi bir gün bile gözlerimize </p><p>bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun. </p><p>Bu türkü </p><p>diyor ki, </p><p>Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz </p><p>ölümün önünde sigaramızı. </p><p>Bu türkü </p><p>diyor ki, </p><p>Çizmişiz rotamızı </p><p>dostların alkışlarıyla değil </p><p>gıcırtısıyla düşmanın </p><p>dişlerinin. </p><p>Bu türkü diyor ki, Dövüşmek.. </p><p>Bu türkü diyor ki, Işıklı büyük </p><p>ışıklı geniş ve sınırsız bir limana </p><p>dümen suyumuzda sürüklemek denizi.. </p><p>Bu türkü diyor ki, «Yıldızlar </p><p>rüzgâr </p><p>ve su... </p><p>Başüstünde bir gemici korosu </p><p>bir türkü söylüyor </p><p>yıldızlar gibi </p><p>rüzgar gibi, </p><p>su gibi bir türkü... </p>]]></description><guid isPermaLink="false">3384</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 23:20:45 +0000</pubDate></item><item><title>SAMAN SARISI</title><link>https://www.siirname.com/konu/3163-saman-sarisi/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Vera Tulyakova'ya derin saygılarımla</p><p>I </p><p>Seher vakti habersizce girdi gara ekspres </p><p>kar içindeydi </p><p>ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım </p><p>peronda benden başka da kimseler yoktu </p><p>durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri </p><p>perdesi aralıktı </p><p>genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı </p><p>üst ranzada uyuyanı göremedim </p><p>habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres </p><p>bilmiyorum nerden gelip nereye gittiğini </p><p>baktım arkasından </p><p>üzt ranzada ben uyuyorum </p><p>Varşova'da Biristol Oteli'nde </p><p>yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığım yoktu </p><p>oysa karyolam tahtaydı dardı </p><p>genç bir kadın uyuyor başka bir karyolada </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>ak boynu uzundu yuvarlaktı </p><p>yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu </p><p>oysa karyolası tahtaydı dardı </p><p>vakit hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına </p><p>yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığımız yoktu </p><p>oysa karyolalar tahtaydı dardı </p><p>iniyorum merdivenleri dördüncü kattan </p><p>asansör bozulmuş yine </p><p>aynaların içinde iniyorum merdivenleri </p><p>belki yirmi yaşımdayım belki yüz yaşımdayım </p><p>vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına </p><p>üçüncü katta bir kapının ötesinde bir kadın gülüyor sağ elimde kederli bir </p><p>gül açıldı ağır ağır </p><p>Kübalı bir balerinle karşılaştım ikinci katta karlı pencerelerde </p><p>taze esmer bir yalaza gibi geçti alnımın üzerinden </p><p>şair Nikolas Gilyen Havana'ya döndü çoktan </p><p>yıllarca Avrupa ve Asya otellerinin hollerinde oturup içtikti yudum </p><p>yudum şehirlerimizin hasretini </p><p>iki şey var ancak ölümle unutulur </p><p>anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü </p><p>kapıcı uğurladı beni gocuğu geceye batık </p><p>yürüdüm buz gibi esen yelin ve neonların içinde yürüdüm </p><p>vakit hızla ilerliyordu yaklaşıyordum gece yarılarına </p><p>çıktılar önüme ansızın </p><p>oraları gündüz gibi aydınlıktı ama onları benden başka gören olmadı </p><p>bir mangaydılar </p><p>kısa konçlu çizmeleri pantolonları ceketleri </p><p>kolları kollarında gamalı haç işaretleri </p><p>elleri ellerinde otomatikleri vardı </p><p>omuzları miğferleri vardı ama başları yoktu </p><p>omuzlarıyla miğferlerinin arası boşluktu </p><p>hattâ yakaları boyunları vardı ama başları yoktu </p><p>ölümlerine ağlanmayan askerlerdendiler </p><p>yürüdük </p><p>korktukları hem de hayvanca korktukları belli </p><p>gözlerinden belli diyemem </p><p>başları yok ki gözleri olsun </p><p>korktukları hem de hayvanca korktukları belli </p><p>belli çizmelerinden </p><p>korku belli mi olur çizmelerden </p><p>oluyordu onlarınki </p><p>korkularından ateş etmeğe de başladılar artsız arasız </p><p>bütün yapılara bütün taşıt araçlarına bütün canlılara </p><p>her sese her kıvıltıya ateş ediyorlar </p><p>hattâ Şopen Sokağı'nda mavi balıklı bir afişe ateş ettiler </p><p>ama ne bir sıva parçası düşüyor ne bir cam kırılıyor </p><p>ve kurşun seslerini benden başka duyan yok </p><p>ölüler bir SS mangası da olsa ölüler öldüremez </p><p>ölüler dirilerek öldürür kurt olup elmanın içine girerek </p><p>ama korktukları hem de hayvanca korktukları belli </p><p>bu şehir öldürülmemiş miydi kendileri öldürülmeden önce </p><p>bu şehrin kemikleri birer birer kırılıp derisi yüzülmemiş miydi </p><p>derisinden kitap kabı yapılmamış mıydı yağından sabun saçlarından sicim </p><p>ama işte duruyordu karşılarında gecenin ve buz gibi esen yelin içinde sıcak </p><p>bir fırancala gibi </p><p>vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyordum gece yarılarına </p><p>Belveder yolunda düşündüm Lehlileri </p><p>kahraman bir mazurka oynuyorlar tarihleri boyunca </p><p>Belveder yolunda düşündüm Lehlileri </p><p>bana ilk ve belki de son nişanımı bu sarayda verdiler </p><p>tören memuru açtı yaldızlı ak kapıyı </p><p>girdim büyük salona genç bir kadınla </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>ortalıkta da ikimizden başka kimseler yoktu </p><p>bir de akvareller bir de incecik koltuklar kanapeler bebekevlerindeki gibi </p><p>ve sen bundan dolayı </p><p>bir resimdin açık maviyle çizilmiş belki de bir taş bebektin </p><p>belki bir pırıltıydın düşümden damlamış sol mememin üstüne </p><p>uyuyordun alacakaranlıkta alt ranzada </p><p>ak boynun uzundu yuvarlaktı </p><p>yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığın yoktu </p><p>ve işte Kırakof şehrinde Kapris Barı </p><p>vakıt hızla ilerliyor gece yarılarına yaklaşıyoruz </p><p>ayrılık masanın üstündeydi kahve bardağınla limonatamın arasında </p><p>onu oraya sen koydun </p><p>bir taş kuyunun dibindeki suydu </p><p>bakıyorum eğilip </p><p>bir koca kişi gülümsüyor bir buluta belli belirsiz </p><p>sesleniyorum </p><p>seni yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları </p><p>ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde </p><p>gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın </p><p>kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin </p><p>cigaranın ucunda senin </p><p>ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda </p><p>ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi </p><p>aklından geçenlerdeydi ayrılık </p><p>benden gizlediklerinde gizlemediklerinde </p><p>ayrılık rahatlığındaydı senin </p><p>senin güvenindeydi bana </p><p>büyük korkundaydı ayrılık </p><p>birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın </p><p>oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin </p><p>ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin </p><p>ayrılık kurtulmuştu yerçekiminden ağırlığı yoktu tüy gibiydi diyemem </p><p>tüyün de ağırlığı var ayrılığın ağırlığı yoktu ama kendisi vardı </p><p>vakıt hızla ilerliyor gece yarıları yaklaşıyor bize </p><p>yürüdük yıldızlara değen Ortaçağ duvarlarının karanlığında </p><p>vakıt hızla akıyordu geriye doğru </p><p>ayak seslerimizin yankıları sarı sıska köpekler gibi geliyordu </p><p>ardımızdan koşuyordu önümüze </p><p>Yegelon Üniversitesi'nde şeytan taşlara tırnaklarını batıra batıra dola- </p><p>şıyor </p><p>bozmağa çalışıyor Kopernik'in Araplardan kalma usturlabını </p><p>ve pazar yerinde bezzazlar çarşısının kemerleri altında rok end rol oynu- </p><p>yor Katolik öğrencilerle </p><p>vakıt hızla ilerliyor gece yarılarına yaklaşıyoruz </p><p>vuruyor bulutlara kızıltısı Nova Huta'nın </p><p>orda köylerden gelen genç işçiler madenle birlikte </p><p>ruhlarını da alev alev döküyor yeni kalıplara </p><p>ve ruhların dökümü madenin dökümünden bin kere zordur </p><p>Meryem Ana kilisesinde çan kulesinde saat başlarını çalan borozan gece </p><p>yarısını çaldı </p><p>Ortaçağdan gelen çığlığı yükseldi </p><p>şehre yaklaşan düşmanı verdi haber </p><p>ve sustu gırtlağına saplanan okla ansızın </p><p>borazan iç rahatlığıyla öldü </p><p>ve ben yaklaşan düşmanı görüp de haber veremeden öldürülmenin acısını </p><p>düşündüm </p><p>vakit hızla ilerliyor gece yarıları ışıklarını yeni söndürmüş bir vapur </p><p>iskelesi gibi arkada kaldı </p><p>seher vaktı habersizce girdi gara ekspres </p><p>yağmurlar içindeydi Pırağ </p><p>bir gölün dibinde gümüş kakma bir sandıktı </p><p>kapağını açtım </p><p>içinde genç bir kadın uyuyor camdan kuşların arasında </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu </p><p>kapadım kapağı yükledim sandığı yük vagonuna </p><p>habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres </p><p>baktım arkasından kollarım iki yanıma sarkık </p><p>yağmurlar içindeydi Pırağ </p><p>sen yoksun </p><p>uyuyorsun alacakaranlıkta alt ranzada </p><p>üst ranza bomboş </p><p>sen yoksun </p><p>yeryüzünün en güzel şehirlerinden biri boşaldı </p><p>içinden elini çektiğin bir eldiven gibi boşaldı </p><p>söndü artık seni görmeyen aynalar nasıl sönerse </p><p>yitirilmiş akşamlar gibi Vıltava suyu akıyor köprülerin altından </p><p>sokaklar bomboş </p><p>bütün pencerelerde perdeler inik </p><p>tıramvaylar bomboş geçiyor </p><p>biletçileri vatmanları bile yok </p><p>kahveler bomboş </p><p>lokantalar barlar da öyle </p><p>vitrinler bomboş </p><p>ne kumaş ne kıristal ne et ne şarap </p><p>ne bir kitap ne bir şekerleme kutusu </p><p>ne bir karanfil </p><p>şehri duman gibi saran bu yalnızlığın içinde bir koca kişi yalnızlıkta on kat </p><p>artan ihtiyarlığın kederinden silkinmek için Lejyonerler Köprü- </p><p>sü'nden martılara ekmek atıyor </p><p>gereğinden genç yüreğinin kanına batırıp </p><p>her lokmayı </p><p>vakitleri yakalamak istiyorum </p><p>parmaklarımda kalıyor altın tozları hızlarının </p><p>yataklı vagonda bir kadın uyuyor alt ranzada </p><p>yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>elleriyse gümüş şamdanlarda mumlardı </p><p>üst ranzada uyuyanı göremedim </p><p>ben değilim bir uyuyan varsa orda </p><p>belki de üst ranza boş </p><p>Moskova'ydı üst ranzadaki belki </p><p>duman basmış Leh toprağını </p><p>Birest'i de basmış </p><p>iki gündür uçaklar kalkıp inemiyor </p><p>ama tirenler gelip gidiyor bebekleri akmış gözlerin içinden geçiyorlar </p><p>Berlin'den beri kompartımanda bir başımayım </p><p>karlı ovaların güneşiyle uyandım ertesi sabah </p><p>yemekli vagonda kefir denen bir çeşit ayran içtim </p><p>garson kız tanıdı beni </p><p>iki piyesimi seyretmiş Moskova'da </p><p>garda genç bir kadın beni karşıladı </p><p>beli karınca belinden ince </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>tuttum elinden yürüdük </p><p>yürüdük güneşin altında karları çıtırdata çıtırdata </p><p>o yıl erken gelmişti bahar </p><p>o günler Çobanyıldızına haber uçurulan günlerdi </p><p>Moskova bahtiyardı bahtiyardım bahtiyardık </p><p>yitirdim seni ansızın Mayakovski Alanı'nda yitirdim ansızın seni oysa </p><p>ansızın değil çünkü önce yitirdim avucumda elinin sıcaklığını senin </p><p>sonra elinin yumuşak ağırlığını yitirdim avucumda sonra elini </p><p>ve ayrılık parmaklarımızın birbirine ilk değişinde başlamıştı çoktan </p><p>ama yine de ansızın yitirdim seni </p><p>asfalt denizlerinde otomobilleri durdurup baktım içlerine yoksun </p><p>bulvarlar karlı </p><p>seninkiler yok ayak izleri arasında </p><p>botlu iskarpinli çoraplı çıplak senin ayak izlerini birde tanırım </p><p>milisyonerlere sordum </p><p>görmediniz mi </p><p>eldivenlerini çıkarmışsa ellerini görmemek olmaz </p><p>elleri gümüş şamdanlarda mumlardır </p><p>milisyonerler büyük bir nezaketle karşılık veriyor </p><p>görmedik </p><p>İstanbul'da Sarayburnu akıntısını çıkıyor bir romorkör ardında üç </p><p>mavna </p><p>gak gak ediyor da vak vak ediyor da martı kuşları </p><p>seslendim mavnalara Kızıl Meydan'dan romorkörün kaptanına sesleneme- </p><p>dim çünkü makinası öyle gümbürdüyordu ki sesimi duyamazdı </p><p>yorgundu da kaptan ceketinin düğmeleri de kopuktu </p><p>seslendim mavnalara Kızıl Meydan'dan </p><p>görmedik </p><p>girdim giriyorum Moskova'nın bütün sokaklarında bütün kuyruklara </p><p>ve yalnız kadınlara soruyorum </p><p>yün başörtülü güler yüzlü sabırlı sessiz kocakarılar </p><p>al yanaklı kopça burunlu tazeler şapkaları yeşil kadife </p><p>ve genç kızlar tertemiz sımsıkı gayetle de şık </p><p>belki korkunç kocakarılar bezgin tazeler şapşal kızlar da var ama onlardan </p><p>bana ne </p><p>güzeli kadın milleti erkeklerden önce görür ve unutmaz </p><p>görmediniz mi </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>kara paltosunun yakası ak ve sedef düğmeleri kocaman </p><p>Pırağ'da aldı </p><p>görmedik </p><p>vakıtlarla yarışıyorum bir onlar öne geçiyor bir ben </p><p>onlar öne geçince ufalan kırmızı ışıklarını görmez olacağım diye ödüm </p><p>kopuyor </p><p>ben öne geçtim mi ışıldakları gölgemi düşürüyor yola gölgem koşuyor </p><p>önümde gölgemi yitireceğim diye de bir telâştır alıyor beni </p><p>tiyatrolara konserlere sinemalara giriyorum </p><p>Bolşoy'a girmedim bu gece oynanan operayı sevmezsin </p><p>Kalamış'ta Balıkçının Meyhanesine girdim ve Sait Faik'le tatlı tatlı </p><p>konuşuyorduk ben hapisten çıkalı bir ay olmuştu onun karaciğeri </p><p>sancılar içindeydi ve dünya güzeldi </p><p>lokantalara giriyorum estırat orkestraları yani cazları ünlülerin </p><p>sırmalı kapıcılara bahşiş sever dalgın garsonlara </p><p>gardroptakilere ve bizim mahalle bekçisine soruyorum </p><p>görmedik </p><p>çaldı geceyarısını Stırasnoy Manastırı'nın saat kulesi </p><p>oysa manastır da kule de yıkıldı çoktan </p><p>yapılıyor şehrin en büyük sineması oralarda </p><p>oralarda on dokuz yaşıma rastladım </p><p>birbirimizi birde tanıdık </p><p>oysa birbirimizin yüzünü görmüşlüğümüz yoktu fotoğraflarımızı bile </p><p>ama yine de birbirimizi birde tanıdık şaşmadık el sıkışmak istedik </p><p>ama ellerimiz birbirine dokunamıyor aramızda kırk yıllık zaman duruyor </p><p>uçsuz bucaksız donmuş duruyor bir kuzey denizidir </p><p>ve Stırasnoy Alanı'na şimdi Puşkin Alanı kar yağmaya başladı </p><p>üşüyorum hele ellerim ayaklarım </p><p>oysa yün çoraplıyım da kunduralarımla eldivenlerim kürklü </p><p>çorapsız olan oydu bezle sarmış postallarında ayaklarını elleri çıplak </p><p>ağzında ham bir elmanın tadı dünya </p><p>on dördünde bir kız memesi sertliği avuçlarındaki </p><p>gözünde türkülerin boyu kilometre kilometre ölümün boyu bir karış </p><p>ve haberi yok başına geleceklerin hiçbirinden </p><p>onun başına gelecekleri bir ben biliyorum </p><p>çünkü inandım onun bütün inandıklarına </p><p>sevdim seveceği bütün kadınları </p><p>yazdım yazacağı bütün şiirleri </p><p>yattım yatacağı bütün hapislerde </p><p>geçtim geçeceği bütün şehirlerden </p><p>hastalandım bütün hastalıklarıyla </p><p>bütün uykularını uyudum gördüm göreceği bütün düşleri </p><p>bütün yitireceklerini yitirdim </p><p>saçları saman sarısı kirpikleri mavi </p><p>kara paltosunun yakası ak ve sedef düğmeleri koskocaman </p><p>görmedim </p><p>II </p><p>On dokuz yaşım Beyazıt Meydanı'ndan geçiyor çıkıyor Kızıl Meydan'a </p><p>Konkord'a iniyor Abidin'e rastlıyorum da meydanlardan konuşu- </p><p>yoruz </p><p>evveli gün Gagarin en büyük meydanı dolaşıp döndü Titof da dolaşıp </p><p>dönecek hem de on yedi buçuk kere dolanacak ama daha bundan </p><p>haberim yok </p><p>meydanlarla yapılardan konuşuyoruz Abidin'le tavan arasındaki otel </p><p>odamda </p><p>Sen ırmağı da akıyor Notr Dam'ın iki yanından </p><p>ben geceleyin penceremden bir ay dilimiymiş gibi görüyorum Sen </p><p>ırmağını rıhtımında yıldızların </p><p>bir de genç bir kadın uyuyor tavan arasındaki odamda Paris damlarının </p><p>bacalarına karışmış </p><p>yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu </p><p>saman sarısı saçları bigudili mavi kirpikleriyse yüzünde bulut </p><p>çekirdekteki meydanla çekirdekteki yapıdan konuşuyoruz Abidin'le </p><p>meydanda fırdönen Celâlettin'den konuşuyoruz </p><p>Abidin uçsuz bucaksız hızın renklerini döktürüyor </p><p>ben renkleri yemiş gibi yerim </p><p>ve Matis bir manavdır kosmos yemişleri satar </p><p>bizim Abidin de öyle Avni de Levni de </p><p>mikroskobun ve füze lumbuzlarının gördüğü yapılar meydanlar renkler </p><p>ve şairleri ressamları çalgıcıları onların </p><p>hamlenin resmini yapıyor Abidin yüz elliye altmışın meydanlığında </p><p>suda balıkları nasıl görüp suda balıkları nasıl avlayabilirsem öyle görüp </p><p>öyle avlayabilirim kıvıl kıvıl akan vakıtları tuvalinde Abidin'in </p><p>Sen ırmağı da bir ay dilimi gibi </p><p>genç bir kadın uyuyor ay diliminin üstünde </p><p>onu kaç kere yitirip kaç kere buldum daha kaç kere yitirip kaç kere </p><p>bulacağım </p><p>işte böyle işte böyle kızım düşürdüm ömrümün bir parçasını Sen ırmağına </p><p>Sen Mişel Köprüsü'nden </p><p>ömrümün bir parçası Mösyö Düpon'un oltasına takılacak bir sabah çise- </p><p>lerken aydınlık </p><p>Mösyö Düpon çekip çıkaracak onu sudan Paris'in mavi suretiyle birlikte </p><p>ve hiçbir şeye benzetemiyecek ömrümün bir parçasını ne balığa ne </p><p>pabuç eskisine </p><p>atacak onu Mösyö Düpon gerisin geriye Paris'in suretiyle birlikte suret </p><p>eski yerinde kalacak. </p><p>Sen ırmağıyla akacak ömrümün bir parçası büyük mezarlığına ırmakların </p><p>damarlarımda akan kanın hışırtısıyla uyandım </p><p>parmaklarımın ağırlığı yok </p><p>parmaklarım ellerimle ayaklarımdan kopup havalanacaklar salına salına </p><p>dönecekler başımın üstünde </p><p>sağım yok solum yok yukarım aşağım yok </p><p>Abidin'e söylemeli de resmini yapsın Beyazıt Meydanı'nda şehit düşenin </p><p>ve Gagarin Yoldaşın ve daha adını sanını kaşını gözünü bilmediği- </p><p>miz Titof Yoldaşın ve ondan sonrakilerin ve tavan arasında yatan </p><p>genç kadının </p><p>Küba'dan döndüm bu sabah </p><p>Küba meydanında altı milyon kişi akı karası sarısı melezi ışıklı bir </p><p>çekirdek dikiyor çekirdeklerin çekirdeğini güle oynaya </p><p>sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin </p><p>işin kolayına kaçmadan ama </p><p>gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil </p><p>ne de ak örtüde elmaların </p><p>ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini </p><p>sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin </p><p>1961 yazı ortalarında Küba'nın resmini yapabilir misin </p><p>çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem gayrının </p><p>resmini yapabilir misin üstat </p><p>yazık yazık Havana'da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin </p><p>bir el gördüm Havana'nın 150 kilometre doğusunda deniz kıyısına yakın </p><p>bir duvarın üstünde bir el gördüm </p><p>ferah bir türküydü duvar </p><p>el okşuyordu duvarı </p><p>el altı aylıktı okşuyordu boynunu anasının </p><p>on yedi yaşındaydı el ve Mariya'nın memelerini okşuyordu avucu nasır </p><p>nasırdı ve Karayip denizi kokuyordu </p><p>yirmi yaşındaydı el ve okşuyordu boynunu altı aylık oğlunun </p><p>yirmi beş yaşındaydı el ve okşamayı unutmuştu çoktan </p><p>otuz yaşındaydı el ve Havana'nın 150 kilometre doğusunda deniz </p><p>kıyısında bir duvarın üstünde gördüm onu </p><p>okşuyordu duvarı </p><p>sen el resimleri yaparsın Abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini </p><p>Kübalı balıkçı Nikolas'ın da elini yap karakalem </p><p>kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan ve </p><p>okşamayı bir daha yitirmeyecek Kübalı balıkçı Nikolas'ın elini </p><p>kocaman bir el </p><p>deniz kaplumbağası bir el </p><p>ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el </p><p>artık bütün sevinçlere inanan bir el </p><p>güneşli denizli kutsal bir el </p><p>Fidel'in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp </p><p>yeşerip ballanan umutların eli </p><p>1961'de Küba'da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler ve çok rahat evler </p><p>gibi ağaçlar diken ellerden biri </p><p>çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri </p><p>mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el </p><p>yalansız hürriyetin eli </p><p>Fidel'in sıktığı el </p><p>ömrünün ilk kurşunkalemiyle ömrünün ilk kâadına hürriyet sözcüğünü </p><p>yazan el </p><p>hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları Kübalıların balkutusu bir </p><p>karpuzu kesiyorlarmış gibi </p><p>ve gözleri parlıyor erkeklerinin </p><p>ve kızlarının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne </p><p>ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor </p><p>mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin </p><p>hürriyet sözcüğünün resmini ama yalansızının </p><p>akşam oluyor Paris'te </p><p>Notr Dam turuncu bir lamba gibi yanıp söndü ve Paris'in bütün eski </p><p>yeni taşları turuncu bir lamba gibi yanıp söndü </p><p>bizim zanaatları düşünüyorum şiirciliği resimciliği çalgıcılığı filan düşü- </p><p>nüyorum ve anlıyorum ki </p><p>bir ulu ırmak akıyor insan eli ilk mağaraya ilk bizonu çizdiğinden beri </p><p>sonra bütün çaylar yeni balıkları yeni su otları yeni tatlarıyla dökülüyor </p><p>onun içine ve kurumayan uçsuz bucaksız akan bir odur. </p><p>Paris'te bir kestane ağacı olacak </p><p>Paris'in ilk kestanesi Paris kestanelerinin atası </p><p>İstanbul'dan gelip yerleşmiş Paris'e Boğaz sırtlarından </p><p>hâlâ sağ mıdır bilmem sağsa iki yüz yaşında filân olmalı </p><p>gidip elini öpmek isterdim </p><p>varıp gölgesinde yatsak isterdim bu kitabın kâadını yapanlar yazısını </p><p>dizenler nakışını basanlar bu kitabı dükkânında satanlar para verip </p><p>alanlar alıp da seyredenler bir de Abidin bir de ben bir de bir saman </p><p>sarısı belâsı, başımın.</p>]]></description><guid isPermaLink="false">3163</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:48:32 +0000</pubDate></item><item><title>Y&#x130;NE SANA DA&#x130;R</title><link>https://www.siirname.com/konu/3141-yi%CC%87ne-sana-dai%CC%87r/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,</p><p>sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,</p><p>sende uzaklığı,</p><p>sende, ben, imkansızlığı seviyorum.</p><p>Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine</p><p>ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,</p><p>ve bir avcı istihasıyla etini dişlemek senin.</p><p>Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,</p><p>fakat asla ümitsizliği değil...</p><p>1948</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">3141</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:39:51 +0000</pubDate></item><item><title>SEN</title><link>https://www.siirname.com/konu/3140-sen/</link><description><![CDATA[<p></p><p>sen esirliğim ve hürriyetimsin, </p><p>çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, </p><p>sen memleketimsin. </p><p>Sen ela gözlerinde yeşil hareler, </p><p>sen büyük, güzel ve muzaffer </p><p>ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin...</p>]]></description><guid isPermaLink="false">3140</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:39:43 +0000</pubDate></item><item><title>G&#xD6;ZLER&#x130;N</title><link>https://www.siirname.com/konu/3139-g%C3%B6zleri%CC%87n/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Gözlerin gözlerin gözlerin, </p><p>ister hapisaneme, ister hastaneme gel, </p><p>gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte, </p><p>şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte </p><p>Antalya tarafında ekinler seher vakti. </p><p>Gözlerin gözlerin gözlerin, </p><p>kaç defa karşımda ağladılar </p><p>çırılçıplak kaldı gözlerin </p><p>altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak, </p><p>fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar. </p><p>Gözlerin gözlerin gözlerin, </p><p>gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün </p><p>sevinçli bahtiyar </p><p>alabildiğine akıllı ve mükemmel </p><p>dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın. </p><p>Gözlerin gözlerin gözlerin, </p><p>sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın </p><p>ve yaz yağmurundan sonra yapraklar </p><p>ve her mevsim ve her saat İstanbul. </p><p>Gözlerin gözlerin gözlerin, </p><p>gün gelecek gülüm, gün gelecek, </p><p>kardeş insanlar birbirine </p><p>senin gözlerinle bakacaklar gülüm, </p><p>senin gözlerinle bakacaklar.</p><p>1956</p>]]></description><guid isPermaLink="false">3139</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:39:34 +0000</pubDate></item><item><title>YA&#x15E;AMAK SEN&#x130; SEVMEK G&#x130;B&#x130;...</title><link>https://www.siirname.com/konu/3138-ya%C5%9Famak-seni%CC%87-sevmek-gi%CC%87bi%CC%87/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Meydan yerinde kampana vurdu.</p><p>Nerdeyse koguşlarin kapilari kapanir.</p><p>Bu sefer hapislik uzun sürdü biraz:</p><p>8 yil...</p><p>Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim.</p><p>Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">3138</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:39:22 +0000</pubDate></item><item><title>BEN SENDEN &#xD6;NCE &#xD6;LMEK &#x130;STER&#x130;M</title><link>https://www.siirname.com/konu/3137-ben-senden-%C3%B6nce-%C3%B6lmek-i%CC%87steri%CC%87m/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Ben </p><p>senden önce ölmek isterim. </p><p>Gidenin arkasından gelen </p><p>gideni bulacak mı zannediyorsun? </p><p>Ben zannetmiyorum bunu. </p><p>Iyisi mi,beni yaktırırsın, </p><p>odanda ocağın üstüne korsun </p><p>içinde bir kavanozun. </p><p>Kavanoz camdan olsun, </p><p>şeffaf, beyaz camdan olsun </p><p>ki içinde beni gorebilesin </p><p>Fedakarliğimi anlıyorsun </p><p>vazgeçtim toprak olmaktan, </p><p>vazgeçtim çiçek olmaktan </p><p>senin yanında kalabilmek için. </p><p>Ve toz oluyorum </p><p>yaşiyorum yanında senin. </p><p>Sonra, sende ölünce </p><p>kavanozuma gelirsin. </p><p>Ve orada beraber yaşarız </p><p>külümün içinde külün </p><p>ta ki bir savruk gelin </p><p>yahut vefasız bir torun </p><p>bizi ordan atana kadar... </p><p>Ama biz </p><p>o zamana kadar </p><p>o kadar </p><p>karışacağız </p><p>ki birbirimize, </p><p>atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz </p><p>yan yana düşecek. </p><p>Toprağa beraber dalacagız. </p><p>Ve bir gün yabani bir çiçek </p><p>bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse </p><p>sapında muhakkak </p><p>iki çiçek açacak : </p><p>biri sen </p><p>biri de ben. </p><p>Ben </p><p>daha ölümü düşünmüyorum. </p><p>Ben daha bir çocuk doğuracağım </p><p>Hayat taşıyor içimden. </p><p>Kaynıyor kanım. </p><p>Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, </p><p>ama sen de beraber. </p><p>Ama ölüm de korkutmuyor beni. </p><p>Yalnız pek sevimsiz buluyorum </p><p>bizim cenaze şeklini. </p><p>Ben ölünceye kadar da </p><p>Bu düzelir herhalde. </p><p>Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? </p><p>Içimden bir şey : </p><p>belki diyor.</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">3137</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:39:12 +0000</pubDate></item><item><title>KAR YA&#x11E;IYOR</title><link>https://www.siirname.com/konu/3099-kar-ya%C4%9Fiyor/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Lambayı yakma, bırak, </p><p>sarı bir insan başı </p><p>düşmesin pencereden kara. </p><p>Kar yağıyor karanlıklara. </p><p>Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum. </p><p>Kar... </p><p>Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar... </p><p>Ve şehir kör bir insan gibi kaldı </p><p>altında yağan karın. </p><p>Lambayı yakma, bırak! </p><p>Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların </p><p>dilsiz olduklarını anlıyorum. </p><p>Kar yağıyor </p><p>ve ben hatırlıyorum.</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">3099</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:21:03 +0000</pubDate></item><item><title>B&#x130;R AYRILI&#x15E; H&#x130;KAYES&#x130;</title><link>https://www.siirname.com/konu/3098-bi%CC%87r-ayrili%C5%9F-hi%CC%87kayesi%CC%87/</link><description><![CDATA[<p></p><p>Erkek kadına dedi ki:</p><p>-Seni seviyorum,</p><p>ama nasıl,</p><p>avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp</p><p>parmaklarımı kanatarak</p><p>kırasıya</p><p>çıldırasıya...</p><p>Erkek kadına dedi ki:</p><p>-Seni seviyorum,</p><p>ama nasıl,</p><p>kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,</p><p>yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,</p><p>yüzde hudutsuz kere yüz...</p><p>Kadın erkeğe dedi ki:</p><p>-Baktım</p><p>dudağımla, yüreğimle, kafamla;</p><p>severek, korkarak, eğilerek,</p><p>dudağına, yüreğine, kafana.</p><p>Şimdi ne söylüyorsam</p><p>karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..</p><p>Ve ben artık</p><p>biliyorum:</p><p>Toprağın -</p><p>yüzü güneşli bir ana gibi -</p><p>en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..</p><p>Fakat neyleyim</p><p>saçlarım dolanmış</p><p>ölmekte olan parmaklarına</p><p>başımı kurtarmam kabil</p><p>değil!</p><p>Sen</p><p>yürümelisin,</p><p>yeni doğan çocuğun</p><p>gözlerine bakarak..</p><p>Sen</p><p>yürümelisin,</p><p>beni bırakarak...</p><p>Kadın sustu.</p><p>SARILDILAR</p><p>Bir kitap düştü yere...</p><p>Kapandı bir pencere...</p><p>AYRILDILAR...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">3098</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 21:20:54 +0000</pubDate></item><item><title>SEN&#x130; D&#xDC;&#x15E;&#xDC;NMEK</title><link>https://www.siirname.com/konu/2853-seni%CC%87-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnmek/</link><description><![CDATA[<p>Seni düşünmek güzel şey,</p><p>ümitli şey,</p><p>dünyanın en güzel sesinden</p><p>en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...</p><p>Fakat artık ümit yetmiyor bana,</p><p>ben artık şarkı dinlemek değil,</p><p>şarkı söylemek istiyorum...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">2853</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 19:22:28 +0000</pubDate></item><item><title>SEV&#x130;YORUM SEN&#x130; !...</title><link>https://www.siirname.com/konu/2758-sevi%CC%87yorum-seni%CC%87/</link><description><![CDATA[<p></p><p> </p><p>Seviyorum seni,</p><p>ekmeği tuza banıp yer gibi.</p><p>Geceleyin ateşler içinde uyanarak,</p><p>ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi.</p><p>Ağır posta paketini</p><p>neyin nesi belirsiz,</p><p>telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi.</p><p>Seviyorum seni,</p><p>denizi ilk defa uçakla geçer gibi.</p><p>İstanbul'a yumuşacık kararırken ortalık</p><p>içimde kımıldayan bir şeyler gibi.</p><p>Seviyorum seni </p><p>Yaşıyoruz çok şükür der gibi...</p><p></p><p> </p><p>Seviyorum seni,</p><p>ekmeği tuza banıp yer gibi.</p><p>Geceleyin ateşler içinde uyanarak,</p><p>ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi.</p><p>Ağır posta paketini</p><p>neyin nesi belirsiz,</p><p>telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi.</p><p>Seviyorum seni,</p><p>denizi ilk defa uçakla geçer gibi.</p><p>İstanbul'a yumuşacık kararırken ortalık</p><p>içimde kımıldayan bir şeyler gibi.</p><p>Seviyorum seni </p><p>Yaşıyoruz çok şükür der gibi...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">2758</guid><pubDate>Sun, 24 Aug 2025 18:10:52 +0000</pubDate></item><item><title>HO&#x15E;GELD&#x130;N KADINIM</title><link>https://www.siirname.com/konu/2160-ho%C5%9Fgeldi%CC%87n-kadinim/</link><description><![CDATA[<p>Hoş geldin kadınım benim hoş geldin</p><p>yorulmuşsundur;</p><p>nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını</p><p>ne gül suyum ne gümüş leğenim var,</p><p>susamışsındır;</p><p>buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim</p><p>acıkmışsındır;</p><p>beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam</p><p>memleket gibi yoksuldur odam. </p><p>Hoş geldin kadınım benim hoş geldin</p><p>ayağını basdın odama</p><p>kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi</p><p>güldün,</p><p>güller açıldı penceremin demirlerinde</p><p>ağladın,</p><p>avuçlarıma döküldü inciler</p><p>gönlüm gibi zengin</p><p>hürriyet gibi aydınlık oldu odam... </p><p>Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">2160</guid><pubDate>Fri, 22 Aug 2025 19:53:48 +0000</pubDate></item><item><title>SES&#x130;N&#x130; KAYBEDEN &#x15E;EH&#x130;R</title><link>https://www.siirname.com/konu/1434-sesi%CC%87ni%CC%87-kaybeden-%C5%9Fehi%CC%87r/</link><description><![CDATA[<p>Adedi devir sıfır.</p><p>Şehir sustu.</p><p>Kenetlendi nokta nokta şehrinin asfalt-beton çenesi:</p><p>Bin dokuz yüz nokta nokta senesi nokta nokta ayında.</p><p>Cadde boş,bomboş cebim gibi...</p><p>Kesildi akmıyor su...</p><p>Ne bir motor uğultusu ne dönen bir tekerlek var.</p><p>Rüzgar:</p><p>sürüklüyor asfaltta Mister Ford'un adını</p><p>Duvardan kopan renkli bir ilan kağıdını</p><p>Kaldırımda savuruyor...</p><p>Üç adam.</p><p>Üç adam duruyor</p><p>Birincinin kolunda kırık bir keman var,</p><p>İkincinin başında silindir sırtında frak,</p><p>Üçüncü kıllı bir maymun gibi çıplak...</p><p>Sokak.</p><p>Sokakta ıslık çalarak</p><p>Enseni kaşıya kaşıya</p><p>Geç karşıdan karşıya</p><p>Yok ezilmek korkusu...</p><p>Ne bir motor uğultusu</p><p>Ne dönen bir tekerlek var</p><p>Rüzgar:</p><p>Çatıyor gitgigide kara kaşlarını.</p><p>Kesmiş düdük sesleri köşe başlarını.</p><p>Üç adam</p><p>Üç adam duruyor</p><p>Ve bir sarhoş türküsünü söyleyerek topuklarını yere vuruyor...</p><p>Caddenin ortasında bağırıp durmayın,</p><p>Topuklarınızı yere vurmayın</p><p>Nafile</p><p>Asfaltı getiremezsiniz dile</p><p>Nafile</p><p>Konuşmaz sesini kaybeden şehir</p><p>Okşamazsa eğer onların ceplerinde kilitlenen elleri</p><p>Bakır telleri...</p><p>Üç adam </p><p>Üç adam duruyor</p><p>Birincinin kolunda kırık bir keman var</p><p>İkincinin başında silindir sırtında frak,</p><p>Üçüncü kıllı bir maymun gibi çıplak...</p><p>Üç adam </p><p>Kaybolur karanlıkta sallanarak...</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1434</guid><pubDate>Wed, 20 Aug 2025 21:51:37 +0000</pubDate></item><item><title>D&#xD6;RT K&#x130;&#x15E;&#x130; VE D&#xD6;RT &#x15E;&#x130;&#x15E;E</title><link>https://www.siirname.com/konu/1433-d%C3%B6rt-ki%CC%87%C5%9Fi%CC%87-ve-d%C3%B6rt-%C5%9Fi%CC%87%C5%9Fe/</link><description><![CDATA[<p>Yuvarlak bir masa</p><p>Dört şişe.</p><p>Dört kişi ve dört bardak şarap.</p><p>Şarabın markası Medok.</p><p>Bardakta şarap var</p><p>Şarap yok,şarp var</p><p>Dört kişi şarap içiyorlar...</p><p>Boşaldı bir şişe.</p><p>Dediki bir kişi:</p><p>_Yarın iddiam müthiştir,İlk sözümde iş bitmiştir;</p><p>mutlak asılacak...</p><p>Boşaldı üç şişe.</p><p>Cevap verdi üç kişi,Cevap verdi üç ağız:_Mutlak asacağız...</p><p>Yuvarlak bir masa,</p><p>Boşalmış dört şişe</p><p>ve dört kişi</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1433</guid><pubDate>Wed, 20 Aug 2025 21:51:29 +0000</pubDate></item><item><title>YA&#x11E;MUR &#xC7;&#x130;SEL&#x130;YOR</title><link>https://www.siirname.com/konu/1432-ya%C4%9Fmur-%C3%A7i%CC%87seli%CC%87yor/</link><description><![CDATA[<p>     Yağmur çiseliyor</p><p>     Korkarak,yavaş sesle</p><p>     Bir ihanet konuşması gibi</p><p>     Yğmur çiseliyor</p><p>     Beyaz ve çıplak</p><p>     Mürtet ayaklarının</p><p>     Islak ve karanlık toprağın üstünde koşması </p><p>     gibi.</p><p>    Yağmur çiseliyor</p><p>    Serezin esnaf çarşısında</p><p>    Bir bakırcı dükkanın karşısında</p><p>    Yağmur çiseliyor</p><p>    Gecenin geç ve yıldızsız saatidir</p><p>    Yağmur çiseliyor</p><p>    Serez çarşısı dilsiz,serez çarşısı kör</p><p>    Havada konuşmanın,görmemenin</p><p>    Kahrolası hüznü</p><p>    Ve serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü</p><p>    Yağmur çiseliyor.      </p>]]></description><guid isPermaLink="false">1432</guid><pubDate>Wed, 20 Aug 2025 21:51:08 +0000</pubDate></item><item><title>MUTLULU&#x11E;UN RESM&#x130;</title><link>https://www.siirname.com/konu/1199-mutlulu%C4%9Fun-resmi%CC%87/</link><description><![CDATA[<p>Kokusu buram buram tüten </p><p>Limanda simit satan çocuklar </p><p>Martıların telaşı bambaşka </p><p>İşçiler gözler yolunu. </p><p>İnebilseydin o vapurdan </p><p>Ayağında Varnanın tozu </p><p>Yüreğinde ince bir sızı. </p><p>Mavi gözlerinde yanıp tutuşan </p><p>hasretle kucaklayabilseydim </p><p>seninle, bir daha. </p><p>Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi </p><p>Bağrımıza bassaydık seni Nazım, </p><p>Yapardım mutluluğun resmini </p><p>Başında delikanlı şapkan, </p><p>kolların sıvalı, kavgaya hazır </p><p>Bahriyeli adımlarla düşüp yola </p><p>Gidebilseydik Meserret Kahvesine, </p><p>İlk karşılaştığımız yere </p><p>Ve bir acı kahvemi içseydin. </p><p>Anlatsaydık </p><p>o günlerden, geçmişten, gelecekten, </p><p>Ne günler biterdi, </p><p>Ne geceler... </p><p>Dinerdi tüm acılar seninle </p><p>Bir düş olurdu ayrılığımız, </p><p>anılarda kalan. </p><p>Ve dolaşsaydık Türkiyeyi </p><p>bir baştan bir başa. </p><p>Yattığımız yerler müze olmuş, </p><p>Sürgün şehirler cennet. </p><p>İşte o zaman Nazım, </p><p>Yapardım mutluluğun resmini </p><p>Buna da ne tual yeterdi; </p><p>ne boya... </p><p>                  </p>]]></description><guid isPermaLink="false">1199</guid><pubDate>Wed, 20 Aug 2025 16:41:07 +0000</pubDate></item><item><title>MUTLULU&#x11E;UN RESM&#x130;</title><link>https://www.siirname.com/konu/1197-mutlulu%C4%9Fun-resmi%CC%87/</link><description><![CDATA[<p>Kokusu buram buram tüten </p><p>Limanda simit satan çocuklar </p><p>Martıların telaşı bambaşka </p><p>İşçiler gözler yolunu. </p><p>İnebilseydin o vapurdan </p><p>Ayağında Varnanın tozu </p><p>Yüreğinde ince bir sızı. </p><p>Mavi gözlerinde yanıp tutuşan </p><p>hasretle kucaklayabilseydim </p><p>seninle, bir daha. </p><p>Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi </p><p>Bağrımıza bassaydık seni Nazım, </p><p>Yapardım mutluluğun resmini </p><p>Başında delikanlı şapkan, </p><p>kolların sıvalı, kavgaya hazır </p><p>Bahriyeli adımlarla düşüp yola </p><p>Gidebilseydik Meserret Kahvesine, </p><p>İlk karşılaştığımız yere </p><p>Ve bir acı kahvemi içseydin. </p><p>Anlatsaydık </p><p>o günlerden, geçmişten, gelecekten, </p><p>Ne günler biterdi, </p><p>Ne geceler... </p><p>Dinerdi tüm acılar seninle </p><p>Bir düş olurdu ayrılığımız, </p><p>anılarda kalan. </p><p>Ve dolaşsaydık Türkiyeyi </p><p>bir baştan bir başa. </p><p>Yattığımız yerler müze olmuş, </p><p>Sürgün şehirler cennet. </p><p>İşte o zaman Nazım, </p><p>Yapardım mutluluğun resmini </p><p>Buna da ne tual yeterdi; </p><p>ne boya... </p><p>                  </p>]]></description><guid isPermaLink="false">1197</guid><pubDate>Wed, 20 Aug 2025 16:39:47 +0000</pubDate></item><item><title>P&#x130;RAYE &#x130;&#xC7;&#x130;N YAZILMI&#x15E; SAAT 21 &#x15E;&#x130;&#x130;RLER&#x130; - 5</title><link>https://www.siirname.com/konu/746-pi%CC%87raye-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-yazilmi%C5%9F-saat-21-%C5%9Fi%CC%87i%CC%87rleri%CC%87-5/</link><description><![CDATA[<p>Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 12 Kasım 1945</p><p>Damardan boşanan kan gibi ılık ve uğultulu </p><p>son lodoslar esmeye başladı. </p><p>Havayı dinliyorum : </p><p>nabız yavaşladı. </p><p>Uludağda, zirvede kar </p><p>ve Kirezli-yaylada şahane ve şipşirin yatmış uykudadır </p><p>kırmızı kestane yapraklarının üstünde ayılar. </p><p>Ovada kavaklar soyunuyor. </p><p>İpekböceği tohumları kışlaklarına gitti gidecek, </p><p>sonbahar bitti bitecek, </p><p>nerdeyse girecek gebe-uykularına toprak. </p><p>Ve biz yine bir kış daha geçireceğiz : </p><p>büyük öfkemizin içinde </p><p>ve mukaddes ümidimizin ateşinde ısınarak...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">746</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:25:38 +0000</pubDate></item><item><title>P&#x130;RAYE &#x130;&#xC7;&#x130;N YAZILMI&#x15E; SAAT 21 &#x15E;&#x130;&#x130;RLER&#x130; - 3</title><link>https://www.siirname.com/konu/745-pi%CC%87raye-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-yazilmi%C5%9F-saat-21-%C5%9Fi%CC%87i%CC%87rleri%CC%87-3/</link><description><![CDATA[<p>Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 12 Aralık 1945</p><p>Ağaçlar ovada son bir gayretle pırıldamakta : </p><p>pul pul altın </p><p>bakır </p><p>tunç ve tahta... </p><p>Öküzlerin ayakları yaş toprağa gömülüyor yumuşacık. </p><p>Ve dağlar dumana batık </p><p>kurşunî, sırılsıklam... </p><p>Tamam, </p><p>sonbahar belki bugün bitti artık. </p><p>Yaban kazları hızla gelip geçti demin </p><p>herhal İznik gölüne gidiyorlar. </p><p>Havada serin </p><p>havada is kokusu gibi bir şey : </p><p>havada kar kokusu var... </p><p>Şimdi dışarda olmak, </p><p>dörtnala sürmek dağlara doğru atı. </p><p>«- Ata binmesini de bilmezsin,» -- diyeceksin ama </p><p>şakayı bırak ve kıskanma, </p><p>yeni bir huy edindim hapiste : </p><p>seni sevdiğim kadar değilse de </p><p>hemen hemen ona yakın seviyorum tabiatı... </p><p>Ve ikiniz de uzaktasınız...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">745</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:24:55 +0000</pubDate></item><item><title>P&#x130;RAYE &#x130;&#xC7;&#x130;N YAZILMI&#x15E; SAAT 21 &#x15E;&#x130;&#x130;RLER&#x130; - 2</title><link>https://www.siirname.com/konu/744-pi%CC%87raye-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-yazilmi%C5%9F-saat-21-%C5%9Fi%CC%87i%CC%87rleri%CC%87-2/</link><description><![CDATA[<p>Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 10 Ekim 1945</p><p>Gözlerine bakarken </p><p>güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, </p><p>bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum... </p><p>Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, </p><p>durup dinlenmeden değişen ebedî madde gibi gözlerin : </p><p>sırrını her gün bir parça veren </p><p>fakat hiçbir zaman </p><p>büsbütün teslim olmayacak olan...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">744</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:24:39 +0000</pubDate></item><item><title>P&#x130;RAYE &#x130;&#xC7;&#x130;N YAZILMI&#x15E; SAAT 21 &#x15E;&#x130;&#x130;RLER&#x130; - 1</title><link>https://www.siirname.com/konu/743-pi%CC%87raye-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-yazilmi%C5%9F-saat-21-%C5%9Fi%CC%87i%CC%87rleri%CC%87-1/</link><description><![CDATA[<p>Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 1 Ekim 1945</p><p>Dağın üstünde : </p><p>akşam güneşiyle yüklü olan bir bulut var dağın üstünde. </p><p>Bugün de : </p><p>sensiz, yani yarı yarıya dünyasız geçti bugün de. </p><p>Birazdan açar </p><p>kırmızı kırmızı : </p><p>gecesefaları birazdan açar kırmızı kırmızı. </p><p>Taşır havamızda sessiz, cesur kanatlar </p><p>vatandan ayrılığa benzeyen ayrılığımızı...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">743</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:24:20 +0000</pubDate></item><item><title>P&#x130;RAYE &#x130;&#xC7;&#x130;N YAZILMI&#x15E; SAAT 21 &#x15E;&#x130;&#x130;RLER&#x130;</title><link>https://www.siirname.com/konu/742-pi%CC%87raye-i%CC%87%C3%A7i%CC%87n-yazilmi%C5%9F-saat-21-%C5%9Fi%CC%87i%CC%87rleri%CC%87/</link><description><![CDATA[<p>Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri</p><p>Ne güzel şey hatırlamak seni : </p><p>ölüm ve zafer haberleri içinden, </p><p>hapiste </p><p>ve yaşım kırkı geçmiş iken... </p><p>Ne güzel şey hatırlamak seni : </p><p>bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin </p><p>ve saçlarında </p><p>vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... </p><p>İçimde ikinci bir insan gibidir </p><p>seni sevmek saadeti... </p><p>Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının, </p><p>güneşli bir rahatlık </p><p>ve etin daveti : </p><p>kıpkızıl çizgilerle bölünmüş </p><p>sıcak </p><p>koyu bir karanlık... </p><p>Ne güzel şey hatırlamak seni, </p><p>yazmak sana dair, </p><p>hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek : </p><p>filânca gün, falanca yerde söylediğin söz, </p><p>kendisi değil </p><p>edasındaki dünya... </p><p>Ne güzel şey hatırlamak seni. </p><p>Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine : </p><p>bir çekmece </p><p>bir yüzük, </p><p>ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. </p><p>Ve hemen </p><p>fırlayarak yerimden </p><p>penceremde demirlere yapışarak </p><p>hürriyetin sütbeyaz maviliğine </p><p>sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım... </p><p>Ne güzel şey hatırlamak seni : </p><p>ölüm ve zafer haberleri içinden, </p><p>hapiste </p><p>ve yaşım kırkı geçmiş iken...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">742</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:23:59 +0000</pubDate></item><item><title>ZAFERE DA&#x130;R</title><link>https://www.siirname.com/konu/741-zafere-dai%CC%87r/</link><description><![CDATA[<p>Zafere Dair</p><p>Korkunç ellerinle bastırıp yaranı </p><p>dudaklarını kanatarak </p><p>dayanılmakta ağrıya. </p><p>Şimdi çıplak ve merhametsiz </p><p>bir çığlık oldu ümid... </p><p>Ve zafer </p><p>artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar </p><p>tırnakla sökülüp koparılacaktır... </p><p>Günler ağır. </p><p>Günler ölüm haberleriyle geliyor. </p><p>Düşman haşin </p><p>zalim </p><p>ve kurnaz. </p><p>Ölüyor çarpışarak insanlarımız </p><p>- halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı - </p><p>ölüyor insanlarımız </p><p>- ne kadar çok - </p><p>sanki şarkılar ve bayraklarla </p><p>bir bayram günü nümayişe çıktılar </p><p>öyle genç </p><p>ve fütursuz... </p><p>Günler ağır. </p><p>Günler ölüm haberleriyle geliyor. </p><p>En güzel dünyaları </p><p>yaktık ellerimizle </p><p>ve gözümüzde kaybettik ağlamayı: </p><p>bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp </p><p>gözyaşlarımız gittiler </p><p>ve bundan dolayı </p><p>biz unuttuk bağışlamayı... </p><p>Varılacak yere </p><p>kan içinde varılacaktır. </p><p>Ve zafer </p><p>artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar </p><p>tırnakla sökülüp </p><p>koparılacaktır...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">741</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:23:30 +0000</pubDate></item><item><title>Y&#xDC;R&#xDC;MEK</title><link>https://www.siirname.com/konu/740-y%C3%BCr%C3%BCmek/</link><description><![CDATA[<p>Yürümek</p><p>Yürümek; </p><p>yürümeyenleri </p><p>arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, </p><p>havaları boydan boya yarıp ikiye </p><p>bir mavzer gözü gibi </p><p>karanlığın gözüne bakarak </p><p>yürümek!.. </p><p>Yürümek; </p><p>dost omuzbaşlarını </p><p>omuzlarının yanında duyup, </p><p>kelleni orta yere </p><p>yüreğini yumruklarının içine koyup </p><p>yürümek!.. </p><p>Yürümek; </p><p>yolunda pusuya yattıklarını, </p><p>arkadan çelme attıklarını </p><p>bilerek </p><p>yürümek... </p><p>Yürümek; </p><p>yürekten </p><p>gülerekten </p><p>yürümek...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">740</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:23:13 +0000</pubDate></item><item><title>YOLCULUK</title><link>https://www.siirname.com/konu/739-yolculuk/</link><description><![CDATA[<p>Yolculuk</p><p>Bir şair yolculuk ediyor </p><p>bir denizinde dünyamızın </p><p>bakarak bir yıldıza. </p><p>Yolculuk ediyor şairin biri </p><p>yıldızlardan birinde bir denizde </p><p>bakarak dünyamıza. </p><p>Yolculuk ediyor şairler </p><p>denizlerinde kâinatın </p><p>bakarak birbirine.</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">739</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:23:03 +0000</pubDate></item><item><title>Y&#x130;RM&#x130;NC&#x130; ASRA DA&#x130;R</title><link>https://www.siirname.com/konu/738-yi%CC%87rmi%CC%87nci%CC%87-asra-dai%CC%87r/</link><description><![CDATA[<p>Yirminci Asra Dair</p><p>- Uyumak şimdi, </p><p>uyanmak yüz yıl sonra, sevgilim... </p><p>- Hayır, </p><p>kendi asrım beni korkutmuyor </p><p>ben kaçak değilim. </p><p>Asrım sefil, </p><p>asrım yüz kızartıcı, </p><p>asrım cesur, </p><p>büyük </p><p>ve kahraman. </p><p>Dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman. </p><p>Ben yirminci asırlıyım </p><p>ve bununla övünüyorum. </p><p>Bana yeter </p><p>yirminci asırda olduğum safta olmak </p><p>bizim tarafta olmak </p><p>ve dövüşmek yeni bir âlem için... </p><p>- Yüz yıl sonra, sevgilim... </p><p>- Hayır, her şeye rağmen daha evvel. </p><p>Ve ölen ve doğan </p><p>ve son gülenleri güzel gülecek olan yirminci asır </p><p>(benim şafak çığlıklarıyla sabaha eren müthiş gecem), </p><p>senin gözlerin gibi, Hatçem, </p><p>güneşli olacaktır...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">738</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:22:51 +0000</pubDate></item><item><title>Y&#x130;NE &#xD6;L&#xDC;ME DA&#x130;R</title><link>https://www.siirname.com/konu/737-yi%CC%87ne-%C3%B6l%C3%BCme-dai%CC%87r/</link><description><![CDATA[<p>Yine Ölüme Dair</p><p>Zevcem, </p><p>ruhu revanım </p><p>Hatice Pîrâyende, </p><p>ölümü düşünüyorum, </p><p>demek ki arteryo skleroz </p><p>başlıyor bende... </p><p>Bir gün </p><p>kar yağarken, </p><p>yahut </p><p>bir gece, </p><p>yahut </p><p>bir öğle sıcağında, </p><p>hangimiz ilkönce, </p><p>nasıl </p><p>ve nerde öleceğiz? </p><p>Nasıl </p><p>ve ne olacak </p><p>ölenin son duyduğu ses, </p><p>son gördüğü renk, </p><p>kalanın ilk hareketi </p><p>ilk sözü </p><p>ilk yediği yemek? </p><p>Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz. </p><p>Haber </p><p>çığlıklarla gelecek, </p><p>yahut da ima edecekler, </p><p>ve kalanı yalnız bırakıp </p><p>gidecekler... </p><p>Ve kalan </p><p>karışacak kalabalığa. </p><p>Yani efendim, hayat... </p><p>Ve bütün bu ihtimâlât </p><p>1900 kaç senesinin </p><p>kaçıncı ayı </p><p>kaçıncı günü </p><p>kaçıncı saatinde? </p><p>Zevcem, </p><p>ruhu revanım </p><p>Hatice Pîrâyende, </p><p>ölümü düşünüyorum, </p><p>geçen ömrümüzü düşünüyorum. </p><p>Kederli </p><p>rahat </p><p>ve hodbinim. </p><p>Hangimiz ilkönce </p><p>nasıl </p><p>ve nerde ölürsek ölelim, </p><p>seninle biz </p><p>birbirimizi </p><p>ve insanların en büyük dâvasını sevebildik </p><p>- dövüştük onun uğruna -, </p><p>«yaşadık» </p><p>diyebiliriz.</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">737</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:22:30 +0000</pubDate></item><item><title>Y&#x130;NE MEMLEKET&#x130;M &#xDC;ZER&#x130;NE S&#xD6;YLENM&#x130;&#x15E;T&#x130;R</title><link>https://www.siirname.com/konu/736-yi%CC%87ne-memleketi%CC%87m-%C3%BCzeri%CC%87ne-s%C3%B6ylenmi%CC%87%C5%9Fti%CC%87r/</link><description><![CDATA[<p>Yine Memleketim Üzerine Söylenmiştir</p><p>Memleketim, memleketim, memleketim, </p><p>ne kasketim kaldı senin ora işi </p><p>ne yollarını taşımış ayakkabım, </p><p>son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, </p><p>Şile bezindendi. </p><p>Sen şimdi yalnız saçımın akında, </p><p>enfarktında yüreğimin, </p><p>alnımın çizgilerindesin memleketim, </p><p>memleketim, </p><p>memleketim...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">736</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:22:15 +0000</pubDate></item><item><title>Y&#x130;NE &#x130;YIMSERL&#x130;K &#xDC;ST&#xDC;NE</title><link>https://www.siirname.com/konu/735-yi%CC%87ne-i%CC%87yimserli%CC%87k-%C3%BCst%C3%BCne/</link><description><![CDATA[<p>Yine İyimserlik Üstüne</p><p>Sağlığımda açıldı kosmos yolu, </p><p>Moskova'da açılış törenindeyim. </p><p>Avucumda bir çocuğun sarışın eli, </p><p>bir yılbaşı ağacı önündeyim. </p><p>Biliyordum, yaşına bile gelmeden, </p><p>gözlerinde sırça toplar yanan çocuk, </p><p>yolcu füzeleri güneşe doğru, yıldızların arasından, </p><p>balıklar gibi sessiz sedasız akıp gidecek. </p><p>Ama füze yolcuları yola çıkabilecek mi pasaportsuz? </p><p>Bilet olacak mı? Parayla mı alacaklar? </p><p>Ve uzaklaşıp karpuzlaşır, elmalaşırken dünyamız, </p><p>ıstıratosferde savaş füzelerine mi rastgelecekler? </p><p>Beni ilgilendiren bavullarının eşyası değil, </p><p>yüreklerinin yükü. </p><p>Korkuyorlarsa kimden, neden, niçin, nasıl? </p><p>Ya ara hırsı? Emir verme merakı? </p><p>Yüzüne yılbaşı ağacının telli pullu </p><p>aydınlığı vuran çocuk, </p><p>belli, bilmiyorum neden, ama belli </p><p>yaşayacak benden iki kere çok. </p><p>Kosmosa filan gidip gelecek. İş bunda değil. </p><p>Yeryüzünde görecek mucizenin büyüğünü : </p><p>tek insan milletini pırıl pırıl. </p><p>Ben iyimserim, dostlar, akarsu gibi...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">735</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:21:50 +0000</pubDate></item><item><title>Y&#x130;NE DE &#x130;Y&#x130;MSERL&#x130;K</title><link>https://www.siirname.com/konu/734-yi%CC%87ne-de-i%CC%87yi%CC%87mserli%CC%87k/</link><description><![CDATA[<p>Yine De İyimserlik</p><p>kardeşim</p><p>sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana</p><p>uçak sağ salim inebilsin meydana</p><p>doktor gülerek çıksın ameliyattan</p><p>kör çocuğun açılsın gözleri</p><p>delikanlı kurtarılsın kurşuna dizilirken</p><p>birbirine kavuşsun yavuklular</p><p>düğün dernek yapılsın hem de</p><p>susuzluk da suya kavuşsun</p><p>ekmek de hürriyete</p><p>kardeşim</p><p>sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana</p><p>onların dediği çıkacak</p><p>eninde de sonunda da...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">734</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:21:29 +0000</pubDate></item><item><title>YA&#x15E;AMAYA DA&#x130;R - III</title><link>https://www.siirname.com/konu/733-ya%C5%9Famaya-dai%CC%87r-iii/</link><description><![CDATA[<p>Yaşamaya Dair - III</p><p>Bu dünya soğuyacak, </p><p>yıldızların arasında bir yıldız, </p><p>hem de en ufacıklarından, </p><p>mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, </p><p>yani bu koskocaman dünyamız. </p><p>Bu dünya soğuyacak günün birinde, </p><p>hatta bir buz yığını </p><p>yahut ölü bir bulut gibi de değil, </p><p>boş bir ceviz gibi yuvarlanacak </p><p>zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. </p><p>Şimdiden çekilecek acısı bunun, </p><p>duyulacak mahzunluğu şimdiden. </p><p>Böylesine sevilecek bu dünya </p><p>"Yaşadım" diyebilmen için...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">733</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:20:54 +0000</pubDate></item><item><title>YA&#x15E;AMAYA DA&#x130;R - II</title><link>https://www.siirname.com/konu/732-ya%C5%9Famaya-dai%CC%87r-ii/</link><description><![CDATA[<p>Yaşamaya Dair - II</p><p>Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, </p><p>yani, beyaz masadan, </p><p>bir daha kalkmamak ihtimali de var. </p><p>Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini </p><p>biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, </p><p>hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, </p><p>yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz </p><p>en son ajans haberlerini. </p><p>Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için, </p><p>diyelim ki, cephedeyiz. </p><p>Daha orda ilk hücumda, daha o gün </p><p>yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. </p><p>Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, </p><p>fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz </p><p>belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. </p><p>Diyelim ki hapisteyiz, </p><p>yaşımız da elliye yakın, </p><p>daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. </p><p>Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, </p><p>insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla </p><p>yani, duvarın ardındaki dışarıyla. </p><p>Yani, nasıl ve nerede olursak olalım </p><p>hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">732</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:20:40 +0000</pubDate></item><item><title>YA&#x15E;AMAYA DA&#x130;R - I</title><link>https://www.siirname.com/konu/731-ya%C5%9Famaya-dai%CC%87r-i/</link><description><![CDATA[<p>Yaşamaya Dair - I</p><p>Yaşamak şakaya gelmez, </p><p>büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın </p><p>bir sincap gibi mesela, </p><p>yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, </p><p>yani bütün işin gücün yaşamak olacak. </p><p>Yaşamayı ciddiye alacaksın, </p><p>yani o derecede, öylesine ki, </p><p>mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, </p><p>yahut kocaman gözlüklerin, </p><p>beyaz gömleğinle bir laboratuvarda </p><p>insanlar için ölebileceksin, </p><p>hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, </p><p>hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, </p><p>hem de en güzel en gerçek şeyin </p><p>yaşamak olduğunu bildiğin halde. </p><p>Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, </p><p>yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, </p><p>hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, </p><p>ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, </p><p>yaşamak yanı ağır bastığından.</p><p></p>]]></description><guid isPermaLink="false">731</guid><pubDate>Tue, 19 Aug 2025 22:20:11 +0000</pubDate></item></channel></rss>
